T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2018/124
KARAR NO : 2018/138
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2017
NUMARASI: 2016/395 Esas 2017/847 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 22/02/2018
Taraflar arasında görülen dava neticesinde davanın kabulune ilişkin hükmün davalı vekilince istinafı üzerine incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin sigortalısı ...... A.Ş.’nin 66 palet içindeki 132 kartondan mütevellit muhtelif cins serum torbası ve tıbbi malzeme yükünün Belçika’dan Türkiye’ye taşınmak üzere 08/06/2015 tarihinde davalının ..... plakalı aracına yüklenerek 18/06/2015 tarihinde davalının antreposuna ve oradan da 20/06/2015 tarihinde sigortalı firmanın deposuna getirildiğini, sigortalı firmanın deposunda yapılan tahliye sırasında 1 kutu içinde 6000 adet 231667222 ürün kodlu 2'li serum torbası emtiasının hasara uğradığının tespit edildiği ve bu hususun araç sürücüsünün de imzasıyla tutanak altına alındığını, yaptırılan hasar ekspertiz incelemesi sonucu emtianın nakliyeci firmanın sorumluluğunda antrepo/sigortalının deposu arasında yapılan sevkiyatta hasarlanmış olduğundan hasar bedeli olan 3.249,07-TL'nin ödeme tarihi olan 03/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak hasarlı olduğu iddia edilen emtianın ürün kodunun 23166722 olduğu, dosyaya sunulan ekspertiz raporunda aynı ürün kodlu emtiayla ilgili olarak sadece hasar ve teslim tarihleri değiştirilip aynı mahkemenin 2016/394 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, dava konusu yükün antrepoya ve oradan davacının sigortalısı deposuna tam ve hasarsız olarak teslim edildiğini, dosyadaki CMR hamule senedi ve taşıma irsaliyesine herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediğini, dosyadaki 20/06/2015 tarihli hasar tutanağının zarara ilişkin somut veri içermediğini, serum torbalarında hasar bulunmadığını, eksper raporunda serum torbalarının değil kolilerin hasarlı olduğunun belirlendiğini, eksperin hijyen ve sağlık sektörü ile ilgili mesleki formasyonu hakkında bir kanıt olmadığını, kolilerin dört ayrı bölümden oluştuğu ve olayda koli üzerinde sadece bir delik bulunduğu koli içindeki hiçbir serum torbasının hasarlanmadığını, davacı tarafın rücu talebinin fahiş olduğunu, sorumluluk hükümlerine göre brüt kg. başına 8.33 SDR hesaplaması yapılabileceğini beyanla öncelikle davanın derdestlik itirazları nedeniyle usulden reddine,davanın taşıma sigortacısı olan ....Sigorta A.Ş'ye ihbarına, taşıyıcının sorumlu tutulabileceği bir hasar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, dava konusu taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğu, taşıma sırasında meydana gelen hasarın sigorta sözleşmesi teminatında olduğu, davacının zarar tutarını davalıya rücusunun mümkün bulunduğu, emtianın taşıma sırasında hasarlanmış olmasından dolayı meydana gelen zarardan CMR 17. maddesi uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, üst sorumluluk limitinin altında olan ve piyasa rayiç değerine uygun bulunan 3.249,07-TL tazminatın 20.10.2015 ödeme tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili; derdestlik itirazında bulunduklarını,taşımaya CMR konvansiyonu uygulanması gerektiğini ve davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taşıma irsaliyesinden de görüleceği üzere malların 19/06/2015 tarihinde tam ve hasarsız tesliminin yapıldığını, sigortalı tarafından taşıma irsaliyesine ve CMR hamule senedine herhangi bir ihtirazı kayıt düşülmediğini, 20/06/2015 tarihli hasar tutanağının zararın boyutuna ait somut veri içermediğini, eksper hasar nedeni olarak yırtık, hasar gören maddeyi ise koli olarak tanımladığını, serum torbalarının sağlam olduğunu, yırtık ve hasarlı olmasından dolayı steril olma özelliğini kaybettiği yönünde tespitler olduğunu, bu durumda serum torbalarının imhasının gerektiğini, ancak dosyaya sunulan herhangi bir imha tutanağının mevcut olmadığını, hasar ihbarının 18/06/2015 olduğunu, oysa ki hasar iddiasına konu emtiaların 19/06/2015 tarihinde teslim edildiğini,mahkemenin CMR konvansiyonundan söz ederek hüküm tesis etmesine rağmen avans faizi işletilmesine hükmettiğini ayrıca davacı tarafından ödenen tazminatın taşıyıcı tarafından ancak gerçek mal bedeli üzerinden tazmin edilebileceğini belirterek yasaya, usule, hak ve nesafet kurallarına aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Davacı ... şirketi tarafından sigortalısına 29/04/2015 tarihinde ödeme yapıldığı, sigortalısının haklarına halef olduğu, taşımanın güzergahı itibariyle CMR konvansiyonuna tabi olduğu ,CMR konvansiyonunun 17.maddesi gereğince taşımacı yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar bunların kısmen yada tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
