T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1960
KARAR NO: 2025/1413
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2022
NUMARASI: 2021/675 Esas 2022/287 Karar
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 25/10/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/09/2025
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı; davalı tarafından müvekkili aleyhinde İstanbul 18. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında ... Bankası, 2020688 nolu, 12/09/2018 keşide tarihli 90.000-USD tutarlı çeke istinaden takip başlatıldığını, ekte sunulan dekont ve belgelere göre müvekkilinin çek tutarının tamamını ödediğini, takibin kötüniyetli olduğunu, ayrıca İstanbul 22. İCM'nin 2018/507 E 2019/510 K. sayılı dosyasında müvekkilinin karşılıksız çek şikayeti nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, kötü niyetli davalının %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; dava konusu iddiaların İstanbul 22. İCM'nin 2018/507 E. 2019/510 K., İstanbul 12. İHM'nin 2018/1479 E. 2019/33 K. ve 2018/1476 E. 2019/32 K. sayılı dosyalarında tartışıldığını, bu hususun kesin hüküm teşkil ettiğini, davacı tarafça ödendiği iddia edilen 73.000-USD ödemenin finansal kurum aracılığıyla düzenlenen belge ile ispatlanması gerektiğini, çek üzerine müvekkili tarafından yazıldığı iddia edilen beyanın, müvekkil tarafından yazılıp imzalanmadığını ve 73.000-USD'nin davacı ... tarafından ödenmediğini, kaldı ki ödemenin senetle de ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava dilekçesi ekinde yer alan üç adet 3.500-TL.lik banka ödemesine ilişkin dekontlarda, borç paranın iadesine dair açıklama yer alıp, dava konusu çeke mahsuben yapıldığına dair bir ifade de bulunmadığından bu ödemelerin dava konusu çeke ilişkin olarak yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, dava dilekçesi ekinde yer alan bir adet 13.008,05-USD'lik ve bir adet 13.800-TL'lik banka ödeme dekontlarının davalı tarafından da kabul edildiğinden bu ödeme miktarlarının çek için yapılan ödemeler olduğu, bu dekontlar haricinde takip talebinde davalı tarafından ödeme olarak kabul gören 251,71-USD'nin takip talebinde toplam çek bedelinden mahsup edildiğinden çeke mahsuben yapılan ödeme olduğu 73.000-USD ödeme iddiası bakımından ise çeke ilişkin olarak yapılacak ödemelerin elden yapılmasını yasaklayan bir düzenleme olmadığı, davalı tarafın davacı beyanının sonradan yazıldığı ve kendi beyanının da çekin teslim alınmasına ilişkin olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, ancak davalının buna ilişkin yazılı delil ibraz etmediği, davacı vekilinin 73.000-USD'lik ödemenin elden yapıldığına ilişkin iddiasının yerinde olduğu, davalı tarafından ödendiği kabul edilen ve uyuşmazlık konusu olmayan diğer tutarlar da dikkate alındığında davacının davalıya borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 18. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinde takibe dayanak 90.000-USD bedelli çekin takibe konulan 72.739-USD lik kısmı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; ödendiği iddia edilen 73.000-USD'nin hangi tarihte ve nasıl ödendiğinin, ...'in bu parayı nereden temin ettiğinin araştırılmadığını, gerek icra takibi gerekse icra ceza yargılaması safhasında böyle bir ödeme iddiasının ileri sürülmediğini, davacının takibin kesinleşmesini ve karşılıksız çek suçu cezasını bertaraf etmek için huzurdaki davayı açtığını, mahkemenin gerekli inceleme yapmadan hüküm verdiğini, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların icra hukuk mahkemesi ile icra ceza mahkemesinde incelendiğini, davacının iddialarının yerinde görülmediğini, icra hukuk mahkemesinde açılan davaların reddedildiğini, icra ceza mahkemesinde karşılıksız çek suçundan dolayı ceza verildiğini, bu kararlardan 2 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını, davacının ödeme iddiasını bankalar aracılığıyla düzenlenen belge ile ispat edemediğini, ispat yükü davacıya ait iken mahkemenin sonradan eklendiği açık olan bir yazıya itibarla hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kısmen yapılan ödemelerin