T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1530
KARAR NO : 2025/1569
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/12/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 29/11/2001 tarihinde sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, tahsil edilen primlerin tahsilat protokolleri çerçevesinde ödendiğini, buna rağmen davalının geç ödeme faizi tahakkuk ettirdiğini, müvekkilinin geç ödemesi bulunmamasına rağmen piyasadaki saygınlığını korumak amacıyla haksız gecikme faizlerini ödemek zorunda kaldığını, ancak davalının acentelik sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek, ödenen tutarın şimdilik 10.000-TL'sinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı, talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi ödemelere ilişkin protokol bulunmadığını, talebe konu gecikme faizlerinin acentelik sözleşmesinin 21. maddesine göre düzenlenmiş faturalara istinaden davacıdan tahsil edildiğini ve davacının faturalara itiraz etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, tarafların ticari defterlerinin incelendiği denetime elverişli mali müşavir bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya acentelik sözleşmesinde belirlenmiş ödeme zamanında prim borçlarını ödemediği ve davacının davalıya yıllar itibariyle cari hesap borcunun bulunduğu, davacının davalı tarafından düzenlenmiş gecikme faiz faturalarına süresinde itiraz etmediği ve ticari defterlerine kaydettiği, geç ödeme faiz faturalarından kaynaklı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, taraflar arasında protokol bulunduğunun her iki tarafın da kabulünde olduğunu; acentelik sözleşmesindeki gecikme faizi düzenlemesinin protokol için uygulanamayacağını ve faturalara itiraz edilmemesinin içeriğini kabul anlamına gelmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki sigorta acentelik sözleşmesi kapsamında davalı şirketin davacıdan faturalara istinaden tahsil ettiği gecikme faizi bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 29/11/2011 tarihli sözleşmeyle, davacının davalı sigorta şirketinin acentesi olduğu, sözleşmenin 8. maddesinde "Acente, bir hafta süresince tahsil ettiği primlerin komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra kalan kısmını, en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar Şirket’e İntikal ettirmek zorundadır. Acentenin tahsil ettiği primler, şirketle yaptıkları cari hesap sözleşmesine konu teşkil edemez..." ve 21. maddesinde de "Temerrüt Faizi T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faizi kadardır." düzenlemeleri bulunmaktadır.Davacı, 05/07/2013-29/12/2015 tarihleri arasında davalının düzenlediği ve gecikme ödeme faizine ilişkin olan 20 adet toplam 62.375,18-TL bedelli faturaların sözleşme devam ettiğinden ödediğini, aslında gecikme bedeli taleplerinin haklı olmadığını, sonrasında da davalının 31/03/2016 tarihli ihtarla sözleşmeyi hukuka aykırı olarak feshettiğini, haksız yere ödenmiş gecikme bedelinin şimdilik 10.000-TL'sini talep ettiğini ve davalıyla aralarında prim borçlarının tahsili için protokoller düzenlendiğini, ödemelerin de onlara göre yapıldığını belirtmiştir. Davalı ise, davacının söz konusu faturalara itiraz etmediğini ve bedellerini ödediğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Davacının kayıtlarının incelendiği mali müşavir bilirkişi raporunda, yukarıdaki sözleşme hükümleri kapsamında davalının davacıya 05/07/2013-29/12/2015 tarihleri arasında toplam 20 adet ve 62.375,18-TL bedelli geç ödeme faizi faturası düzenlediği, davacının faturaları ilgili tarihlerinde ticari defterlerine kaydettiği ve ödediği, ayrıca yıllar içinde 2.749.396,23-TL cari hesap borcuna karşılık 2.083.658,99-TL ödeme yaptığı ve davalının da davacıdan 665.737,24-TL alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Sözleşmenin 2016 yılında davalı tarafından feshinden sonra ise, davacı 2017 yılında açtığı eldeki davayla sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsilini istemektedir. Davacı, davalıyla aralarındaki protokollere göre prim ödemelerin yapıldığını iddia etmekte ise de, davacı bu hususta bir delil sunmamış ve davalı da böyle bir protokolü kabul etmemiştir. Buna göre davalının 2013-2015 yıllarında düzenlediği faturaları itiraz etmeden defterlerine kaydederek faturaları ihtirazi kayıt koymadan ödemiş olan ve yıllar içinde davalıya cari hesap borcu olduğu görülen davacının, yapmış olduğu ödemeleri davalıdan geri isteme imkanı bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2025