T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2353
KARAR NO : 2025/2037
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/06/2022
NUMARASI : 2022/242 Esas - 2022/859 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/02/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, müteahhit olan müvekkilinin dava dışı arsa sahibiyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, emlakçı olan davalının da o sözleşme için teklifte bulunduğunu, davalının komisyonunun ruhsat alınmasına ödenmesinin teminatı olarak davaya konu senedin davalıya verildiğini, sonrasında arsa sahibiyle karşılıklı olarak anlaşarak sözleşmenin fesh edildiğini, bu nedenle davalı hizmetini tamamlamamasına rağmen senedin tahsili için haksız ve kötüniyetli olarak Tekirdağ İcra Dairesi'nin ... esas sayılı kambiyo takibini başlattığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davaya konu senette teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı, nakden kaydı içeren bononun yasal unsurlarının bulunduğu, eldeki menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçluda olduğu, senedin sebepten mücerret olduğu, davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafından eda edildiği, yemin metninde senedin teminat olarak verilmediğinin saptandığı, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı ve miktar itibariyle tanıkla ispatın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahibiyle karşılıklı anlaşarak fesh edildiğini, senedin sözleşme kapsamında davalının komisyonunun teminatı için verildiğini, fesih sebebiyle davalının tamamladığı bir hizmet bulunmamasına rağmen davalının senedi haksız olarak takibe koyduğunu, müvekkilinin davalıdan borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve arsa sahibinin tanık olarak dinlenilmesi talebinin kabul edilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır. Davacı dava konusu bononun, emlakçı olan davalıya müvekkili ile dava dışı arsa sahibi arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dolayı komisyonunun teminatı olarak verildiğini, fakat daha sonra arsa sahibiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin karşılıklı olarak fesh edildiğini, buna rağmen davalının bonoyu iade etmediğini, bonoyu takibe konu ettiğini iddia etmiş; davalı ise, müvekkilinin davacıya verdiği borca istinaden alınan bonoda nakden kaydı bulunduğunu ve teminat senedi olmadığını savunmuştur.Mahkemece, bonoda teminat kaydının olmadığı, davacının davalıya teklif ettiği yeminin eda edildiği ve davacının bononun teminat senedi olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı davaya konu bononun kat karşılığı inşaat sözleşmesinin komisyon bedeline karşılık teminat olarak verildiğini ; kat karşılığı inşaat sözleşmesinin de karşılıklı fesih edildiğinden bedelsiz kaldığı ileri sürülmüştür. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.Bono da nakden kaydı bulunmaktadır.Nakden kaydı ;davacı tarafça talil edilmekle ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı borçlu, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır.Somut olayda, davacı bononun davalıya teminat amacıyla verildiğini ve davalının müvekkiline borç para verdiği savunmasının doğru olmadığını iddia etmekte ise de, bu iddialarını ispatlayacak yazılı bir delil sunmamıştır. Belge karşısında ve uyuşmazlığın değerine göre, tanık dinlenilmesine de muvafakat bulunmadığından davacının tanık dinletme talebi kabul edilemeyecektir. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olup, davalının kendisine teklif edilen yemini de eda ettiği gözetildiğinde, teminat iddiasının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025