T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas - Karar No: 2022/355 Esas - 2024/549
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO: 2022/355 Esas
KARAR NO: 2024/549
HAKİM: ....
KATİP:....
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR : 2-...
3- ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25/10/2021
KARAR TARİHİ: 17/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 19/07/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma ile ... arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin icrası kapsamında asıl işveren Bakanlığa ait ... iş yerinde çalışan dava dışı işçi ...'in .... sayılı dosyasında işçilik alacakları davası açıldığını, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın kesinleştiğini, dava dışı işçinin mahkeme ilamını .... Esas sayılı dosyasında takibe koyması üzerine son alt işveren olarak müvekkilinin icra dosyasına 01/02/2021 tarihde 24.985,07-TL ödeme yepmek zorunda kaldığını ileri sürerek dava dışı işçiye ödenen 24.985,07 dan şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 01/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketlerden sorumlulukları oranında rücuen tahsilini talep ve dava etmiş, davacı vekili yargılama sırasında talebini ıslah etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... - ... Proje İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işçinin 12.03.2016 - 31.12.2016 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde çalıştığını, Belirli Süreli İş Sözleşmesi gereği 31/12/2016 tarihinde işten ayrıldığını, davacının rücuen tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini, dava dışı işçi ...'in müvekkili iş ortaklığından hiçbir hak ve alacağının bulunmadığına dair imzaladığı ibraname bulunduğunu belirterek yapılacak yargılama sonunda davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Şirketi Vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirkete yöneltilen iş bu davayı kabul etmediklerini, alt işverenlerin yalnızca işçiyi çalıştırdıkları dönem ve bu dönemdeki ücret tutarında sorumlu olduklarını, ihbar tazminatında müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, davanın esastan reddine karar verilmesini ve mahkeme masrafları, avukatlık ücretinin ve diğer tüm masrafların davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, son alt işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının diğer davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
.... sayılı Görevsizlik ilamı ile Mahkememize geldiği, görevsizlik kararı veren Mahkeme tarafından dava konusu dosyaya ilişkin bazı delillerin toplandığı, (...'nın cevabi yazısı, ....'nin cevabi yazısı, ...'nün cevabi yazısı ve ...'nın cevabi yazısı, .... sayılı dosyasının UYAP sureti ) görülmüştür,
Mahkememizce bilirkişi kök ve ek raporu aldırılmıştır.
Dava dışı işçi ...'in ... kayıtlarına göre, davalılar ve davacı bünyesinde 12/03/2016 ve 25/04/2018 tarihleri arasında toplam 662 gün davacı kurum ile aralarında hizmet sözleşmeleri bulunan davalı şirketler yanında çalışmış olduğu, davacının dava dışı işçiye 01.02.2021 tarihinde 24.985,07-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, davalı şirketlerin kendi dönemi ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyamız arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinin mahkememize sunulduğu görülmüştür.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ... kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Mahkememizce Aktüer Bilirkişi ...'ya aldırılan 10/10/2023 tarihli raporda özetle; " ....’nın 07.09.2020 tarihli “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar”
gereğince tarafıma tevdi edilen görev dosya kapsamında ilgili kanun maddeleri, güncel tarihli
Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmiş, bölüm-3.5.de açıklanan hesaplama kriterleri
çerçevesinde hesaplamalar seçenekli olarak yapılarak tablolar haline getirilmiştir.
Yine rehber ilkeler ‘’Bilirkişi, raporunda kesinlikle değerlendirmelerde bulunmamalı, somut
olayı tüm açıklığı ile raporunda anlattıktan sonra olayın yorumunu ve takdirini hâkime
bırakmalıdır.’’ İlkesi gereğince somut olay açıklanmış, davacı kurum tarafından ödenen işçilik
alacaklarının davalı yüklenici alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise ne oranda
olması gerektiği, hangi tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği hukuki yorum ve nihai kararı
Sayın Hâkimliğinize ait olmak üzere;
... Ltd. Şti’den 7.564,46-TL
... Limited Şirketi ve ...
