T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1304
KARAR NO: 2025/316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2021
NUMARASI: 2019/213 Esas 2021/896 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2025
Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın Moda Şubesinde vadeli ve vadesiz olmak üzere iki ayrı hesap ve kredi kartı sahibi olduğunu, emekli maaşını da davalı banka aracılığıyla aldığını, 11/04/2019 tarihinde müvekkilinin izni ve bilgisi dışında internet bankacılığı yolu ile kredi kartından 22.000-TL'nin ... isimli kişinin ... Bankasında ki hesabına EFT yapıldığını, bu işlem için müvekkilinin telefonuna herhangi bir onay veya bilgilendirme mesajı gelmediğini, müvekkilinin EFT işlemi yapılırken internet şubesini kullanmadığını, kimseyle hiçbir şekilde bilgi paylaşımı yapmadığını, yine aynı gün müvekkiline ait 45.000-TL tutarlı vadeli hesabı bozularak hesapta bulunan paranın aynı kişinin hesabına gönderilmesi yönünde EFT talimatı verildiğini, bu işlem sonucu müvekkilinin vade sonu faiz kazancından mahrum kaldığını, ayrıca aynı gün müvekkilinin adına kredi başvurusunda bulunulduğunu, bankanın ancak o zaman müvekkilini arayarak şüpheli işlemler yönünde bilgisi olup olmadığını sorduğunu, bankanın araması ile yapılan işlemleri öğrenen müvekkilinin işlemlerin iptalini istemişse de yalnızca kredi başvurusu ve 45.000-TL tutarındaki vadeli hesabında bulunan paranın EFT ile gönderilmesine mani olabildiğini, davalı bankanın geç bilgilendirmesi, ihmali ve yeterli güvenlik önlemi almaması neticesinde müvekkilinin hem 22.000-TL nakit kaybının hem de vadeli hesabının bozulmasından doğan faiz kaybının oluştuğunu, davalı bankanın müvekkilinin emekli maaşından ve vadeli hesabından kesinti yaparak söz konusu kredi kartı borcuna mahsup ettiğini belirterek, müvekkilinin hesabından farklı zamanlarda haksız yere tahsil edilmesinden kaynaklanan tüm zarar, elde edeceği mevduat faizleri, kredi kartı borcuna kesilen tüm bedeller, yapılan EFT miktarı olmak üzere şimdilik 10.000-TL'nin işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 07.10.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 27.516,19-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının eylemi gerçekleştiren kişilere dava açması gerektiğinden, müvekkiline karşı açılan davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, internet bankacılığı yolu ile yapılan işlemde davacının kimlik numarası ve parolasıyla giriş yapıldığı gibi, davacının sistemde kayıtlı telefonuna SMS ile gelen şifre ile işlem yapıldığını, dolayısıyla olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını,müvekkili bankanın internet uygulamasının her türlü tehdide karşı yüksek güvenilirliğe sahip olduğunu,işlemlerin davacının ihmali veya kusuruyla meydana geldiğini, gerçekleştirilen transfer işlemlerinin müvekkili banka güvenlik sistemi tarafından riskli görülerek ... sesli yanıt sistemi aracılığı ile arama yapıldığını, ... aramasında konuşma metni tamamlanmadan tuşlama izni verilmediğini, konuşma metninin davacıya iletildiğini, müvekkili banka tarafından alınması gereken her türlü önlemin alındığını, zararın varlığı kabul edilse bile bu zarara davacının veya 3. kişinin ağır kusuru sebebiyet verdiğinden müvekkili bankanın sorumluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının davalı bankadan verilen kredi kartından 11/04/2019 tarihinde internet bankacılığı yolu ile 22.000-TL'nin ... isimli kişi hesabına yapılan EFT işlemi için davacının telefonuna herhangi bir EFT onay mesajı veya işlem bilgilendirme mesajı gelmediği, yine aynı gün davacıya ait 45.000-TL tutarlı vadeli hesabının bozularak hesapta bulunan paranın aynı kişinin hesabına gönderilmesi talimatı verildiği, bankanın davacıyı araması üzerine davacının yapılan işlemleri öğrendiği, kredi başvurusu ve 45.000-TL tutarındaki vadeli hesabında bulunan paranın EFT ile gönderilmesinin engellendiği, davacının hesap bilgileri ile statik şifresine nasıl ulaşıldığı anlaşılamamış olmakla birlikte, davacının telefonunu kaybetmediği, SİM kartının değiştirilmediği, başkalarına kullandırmadığı ve olayla ilgili olmak üzere telefonuna (tek kullanımlık) şifre gelmediği, (gelen) şifrenin üçüncü kişilerle paylaşmadığı, banka güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde almış olmakla, davacı