T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1292
KARAR NO: 2025/308
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2022
NUMARASI: 2016/1251 Esas 2022/91 Karar
DAVA: Menfi Tespit
Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu ve bu şirkette çalıştığını, müvekkilinin eski eşi olan ve halen yönetim yetkisini kullanan ...'ın şirketi bankalara karşı yüklü şekilde borçlandırdığını, imzalanan kredi sözleşmelerinde kefaletlerde müvekkiline atfen atılmış imzalar bulunduğunu, dava dışı ... tarafından şirket adına alınan kredi sözleşmelerindeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, belirterek İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın alacaklı gözüktüğü 22.01.2002, 28.02.2003 ve 08.08.2003 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerinde müteselsil kefıl sıfatıyla atılmış imzaların davacı asilin eli ürünü olmadığı iddiasıyla, 22.12.2016 tarihinde menfi tespit davası açtığını, davanın kredi sözleşmelerinin imzalanma tarihlerinden itibaren on yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını, mahkemenin zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açılmış olması nedeniyle, menfi tespit davasını reddetmesi gerektiğini, dava dilekçesinin hiçbir yerinde İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/442E.sayılı dosyasından yargılaması devam etmekte olan tasarrufun iptali davasından söz edilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu, davacının kötüniyetli hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; gerek Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nin 05/05/2021 tarihli ikinci bilirkişi rapor içeriği ve gerekse ATK'nın hazırlamış olduğu 14/10/2021 tarihli rapor içeriği ile uyuşmazlığa esas olan genel kredi sözleşmelerinde, kefil sıfatıyla gözüken davacıya ait olduğu iddia olunan imzaların davacıya ait olmadığı, her iki raporun konunun uzmanlarınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik yöntemlerle yapıldığı, davacının iddiasının bu suretle ispatlandığı, bu şartlarda adı geçen rapora itibar etmeye engel bir itirazın bulunmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin ise tam ve eksiksiz giderildiği, kanunda öngörülen yöntem benimsenerek gerekli tüm incelemelerin tamamlandığı, öte yandan münferiden rapor hazırlayan grafolog bilirkişinin ilk raporunun itibar olunan raporlardan farklı olsa da bu bilirkişinin hazırlamış olduğu rapor tarihi itibariyle mukayeseye esas olan belge asıllarının tam ve eksiksiz şekilde toplanmadan inceleme yapıldığının anlaşılması karşısında bu rapora itibar edilmesinin mümkün olmadığı, icra dosyasında esas alınan 22/01/2002 tarihli 28/02/2003 tarihli ve 08/08/2003 tarihli kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzası bulunan davacının, dava konusu borçtan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... E.sayılı icra dosyasına konu olan borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davacı vekili; davalı tarafın icra takibinde kötüniyetli olduğunu, bu nedenle alacağın % 40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; hükme esas alınan ATK rapıruna itiraz edilmesine rağmen itirazların mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, 12/11/2021 tarihli dilekçede itirazların bildirildiğini, hükme esas alınan ATK raporunun ayrıntıdan uzak olduğunu ve eksiklikler içerdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmelerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili; asıl borçlu ... A.Ş. ile temlik eden banka arasında düzenlenen 22/01/2002 tarihli limit artırımları ile birlikte 4.500.000-USD limitli, 28/02/2003 tarihli 750.000-USD limitli, 08/08/2003 tarihli 500.000-USD limitli kredi sözleşmesinde müvekkiline atfen atılan kefil imzalarının müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasından dolayı temlik alan bankaya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Uyuşmazlık, bahsi geçen kredi sözleşmelerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemenin 2016/1250 (2023/379) Esas sayılı dava dosyasında ... A.Ş.'ye karşı genel kredi sözleşmesinden dolayı, İstanbul 16 ATM'nin 2016/1132 (2020/549) sayılı dava dosyasında ise ... Bankası'na karşı kambiyo senedinden dolayı imza inkarına dayalı menfi tespit davaları devam etmektedir. Eldeki dava dosyasında mahkemece sözleşmelerdeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ise de alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide/düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanaklarının tarafların, mahkemenin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 14/10/2021 tarihli raporda mukayese olarak bila tarihli fakirlik belgesi, 14/08/2009 tarihli dilekçe, 30/09/2009 tarihli dilekçe, 26/10/2009 tarihli ihtarname, 12/10/2009 tarihli ihtarname, 07/11/2016 tarihli 4496 yevmiye nolu vekaletnameden bahsedildiği, ayrıca İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/549 E. Sayılı dosya içerisinde bulunan davacıya ait mukayese belgelerden faydalanıldığı belirtmiştir. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/549 E. Sayılı dosyası ile ilgili düzenlenen 01/10/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun incelenmesinde ise bahsi geçen dava dosyasında mukayese belge olarak Çorlu Tapu Müdürlüğü'nün 29/09/1997 tarihli resmi senet aslı, 05/07/2004 tarihli İstanbul Ticaret Odası hitaplı belge aslı, 07/06/2015, 01/11/2015, 06/04/2017 tarihli sandık seçmen listeleri, 24/07/2017 tarihli taahhütname, istiktab tutanakları, fakirlik belgesi, 27/12/2010 tarihli haciz tutanağı, artırma tutanağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dosyadaki bilirkişi raporlarında mukayeseye esas alınan belgelerden sadece Çorlu Tapu Müdürlüğü'nün 29/09/1997 tarihli resmi senet dava konusu sözleşmelerden önce düzenlenmiştir. Diğer belgelerin bir kısmı sözleşme tarihine yakın ise de diğer belgelerin sözleşmelerin akdedilmesinden uzun bir süre sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bunun dışında bilirkişi raporlarında mukayeseye alınan belgeler bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Yine mahkemenin 2016/1250 (Yeni esas no: 2023/379) sayılı dosyasında ...no ile kasaya alınan Bakırköy ... Noterliğinin 13/10/2003 tarihli ... sayılı, Beyoğlu ... Noterliğinin 01/02/2001 tarihli ... yevmiye sayılı, Kadıköy ... Noterliği'nin 03/02/1995 tarihli ... sayılı evrak asılları mukayese belge olarak bilirkişi raporlarının hiç birisinde incelenmemiştir. Diğer taraftan sözleşmelere yakın tarihli atılmış mukayeseye esas belgeler SGK, Nüfus idaresi gibi resmi kurumlar nezdinde araştırılmamıştır. Bu durumda sözleşmelere yakın tarihli mukayeseye esas imzalarını içeren belgeler araştırılıp toplanarak yeni bir bilirkişi kuruluna yeniden imza incelemesi yaptırılıp, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1251 Esas - 2022/91 Karar sayılı 10/02/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,"Davalı tarafından yatırılan 8.542,20-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/02/2025