T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1941
KARAR NO : 2025/2036
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/05/2022
NUMARASI : 2020/214 Esas - 2022/356 Karar
DAVA: Genel Kurul Karar İptali
DAVA TARİHİ: 20/03/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin henüz kesinleşmeyen sermaye artırım kararı öncesi %25 payına, genel kurul tarihi itibariyle 2.135.500/15.000.000 oranı ile yaklaşık %14,2’sine sahip ortağı olduğunu, şirketin 30/12/2019 tarihli genel kurul toplantısında kararlarda ret oyu kullanılarak muhalefet şerhinin tutanağa geçirtildiğini; 3. maddedeki faaliyet raporunda eksik, yanlış ve zarara yol açan işlemler olduğunu, hisselerin büyük kısmının aynı iş kolundaki ... Karayolu AŞ'ye satıldığını, ibranın hukuka aykırı olduğunu, denetçinin engelleme yapmadığını; 4. maddenin bağımsız denetçi raporunun oylanmasına ilişkin olduğunu, şirketin bedelsiz sermaye artırımı ve dışarıya satışına rağmen 1 yılda 1.160.773-TL zarar ettiğini, denetçinin "riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi" kurulmasını istemediğini, diğer görevlerini yapmadığını, denetim raporunun onaylanması kararının iptali gerektiğini; 5. maddenin 2018 yılı finansal tabloları, bilanço ile kar-zarar hesaplarına ilişkin olduğunu, hazır değerler, stoklar ve taşıtlardaki değerleri azaldığından tasdikinin hukuka aykırı olduğunu; 6. maddenin yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin ibrasına ilişkin olduğunu, ibranın hukuka aykırı olduğunu; 10. maddenin yönetim kurulu başkanına aylık net 10.000-TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin olduğunu, bu bedelin hak edilmediğini, şirketin zararını artıracağını, yıllardır kar dağıtmayan şirkette kar transferi olan bu işlemin eşitlik ilkesine zarar verdiğini; 11. maddede, görevini yapmayan bağımsız denetçinin yeniden denetçi seçilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 30/12/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurulunun 3, 4, 5, 6, 10 ve 11. gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, peşin muhalefet geçerli olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini; 3. maddede, davacının itirazının bulunmadığını; 4. maddesine konu denetçi raporunun kanuna uygun hazırlandığını; 5. madde kapsamında, finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına göre düzenlendiğini, dönen varlıklarda azalış değil aksine artış olduğunu, şirketin ağır döviz dalgalanmalarından ciddi derecede olumsuz etkilediğini; 6. madde kapsamında, davacının mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi, esas sözleşmenin 11. maddesinin tadili ve eski yöneticinin yeni yönetim kurulu üyesi seçilmesi kararlarına ilişkin dava açmadığını, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin ibrasının istenilmesinin iyi niyete aykırı olduğunu; 10. maddede huzur hakkı olarak belirlenen 10.000-TL'nin sembolik bir rakam olduğunu ve iptal talebinin haklı olmadığını; 11. madde kapsamında, denetim raporunun davacıyla paylaşıldığını ve kararın iptali koşullarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, genel kurulda alınan 3 nolu kararın faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkin olup 2018 yılı faaliyet raporunun mevzuata uygun hazırlandığı; 4 nolu karar ile bağımsız denetçi raporunun onaylandığı, denetçi raporunun mevzuat gerekliliklerine göre hazırlandığı; 5 nolu 2018 yılı finansal tabloların, bilançonun ve kar-zarar hesaplarının okunması ve müzakeresi maddesinde, 2018 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının kabul edilmesinde, mevzuata aykırılık bulunmadığı; 6 nolu 2018 yılında faaliyet gösteren yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin ibralarına ilişkin kararın şirketin kötü yönetildiği ve şirket menfaatine aykırı kararlar alındığı iddiasıyla iptali istenildiği,davacı iddiaların tek başına ibra kararının iptal edilmesi için yeterli neden olarak kabul edilemeyeceği; 10 nolu yönetim kurulu başkanına aylık net 10.000-TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin karara ilişkin olarak yapılan incelemede , 01/06/2015 tarihinden itibaren bu miktarın hiç arttırılmadığı, faaliyet ve mali yapı dikkate alındığında bu tutarın kar/zarara etkisi olmadığı; 11 nolu bağımsız denetçinin yeniden denetçi olarak atanması maddesinde, denetçi raporunda, şirketin borca batıklık durumunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, şirketin tasfiyeye girmiş görünümünde olduğunu, faaliyet raporunda bir çok sorun bulunduğunu, zarar eden şirketin faaliyet raporunun kabulünün iptali gerektiğini; şirketin zarar etmeye devam ettiğini, denetçinin riskin erken saptanması ve yönetim komitesinin kurulmasını istemediğini, denetçinin şirketin borca batıklığını tespitine rağmen TTKnın 378'maddedeki görevini yapmadığını, bu nedenlerle 4 ve 11 nolu maddelerin iptali gerektiğini; bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasının hukuka aykırı olduğunu; yönetim kurulu başkanı emek ve mesai harcamadığından 10.000-TL huzur hakkının piyasa ortalamasının üstünde olduğunu, ücretin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, şirketin