T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1255
KARAR NO : 2025/1502
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2022
NUMARASI : 2018/258 Esas - 2022/182 Karar
DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/03/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, taraflar arasındaki 01/03/2012 tarihli sözleşmeyle Giresun, Tirebolu, Balçıkbelen köyünde 5 yıl süreli davalının akaryakıt bayiliği yapması hususunda anlaştıklarını; davalının borçlarını ödememesi sebebiyle bayilik sözleşmesinin haklı olarak 14/10/2014 tarihinde fesh edildiğini; sözleşmenin 7. maddesinde bayiin protokolün icrasından haklı bir neden olmadan vazgeçmesi durumunda 50.000-USD cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiğini , davalının fesih tarihine kadarki süreçte aylık ortalama 23,86 ton ürün aldığını, Fesih tarihinden sözleşmenin sona ereceği 0/03/2017 tarihine kadar olan süre için müvekkilinin kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu, sözleşmenin feshine kendi kusuruyla neden olan davalının alması gereken toplam 675,2 ton ürün olduğunu bu miktar üzerinden yapılan hesaplamada kar kaybı alacağının 78.654-USD olarak hesaplandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere protokolün 7. maddesine göre 50.000-USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000-USD'sinin ve 78.654.-USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000-USD'nin, temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının sunduğu delillere göre sorumlu tutulamayacağını, bölge içinde yetersiz satış nedeniyle talep dışı ürünlerin davacı tarafından gönderildiğini, sözleşmenin kötüniyetle 5 yıl süreli akdedildiğini, aslında bayiin iflas ettiğinin bilindiğini, dava dışı ...'ın akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazın maliki olduğunu, bu kişinin şirketle ilgisi olmadığından onun imzaladığı sözleşmenin geçerli olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, bilirkişi heyetinin kök raporunda davacının sözleşmenin 7. maddesine göre 50.000-USD cezai şart ve 78.654-USD kar kaybı alacağı, talep edebileceği; ek raporda da, 188.595-TL cezai şartın zarar yazılması durumunda 31/12/2017 tarihi itibariyle bilançodaki kayıtlı değerler üzerinden öz kaynakların 101.905,31-TL'ye düşeceği, sermaye ve yedek akçeler toplamının yarısından fazlasını yitireceği, 78.654-USD=296.675,02-TL kar kaybına karar verilmesi halinde şirketin öz kaynaklarını tamamen yitirmiş olacağı ve mahvına sebep olabileceği görüşünün bildirildiği; talebin 1.000-USD kar kaybı ve 1.000-USD cezai şart alacağıyla sınırlı olduğu ve bu miktarların davalının mahvına neden olmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000-USD kar kaybı ve 1.000-USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 2.000-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca USD faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şirket yetkilisi , şirket müdürü olarak vekaletname düzenlettirmesi için mahkemece süre verildiğini, ancak noterin ticaret odasından istediği yetki belgesinin 10 yıllık süre dolduğundan ve ticaret odasına borcu bulunduğundan verilmediğini, bu yolla temsil yetkisinin gasp edildiğini, iflas eden şirket ve kendisinin acziyet içinde olduğu süreçte ödeme yapamamasıyla vekalet verememesi arasında nasıl bir illiyet kurulduğunun anlaşılamadığını,temsil yetkisini kullandırmayan mahkemenin tüm ara karar ve raporları kendisine tebliğ ettiğini, şirkete kayyım atanarak temsil yetkisinin sağlanması gerektiğini; iflas eden şirketin yasaya aykırı borçlandırıldığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını; bu davadaki aynı nedenle ve bayilik sözleşmesi tarafı olduğundan bahisle İstanbul 8. ATM'nin 2018/264 esas sayılı dosyasında şirket ve ...'a dava açıldığını, dava konuları aynı olduğundan dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, o dosyada aynı sözleşme yönünden davalı Mecit'i bağlayıcı olup olmadığının tartışılması gerektiğini, davacının hiçbir alacağı olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmesinin davacı tarafın haklı feshiyle sona erdiği ileri sürülerek kar kaybı ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin 05/04/2002 tarihinde tescil edildiği, anasözleşmenin 6. maddesine göre %50'şer hisse ile ortakların... ve ... olduğu, 8 ve 9. maddelere göre ilk 10 yıl için ...'