T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1132
KARAR NO: 2025/782
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/03/2022
NUMARASI: 2017/729 Esas - 2022/198 Karar
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 11.07.2016 tarihinde sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalının 06.06.2017 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davalı yeni kurulmuş bir sigorta şirketi olup müvekkilinin davalının Çarşamba ilçesindeki tek acentesi olduğunu, davacının çabaları sonucunda davalı şirketin tanınır hale gelerek portföy sahibi olduğunu, davalının sözleşmeyi feshetmesine rağmen davacı acenteye tazminat ödemediğini, davacının 11.07.2016-06.06.2017 tarihleri arasında 331 günde 1.906.959-TL net prim ürettiğini ve 288.336,76-TL komisyon hak ettiğini, buna göre müvekkilinin hak ettiği ortalama yıllık komisyon tutarının 317.954,43-TL olduğunu, TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen tazminat şartlarının oluştuğunu belirterek, HMK'ın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak 10-TL tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 28.12.2021 tarihli dilekçesiyle tazminat talebini 89.978,38-TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP: Davalı vekili; davacı acentenin sözleşme şartlarına ve talimatlara uymaması nedeniyle sözleşmenin Beyoğlu ... Noterliğinin 06.06.2017 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini, davacının müvekkilince verilen hedefleri gerçekleştiremediğinden sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının sürekli olarak kendisine verilen hedeflerin altında kaldığını,ilişkinin devamının imkansız hale geldiğini, davacının TTK'nın 109/1 maddesine aykırı olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müvekkilinin menfaatlerini korumadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının denkleştirme talep hakkı bulunmadığını, müvekkilinin fesih sonrasında davacı acentenin portföyünden elde ettiği önemli bir menfaat bulunmadığını, hakkaniyet gereği de davacının tazminata hak kazanmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin 26. maddesi gereğince acentenin primleri vadesinde ödememesi, üretimin yetersiz olması veya sözleşme hükümlerine uymaması halinde sözleşmenin derhal feshedilebileceğini, dolayısıyla fesihte kusurlu olan davacının tazminat talep hakkının ortadan kalktığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;davalı tarafça sözleşmenin tek taraflı feshedildiği, fesih ihbarında gerekçe gösterilmediği, cevap dilekçesinde ise hedeflerin sürekli altında kalınması sebebi ile feshin haklı nedene dayandığının savunulduğu, davalı tarafın TTK'nın 121/1 hükmüne ve acentelik sözleşmesinin 26. maddesinde ifade edilen 3 aylık fesih öneline uymaksızın ve fesih ihbarnamesinde herhangi bir gerekçe belirtmeden sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin haklı nedenle feshini ispat yükü davalı sigorta şirketi üzerinde olduğu, sözleşmenin 11/2. maddesi kapsamında acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve şirketin yaptığı ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içinde beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramaması halinde fesih bakımından haklı neden oluşturacağı bağıtlanmış olup, hedef prim kayıtlarına aykırı herhangi bir saptamanın davacı acenteye ihtar edildiğini gösterir herhangi bir yazışma yahut ihtarnamenin de bulunmadığı, fesih ihbarnamesinde de herhangi bir gerekçe gösterilmediği,feshin henüz sözleşme üzerinden 1 yıl geçmeden yapılması, acentenin kusuru ile hedef rakamların altında kalındığını gösterir bir ihtarın makul süre içerisinde sonuçsuz kaldığı durumu tespit edilemediğinden, salt davalı tarafça düzenlenen son 5 aylık tablo kayıtları esas alınmak sureti ile süreklilik teşkil eden bir hedef altında kalma saptaması yapılamayacağı, feshi haklı sebep olarak kabule elverişli olmadığı, ikinci heyet kök ve ek bilirkişi raporları ile davalı sigorta şirketinin davacı acente tarafından bildirilen poliçelerden fesihten sonra 60 adedinin davalı tarafından yenilendiği, bu poliçeler için davalının prim geliri elde ettiği tespit edilmiş olup, buna göre davalı sigorta şirketinin fesihten sonra önemli menfaat elde ettiği sonucuna ulaşıldığı, davacı acente lehine tahakkuk eden komisyon tutarlarının 281.134,23-TL olduğunun hesaplandığı, sonuçta 89.978,38-TL denkleştirme tazminatı talebinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 89.978,38-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; sözleşme müvekkilince haklı sebeple feshedildiğinden bildirim öneli verilmesi gerekmediğini, sözleşmenin 11. maddesi uyarınca acentenin bildirilen hedeflerin altında kalması, 25. maddesi gereğince güvenin kötüye kullanılması, 12 ve 31. maddelerinde yer alan gizlilik ilkesine aykırı olarak iş paylaşımı yapması hallerinin haklı fesih hallerinden olduğunu, davacının sözleşmenin bu maddelerine aykırı davrandığını, bu nedenle davacının tazminat talep edemeyeceğini, mahkemece davacının iş paylaşımı yasağına aykırı davranışları ile ilgili olarak yapılan uyarıları ve mail yazışmalarını dikkate almadığını, mahkemece 60 adet poliçeden müvekkiline geçen kazanç kalemlerinin dikkate alındığını,60 adet poliçe karşılığı gelirin menfaat şartına uygun olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki talebinin portföy tazminatı olduğunu, buna rağmen mahkemece davaya konu olmayan mahrum kalınan komisyon kazancının da portföy tazminatı bedeli ile toplanarak taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, oysa davacının mahrum kalınan komisyon bedeline ilişkin bir talebi bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesine göre de; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir. Somut olayda; taraflar arasında 11.07.2016 tarihinde bir yıl süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 06.06.2017 tarihli ihtarname ile sebep bildirilmeksizin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça fesih ihtarında herhangi bir fesih nedeni belirtilmemiş olup, cevap dilekçesinde ise sözleşmenin, davacının müvekkilince verilen hedefleri gerçekleştirememiş olması nedeniyle haklı olarak feshedildiği ileri sürülmüştür.Davalı fesih bildiriminde sebeb bildirmediğinden başkaca bir fesih nedenine dayanamaz. Sözleşmenin 11. maddesinde; acentenin ...'nın vereceği üretim hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olduğu, acentenin üretiminin benzer durumdaki acentelerin üretimlerinin altına düşmesi ve şirketin yaptığı ihtara rağmen acentenin üretimini makul süre içerisinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkaramamasının haklı fesih nedeni oluşturacağı, 26. maddesinde ise acentenin üretiminin yetersiz olması halinde şirketin sözleşmeyi derhal feshedebileceği düzenlenmiştir. Bu konuda davalı tarafça sunulan e-posta yazışmalarında; 02.05.2017 tarihinde davalının mayıs ayı trafik payının %80 olduğunu bildirerek prim hedeflerini davacıya gönderdiği, davacının cevaben önceki görüşmelerinde temmuz ayı hedefinin bu oran olduğunun söylendiğini bildirdiği, davalının ise yine aynı tarihte nisan ayında sigorta sektöründe yaşanan gelişmeler nedeniyle temmuz için öngördükleri oranın öne çekilmesine neden olduğunun bildirildiği görülmekte olup, sözleşme ise bu yazışmadan yaklaşık bir ay sonra feshedilmiştir. Sözleşmenin 11. Maddesine göre üretimin hedeflerin altında kalması ve, acentenin ihtara rağmen üretimini makul süre içerisinde beklenen düzeye çıkaramaması hali haklı fesih nedeni kabul edilmiştir. Bu durumda davalı tarafından yapılan ihtar ile davacı acenteye hedefleri gerçekleştirebilmesi için makul süre verilmesi gerektiğinden süre verilmeden yapılan fesih haksızdır. Buna göre diğer koşulların sağlanması halinde davacı acente kural olarak denkleştirme tazminatı talep edebilecektir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini, sözleşmenin feshinden sonra da acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde müvekkilin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü davacı acente üzerindedir. Buna karşılık davalı müvekkil ise, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 28.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşme döneminde davacının toplam 281.134,23-TL komisyon geliri elde ettiği, sözleşmenin feshinden sonra davacının temin ettiği 60 adet poliçenin davalının başka acentesi aracılığıyla devam ettirildiği, bu poliçelere dayalı olarak davacı tarafından 4.317,49-TL denkleştirme tazminatı talep edilebileceği belirtilmiştir. 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; fesihten önce davacının portföyünde bulunan poliçelerden 60 adedinin fesihten sonra yenilendiği, bunların net prim toplamı 34.083,48-TL ve bunun toplam prime oranının %1,84 olduğu, sözleşme döneminde net prim üretiminin 1.857.072,28-TL, net komisyon tutarının 281.134,23-TL ve aylık ortalama komisyon tutarının ise 28.268,51-TL olduğu, acentelik ilişkisi devam etseydi davacı acentenin 34.083,48-TL'lik üretime karşılık ortalama 5.172,87-TL tutarında komisyon kazanabileceği, davacının 5.172,87-TL denkleştirme tazminatına hak kazanacağı, 29.03.2021 tarihli ek raporda ise TTK'nın 122/1-b maddesi gereğince fesih nedeniyle davacının davalıya kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa süre içerisinde yapılacak olan işler dolayısıyla elde edeceği ortalama komisyon kazancının 84.805,54-TL olduğu bildirilmiştir. Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere; davalı sigorta şirketinin davacı acente portföyü üzerinden elde ettiği fesih öncesi aylık 28.268,51-TL olan prim geliri, fesihten sonraki dönemde 5.172,87-TL'ye düşmüş olup, fesih öncesi aylık ortalamanın yaklaşık %18'ine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla fesihten sonraki dönemde davalı sigorta şirketinin davacı acente müşterilerinden elde ettiği prim ve komisyon tutarları büyük oranda azalmıştır. Bu durumda davalı sigorta şirketinin, davacının müşteri portföyünü kullanarak davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiğini kabule olanak yoktur. Denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Bilirkişi raporunda 84.805,54-TL olarak belirlenen tutar ise 3 aylık fesih ihbar süresinde davacının elde edebileceği, dolayısıyla mahrum kaldığı komisyon gelirine ilişkin olup, raporda belirtilen TTK'nın 122/1-b maddesi hükmü ise ayrı bir alacak kalemi olmayıp, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebileceği hallerden birisidir. TTK'nın 121/4 maddesinde, haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğu hüküm altına alınmış ise de, somut olayda davacının bu hükme dayalı bir tazminat talebi bulunmamakta olup, davacının istemi denkleştirme tazminatıdır. Bu nedenle denkleştirme tazminatı istemli işbu davada, mahkemece denkleştirme tazminatı niteliğinde olmayan bir bedele hükmedilmesi mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/729 Esas - 2022/198 Karar sayılı 18/03/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.568,40- TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 953-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafça yapılan 29,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.537-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 74,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2025