zararını arttıracağını, huzur hakkı kararının da iptalinin gerektiğini ve bilirkişi raporlarının hükme elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davalı şirketin 30/12/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 10 ve 11 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı genel kurul toplantısına temsilcisi aracılığıyla katıldığı, davaya konu ettiği kararlara muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğinden, TTK'nın 446/1-a maddesi uyarınca iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.Davaya konu genel kurulda alınan 3 nolu kararla, 2018 yılı faaliyet raporu kabul edilmiştir. İstinaf dilekçesinde, faaliyet raporunda çok sayıda eksiklik, gerçek dışılık ve şirket zararına yol açan işlem bulunduğu belirtilmiş ise de, iddia somutlaştırılmamıştır. Denetime elverişli bilirkişi raporunda, mevzuata uygun faaliyet raporunun iptalini gerektiren bir sebebin bulunmadığı bildirildiği gözetildiğinde, davacının iddiası ispatlanamamıştır.4 nolu kararla, bağımsız denetçi raporu kabul edilmiş ve 11 nolu kararla da bağımsız denetçi yeni faaliyet dönemi için tekrar seçilmiştir. Davacı, denetçinin görevini yerine getirmediğini, riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi kurulmasını istemediğini ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda, şirketin 2016 yılında 742.286-TL kar, 2017 yılı 388.552-TL karda iken, 2018 yılında 1.160.773-TL zarar beyan ettiği, karlılık tutarlarındaki değişikliğin, şirketin 2017 yılında 10 milyon TL civarında komisyon geliri ile araç satışları ve diğer gelirlerden 6 milyon TL gelir elde etmesine karşılık finansman giderlerinin yaklaşık 20 milyon TL (2017 yılına göre 5 kat artmış) ye ulaşmasından kaynaklandığının değerlendirildiği, denetçi raporunda davalı şirketin (6.742.772-TL negatif özsermaye) borca batıklık durumunun tespit edildiği ve işletmenin sürekliliğinin devamına ilişkin şüphe oluşturabilecek önemli bir belirsizliğin varlığına işaret edildiği, buna dayalı olarak şartlı görüş oluşturulduğu ve denetim şirketinin yönetim kurulunu bu durumdan haberdar ettiği belirtilmiştir. Buna göre denetçinin borca batıklığı tespit eden denetim raporunun genel kurula sunulduğu ve genel kurulun da yönetim kuruluna TTK'nın 378. maddesindeki komitenin kurulması için yönetim kuruluna talimat verebileceği ancak böyle bir talimat da verilmediği gözetildiğinde, 4. ve 11. gündem maddeleri bakımından iptal isteminin reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. 5 nolu kararla, 2018 yılı bilanço, kar ve zarar hesapları kabul edilmiş; 6 nolu kararla da yönetim kurulu üyeleri ve denetçi ibra edilmiştir. Davacı, şirketin zarar etmiş olmasının kötü yönetimin açık göstergesi olduğunu, bu sebeple bilanço kar ve zarar hesaplarının ibrasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda şirket bilançoları ile kar/zarar hesapları kabulünde mevzuata aykırı yön bulunmadığı görüşü bildirilmiştir. Salt kar elde etmeme, zarar etme bilançoların kabulüne ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasına engel değildir. Yönetim kurulu üyelerinin ibrası için nitelikli bir çoğunluk kabul edilmemiş olup, TTK'nın 418. maddesi uyarınca toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile karar verilmektedir. Ancak bu hususta TTK'nın 436. maddesi, "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." şeklinde emredici bir düzenleme içermektedir. Yönetim kurulu...'dan oluşmaktadır. Şirket ortağı olan bu kişiler, toplantıda yönetim kurulu üyelerinin ibrasında kanun hükmüne aykırı olarak oy kullanmışlardır. Fakat şirkette toplam 15.000.000 adet hisse olup, söz konusu gündem maddesinde 11.664.500 kabul oyu, 2.135.000 ret oyu kullanmıştır. Kabul oyu içinde ...'nın 150.000 ve ...nın 150.000 hissesinin toplamı 300.000 oy düşüldüğünde, 11.364.500 kabul oyu kalmaktadır. Söz konusu paylar çıkartıldığında, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili kararda karar yeter sayısı sağlanmış olduğundan alınan kararın geçerli olduğu değerlendirilmiştir. Yine denetçi hakkındaki yukarıdaki açıklamalar kapsamında, denetçinin ibrası kararının iptaline ilişkin bir neden bulunmamaktadır.Toplantıda alınmış 10 nolu kararda, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 10.000-TL huzur hakkı ödenmesine karar verilmiştir. Davacı, kararın iptali talebini, fahiş ücretin örtülü kazanç aktarımına sebebiyet verdiği ve yönetim kurulu üyelerinin şirketin yönetiminde emek sarf etmediklerinden huzur hakkının yersiz olduğu gerekçelerine dayandırmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının ağırlığı, şirketin aktiflerine kıyasen aylık 10.000-TL huzur hakkının fahiş olmadığı ve piyasa koşullarına göre makul olduğu, şirketin geçmiş yıla ilişkin zararda olmasının dahi kar zarar durumu kesin olarak öngörülemeyen gelecek döneme ilişkin huzur hakkı ödemesine engel teşkil etmeyeceği değerlendirildiğinden, 10. maddenin iptaline ilişkin istemin reddi kararında hata görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK'nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/12/2025