ün şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu; daha sonra müdür seçimi yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır.Şirket yetkilisinin 11/03/2020 havale tarihli dilekçesiyle, istinabe yoluyla Tirebolu AHM'den alınmış 04/02/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiği, aynı konuda İstanbul 8. ATM'nde dava açıldığını, davalı şirketin iki yıl içinde iflas ettiğini, 2013 yılında istasyonun kapalı ve şahsi olarak borca batık olduğunu davanın reddini istemiştir. Aynı şahıs 16/07/2021 havale tarihli dilekçesiyle, 29/06/2021 tarihli ek bilirkişi raporuna itirazlarını bildirmiştir. Buna göre davalı şirket ortağı ve son temsilcisi...'ün, yargılama aşamasında savunma hakkının kullandığı, şirkete kayyım atanması hususunda yetkili ve görevli mahkemeye başvurmadığı ve şirketin vekaletname sunabilmesi için eldeki davaya bakan mahkemenin bu hususlarda bir işlem yapamayacağı dikkate alındığında, bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.01/03/2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin 8. maddesinde, davalının vadesi dolmuş borçlarını ödememesi, eksik veya geç ödenmesi halinde tüm borçların ihtara gerek olmadan muaccel olacağı; 16. maddesinde, ...kayıtlar arasında mübayenet olması halinde davacı kayıtlarına itibar edileceği; 27. maddesinde, davalının sözleşmedeki hususlardan herhangi birisine uymaması halinde davacının a) mal teslimatını bir süre için durdurmak, b) zarar, ziyan satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını talep etmek, c) sözleşmeyi derhal ve süresinden önce fethetmek yaptırımlarından herhangi birini, birkaçını veya hepsini bayiye uygulama hakkına veya hem bunları uygulayıp hem de davalıdan aktin ifasına devam edilmesini talep etmeye yetkili olduğu, fesih halinde bayinin tüm borçlarının fesih tarihi itibarıyla muaccel olacağı, icra takibi yapılabileceği kabul edilmiştir. 01/03/2012 tarihli "Protokol"de davacı tarafından 5 yıl için istasyona yapılan yatırım bedelinin koşullarının belirlendiği; ikinci maddesinde rekabet kurulunun kararları uyarınca daha önce 23/11/2009 tarihli eski bayilik sözleşmesinin 01/03/2012 tarihinde sonlandırıldığı, yerine aynı tarihli yeni bir bayilik sözleşmesi imzalandığı; davalının kararlaştırılan sürede istasyonu işletmeye başlamayı kabul ettiği, bu konuda gecikme olduğu takdirde davalarının davacıya gecikilen günlere ilişkin olarak işbu protokolün 6/f maddesindeki satış miktarı üzerinden ton başına 40-USD kar mahrumiyeti tazminatı ödeneceği, (tavan pompa satış fiyatı - ... ilgili Rafinerisi ilgili ürün satış fiyatı=toplam kar marjı), davalının yıllık 0-500 ton arası alımlarında toplam kar marjının %50'si davacı ve %50'si davalı lehine paylaşılacağı, yıllık 500 ton üzeri alımlarında toplam kar marjının ... fiyatları üzerinden olmak üzere %15'i davacı ve %85'i davalı lehine paylaşılacağı; "Yatırım Bedeli" başlıklı 5. maddesinde istasyonun üzerinde bulunduğu taşınmazla ilgili intifa hakkı ve davacının yatırım bedeline ilişkin taşınmaz malikine ilişkin hükümler bulunduğu; bayinin protokolün icrasından haklı ve yasal neden olmadan vazgeçmesi durumunda davacıya 50.000-USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Davacının davalı şirkete keşide ettiği 14/10/2014 tarihli fesih ihbarında, davalının davacıya 175.787,21-TL borcu bulunduğu,18/08/2014 tarihli ihtarla davalının muaccel hale gelen borçları ödenmediğinden bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği bildirilmiştir.Talimat ile alınan mali müşavir bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2016 ve 2017 yılları defterlerini tutmadığı, 2017 bilançosuna göre aktiflerinin 726.304,58-TL, borçlarının 435.804,27-TL olduğu yani şirketin borca batık olmadığı belirlendiği görüş olarak bildirilmiştir Mahkemece alınan 01/02/2021 tarihli sektör bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiden oluşan heyet raporunda, davacının kayıtlarına göre davalıdan 186.877,44-TL alacaklı