T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/99
KARAR NO: 2024/199
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/11/2023 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/601 Esas
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN
TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz
İhtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ara kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA VE TALEP: Davacı vekili; müvekkili bankanın ... AŞ'nin yurtdışında bankacılık faaliyeti gösteren iştiraki olduğunu, davalıların hissedar ve yönetim kurulu üyesi oldukları şirket tarafından müvekkili kurumdan kredi kullandığını, davalıların da işbu kredi sözleşmesine 4.000.000-Euro limitle müteselsilen kefil olduklarını, ancak şirket ve davalılarca bu kredi bedellerinin müvekkile ödenmediğini, müvekkili tarafından Alman mahkemelerine başvurulduğunu ve Düsseldorf Eyalet Mahkemesi tarafından 27.06.2014 tarihinde ilan edilen 8 O 309/13 sayılı hükmün icra edilebilir ilamı ile "davalıların müvekkil kuruma müteselsilen 2.975.630,44-euro borçlu olduğu ve bu borcun 22.10.2013 tarihinden ilibaren %5 faizi ile ödenmesine karar verildiğini, işbu kararın Düsseldorf Eyalet Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi tarafından 24.06.2016 tarihli 8 O 309713 sayıdı nihai hüküm ile hüküm kesinleştiğini, bahse konu Almanya Federal Cumhuriyeti, Düsseldorf Eyalet Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce 8 O 309/13 sayılı dosyasında verilen 27.06.2014 tarihli hükmün icra edilebilir ilamı ile 24.06.2016 tarihli nihai hükmünün apostil şerhinin alındığını ve yeminli mütercime tercüme ettirilmiş olup bir nüshasının da mahkemeye sunulduğunu, tenfiz davasının görüldüğü süre içerisinde daha önce mal kaçıran davalıların mevcut sahibi oldukları malları da kaçırma ihtimali çok yüksek olduğundan ve dava sonuçlanıncaya kadar mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi tamamen imkansız hale geleceğinden, davalıların sahip oldukları taşınır ve taşınmaz mal, banka hesapları ve her türlü hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, Almanya Federal Cumburiyeti, Düsseldorf Eyalet Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce 8 O 309/13 sayılı dosyasında verilen 27.06.2014 tarihli icra edilebilir ilamı ile 24.06.2016 tarihli nihai hükmün Türkiye'de icra edilebilmesi için tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ HACİZ KARARI: Mahkemece; ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, Sofya Almanya Federal Cumburiyeti, Düsseldorf Eyalet Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce 8 O 309/13 sayılı dosyasında verilen 27/06/2014 tarihli hükmün icra edilebilir ilamı ile 24/06/2016 tarihli nihai hükümde belirtilen 2.975.630,44-EURO bedelin dava tarihi olan 20/09/2023 tarihli T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden (2.975.630,44-EURO x 28.9629 = 86.182.886,90-TL) karşılığı 86.182.886,90-TL'nin tahsilinin ifasını temin bakımından, 6741 sayılı kanunun 8/2. maddesi uyarınca teminatsız olarak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının 2004 Sayılı İİK'nın 257. maddesinde muayyen tahditler dairesinde ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
İTİRAZ: İhtiyati hacze itiraz eden davalılar vekili; müvekkillerinin hepsi hakkında iflas kararı verildiğini ve tüm kararların kesinleştiğini, dolayısıyla müvekkillerinin malları üzerindeki tasarruf yetkisinin son bulduğunu, mevcut durumda mal kaçırma ihtimalinin hukuken mümkün olmadığını, somut olayda tenfizi gerçekleşmiş bir kararın bulunmadığını, teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İTİRAZA İLİŞKİN ARA KARAR: Mahkemece; ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan belgeler incelendiğinde, Almanya Federal Cumhuriyeti, Düsseldorf Eyalet Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce 8 O 309/13 sayılı dosyasında verilen hükümle birlikte davacının davalılardan hükümde belirtilen miktar hususunda alacaklı olabileceği hususunda kanaat verecek şekilde delil mevcut olduğu, bu anlamda 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öngörülen şartların oluştuğu, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın itiraz sebeplerinin İİK 265. maddesinde öngörülen sebeplerden olmadığı, dosya kapsamına alınan İstanbul (Kapatılan) 38. ATM'nin 11/03/2014 tarih ve 2013/372 E., 2014/59 K. Sayılı kararı ile İstanbul (Kapatılan) 42. ATM'nin 05/05/2014 tarih ve 2013/308 E., 2014/111 K. Sayılı kararlarının incelenmesinden haklarında dava açılan davalıların değil, davalıların şahıs şirketlerinin iflasına karar verildiği, bu anlamda Mahkemenin 19/10/2023 tarihli ihtiyati haciz kararında davalıların iflas ettikleri belirtilmişse de, davalılar hakkında