T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1959
KARAR NO:2025/284
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/09/2024
NUMARASI:2023/370 Esas - 2024/544 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; davalının 02.12.2020 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davacı şirkette toptan satış elemanı olarak çalıştığını, bu sözleşmenin 02.02.2023 tarihine kadar devam ettiğini, kendi isteğiyle prim gününü doldurduğu için iş akdini sonlandırdığını, 14 kodu ile çıkış yapıldığını, iş sözleşmesinin 8.3. maddesine göre taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 18 ay boyunca işçinin aynı alanda faaliyet gösteren hiçbir kişi veya şirkette çalışmayacağının kayıt altına alındığını, 8.8. maddesine göre ise en son brüt ücretinin 24 katı tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının 2023-Şubat itibariyle başka bir şirkette Bölge Satış Sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının çalıştığı şirketin davacıdaki iş sözleşmesinin aksine aynı alanda ve ilde faaliyet gösteren rakip firma olduğunu, son brüt ücretinin 17.500-TL olduğunu, davacının TBK 447. maddesindeki koşulları da sağlamadığını beyanla; davalının rekabet yasağını ihlali nedeniyle 420.000-TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili aşamalarda cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, karşılıklı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davalı işçinin emeklilik nedeniyle iş akdinin sonlandığı, iş akdinin sona ermesinden 12 gün sonra dava dışı ... A.Şde işe başladığı, alınan bilirkişi raporunda "İş sözleşmesi 8.8. maddesin göre davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği kanaatine ve tutarında cezai şart ödemesi gerektiği belirlendiği için 17.500*24 420.000,00-TL cezai şart alacağı olduğu, sözleşmenin işveren tarafından feshedilmediği ve işçinin iş akdini kendisinin sonlandırdığı, 14 çıkış kodu (emeklilik nedeniyle)" yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, tanık beyanları ve davalının çalışmaya devam ettiği pozisyon dikkate alındığında; davalının müşteri çevresine ve teknik sırlara sahip olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; müvekkil işyerinde yaşadığı sorunlar nedeniyle işten ayrılmak isterken muhasebenin yönlendirmesiyle emekli olabileceğini zannederek işten ayrıldığını, çalışma hayatına devam etmek zorunda kalması sebebiyle son brüt maaşının 24 katı kadar fahiş bir cezai şart öngörülmesi Anayasa'nın 48. maddesi ile korunan çalışma hakkını ihlal ettiğini, TBK'nın420. maddesine göre “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz" olduğunu, rekabet yasağının ihlali halinde en son alınan brüt ücretin 24 katı olarak belirlenen cezai koşulu düzenleyen sözleşmede, sadece müvekkil aleyhine ceza koşulu getirildiği, bunun karşılığında davacı şirkete bir yükümlülük getirilmediğini, cezai şartın çalışanın ekonomik durumu göz önünde bulundurarak belirlenmesi gerektiğini, işçinin ekonomik durumunu gözetmeden fahiş bir ceza koşulu belirlediğini, müvekkilin davacı şirket nezdinde çalışırken aldığı ücretlerin tamamı toplansa dahi hükümde yer alan cezai şartın tutarını karşılamadığını, TBK nın 349 madde kapsamında mahkemenin işçiyi korumak amacıyla zaman, yer ve konu bakımından rekabet yasağına ilişkin aşırı sınırları uygun bir seviyeye indirme hakkı bulunduğu gibi, TBK'nın 161 madde kapsamında da sözleşmede öngörülen cezaî şartı indirme hakkı bulunduğunu, davacının talebine bağlı kalarak 420.000-TL cezai şart alacağının davacıya ödenmesine karar verdiğini, dava dışı şirketin asıl olarak hangi alanda ve Türkiye'de hangi bölgede faaliyet gösterdiğinin araştırılmadığı müvekkil davacı şirket bünyesinde çalıştığı süre boyunca İç Anadolu illerinde sorumlu iken dava dışı şirkette Trakya bölgesinden sorumlu olduğunu rekabet etmeme taahhüdü, ancak işçinin, işverenin müşteri çevresine veya iş ve üretim sırlarına ait bilgileri kullanarak işverene önemli bir zarar verebilme ihtimalinin bulunduğu hallerde geçerli olduğunu, müvekkil davacı şirketin müşteri çevresi veya iş ve üretim sırlarına sahip olsa bile bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verip vermeyeceği araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, davacı şirketin hiçbir müşterisi ile iletişime geçmediğini cezai şart tutarında taleple bağlı kalınarak indirim gerekip gerekmediği hususu değerlendirilmediğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Açılan dava, TBK nın 444 vd. maddeleri uyarınca iş sözleşmesi kapsamında rekabet yasağına aykırılık nedeniyle öngörülen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.02.12.2020 Tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin 8.3 numaralı maddesi "İşçi, şirket ile hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren, 18 ay süre ile, şirketin faaliyet gösterdiği alanda, iş kolunda ve iller ile bu illerin civarındaki şirket veya acentelerinin bulunduğu yerlerde, iş kurmayacağını, bu yerlerde işverenle aynı alanda faaliyet gösteren şirketler ile ortaklık ve/veya iş (hizmet) ilişkisinde bulunmayacağını, belirtilen süre boyunca aynı alanda faaliyet gösteren hiçbir kişi veya şirkette her ne