düşülmesi ile 73.000-USD üzerinden takip yapıldığını, kötüniyetli davacının borcu olmadığını yazılı ve kesin deliller ile ispat etmesi gerektiğini, 3.500-TL tutarlı ödemeleri dahi banka kanalı ile yapan davacının 73.000-USD tutarlı ödemeyi elden yapmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, hal böyle iken çek aslının niçin teslim alınmadığının açıklanamadığını, davacının evrak üzerine oynama yaparak evrakta sahtecilik suçu işlediğini, yargı makamlarını yanıltma amacıyla hareket ettiğini, çıplak gözle bakılması halinde dahi yazının müvekkilinin imza ve yazısının üzerine sonradan eklendiğinin anlaşıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep emiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo takibine konu edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan 12/09/2018 tarihli 90.000-USD tutarlı, karşılıksız kaydı bulunan çek nedeniyle davalı tarafından davacı aleyhinde 72.739-USD asıl alacak, 119,57-USD faiz, 218,22-USD komisyon, 7.273,90-USD çek tazminatı olmak üzere 80.350,69-USD'nin tahsili için İstanbul 18. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığı hususu ihtilafsız olup davacı kısmi ödemeler dışında 73.000-USD kısmın elden ödendiğini belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davacı iddiasına dayanak olarak sunduğu belgede, çek fotokopisinin altına "yukarıdaki çeke mahsuben 73.000 Amerikan Dolarını ...'e teslim ettim" şeklindeki yazısının altına kendi adını yazarak imzaladığı, bu yazının altında ise "... teslim aldım" şeklindeki yazısının davalı tarafından 27/04/2017 tarihi atılarak imzalandığı anlaşılmakta olup uyuşmazlık bu belgenin davacının davalıya 73.000-USD ödeme yaptığına delalet edip etmediği hususundan kaynaklanmaktadır.Çek ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmek yükümlülüğü altına girmektedir. Çek veya senedin bedelsiz olduğu iddia edilmesi sureti ile açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. HMK'nın 200. Maddesinde göre davacı borçlu bu iddiasını yazılı deliller ile ispatlaması gerekir. Davacı tarafından ibraz edilen belgede, tarafların kendi imzalarına bir itirazları bulunmamakta olup, davalı bahsi geçen "... teslim aldım" şeklindeki yazının çek teslimi için yazıldığını, kendisine 73.000-USD ödemenin yapılmadığını ileri sürmektedir. Davacının dayandığı belgenin incelenmesinde; davalı tarafından oluşturulan yazıda teslim alınanın ne olduğuna ilişkin açık bir ifadeye yer verilmemiştir. Teslim alınanın ne olduğu hususunda açık bir ifadeye yer verilmediği gibi davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemeyi açıkça doğrulayan bir beyan da içermediğinden davalıya ait "teslim aldım" yazısı davacının iddia ettiği 73.000-USD tutarlı ödemeyi ispatlamaya elverişli değildir. Ödeme beyanın altında davacının değil davalının imzası bulunması gerekir.Ödeme yapan ödeme yaptığı beyanını imzalamaz. Davalının teslim aldım beyanı altında imzası üzerine sonradan davacının beyanı ve imzası eklenmiş olup ; davalının ödemeyi aldığına ilişkin imzası bulunmadığı ,senedin de halen icra takibinde olduğu gözetildiğinde ödeme iddiası ispatlanamamıştır. İspat yükü üzerinde olan davacı, 73.000-USD ödemeye ilişkin başkaca bir delil de sunmamıştır. Bu durumda davanın 73.000-USD kısım yönünden esastan, fazlaya ilişkin talebin ise hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, davacının dayanağı belgeye itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın 73.000-USD kısım yönünden esastan, fazlaya ilişkin talebin ise hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/675 Esas- 2022/287 Karar sayılı 28/03/2022 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın 73.000-USD kısmı yönünden ispatlanamadığından reddine, fazlaya ilişkin talebin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine,"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 9.327,72-TL harcın mahsubu ile fazla olan 8.712,32-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 85.929,85-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davalı tarafından yatırılan 7.931-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2025