verilen bir iflas kararı bulunmadığı, bu haliyle davalılar hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine engel bir durum bulunmadığı dikkate alındığında, davacı bankanın ihtiyati haciz taleplerinde teminat yatırmaktan muaf olması dikkate alınarak, davalıların, 19/10/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalılar ihtiyati hacze itiraz edenler vekilleri; müvekkillerin tamamının iflas ettiğini ve ilgili iflas kararları kesinleştiği,tasarruf yetkileri bulunmadığından malları kaçırmaları imkansız olduğunu, İİK'nın 166 ve 191.maddeleri doğrultusunda iflas kararının iflas idaresine bildirilmesinin akabinde tasarruf yetkisi iflas masasına geçtiğini, mahkemece itiraza yönelik yapılan incelemede müvekkillerin şahıs şirketlerinin iflas ettiği belirtilmiş ise de müvekkillerinin de iflas ettiği; bu iflas kararlarının akabinde herhangi bir şekilde menkul veya gayrimenkuller ile ilgili işlem yapamayacaklarını, borç ve alacakların kaydedileceği yerin iflas masası olduğunu, müvekkillerin ve şirketlerinin mallarının uzunca yıllardır iflas idaresinin kontrolünde olduğunu, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının herhangi bir hukuki amaca hizmet etmediğini , ihtiyati haciz kararı verilecekse dahi döviz kuru hesabında dava tarihinin değil iflas karar tarihlerinin esas alınması gerektiğini, davacının Türkiye uyruklu olmaması sebebiyle ihtiyati haczin haksız çıkması ve davanın reddedilmesi halinde doğacak zararları teminat altına alması gerektiğini, anılan davada müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek ihtiyati hacze itirazlarının kabulü ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir. Davalıların iflas ettiği ve iflas tasfiyelerinin halen devam ettiği davalılar vekillerince bildirilmiş, esasen dosyaya getirtilen dosyalardan davalıların iflas ettiği, iflas kararlarının kesinleştiği ve tasfiyelerin devam ettiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davalıların şahıs şirketlerinin iflas ettiği, kendilerinin iflas etmediğinden söz edilmekte ise de davalı gerçek kişi tacirlerin iflas ettiği, şahıs şirketi sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. İİK'nın 184, 190.maddeleri uyarınca borçlu, iflas kararı verildiği andan itibaren müflis sıfatını alır. Borçlunun mevcut tüm malvarlığı ve hakları kendiliğinden iflas masasına dönüşür ve iflasın kapanmasına kadar müflisin edineceği mal, alacak ve haklar da kural olarak iflas masasına kazandırılır. İİK'nın 193.vd.maddeleri uyarınca iflas sonucunda, müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması ile, müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin dava takip yetkisi ortadan kalkar. Ancak müflis iflasın açılması ile ne hak ehliyetini ne de dava ehliyetini kaybeder. Ancak, müflisin masa varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanacağından; müflisin mal varlığına ilişkin tüm davalar iflas idaresi tarafından takip edilecektir. İflas sonucunda, iflas masası kapsamındaki mallar, alacak ve haklar üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanan müflis, iflas masası ile ilgili davaları takip edemez, dava takip yetkisi iflas idaresine aittir. İflas tasfiyesi bağlamında; tasarruf yetkisinin mevcudiyeti, dava takip yetkisinin önemli bir parçasını oluşturur. İflas sürecinde, yukarıda bildirilen iflasın açılması ile duracak türden takiplerden iflasın açılması ile, iflasın açılmasından önce müflis hakkında başlatılmış bazı takipler durur ve bu takipler iflas kararının kesinleşmesiyle düşer. İflas süreci devam ederken; müflise karşı yeni bir takibe girişilemez. Davalılar gerçek kişi olup, gerçek kişi tacirin iflas halinde İİK'nın 82.maddesi uyarınca müflisin haczi kabil bütün malları iflas masasına gireceğinden, davalıların işletmelerinin iflas ettiği, şahsen iflas etmediklerinin kabulü ile ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalılar hakkında iflas tasfiyesinden sonra doğan bir borcun varlığı iddia edilmediğinden ,aleyhlerine icra takibi yapılamayacağı gözetilerek ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, iflas kararının ihtiyati hacze engel olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, ihtiyati haciz kararına itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüne davalılar hakkında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati hacze itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/601 Esas sayılı 16/11/2023 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ara kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati hacze itirazın kabulüne, 19/10/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA" İhtiyati hacze itiraz eden davalılar tarafından yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/202