T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/485
KARAR NO: 2025/545
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/12/2024
NUMARASI: 2020/537 Esas - 2024/1052 Karar
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; 05.09.2016 tarihinde “Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkili Acenteler İçin Acentelik Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı tarafça 19.03.2020 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenmiş ... yev numaralı ihtarname ile acentelik sözleşmesinin feshedileceği bildirilmiş ve akabinde 26.06.2020 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğince ... yevmiye numaralı azilname ile de Beyoğlu ... Noterliğince 06.09.2016 tarih ... yevmiye numarası ile tasdikli, davalı tarafından müvekkilince acentelik işlemlerini içeren vekaletnamede ki tüm yetkilerden azledildiğini, sözleşmenin sona erdirildiğini içeren ihtarname gönderildiğini, davalı sigorta şirketi sözleşmeyi hiçbir gerekçeye dayandırmadan feshettiğini, keyfi bir biçimde acentelik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi, müvekkilin yıllarca gerçekleştirdiği tanıtım ve müşteri kazandırma faaliyetlerinin karşılığını alamamasına ve haksız fesih nedeniyle kar mahrumiyetine maruz kalmasına yol açtığını, 2020 yılında 437.943,75-TL üretime karşılık 58.937,58-TL; 2019 yılında 1.697.870-TL'ye karşılık 232.732,39-TL, 2018 yılında 490.359-TL'ye karşılık 68.143,49-TL, 2017 yılında 42.275-TL prim üretimine karşılık 5.102,48-TL komisyon elde ettiğini 2020 yılına ilişkin rakamlar, davalının haksız feshi nedeniyle yılın ilk 5 ayına ilişkin olduğunu, komisyonların ortalaması hesaplanarak müvekkilinin hak ettiği dekleştirme tazminatını belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.900-TL denkleştirme (portföy) tazminatı, 100-TL yoksun kalınan kazancın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili; 26.06.2024 tarihli dilekçesi ile evvelce 4.900-TL olarak talep ettiği denkleştirme (portföy) tazminatı ve cari hesaptan kaynaklı alacak talebini 139.696,56-TL arttırılarak 144.596,56-TL'ye, evvelce 100-TL olarak talep ettiği yoksun kalınan kazanç kaybı talebini ıslahen 29.891,76-TL tutarında arttırılarak 29.991,76 TL'ye çıkartmıştır.
CEVAP: Davalı vekili; acentelik sözleşmesinin feshi sonrası davacı acentenin müvekkil şirketten kaynaklanan bir portföy kaybı bulunmadığını ve müvekkil şirketin önemli menfaat elde etmediğini, davacı acente müvekkil şirket dışında başka sigorta şirketi ya da şirketlerinin de acenteliğini yapmakta olduğundan, fesih sonrası herhangi bir zarara uğramadığını, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için kanunun ve yargıtay içtihatlarının şart koştuğu diğer hususların incelenmesi gerektiğini,davacının müşterilerinin tamamına yakını fesih sonrası davacı acente ile çalışmaya devam etmiş, müvekkil şirket nezdinden poliçelerini yenilemediğini, üstelik davacı acentenin çalıştığı başka sigorta şirketleri de bulunduğunu, tüm bu hususların bir arada değerlendirilerek kanunda da belirtilen hakkaniyet prensibi uyarınca davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 05.09.2016 tarihinde belirsiz süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 22. maddesinde, tarafların her birinin üç ay önceden ihtar etmek koşuluyla sözleşmeyi diledikleri zaman feshedebilme hakkı tanındığı, bu madde hükmüne dayalı olarak işbu sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 19.03.2020 tarihli ihtarname ile 3 ay sonra hüküm doğurmak üzere herhangi bir fesih neden gösterilmeden feshedildiği,haklı bir fesih sebebinin bulunduğu davalı tarafça ispatlanamadığı, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, davalı sigorta şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği hususunun kanıtlanamadığı, bilirkişi 2. ek raporunda 2019 yılında elde ettiği gelirinde (147.028,65 / 12-) Aylık 12.252,39 TL dikkate alındığında da, tüm çalışma dönemi açısından acentenin sigorta poliçelerinden kaynaklı ticari faaliyetini yıllık bazda sürdürebilecek gelirin davalı firma üzerinden yapılan poliçelerinden kaynaklı bir gelirinin olamayacağı, elde edilen menfaatin “önemli menfaat olarak sayılmayacağı” davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamadığı, davacı acentenin fesihten sonraki dönemde davalı dışındaki başkaca sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği tespit edilmiş olmakla, davacının fesihten sonra davalı şirket dışındaki sigorta şirketiyle acentelik ilişkisini devam ettirdiği tespit edilmekle, kazanç kaybı talebi isteyemeyeceği, dava dilekçesinde usulen açılmış bir cari hesap alacağı davası bulunmadığı, ıslah ile daha önce dava konusu edilmemiş olan bir istemin dava kapsamına alınmasının mümkün olmadığı, cari hesap alacağı usulen açılmadığından istemi bakımından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili;sözleşmenin müvekkil acente tarafından haksız bir şekilde feshedilmemiş olduğunu,sözleşmenin sona ermesini müteakiben