(5237 S. K. m. 29, 43, 106, 125) (5271 S. K. m. 280, 284)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hakaret Suçu Yönünden;
Sanık hakkında hakaret suçundan hüküm kurulurken TCK.nun 125/1.maddesi yerine TCK.nun 106/2-a madde numarası yazılması,
Sanık savunmasında; olay günü annesi M.'i odada bulunanların çekiştirdiklerini görünce odaya girdiğini beyan etmesi karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi ve ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığı üzerinde durularak, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Tehdit Suçları Yönünden;
Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın kanunun 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için tehditin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, sanığın elinde tabanca, kardeşi M. Y.'nın da elinde çekiç olduğu halde odaya girdikleri ve sanık F. Y.'nın önce M. Ö.'i sonra da E. B.'a tabancayı doğrultmak sureti ile tehdit sözleri söylediği olayda, sanığın eyleminin birden fazla kişi ile birlikte her iki mağdura yönelik olarak zincirleme şekilde tehdit suçunu oluşturduğu ve TCK’nın 106/2-c ve 43/2 madde hükümlerinin uygulanması gerekirken, yeterli gerekçe gösterilmeksizin, her bir mağdura yönelik tehdit suçundan sanığa ayrı ayrı ceza verilmesi,
Sanık savunmasında; olay günü annesi M.'i odada bulunanların çekiştirdiklerini görünce odaya girdiğini beyan etmesi karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi ve ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığı üzerinde durularak, sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bursa Adli Emanetinin 2009/5203 sırasında kayıtlı emanet eşyası hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
Usul ve yasaya aykırı olduğundan, istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf talebi bu nedenle uygun görülmekte incelemesi yapılan hükmün CMK'nun 280/1-d maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 284. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 18/12/2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)