T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/29
KARAR NO : 2026/895
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2023
NUMARASI : 2022/153 Esas 2023/467 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/03/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/05/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA :Davacı vekili; davalıların 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesinde tanımlanın şirketle işlem yapma yasağına aykırı her bir işlemi ve eylemi için fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 80.000-TL'nin tazminata sebebiyet verilen olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .....AŞ, ... ..AŞ,... AŞ, ..., ... ve ...'dan müteselsilen tahsiline, davalıların 6102 sayılı TTKnın 396. maddesinde tanımlanan rekabet yasağına aykırı her bir işlemi ve eylemi için fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 80.000-TL tazminata sebebiyet verilen olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile ... şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili; davacının iddialarını somut bir şekilde ortaya koymadığı, dava dilekçesinde taleple bağlantılı olmayan birçok hususa yer verildiği, somut olarak hangi eylemden ne şekilde şirket zararı oluştuğunun ortaya konmadığını, soyut ifadeler ile hukuki dayanağı bulunmayan taleplerde bulunulduğu, davanın dava dilekçesindeki unsurların eksikliği sebebi ile usulden reddi gerektiğini, davalılar ile arasında teselsül ilişkisi olmadığını, müteselsil sorumluluktan söz edilemeyeceğini, davacının aktif husumeti olmadığı, ... AŞ.’nin demir çelik sektöründe tekel olduğu, müvekkillerin ...’in hakim hissedarları olduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığı, müvekkillerinin TTK hükümlerine aykırı olacak biçimde rekabet kurallarını ihlal etmedikleri, dava dışı ... A.Ş.’nin zarara uğramasına yönelik hiçbir eylem yada işlemde bulunmadıkları, davacının sözü edilen genel kurullarda verilen tüm ibra, izin ve onay kararlarına muhalefet etmediği ve iptal davası açmadığını, onay kararına karşı yasal süresi içinde iptal davası açılmazsa kararın kesinleşeceğini, öncelikle davanın usul ve esas yönü ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının ortağı olduğu ... şirketinin 29.03.2017 tarihli genel kurulunda gündemin 8 nolu kararı ile TTK’nın 395 ve 396 maddeleri kapsamındaki yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağına dair verilen izinlere dair kararın Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/79 Esas, 2018/325 karar sayılı kararı (Kesinleşme tarihi 27.10.2020) ile iptal edilmesi nedeni ile davacının davalı gerçek kişilerin yöneticisi/yetkilisi oldukları şirketler aracılığı ile ... ile iş yaptıkları, ...'ın 11/12/2009-01/11/2020; ... 01/11/2017-01/11/2020; ... 01/11/2017-01/11/2020 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, 3. şahıs konumundaki şirket ve şahısların siparişlerine göre düşük bedelle davalılara mal satışı yapılmadığı, davalı şirketlerin ...'den yaptıkları ticari alımlarda genel satış esaslarına 3. şahıslarla birlikte tabi olduğu, 02/04/2019 tarihli, 24/08/2020 tarihli olağan genel kurullarda alınan 9. ncu maddesi gereğince oylama sonucunda TTK 395-396 maddelerinin uygulanması konusunda oy çokluğu ile izin verildiği..."29.03.2017 tarihli genel kurul kararının bu tarihten 01.11.2017 tarihine kadar uygulandığı, iptali dava edilen genel kurul kararları başta hukuken sakat doğmuş olmakla birlikte mahkemece iptaline karar verilinceye kadar geçerli, icra edilebilir nitelikte olduğu, iptal kararı bozucu yenilik doğurucu nitelikte olduğu, belirtmek gerekir ki uygulanması mahkemece geri bırakılmayan iptali kabil genel kurul kararlarına dayanılarak yapılan işlemlerin geçerli olduğu. ( Bkz. Şirketler Hukuku şerhi ,Prof. Dr. Hasan PULAŞLI 3. Baskı sayfa 1109 vd.) Davacı davalıların dava şirket genel kurulundan 6102 sayılı TTK'nın 395 ve 396. Maddelerindeki yetkileri alarak kendi hakim pozisyonunda oldukları şirketlere fiyat listeleri adı altında daha düşük birim fiyatından satış yaptıkları, ayrıca ...'den daha önce siparişnameye bağlanan dava dışı şirketlere ait siparişin bekletilerek kendilerine ait şirketlere hem öncelikli hem de normal kısım adı altında teslimatlarda bulunularak halka açık şirketin karının eritildiği, ... şirketinin zarara uğratıldığı gerekçesi ile TTK'nın 553 vd. Maddeleri uyarınca hesaplanacak tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş ise de; şirket yöneticilerinin sorumluluğunun koşullarından biri de şirketin zarara uğramış olması olduğu, ... şirketinin 29.03.2017 tarihinden 02.04.2019 tarihine kadar kayıtları incelenmiş taraflarla yapılan satışlar, beratlar, bağımsız denetim raporları, fiyat listeleri, ilişkili taraflarla yapılan satışlara dair fiyat listeleri, taraflarla yapılan satışlar birlikte değerlendirilmiş neticede 3. şahıs konumundaki şirket ve şahısların siparişlerine göre düşük bedelle davalılara (davalı tüzel kişilere) mal satışı yapılmadığı, öncelikli mal teslimi kararı alınmadığı,ticari muamelelerin neticesinde davalıların satın aldıkları tüm kalemlerin incelenmesinde dava dışı ...'den daha düşük birim fiyatından satış yapılmadığı neticede dava dışı şirketin tazmini gerekir bir zararının olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ : Davacı vekili; mahkemece müvekkili şirket ile husumet içinde olan bilirkişinin değiştirilmesi ile birlikte yeni bir heyet oluşturulması, bilirkişilerin Karabük il sınırları dışından seçilmesi taleplerinin kabul edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında zararın tespiti bakımından yapılan inceleme, davalılara ve davalı şirketlere üçüncü şahıslardan daha düşük fiyattan mal satılıp satılmadığı noktasında yapıldığı, oysaki incelenmesi gereken hususun 2011 yılından bu yana iptal edilen yetki ve izinlerin davalılara yeniden tanınması nedeniyle doğan şirket zararının ve davalıların bu şekilde elde ettikleri menfaatlerin tespiti olduğunu, davalıların öncelikli mal alım hakkına sahip olduğu, hal böyleyken; aynı fiyattan mal alsalar dahi ki bu noktaya bir itirazın olmadığını, mahkemece sürekli olarak iptal edilen yetki ve izni kendilerine tekrar tanıyarak menfaat elde etmeye devam etmeleri olduğu; işbu davada tarafınca talep edilen, hukuk dışı şekilde kendilerine bu yetkileri tanıyan ve mahkeme kararlarını ısrarla uygulamayan davalıların elde ettiği menfaatlerinin tespit edilmesi gerektiğini, 29.03.2017 tarihli genel kurul kararının uygulandığı süre boyunca TTKnın 395, 396 ve 369. maddelerine aykırılık nedeniyle doğan şirket zararının ve davalılar tarafından elde edilen tüm menfaatlerin TTKnın 553. madde uyarınca tazminine karar verilmesi talebiyle açıldığı, davalıların, ...'in zararına (işlem yapma yasağına aykırı) birçok ticari iş ve işlemde bulunduklarını, 2017 yılı bilançosunda; ...'in 344.039.380-TL' ...'in 8.817.248-TL, ... Nakliyat'ın 31.721 TL'lik ; 2018 yılına ait bilançoda; ... şirketinin 100.802.446-TL, ...'in 1.115.110 TL'lik alım yaptığı, dava dışı şirkete 4.684.022-TL'lik satış yaptığı, ... Nakliyat'ın dava dışı şirkete 31.721-TL'lik satış yaptığının görüldüğünü, TTK nın 395. madde hükmünün, davalılar tarafından açıkça ihlal edildiği, gerçek kişi davalılar, aile şirketleri olan diğer davalı şirketler üzerinden ... AŞ ile yüzmilyonlarca liralık ticari işlemlerde (ticari alım-satım akitleri vb. işlemler) bulunduklarını, davalı şirketlerin piyasadaki 3. şahıs ve firmalara satarak yüksek kar elde ettiklerini mahkeme kararında bu hususlarda hiçbir tespit yapılmadığını, tespit edilmesi gereken husus ...'in davalı şirketlere daha düşük fiyattan mal satıp satmadığı olmadığı, ... tamamı halka açık ve Borsada işlem gören bir şirket olduğu, belirli periyotlarla ilan ettiği fiyatlarla (herkese aynı fiyatla) mal satışı yaptığı, dolayısıyla, ... davalı şirketlere de herkese sattığı fiyattan mal sattığını, davalı şirketlerin ...'den mal satın alması (TTK 396. maddesi gereği) hukuken yasak olduğu, davalıların mahkeme tedbir ve iptal kararına aykırı olarak işlem yapmaya ve mahkeme kararlarını tanımamaya devam ettiği, gelinen noktada 2017 yılı genel kurulunda da aynı mahiyetteki izin ve yetkiler davalılara yeniden tanındığı, bu eylemler nedeniyle davalıların elde ettikleri maddi menfaatin (TTK 369 ve TTK 553. Maddesi uyarınca) ... AŞ’ye iade edilmesi/ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri davalıların öncelik haklarına dayalı olarak hakim ortağı bulundukları şirketlerin satın aldığı emtianın piyasaya satılarak ...'i zarara uğrattıkları iddiasına dayalı açılan davada ...'in zararının tesbiti ile ...'e ödenmesini talep etmektedir.
Davacı vekili; mahkemece bilirkişi seçimi ve yaptırılan inceleme sonucunda alınan raporların tarafsızlık ilkesini zedeleyebileceğinin dikkate alınmadığını, ayrıca küçük bir yerleşim yeri olan Karabük'te davalıların etkin olabileceği gözönüne alınarak başka bir yerden seçilecek bilirkişiler aracılığı ile inceleme yapılmamasını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Dava tarafça kök bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerden birinin davacı şirket ile geçmişte mahkemelik olduğu belgelenerek itiraz edilmesi üzerine mahkemece; bilirkişi heyetten çıkartılarak yeniden heyet oluşturulmuş ve yeniden mahallinde inceleme yaptırılarak rapor alındığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ikinci kez oluşturulan heyetin diğer üyelerinin değiştirilmemesinin tarafsızlık ilkesini zedeleyebileceğini ileri sürmekte ise de toptancı bir yaklaşımla heyetin tüm üyelerinin değiştirilmesi talebi hukuki değildir. Ayrıca; HMK'nın 268(1) maddesi uyarınca incelemenin yapılacağı yerde Adalet Komisyonu tarafından oluşturulacak listelerden seçilmesi, bulunmadığı takdirde çevreden seçilmesi mümkündür. Zorunluluk halinde çevreden seçilmesi mümkün ise de; ... şirketinin davalı şirketlere yaptığı satışların miktarın da, fiyatında uyuşmazlık olmadığı; davacı tarafından, davalı şirketlere diğer müşterilerden daha düşük fiyattan satış olmadığını açıkça belirtmesine, satış miktarı bakımından da bir uyuşmazlık olmadığı ;uyuşmazlığın niteliği gereği hukuken değerlendirilmesi gerekmesine göre bilirkişi heyetinin oluşturulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Davacının; talebi genel kurul tarafından TTK nın 395-396 maddesi uyarınca verilen izinlerin iptal edilmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine yenilenen genel kurula kadar döneme ilişkin dava açıldığı anlaşılmaktadır. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur.
Somut olayda; davalı şirketlerin yöneticisi ve ortağı olan gerçek kişi davalıların aynı zamanda ... şirketinin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları; bu dönemde davalı yöneticilere TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca verilen izinlere ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/79 Esas, 2018/325 karar sayılı kararın27.10.2020 tarihinde kesinleştiği, genel kurul kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi ile ... şirketi yöneticileri gerçek kişi davalıların geçmişe yönelik olarak işlem yapma yetkilerinin ortadan kalktığı, bu dönemlere ilişkin olarak davalı şirketlerin ... şirketi'nden yüklü miktarda alım yaptıkları (...) davacının iddiası; ... şirketinden alınan çelik emtiasının piyasaya satılarak davalıların yasak olmasına rağmen alım yaptıkları, ... şirketinin zararının yöneticilerin zararlandırıcı eylemlerle zarara uğrattıkları, davalı şirketlerin ... şirketine, şirketin yöneticileri eliyle verilen zararın ...'e ödenmesi yöneticinin sorumluluğu davası kapsamında; davalılardan tahsiliyle ...'e ödenmesi talep edilmektedir.
Bu kapsamda davalı yöneticilerin "ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları"nın ne olduğunun üzerinde durulmalıdır. TTK'nın 395(1)maddesi uyarınca "yönetim kurulu üyesi genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi halde şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir." hükmünü haizdir. Şirket genel kurulunda davalı yöneticilere TTK nın 395-396 maddeleri uyarınca dava konusu dönemde verilen izin kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edilmiştir.
Sorumluluk davasının şartları zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerekir. Davalı şirketlerin öncelik haklarını kullanarak ...'in ürettiği emtialardan satın aldıkları emtiaları piyasada satarak kar etmeleri ...'in zararını teşkil etmemektedir. Verilen izinlerin iptal edildiği nazara alındığında hukuka aykırılık var ise de bu olgunun yöneticinin sorumluluğu davasında şirketin zararı noktasında ; davalı şirketlerin diğer müşterilerle aynı fiyattan emtia satın aldığı sabittir. Bu halde ...'in ne şekilde zarara uğradığı davacı tarafça açıklanmadan soyut olarak zarara uğratıldığı iddiası dinlenemez. Bir başka deyişle; ...'in alıcılara örneğin emtiaları aynı fiyattan kime sattığı, alıcının kim olduğunun bir önemi bulunmamaktadır.Bu halde; davalı şirketlerin öncelik hakkı hukuka aykırı olarak verilmiş ise; öncelik hakkı olmayan müşterilerin emtia elde edememesine yol açabileceği, üçüncü kişilerin zarara uğrama ihtimali bulunmaktadır. ... şirketlerinin karı ...'in zararını teşkil etmemektedir. Sorumluluk davasının şartı olan "zarar" gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; sorumluluk davasının kümülatif şartlarından biri olan dava dışı şirketin zararı sabit olmadığından davanın reddine ilişkin karara yöneltilen istinaf sebebleri yerinde bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 462,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/05/2026