acentenin kazandırdığı müşteri çevresinden hâlen önemli ölçüde fayda elde ediyor olması gerektiğini,bilirkişi raporlarında müvekkilin denkleştirme tazminatına hak kazandığı ticari defter incelemeleri neticesinde tespit edildiğini, mahkemenin bu tespite rağmen, davanın reddi kararını verdiğini, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle acentenin yapmış olduğu ya da yakın bir zaman dilimi içerisinde yapacağı sözleşmelerden kaynaklı elde edeceği ücret talep hakkını kaybetmiş olması gerektiğini, mahkeme ispat yükünün acentede olduğunu ve davanın ispatlanamadığını söylemişse de adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının bir gereği olarak müvekkilin davalı nezdinde ki verilere ulaşamayacağı da açık bir şekilde ortada olduğundan buna ilişkin verilerin talepleri doğrultusunda mahkemece toplanması gerektiğini, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi, müvekkilin yıllarca gerçekleştirdiği tanıtım ve müşteri kazandırma faaliyetlerinin karşılığını alamamasına ve haksız fesih nedeniyle kar mahrumiyetine maruz kalmasına yol açtığını, müvekkilin bu maddi zararlarının tazmini için denkleştirme tazminatı, rapel (teşvik) ve mahrum kalınan kar alacağını gündeme getirdiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı denkleştirme tazminatı ve kazanç kaybı alacağı istemine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, sözleşme süresince acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır.Sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusuru bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesine göre de; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir.Somut olayda; taraflar arasında 05.09.2016 tarihinde süresiz olarak acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 22.1 maddesinde, tarafların her birinin üç ay önceden haber vermek koşuluyla sözleşmeyi her zaman yürürlükten kaldırabileceğinin düzenlendiği, bu madde hükmüne dayalı olarak sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 19.03.2020 tarihli ihtarname ile 3 ay sonra hüküm doğurmak üzere herhangi bir fesih nedeni gösterilmeden feshedildiği, davalı tarafça haklı fesih sebebi ileri sürülmemiştir.Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacının 2016-2020 yılları arasında toplam 479.390-TL komisyon geliri elde ettiği, ortalama yıllık komisyon gelirinin 126.488-TL olduğu, davacının aynı zamanda 20 den fazla sigorta şirketinin acenteliğini yürüttüğü, davacının portföyünden sadece sağlık branşındaki poliçelerin yenilendiği, başkaca hiç bir poliçenin yenilenmediğini fesihten sonra ki 1 yıl içinde davacının müşteri portföyünden davalı sigorta şirketine yaptırılan poliçelerden kazanılan toplam prim miktarı 188.219-TL olarak hesaplanmıştır.Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, davalının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, fesihten sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı sigorta şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri hususu kanıtlanamamıştır. Bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitlere göre acentelik sözleşmesinin devam ettiği 3,79 yıl süreçte toplam 479,390-TL ve yıllık ortalama 126.488-TL komisyon geliri elde edilmişken, fesihten sonraki süreçte sağlık sigortası poliçelerinden elde edilen prim geliri toplamı 188.219-TL'ye düşmüştür. Bu nedenle davalının, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği kanıtlanamamıştır. Diğer yandan davacı acentenin fesihten sonraki dönemde davalı dışındaki 20'den fazla sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği tespit edilmekle, hakkaniyet unsuru da oluşmamıştır. Bu halde, denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup,sonucu itibariyle denkleştirme tazminatı istemin reddine karar verilmesi yerindedir. Dava dilekçesinde acentelik sözleşmesinin haksız bir biçimde sonlandırılmış olması nedeniyle, 4.900-TL denkleştirme (portföy) tazminatı, 100-TL yoksun kalınan kazancın tazmini, olmak üzere şimdilik toplamda 5.000,00-TL maddi tazminatın 19.06.2020 tarihi itibariyle yasal faizden az olmamak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak müvekkil davacıya verilmesi talep edilmiştir.Islah dilekçesi ile talep edilen cari hesap alacağının tahsili talebi olmadığından bu kalem bakımından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Kar kaybı talep edilebilmesi için; karşı tarafın borca aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshi veya karşı tarafça haksız olarak feshedilmesi gerekir. Ancak somut olayda acentelik sözleşmesi, sözleşmenin 24. maddesinde yer alan tarafların her birinin üç ay önceden haber vermek koşuluyla sözleşmeyi her zaman feshedebilecekleri yönündeki düzenlemeye ve TTK'nın 121/1 maddesi hükmüne uygun olarak 3 ay önceden ihbar edilmek suretiyle feshedilmiştir. Sözleşmenin her iki yanına tanınan fesih hakkının kötüye kullanıldığı sonucuna varılamadığından kar kaybı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/04/2025