göründüğü; davalı sözleşmeye aykırı davrandığından protokolün 7. maddesi gereğince 50.000-USD cezai şart istenebileceği, yine davacının kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde kar kaybı alacağının 78.654-USD olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Alınan ek raporda, davalı şirketin 2016 ve 2017 bilançolarına göre, borca batık olmadığı ancak 50.000-USD karşılığı 188.595-TL cezai şart, zarar yazılırsa davalının öz kaynağının 101.905,31-TL'ye düşeceği, böylece şirketin sermaye ve yedek akçeleri toplamının yarısından fazlasını yitireceği; 78.654-USD karşılığı 296.675,02-TL kar kaybının kabulü halinde, davalının öz kaynaklarını tamamen yitireceği ve şirketin mahvına sebep olabileceği belirtilmiştir. Davalı şirketin birleştirme talep ettiği İstanbul 8. ATM'nin 2018/264 E. ve 2023/39 K. sayılı dosyasında, davacının eldeki davanın davacısı, davalıların ... ve eldeki davanın davalısı şirket olduğu, dava dilekçesinde işbu davaya da konu 01/03/2012 tarihli sözleşme ve protokole göre davacı tarafından 14/10/2014 tarihinde feshedildiği, protokolün 5. maddesine göre davalı şirketin 159.090-USD+KDV tutarında yatırım bedeli talebine ilişkin olduğu, 19/01/2023 tarihli gerekçeli kararda, protokolün 5. maddesine göre, davacı tarafça haklı nedenle feshedilmesi ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle yatırım bedelinin talep şartlarının oluştuğu, davacının 158.359,44-USD yatırım bedeli alacağını talep edebileceği, davalı ...'ın 01/03/2012 tarihli protokolü imzalayarak borçtan müteselsilen sorumlu olmayı kabul ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 158.359,44-USD'nin 01/03/2012 tarihinden itibaren Libor+5 oranındaki faizi ve KDV'siyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği, istinaf incelemesinde bulunduğu; her iki davanın konusu aynı olmadığından davalar ayrı ayrı görülmesinde sakınca bulunmamaktadır.Bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde, davalı bayiin davacıdan satın aldığı ürünlerin bedelini ödememesi halinde sözleşmeyi fesh etme hakkı olduğu ve tarafların kayıtları arasında mübayenet bulunursa davacının kayıtlarının esas alınacağı kabul edilmiştir. Davacı taraf 14/10/2014 tarihli feshi ihbarda, davalının borçlarını ödemediğinden dolayı sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda,davalının davacıya 186.877,44-TL borçlu olduğu,davalının borcu olmadığını savunmadığı gibi şirketin ekonomik durumunun iyi olmadığını bildirmesi karşısında davacının sözleşmeyi feshi haklı bulunmuştur.Davacı eldeki davada, fesihten dolayı uğradığını iddia ettiği 78.654-USD kar mahrumiyetinin şimdilik 1.000-USD'sini ve protokolün 7. maddesindeki 50.000-USD cezai şartın şimdilik 1.000-USD'sini talep etmiştir.Davacının 1. talebi olan kar mahrumiyeti alacağı bakımından; sözleşmenin 27. maddesinde, davacının sözleşmeyi fesihle birlikte zarar, ziyan satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını talep edebileceği düzenlenmiştir. Sözleşme haklı olarak feshedildiğinden, davacının bu maddeye göre mahrum kaldığı karı davalıdan talep etme hakkı bulunmaktadır. Sözleşmenin fesh edildiği 14/10/2014 tarihinden, 5 yıllık sözleşme süresinin dolacağı 01/03/2017 tarihine kadar 28 aydan fazla bir süre bulunmaktadır. 01/02/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, mahrum kalınan kâr alacağına ilişkin olarak,davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gereken makûl süre belirlenmeden, davalının aylık ortalama ürün alım miktarı olan 23,86 ton üzerinden, sözleşmenin fesh edildiği 2014 yılı Ekim ayından başlamak üzere sözleşmenin 5 yıllık süresinin sonra ereceği 01/03/2017 tarihine kadar ortalama kar marjının hesaplandığı; karlılık hesabında davacının sunduğu kendi kayıtlarına göre, 22/10/2014 tarihli fiyatların kullanıldığı ve o tarihteki USD kurunun 2,2597 olarak alındığı, hesaplamada kar marjının ortalama 232,98 USD/ton olduğu, %50 davalı bayi ve %50 davacının kar marjı gereğince bu ortalamanın 116,50 USD/ton'a karşılık geldiği, buna göre yapılan hesaplamada (2014 yılı için 54,1 ton+2015 yılı için 286,3 ton+2016 yılı için 286,3 ton+2017 yılı için 48,5 ton=) toplam 