....'nden (birlikte sorumlular):6.109,76-TL
Rücu edebileceği değerlendirilmiştir. " şeklinde raporunu sunmuştur.
Mahkememizce Aktüer Bilirkişi ...'ya aldırılan 23/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; " ...’nın 07.09.2020 tarihli
“Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar”
gereğince tarafıma tevdi edilen görev dosya kapsamında ilgili kanun maddeleri, güncel tarihli
Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmiş, bölüm-3.5.de açıklanan hesaplama kriterleri
çerçevesinde hesaplamalar seçenekli olarak yapılarak tablolar haline getirilmiştir.
Yine rehber ilkeler ‘’Bilirkişi, raporunda kesinlikle değerlendirmelerde bulunmamalı, somut
olayı tüm açıklığı ile raporunda anlattıktan sonra olayın yorumunu ve takdirini hâkime
bırakmalıdır.’’ İlkesi gereğince somut olay açıklanmış, davacı kurum tarafından ödenen işçilik
alacaklarının davalı yüklenici alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise ne oranda
olması gerektiği, hangi tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği hukuki yorum ve nihai kararı
Sayın Hâkimliğinize ait olmak üzere kök raporda bir değişiklik yapılmamıştır." şeklinde ek raporunu sunmuştur.
Mahkememizce bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan hesaplamalar hükme alınmış olup, denetime elverişli kök raporu doğrultusunda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Dava konusu olayda da, davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl (üst) işveren, davalı (alt) işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, davalı (alt) işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumlu olacakları anlaşılmıştır.
İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaya mecburdur. Hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ödeme ile diğerlerine rücu hakkını kazanır.
Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmamış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. .... 'nin 28.01.2014 tarih ve .... ; 25.02.2014 tarih ve .... ., sayılı ilamları ile .... nin 23.06.2014 tarih ve .... ; 13.11.2014 tarih ve .... ; 30.10.2014 tarih ve .... ; 26.10.2015 tarih ve .... . sayılı ilamları da bu yöndedir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelendiğinde, her bir davalı ile yapılan Hizmet Alım Sözleşmelerinin farklı maddesinde ve atıfta bulunulan Şartnamelere göre; yüklenicinin söz konusu işle ilgili olmak üzere çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukların, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlendiği, yüklenicinin bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
2 Şubat 2019 tarihli 30694 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan, 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11'inci maddesi ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Bahse konu maddeye göre “4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” denilmektedir. Madde hükmü, .... sayılı 19/09/2019 tarihli verilen kararı ile iptal edilmiş, karar 15/09/2019 tarihli ve 30919 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Somut olayda; Davacının rücuen alacak talep ettiği dönemdeki sözleşmeler ve eki niteliğindeki teknik şartnameler incelendiğinde kıdem tazminatına ilişkin ödemenin davalıların sorumluluğunda bulunduğu, dava dışı işçinin çalıştığı dönem için 662 gün üzerinden 24.985,07 TL'dan 7.564,46-TL dan davalı .....Ltd.Şt.7i7, 6.109,76-TLdan davalılar ... şirketi ve ... şirketinin müştereken ve müteselsilen olmak üzere tüm davalıların sorumlu oldukları döneme ilişkin miktarlardan rücuen sorumlu olması gerektiği, talep gibi kabul edilen tutara ödeme tarihinden itibaren avans faiz işletileceği anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜNE;
7,564,46 TL davalı ........ Ltd. Şti'nden,
6,109,76 TL'nin davalılar ... ..... Ltd. Şti ve ... .... Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen 01/02/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketlerden alınarak davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 934,09 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL ve 216,44 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 658,35 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç ve 216,44 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 335,04 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 687,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.300,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.987,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 13.674,22-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, KESİN olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/07/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı