T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1583
KARAR NO: 2025/309
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2022
NUMARASI: 2018/997 Esas - 2022/117 Karar
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin 27/06/2011 tarihinde davalının acentesi olarak faaliyete başladığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 20/12/2017 tarihine kadar müvekkilinin üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalı şirketin Beyoğlu ... Noterliği'nin 30/06/2017 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi üç ay sonra etkisini doğuracak şekilde tek taraflı olarak feshettiğini, feshin iyi niyet kurallarına uymadığı gibi gerekçesiz olarak tek yanlı ve ani yapılması nedeniyle haksız bir fesih olduğunu, bu nedenle müvekkilinin denkleştirme tazminatı hakkı doğduğunu belirterek şimdilik 10.000-TL denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında alacak talebini 19.256-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacı acentenin sözleşmedeki şartlara uymaması nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından 20.12.2017 tarihli ihtarla feshedildiğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığını, hedeflerin gerçekleştirilememesi nedeniyle iş ilişkisinin devamının imkansız hale geldiğini, sözleşmede hüküm bulunmadığı halde davacının başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, bu sebeple komisyon kaybının olmadığını, ayrıca davacının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaat ve ücret kaybına uğraması gerektiğini, acentelerinin üretimlerinin tamamına yakınının trafik üretimi olduğunu, müşterilerin de fiyat odaklı hareket ettikleri için davacının müvekkiline sağladığı müşteri bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının portföyünden önemli bir menfaat elde etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; denkleştirme talebi, acentelik sözleşmesinin feshinden sonra devam eden 109 müşteriye ait 315 poliçeye ilişkin olarak acentenin uğradığı gelir komisyon kaybının 20.287-TL olduğu sabit olmakla, diğer bir ifadeyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı, davacı acentenin yenileme sürecinde muhtemelen elde edeceği komisyonun en az 20.287,00-TL olacağı, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra acentenin portföyü üzerinden düzenlenen poliçeler üzerinden %29 oranında kayda değer bir menfaat elde ettiği, bu bağlamda hakkaniyet gereği davacı acentenin, kök raporda hesaplandığı üzere en fazla (üst sınır olarak) 19.256-TL denkleştirme talebinde bulunabileceği, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinde hedeflerin gerçekleşmediğinin ispat yükünün davalı sigorta şirketinde olduğu, dosya kapsamında sözleşmede prim üretim ölçütlerinin ve hedeflenen üretimin altında kalması ve bunun yaptırımının belirtilmediği, davalı sigorta şirketince sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, işbu sözleşme sona erdikten sonra müvekkilin acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam ettiği,acenteye denkleştirme ödemesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekesi ile davanın kabulüne, 19.256-TL tazminatın dava tarihi olan 30/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; acentelik sözleşmesinin müvekkili tarafından haksız feshedilmediğini, davacı acentenin birden fazla sigorta şirketinin acentesi olduğunu, müşterilerin başka sigorta şirketlerine kaydırıldığının tespit edildiğini, mahkemece bu hususta inceleme yapılmadığını, sadece ticari defterler incelenerek hazırlanan raporun yeterli olmadığını, bilirkişilerin portföy tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeksizin tavan üzerinden hesaplama yaptıklarını, mahkemece de tavan fiyatın esas alındığını, sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin müvekkili şirketten kaynaklanan bir portföy kaybı bulunmadığını, müvekkili şirketin önemli bir menfaat elde etmediğini, fesih tarihi itibariyle vadesi gelen ve yenilenen sadece 2 adet poliçe bulunduğunu, davacının büyük oranda ZMMS poliçeleri ürettiğini ve bunların sürekliliğinin olmadığını, davacı acentenin fesih tarihinden sonra zarara uğradığını ispatlayamadığını, mahkemece hakkaniyet indiriminin de değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinin haksız fesih edilmesi nedeniyle doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir. 5684 Sayılı Kanun m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acenteliği ilişkisinin sona sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin akdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K. Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı) Diğer taraftan tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Somut olayda, taraflar arasındaki 27/06/2011 tarihli sözleşme ile başlayan 25/07/2016 tarihli sözleşme ile devam eden acentelik ilişkisinin davalı tarafından 14/12/2017 tarihi itibariyle tek taraflı feshedildiği hususunda ihtilaf bulunmamakta olup, davalı tarafından sözleşmenin davacıdan kaynaklanan nedenlerle haklı olarak feshedildiği hususu ispatlanamamıştır. Bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitlere göre acentelik sözleşmesinin devam ettiği son beş yıllık süreçte 97.809,41-TL ve yıllık ortalama 19.562-TL komisyon geliri elde edildiği, son beş yıllık süreçte 789.656,87-TL ve yıllık ortalama 157.931,27-TL prim üretildiği tespit edilmiştir. Sözleşmenin sona erdiği tarihten 31/10/2019 tarihine kadar 20 aylık süreçte acentenin portföyü üzerinden 203.944,34-TL prim üretildiği belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda sözleşmenin sona ermesinden sonra acentenin portföyünden üretilen primler yıllık tutara çevrilmeden değerlendirme yapılmıştır. Sözleşmenin sona ermesinden sonra acentenin portföyünden üretilen yıllık prim tutarı 122.366,60-TL'ye tekabül etmektedir. Bu durumda sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının, davalının poliçe üretimine katkısı düşmeye başlamıştır. Davacının elde ettiği ortalama komisyon geliri ile ürettiği prim ve sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının portföyünden üretilen poliçe prim tutarları dikkate alındığında, davalının davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamamıştır. Bir yılda elde edilen toplam prim tutarına bakıldığında, davalı sigorta şirketinin acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra önemli menfaat elde ettiğinin kabulüne yeterli bir miktar değildir. Fesihten sonra davalı sigorta şirketinin davacı acente müşterileri üzerinden gerçekleşen poliçe üretimindeki düşme de nedeniyle, davacının portföyünün davalılarda kaldığı ve davalıların bu nedenle önemli ölçüde menfaat ettiği ispatlanamadığından denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun değildir. Açıklanan nedenlerle; denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2022 Tarih 2018/997 Esas 2022/117 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 329,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 285,62-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan 19.256-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Yatırılan 328,84-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davalı tarafından yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/02/2025