olursa olsun çalışmayacağını, yine aynı koşullarda şirketin portföyündeki müşterilerle birebir ya da 3. kişiler ve/veya kurumlar vasıtasıyla ortaklık ve/veya iş (hizmet) ilişkisi kurmayacağını, aksine davranışın haksız rekabet sayılacağını ve işbu sözleşme ve iş akdine aykırılık oluşturacağını kabul, beyan ve taahhüt eder" şeklindedir.Yine sözleşmenin 8.8 maddesi "İşçi yukarıda belirtilen rekabet yasağı ve ticari sır saklamaya ilişkin tüm taahhütlerden herhangi birine aykırı hareket ettiği takdirde şirketin uğrayacağı tüm maddi ve manevi zararı karşılayacağını, ayrıca en son brüt ücretinin 24 katı cezai şartı kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini ve bu cezai şart miktarının fahiş olmadığını.. beyan ve taahhüt eder." hükmünü haizdir6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir.Somut olayda; davalının 02.12.2020 tarihli iş sözleşmesi ile davacı şirkette " Satış Bölge Sorumlusu" olarak çalışmaya başladığı, Davalının isteği ile işten ayrıldığı, akabinde davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Her iki işyerinin "elektronik kodlama sistemleri "alanında faaliyet gösterdiği dosyaya sunulanlardan tespit edildiğinden, işyerlerinin faaliyet alanlarının belirlenmediğine yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.Sözleşmede belirlenen 18 aylık sürenin makul olduğu taktir edilmekle, sözleşmede; "... Şirketin çalıştığı iller... " denilmek suretiyle yasağın uygulanacağı coğrafi alan bakımından bir belirsizlik bulunduğu ve yasağın geniş çevre için belirlendiği anlaşılmakta ise de, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı şirket yine İstanbul ilinde faaliyet gösterdiğinden aynı ilde rekabet yasağının geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.Davalı vekili, TBK’nın 420. maddesi gereğince; hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğunu ileri sürmüşse de, somut olaya emsal sayılabilecek bir kararda "somut olayda, davacı “hizmet sözleşmesine” dayanarak değil TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen “rekabet yasağı sözleşmesine/ şartına” dayalı olarak talepte bulunmaktadır. Yerleşik Daire kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir. (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas- 2020/3179 Karar sayılı 24.06.2020 tarihli ilamı) Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.Tanık beyanları ve dosya kapsamından; davalının, davacıya ait iş yerinde Bölge Satış Sorumlusu olarak çalıştığı bu kapsamda davacı şirketin müşteri çevresine erişim imkanı bulunduğu, yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır. Davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. Bu sebeple davalı vekilinin cezai şart koşullarının mevcut olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Karşı yanın talebine gerek yoktur.Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalı davacı iş yerinde 2 yıl 2 ay süre kadar çalışmış, işten ayrıldığında ... kayıtlarına göre aylık 17.500-TL brüt ücret alarak kendisi ve ailesinin geçimini sağladığı anlaşılmaktadır. Davacı işveren iki yıllık çalışma karşılığı ödemediği ücreti cezai şart olarak davalıdan talep etmektedir. Davalının bir aylık brüt ücretinin 24 katı ücretine tekabül eden 420.000-TL cezai şart isteği, davacının uğrayabileceği zarara uğrama ihtimaline karşın davalının çalıştığı süre de gözönüne alındığında fahiş niteliktedir. Bu nedenle cezai şartın fahiş olup olmadığı konusunda hiç bir değerlendirme yapılmadan talebin tamamına karar verilmesi doğru olmamıştır. Somut olayın özelliklerine göre takdiren 30.000-TL'ye indirilmesi hak ve nesafet kurallarına uygun uygun bulunmuştur.Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan mahkemece TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğinden yargı giderinin tamamı davalıdan tahsil edilecek , reddedilen kısım bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmeyecektir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tenkise ilişkin istinaf nedeni yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına, yapılan hata eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne fazla istemin tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2024 Tarih 2023/370 Esas - 2024/544 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne 30.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin tenkis nedeniyle reddine,İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 2.049,30-TL harcın, peşin alınan 7.132,55-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 5.083,25-TL harcın davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 2.049,30-TL peşin harç toplamı 2.229,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 4.000-TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafından oluşan 320-TL olmak üzere toplam 4.320-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine taktir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.120-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,Tenkis nedeniyle reddedilen kısım üzerinden davalı yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,"Davalı tarafından yatırılan 7.172,55-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/02/2025