CMR 30.madde uyarınca gönderilen taşıyıcıyla birlikte durumu kontrol etmeden ve genel görünüm itibariyle ziya ve hasar hakkında taşıyıcıya ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin eşyayı teslim aldığı takdirde, aksi sabit oluncaya kadar gönderilen eşyayı taşıma senedinde belirtilen şekilde teslim aldığının kabul edileceği belirtilmiştir. Kısmi ziya ve hasar halinde ihtirazı kayıt taşıyıcı yada taşıyıcının temsilcisine yada yanında çalışana ileri sürülebilir. Aksi halde yapılan bildirim hiçbir sonuç doğurmaz. Eldeki davada bildirimin taşıyıcının şoförüne yapıldığı dosyaya sunulan 26/05/2015 tarihli hasar tutanağından anlaşıldığından ziya ve hasarın ayrıca bildirimine gerek yoktur. Davaya konu taşınan emtianın 18/06/2015 tarihinde gümrük antreposuna taşıyıcı tarafından teslim edildiği , davanın 27/04/2016 tarihinde açıldığı CMR 32 gereği 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava hasar nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğundan sorumluluğun ve zararın belirlenmesi açısından ilk derece mahkemesince bilirkişiden alınan kök ve ek raporunda; taşınan yükün serum torbaları olduğu ,serum torbalarının bulunduğu kolilerin hasar gördüğü ve malzemelerin ambalajlarında hasar bulunduğu ,steril bir malzemenin steril özelliğinin korunabilmesi için sağlam ve dayanıklı olması grektiği ,bu malzemelerin ambalajlarının ve saklandığı kolilerin de sağlam ve dayanıklı olması ,yırtılmaya aşınmaya maruz kalmaması gerektiği ,kolilerin hasara uğradığı ,steril malzemenin amalajında da hasar bulunması nedeniyle steril özelliklerinin kaybolduğu anlaşıldığı ,paket bütünlüğü bozulmuş ,uygun koşullarda bekletildiğinden emin olunamadığından emtia tek kullanımlık malzeme olup ve tekrar steril edilebilme olanağı bulunmadığı ,hasarlı kolinin tamamının hasarlı bulunduğunun kabulü gerektiği , taşıma sürecinde gerçekleştiği sabit olan dava konusu hasar kaynaklı zarardan sorumlu olduğu, zararın 3.249,07-TL olarak hesaplandığı ve üst sınırın altında kaldığı belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taşınan emtianın sağlık ürünü olması ve ambalajının zarar görmesi, tıbbi malzemelerin strelize ortamda korunması gerekliliği karşısında , kolinin bütünlüğünün bozulması karşısında içindeki tüm tıbbi malzemeleri şüpheli hale getireceği, hatta kullanılması telafisi imkansız zararlara neden olacağından ürünün sigortalı tarafından imha edilecek stok olarak ayrıldığı anlaşılmakla ,sterilize olmayan malzemenin satışı ve sovtajının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Sigortalı ile taşıyıcı arasında akdedilen uzun süreli taşıma sözleşmesi dosyaya sunulmuş olup ,davalının sigortalının ithal ettiği tüm ürünleri yurtdışı ve yurtiçi taşımasını üstlendiği gözetildiğinde bir başka taşımada hasarlanan aynı ürün kodlu emtia zararı için açılan açılan davanın elde ki davaya derdest sayılamayacağı ,ilk derece mahkemesinin ambalaj içerisindeki tüm sağlık ürünlerinde meydana gelen hasardan davalı taşıyıcıyı sorumlu tutmasında isabetsizlik olmadığı ,hesaplanan zararın gerçek zarar olduğu ve taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun tesbiti için yapılan üst sınır hesaplamasının altında bulunduğu ,ayrıca yabancı para ile ödeme ve tazminat talebi bulunmadığından avans faizi işletilmesinin de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatına varılmış ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 221,94- TL harçtan davalı tarafından peşin yatırılan 55,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 166,44 -TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 27,80- TL nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine .
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/02/2018