675,20 ton (x116,50-USD=) üzerinden davacının kar kaybının 78.654-USD olduğu hesaplanmıştır.Kâr mahrumiyeti hesabında, öncelikle davacının istasyonun bulunduğu mahalde yeni bir bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı tespit edilmeli, yeni bir bayilik ilişkisi kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan sürenin tamamı için değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek ve brüt kâr değil net kâr dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD’nin 2018/2661 E., 2019/2508 K. sayılı 11/04/2019 ve 2015/3689 E., 2015/16904 K. sayılı, 15/12/2015 tarihli emsal ilamları). Dairemizce istinaf incelemesi yapılan emsal dosyalardan tesbit edileceği üezere; altı aylık bir sürenin makul süre olarak kabulü uygun bulunmuştur. 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda benimsenen ve davacının sunduğu kayıtlara göre fesih tarihi olan 14/10/2014-14/04/2015 tarihleri arasındaki altı ay için (2014 Ekim için 6,36 ton, Kasım için 23,86 ton, Aralık için 23,86 ton, 2015 Ocak için 23,86 ton, Şubat için 23,86 ton, Mart için 23,86 ton, Nisan'da 14 gün için 11,13 ton olmak üzere toplam=) 136,79 ton ürün için 116,50USD/ton üzerinden 15.936,04-USD kar mahrumiyeti alacağı hesaplanmıştır. Ancak mahkemece gerekçeli kararda yer verildiği üzere 14/10/2014-01/03/2017 tarihleri arası için hesaplanan 78.654-USD kar kaybı alacağı doğduğu tesbitine yer verilmesi doğru olmadığından, makul süre olarak kabulü gereken 6 aylık süre için 15.936,04-USD kar mahrumiyeti talep edilebileceği, eldeki davada 1.000-USD talep edildiğinden ve hükmolunan miktar bu limiti aşmadığından hükmedilen tutara yönelik istinaf nedeni yerinde değil ise de, gerekçe itibariyle davalının istinafı yerinde bulunmuştur.Davacının 2. talebi kapsamında, protokolün 7. maddesinde, davalının protokolün icrasından herhangi bir haklı ve yasal neden olmadan vazgeçmesi durumunda davacıya 50.000-USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme davacı tarafından haklı olarak fesh edildiğinden, cezai şart talep koşulları oluşmuştur. Davacı tarafından 50.000-USD cezai şart için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, şimdilik 1.000-USD cezai şart talebinde bulunulmuştur. Davacı, kalan 49.000-USD'yi saklı tutarak davasını açmış, belirtilen miktarı dava konusu yapmamıştır. Bu nedenle kısmi davada, dava konusu yapılmamış ve başka bir davanın konusu olabilecek bir talep hakkında tenkis, yani cezai şartın makul olup olmadığı değerlendirilmesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.Talep edilen 1.000-USD bakımından ise tenkis koşulları bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davalının birleştirme kararı verilmesini talep ettiği İstanbul 8. ATM'deki dava 21/03/2018 tarihinde, eldeki davadan önce açıldığı gibi, koşulları var ise birleştirme kararının diğer davada verilebileceği gibi, her iki davanın konusunda ayniyet bulunmadığı belirlenmekle birleştirme talebine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, belirtilen gerekçe ile davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi nedeniyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek kesinleşen kısımları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalının istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2022 Tarih 2018/258 Esas - 2022/182 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kabulü ile, 1.000- USD kar kaybı ve 1.000-USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 2.000- USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankaları tarafından bir yıllık vadeli USD mevduata verilen en yüksek oranda temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 133,59-TL'nin mahsubu ile kalan 481,81-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 169,49-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesineDavacı tarafından sarf edilen 1.900-TL bilirkişi ücreti, 884,50-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.784,50-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davalı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından sarf edilen 94-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025