T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1477
KARAR NO : 2026/927
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2023
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 28/03/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin 2020 yılına ilişkin dava konusu 29.12.2021 tarihli genel kurul toplantı çağrısının müvekkiline toplantı tarihinden 7 gün önce tebliğ edildiğini, müvekkilinin şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından uygulanan hukuka aykırı işlemler nedeniyle son 10 yıldır şirket nezdinde aktif olarak görev alamadığını, şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından şirkete ait defter ve kayıtlar ile şirket nezdinde bulunan hiçbir belgenin müvekkilinin incelemesine açılmadığını, müvekkilinin mali tabloları inceleme talebinin genel kurul toplantılarında defaten davalı şirkete bildirilmesine rağmen davalı şirket tarafından müvekkilin bu talebin karşılanmadığını ve müvekkilinin genel kurul gündem maddeleri hakkında bilgi sahibi olamadığını, 29.12.2021 tarihli toplantıda denetçi ve yönetim kurulu başkanının ibrasının görüşüldüğünü, ancak yönetim kurulu başkanı ... tarafından şirket ticari defter kayıtları, banka kayıtları, stok kayıtları, ticari alım satım sözleşmeleri ve şirket nezdinde gerçekleştirilen iş ve işlemlere ilişkin hiçbir belgenin müvekkilinin incelemesi için hazır edilmediğini, denetçinin ibra edilmesine itirazlarının bulunduğunu, dağıtılmasına karar verilen kârın çok düşük olduğunu, yüksek bedelli taşınmaz alımı ve kiralanmasına ilişkin kararın azınlık haklarını yok ettiğini, ...'nun şirket pay çoğunluğunu elinde bulundurması nedeniyle alınan kararların kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralarına aykırı olduğunu belirterek 29.12.2021
tarihli genel kurulda alınan kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının yönetim kurulu toplantı çağrılarına icabet ve iştirak etmeyerek müvekkil şirketin en önemli organlarından biri olan yönetim kurulunu bir süreliğine işlevsiz hale getirdiğini, genel kurula çağrının davalıya usulüne uygun yapıldığını, davacının dava açma hakkını kötüye kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;davacının 4,5,6,10,11 nolu kararların iptalini istediği, her iki tarafın hazır bulunduğu toplantı için çağrının TSG’nde usulüne uygun yapıldığı, davacıya noter ihtarının 7 gün önce yapılmasının yerleşik içtihatlar nazara alınarak tek başına iptal sebebi olmadığı, davacının finansal tabloların tasdikine dair alınan kararda, tabloların neden tasdik edilmemesi gerektiğine dair somut bir itirazı bulunmadığı, 402.000-TL kar dağıtımına ilişkin kararın oybirliği ile alındığı, bu kararda davacının olumsuz oyu bulunmadığı, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde yazılı muhalefet şerhine işaret ettiği, ancak yazılı muhalefetin karardan sonra sunulduğu, toplantı başkanınca imza altına alınmış her hangi bir muhalefet olmadığı gibi, toplantı tutanağında da muhalefet yer almadığı, davacının karardaki tek muhalefetinin yönetim kurulana kar payını ödemesi için 31/03/2022 tarihine kadar yetki verilmesi kararı olduğu, bunun da iptalini gerektirir somut bir sebep ileri sürülmediği, 10 ve 11 nolu kararlar için de iptalini gerektirir bir husus tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; toplantı tebligatının kanunda öngörülen usule aykırı yapıldığını, sürelere riayet edilmediğini, müvekkiline bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, yönetim kurulu başkanı olan diğer ortağın müvekkiline e-posta olarak gönderdiği 28/04/2020 tarihli ihtarnamede gerçek niyetini ortaya koyduğunu, yönetim kurulu başkanının haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini, müvekkilinin defterlerin incelenmek üzere girişimde bulunmadığının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin muhalefetinin bulunmadığı belirtilmiş ise de 29/12/2021 tarihli muhalefet şerhinde müvekkilinin karşı çıktığı ve muhalif kaldığı hususunun açıkça görülebileceğini, kârın dağıtılmasına ilişkin muhalefetin açıkça belirtildiğini, diğer ortak tarafından yönetici sıfatıyla şirketin varlıkları üzerinde tasarruf edildiğini, müvekkilinin hakkı olan kira ücretlerinin dahi müvekkiline ödenmediğini, müvekkili tarafından başlatılan takibe itiraz edildiğini, buna ilişkin alacağını dava yolu ile alabildiğini, dağıtılmasına karar verilen kârın, gerçek kârın çok altında olduğunu, müvekkilinin buna ilişkin muhalefetini açıkça ileri sürdüğünü,mahkemenin 10 ve 11 nolu kararlar yönünden de hiç bir gerekçe belirtmediğini, müvekkilinin haklarının diğer ortak tarafından hiçe sayıldığını, tüm kararların oy çokluğu ile alındığını, bahsi geçen kararların önceki genel kurulda da alındığını ve buna ilişkin davaların derdest olduğunu, bahsi geçen dava derdest olduğu halde dava konusu genel kurulda yeniden aynı kararın alındığını, ayrıca ortaklar arasında ortaklıktan çıkma ve şirketin feshi davası devam etmekte iken şirkete yüksek miktarları taşınmaz alınması ve kiralanmasının müvekkilinin azınlık haklarını yok ettiğini, fahiş bedelle gayrimenkul alımı ve kiralanmasının şirketin zararına olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Davalı ... şirketin 29/12/2021 tarihli genel kurul toplantısında 4 no'lu finansal tabloların kabul ve tasdiki, 5 no'lu ibra, 6 no'lu kar dağıtımı, 10 ve 11 no'lu taşınmaz kiralanması veya satın alınması için yönetim kuruluna verilen yetkinin 1 yıl uzatılması hususlarında alınan kararların iptali talep edilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Aynı yasanın 447. maddesine göre ise, genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.
Somut olayda davacının yazılı muhalefetinin gündeme itiraz niteliğinde olduğu, kar payı dağıtımı için yönetim kuruluna yetki verilmesine dair alınan karar dışında usulüne uygun muhalefet ileri sürülmediği, bununla birlikte alınan kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının toplantı tutanağında alınan kararlardan sonra kararlara muhalif kaldığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak toplantı tutanağına ek olarak "29/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısına karşı muhalefet şerhleri" başlıklı belge ibraz etmiştir. Mahkemece bahsi geçen dilekçenin gündeme itiraz niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de bu dilekçenin toplantı öncesinde verildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi davalı tarafça da bu dilekçenin toplantı tutanağına ekli olmadığı yönünde bir itirazı bulunmamaktadır. Ticaret sicilinden gönderilen dava konusu genel kurul kararının ekinde davacının yazılı muhalefet şerhi de bulunmaktadır. Bu durumda bahsi geçen dilekçenin toplantı başkanlığına toplantı bitimine müteakip verildiğinin kabulü gerektiğinden mahkemenin davada muhalif kalma koşulunun gerçekleşmediği yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Davacı, genel kurul toplantısının tebliğ edildiği tarihle toplantının yapılacağı tarih arasında kanunda öngörülen süreden daha az süre olduğunu, bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını ileri sürmektedir. TTK'nın 414/1. maddesinde; Genel kurulun toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılacağı, bu çağrının, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılacağı, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirileceği düzenlenmiştir. Toplantı gününün bildirildiği iadeli taahhütlü mektupların davacıya tebliğ edildiği, ancak tebliğ ile toplantı arasında kanunda öngörülen süreden daha az bir süre kaldığı anlaşılmakta ise de çağrı usulüne uyulmaması genel kurulda alınan kararları tek başına sakatlayan bir hal olarak düzenlenmemiştir. TTK'nın 446. maddesinde davet usulüne aykırılığın, toplantıda alınan kararları etkilemiş olması şartına bağlanmıştır. Davacı toplantıya katılmış olup, sürenin az olmasının kararlara ne gibi bir etkisi bulunduğuna dair herhangi bir neden ileri sürmemiştir. Şirketin mali tabloların ve faaliyet raporlarının inceletilmediğini ileri sürmüş ise de toplantı ilanında şirket verilerinin toplantı tarihinden 15 gün öncesinden pay sahiplerince incelenmesi için hazır bulundurulacağı ilan edilmiştir. Dava konusu genel kurul toplantısı özelinde davacıya ilgili belgelerin incelettirilmediğine dair tutulan bir tutanak ya da başkaca bir delil sunulmamıştır. Bu durumda davacı vekilinin çağrı usulsüzlüğü ve inceleme ve bilgi alma hakkının kullandırılmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı şirket, %40 hissesi davacıya ait olmak üzere iki ortaktan oluşmaktadır. 29.12.2021 tarihli genel kurulda alınan ve kâr dağıtımı hariç dava konusu edilen kararlar davacının 12.000.000 olumsuz oyuna karşılık 18.000.000 olumlu oyla alınmıştır. İptali talep edilen 4 nolu karar finansal tabloların tasdikine ilişkindir. İbra oylamasının ayrı yapılması nedeniyle TBK'nın 436/2 maddesinde düzenlenen oy yasağı uygulanamayacağından alınan karar nisaba uygun olup, bilirkişi incelemesinde şirketin mali tablolarında olumsuzluk bulunduğuna dair bir tespit yapılmamıştır. Davacı finansal tabloların onaylanmasına dair alınan kararın iptali için somut bir gerekçe ileri sürmemiştir. 5 nolu kararda, denetçinin davacının olumsuz oyuyla oy çokluğuyla ibrasına karar verilmiştir. Ancak denetçinin usulüne uygun olmayan eylem ve işlemleri bulunduğuna ya da denetim raporunun içeriğine yönelik iddia ileri sürülmediği dikkate alındığında iptal şartları gerçekleşmemiştir. Şirket kârının daha fazla olması nedeniyle toplantıda dağıtılmasına karar verilen kârın az olduğu ileri sürülmüş ise de 402.000-TL karın dağıtılmasında davacı olumlu oy kullanmıştır. Miktara yönelik bir itiraz ileri sürmediğinden iptal nedeni yerinde görülmemiştir. 10 ve 11 nolu şirkete taşınmaz satın alınması ya da kiralanması için yönetim kuruluna verilen yetkinin 1 yıl süreyle uzatılmasına dair oy çokluğu ile karar alınmıştır. Davacı bu kararların da iptalini talep etmiş ise de yönetim kuruluna yetki verilmesi genel kurulun takdirindedir. İptali talep edilen kararda önemli miktarda şirket varlığının satışı söz konusu olmadığından, genel kurulca karar alınması gerekmemekte ise de bahsi geçen karar yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilmez yetkilerine müdahale eden bir karar olmayıp danışma amacıyla genel kurula getirilen istişari nitelikte bir karardır. Bu kararın da iptalini gerektirir nedenler ortaya konulmamıştır.
Buna karşılık TTK'nın 436/2. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değildir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar ve bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. İptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur.
Diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/12/2024 tarihli 2023/5361 E. 2024/9065 K. Sayılı içtihadında da belirtildiği üzere "yönetim kurulu üyesi hakkında sadece ibra edilmeme kararı alındığı bir durumda, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme kararının iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmamışsa, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır".
Somut olayda davacının 28/05/2019 tarihli genel kurulu kararı ile yönetim kurulu üyesi seçildiği, 20/07/2020 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulundaki görevine son verildiği, ibra oylamasının ait olduğu dönemde davacı ile diğer ortağın yönetim kurulunda birlikte görev aldıkları anlaşılmaktadır. Dava konusu genel kurulun 5 nolu gündem maddesinde denetçi dışında yönetim kurulu üyelerinin de ibra oylaması yapılmış olup, her bir yönetim kurulu üyesi yönünden ayrı ayrı yapılan oylamada davacı kendi ibrasında oy kullanmamış ise de yönetim kurulu üyesi olan diğer ortağın oyları ile ibra edilmemiştir. Bu durumda davacının ibra edilmemesine ilişkin karar yönetim kurulu üyesi olan diğer ortağın geçersiz oyları ile alındığından, TTK'nın 436/2 maddesindeki oydan yoksunluk kuralına aykırıdır. Bu aykırılığın yaptırımının da yokluk olduğu gözetildiğinde davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğu açıktır. İptal edilebilirlikten farklı olarak yokluk ve butlan halleri ilgilileri tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi bir davada dosyaya sunulan belgelerden anlaşılması halinde mahkemece de re'sen gözetilmelidir.
Açıklanan nedenlerle; davacının usulüne uygun muhalefeti bulunmadığına dair gerekçesi yerinde görülmemiş olup, TTK'nın 436/2. maddesindeki emredici hüküm dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, 5 nolu gündem maddesinde davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik talep bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2023 Tarih 2022/225 Esas 2023/184 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 29/12/2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 5 nolu maddesinde davacının ibra edilmemesine dair kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik talep bakımından davanın reddine karar verilmiştir"
İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 732-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 161,40-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 2.200-TL bilirkişi ücreti ve 80,75-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.280,75-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.140,37-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,"
Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,
Davacı tarafça yapılan 111-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 55,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026