(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 43) (5271 S. K. m. 34, 230, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yaralama Suçu Yönünden;
Sanık hakkında kurulan Mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu ile ilgili yapılan inceleme sonucunda; ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde her hangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Tehdit Suçları Yönünden;
Sanık hakkındaki hükmün, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 maddeleri gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu nedenle kararın dayandığı tüm delillerin bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık beyanı ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eyleminin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezaların şahsileştirilmesi gerekmektedir.
Sanığın tüm aşamalarda inkara yönelik savunmada bulunduğu, kahvede tavla oynarken dayısının kaş göz işaretleri yaptığını, bunun üzerine tahrik olduğunu ve tokat attığını, elindeki bıçkıyı dayısının almak istediğini ve bu esnada dayısının yaralandığını belirttiği, tanık N. Y.'ın da beyanında, ortalığın birden hareketlendiğini ve oradan ayrıldığını, sonraki olayları görmediğini belirtmesi karşısında, sanığın savunmasının aksine, müştekilerin iddiaları dışında, sanığın tehdit suçlarını işlediğine ilişkin sübuta götüren, kararın dayandığı tüm delillerin, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık beyanı ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açıklanması ve gerekçelendirilmesi gerekirken yeterli, dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu olmayacak gerekçeler ile sanık hakkında Mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin 1. fıkrasında; Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
2. fıkrasında da; Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır, düzenlemesi yer almaktadır.
İstinaf davasına konu olayda her iki mağdura karşı tehdit suçunun bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğinde kuşku bulunmamaktadır. Aynı suç işleme kararının varlığı için zincirleme suçu oluşturan eylemlerin aynı kast ile işlenmesi zorunlu değildir. Zincirleme suçu oluşturan eylemler ayrı kasıtla da işlenebilir. Zira aynı suç işleme kararı farklı kasıtları birbirine bağlayan üst bir kavramdır. Sanığın hareketlerinin önceki hareketlerinin devamı olması ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantının bulunması aynı suç işleme kararının varlığı için yeterlidir. Burada asıl tartışılacak konu sanığın, her iki mağdura yönelik tehdit eylemini birden fazla kişiye tek bir fiille işleyip işlemediği hususudur. Belirleyici kavram da tek fiildir. Tek fiil, tek hareket anlamına gelmez. Tek fiil içerisinde birden fazla hareket bulunabilir. 765 sayılı Kanun döneminde tek fiille birden fazla kişiye tehdit edilmesi ayrı ayrı suçları oluşturmakta idi. 5237 sayılı Kanun düzenlemesinde Kanunun 3. maddesindeki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” hükmü de gözetilerek bir kısım suçlar kapsam dışında bırakılmak suretiyle aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi halinde zincirleme suç hükmünün uygulanacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen tek fiili aynı olay bütünlüğü içindeki birden fazla hareket anlamında yorumlamak gerekmektedir.
Somut olayda da sanık, aynı suç işleme kararı ile önce mağdur Ş. K.'ı, daha sonra da diğer mağdur R. E.'i tehdit etmiştir. Eylem tek, ancak hareket fazladır. Tehdit suçu araya bir zaman aralığı girmeden aynı sebebe bağlı olarak, aynı olay bütünlüğü içinde birden fazla hareketle birden fazla kişiye karşı tek fiille işlendiğinden sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi 2. fıkrası aracılığıyla 1. fıkrasının uygulanması gerekirken mağdur sayısınca ceza tayini,
Usul ve yasaya aykırı olduğundan, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan incelemesi yapılan hükmün CMK'nun 289/1-g ve 280/1-b maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar yönünden CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince, hükmün bozulmasına ilişkin karar yönünden CMK.nun 284 maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile 02/05/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)