hesap sahibinin hesap bilgilerine, parola ve şifresine banka sistemlerine girilerek ulaşılmasının mümkün olmadığı, davacının kusurundan söz edebilmek için hesaba girişte kullanılan şifre gibi kişisel bilgilerin davacının özensiz davranış sergilemesi sonucu ya da davacı kanalı ile ele geçirildiğinin somut delillerle kanıtlanmasının gerektiği, ispat yükü kendi üzerinde olan davalı bankanın bu konuda somut bir veri ortaya koyamadığı, olay olur olmaz davacının kullandığı bilgisayarda güvenlik ve trojan tipi casus yazılımlar açısından teknik bir inceleme yapılmadığı, müterafik kusurla ilgili ispat yükü kendi üzerinde olan davalı bankanın, davacının kişisel statik bilgilerinin dolandırıcılar tarafından davacı kanalı ve ihmalkâr davranış sergilemesi sonucu ele geçirildiğine dair, dava dosyasında somut bir delil ortaya koyamadığı, davaya konu olayda davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davacının hesabından çekilen paranın iadesi gerektiği, davacının tarafın talebi doğrultusunda söz konusu tutara yasal faiz işletildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 27.516,19 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000- TL'ye dava tarihinden itibaren, 17.516,19-TL'ye ise ıslah tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: 1-Davacı vekili; dava dilekçesinde avans faizi talep etmelerine rağmen mahkemece alacağa yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, ayrıca faize işlem tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hesaptan gönderilen ana para zararı ve bozulan vadeli hesaptan kaynaklanan zarar hesaplanmış ise de, davacıya haksız olarak yüklenen borcun ödenmemesinden kaynaklanan faizin müvekkilinden tahsil edildiğinin dikkate alınmadığını, yine davalı bankanın davacıya yüklenen haksız borcun tahsili için davacının maaş hesabından yaptığı kesintinin hesaplanarak davalı bankadan tahsilinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; zamanaşımı defininin mahkemece dikkate alınmadığını, davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, zararı ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, internet bankacılığı yolu ile yapılan işlemde davacının kimlik numarası ve parolasıyla giriş yapıldığı gibi, davacının sistemde kayıtlı telefonuna SMS ile gelen şifre ile işlem yapıldığını,zararın davacının ihmali veya kusuruyla meydana geldiğini, gerçekleştirilen transfer işlemlerinin müvekkili banka güvenlik sistemi tarafından riskli görülerek IVN sesli yanıt sistemi aracılığı ile arama yapıldığını, olayda ilk aramada hesap sahibinin teyit vermesi ve 2. aramada teyit etmemesinin işlemin hesap sahibince gerçekleştirilme ihtimalinin yüksek olduğunu gösterdiğini, davacının kullandığı bilgisayarın casus yazılımlar açısından teknik inceleme yaptırılması sorumluluğunun bankaya yüklenemeyeceğini,belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabında bulunan paranın, internet bankacılığı yoluyla rızası dışında EFT yoluyla üçüncü kişilerin hesabına havale edilmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. İnternet ve mobil bankacılık sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk, olağan sebep sorumluluğu mahiyetinde olmakla, banka gerekli özeni göstermiş olsa bile zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi halinde, sorumluluktan kurtulabilir. Dava hesap sahibinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (Yargıtay 11. HD 10/01/2018 tarihli 2016/8635 esas, 2018/179 karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığını müşterilerine özendiren bankaların, kendilerine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenli önlemlerini almak zorundadır (Yargıtay 11. HD 09/09/2019 tarih ve 2018/3563 esas 2019/5115 karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat, bankanın kontrol ve sorumluluğundadır. Somut olayda; davacının davalı banka nezdindeki hesabına 11.04.2019 tarihinde bilgi ve rızası dışında internet bankacılığı yoluyla girilerek kredi kartından 21.000-TL nakit avans çekilerek vadesiz hesaba yatırıldığı, 22.000-TL'nin vadesiz hesaptan ... adlı kişinin hesabına EFT ile gönderildiği, 71.200-TL kredi başvurusu yapıldığı, ancak kredi kullanımı için şubeye başvuru gerektiğinden paranın kullanılamadığı, davacının vadeli hesabı kapatılarak 45.379-TL'nin vadesiz hesaba aktarıldığı, 45.000-TL'nin ... hesabına EFT talimatı verildiği, bankanın davacıyı arayarak bilgi vermesiyle davacının işlemlerin iptalini istemesi üzerine kredi başvurusunun ve 45.000-TL EFT işleminin iptal edildiği, 22.000-TL'lik EFT işlemiyle gönderilen paranın ise dolandırıcı kişilerce ATM'den çekildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürülmüşse de, uyuşmazlık mevduat sözleşmesinden kaynaklandığından 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.Islah tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış olup, davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı bankaca daha önce hiç veya bu miktarda EFT yapılmadığı algılanarak iletişim araçlarıyla davacının bilgisine başvurulmadığı, dinamik şifre anahtarı veya elektronik imza kullanımını zorunlu hale getirmediği, işlemler yapılırken gönderilen SMS'lerin davacının telefonuna kurulan yazılımlar sayesinde yönlendirilerek dolandırıcılara gitmesi nedeniyle davacının SMS'leri görmesinin mümkün olmadığı, davacının telefonunun davalı bankanın sesli yanıt sistemine cevap veremediği, davalı bankanın güvenlik sisteminin davacının hesaplarının boşaltılmasına engel olamadığı, davacının hesabından kullanılan 22.000-TL nakit avans nedeniyle dava tarihine kadar 1.939,32-TL faiz alacağı oluştuğu, nakit avans kullanımı nedeniyle davacının 2.906,97-TL zararı oluştuğu, davacının vadeli hesabının vadeden önce kapatılması nedeniyle 415,41-TL ve 254,49-TL kayba uğradığı,toplam zararın 27.516,19-TL olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacının telefonuna zararlı yazılım yüklenmesi ile banka hesap bilgilerinin rızası dışında üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi sonucunda, yine yapılan yönlendirme ile bankaca gönderilen tek kullanımlık şifrelerin yönlendirilen telefona gönderilmesi sağlanarak ve bankanın sesli yanıt sistemi aramaları da yönlendirilerek, davacının bilgisi dışında gerçekleştirilen para transferi işlemleri nedeniyle, davacının mevduatını dolandırıcılık eylemlerine karşı koruyamayan ve dolandırıcılık yöntemlerine karşı gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı banka kusurludur. İspat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya gönderdiği tek kullanımlık şifrelerin davacının kusuru ile ele geçirildiğini ya da davacının dolandırıcılık failleri ile işbirliği yaptığı zararın oluşumunda davacının müterafık kusurunun varlığı davalı banka tarafından kanıtlanamamıştır.Davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde değildir. Davacı vekili, davacıya haksız olarak yüklenen borcun ödenmemesinden kaynaklanan faizin müvekkilinden tahsil edildiği belirtilerek zararın eksik hesaplandığı ileri sürülmüştür. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hesabından nakit avans kullanımı ve vadeli hesabının kapatılması nedeniyle uğradığı tüm zararı ve mahrum kaldığı faiz alacağı hesaplanmıştır. Davacı vekili de 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde zarar hesaplamasına karşı itirazlarının olmadığını bildirmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin zarar miktarına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz talep ettiğinden faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlık ticari nitelikte bulunan mevduat sözleşmesinden kaynaklandığından alacağa avans faizi işletilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin işletilecek faiz oranına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmekle , yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne,alacağa avans faizi işletilmesine " karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/213 Esas - 2021/896 Karar sayılı 09/12/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, 27.516,19-TL'nin (10.000- TL'ye dava tarihi, 17.516,19-TLye ıslah tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren) avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 1.879,63-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 470,78-TL'nin mahsubu ile kalan 1.408,85-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 515,18-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 800-TL bilirkişi ücreti ve 110,40-TL posta ve tebliğ gideri olmak üzere 910,40-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, " Davalı tarafından peşin yatırılan harcın mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2025