T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/937
KARAR NO : 2026/922
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2022
NUMARASI : 2021/672 Esas - 2022/1168 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 16/08/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı şirketin son yönetim kurulunun ..., ..., ... ve ...’tan oluştuğunu, ortaklardan aynı zamanda müvekkilinin babası ...’ın 16.07.2020 tarihinde vefat ettiğini, ... ve ...’ın ise müvekkilinin öz kardeşleri olduğunu, davalı şirkete karşı esasen hissedar olan müvekkili tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/212 E. sayılı dosyasında müvekkilinin hissedarlığının tespiti ve davalı şirket pay defterine kaydı talebi ile dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, hissedarlardan ...’ın şirket hisseleri ile ilgili olarak tanzim ettiği vasiyetnamesinin Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/681 E.-2021/48 K. sayılı davası ile açılıp okunduğunu, aynı zamanda ... yönetim kurulu üyeleri olan mirasçı çocuklarının bu vasiyetnamenin iptali hususunda Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/14 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, davalı şirket yönetim kurulunun bu davalar üzerine davalı şirket genel kurulunun 16.04.2021 tarihinde yapılması yönünde tüm hissedarlara tebligat gönderdiğini, müvekkilince kayyım atanması talebi üzerine Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/212 E. sayılı dosyasında verilen 14.04.2021 tarihli karar ile hisse devrine konu nizalı payların genel kurulda kayyım ... tarafından temsil edilmesine karar verildiğini, müvekkili ve kayyımın erteleme taleplerinin genel kurul gündeminin 8 numaralı davalı şirkete denetçi atanması ve denetçi ile bağımsız denetim sözleşmesi imzalanması için yönetim kuruluna yetki verilmesi maddesi yönünden diğer hissedarlarca kabul edilmediğini ve davalı şirkete ... Bağımsız Denetim şirketinin bağımsız denetçi olarak atanmasına muhalefetlerine rağmen oy çokluğuyla karar verildiğini, bu kararın batıl olduğunun tespiti ve iptali talebi ile Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece davanın kabulü ile denetçi atanmasına ilişkin kararın iptaline karar verildiğini, dosyanın halihazırda istinaf incelemesinde olduğunu, davalı tarafça bu süreçte 17.05.2021 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, bu genel kurulda müvekkilinin alınan kararların hepsine olumsuz oy kullandığını ve muhalefet şerhinin işlendiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/212 E. sayılı dosyasında verilen 08.07.2021 tarihli ara karar ile tartışmalı hisselerin genel kurulda temsili, mali hesapların denetimi ve davalı şirkete ait taşınmazların satılması, ipotek verilmesi ve taşınmazların aynına ilişkin diğer tasarruf işlemlerde bulunmasının denetim kayyımının iznine tabi tutulmasına karar verildiğini ve mali müşavir ...’un davalı şirkete denetim kayyımı olarak atandığını, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların, mali tabloların gerçekleri yansıtmıyor oluşu, şirketin hesap ve kayıtlarının kayyım raporuyla örtüşmüyor olması ve görevdeki yönetim kurulunun müvekkili ve şirketin haklarına açık bir şekilde zarar vermesi sebebi ile batıl olduğunu, alınan kararların tamamının batıl olduğunu, kararların müvekkilinin haklarını zedelediğini, davalı şirketin sermayesinin korunması hükümlerine aykırı olduğunu, şirket hesaplarında yapılan usulsüzlüklerin kayyım tarafından tespit edildiğini, yapılan usulsüzlüklerin anılan genel kurulda okunan bağımsız denetçi raporuna yansıtılmadığını, dolayısıyla genel kurulda okunan faaliyet raporunun, bilanço ve kar zarar tablolarının, muhasebe kayıtları dahil her türlü kayıtların gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirketin faaliyet raporunun geçersiz ve hükümsüz olduğunu, şirketin hesap ve kayıtları ile kayyım raporlarının uyuşmadığını, bu sebeple yönetim kurulu üyelerinin usulüne uygun olarak ibra edildiğinden bahsedilemeyeceğini, şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın batıl olduğunu, kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın esas nedeninin şirketten herhangi bir menfaat temin edemeyen müvekkilinin haklarının zedelenmesinin sağlanması olduğunu, yine yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 uyarınca verilen yetkiye ilişkin kararların da batıl olduğunu, genel kurulun teşkili ve hissedarların temsili hususunda sorunlar bulunduğunu, müvekkilinin şirketin en fazla paya sahip hissedarı olması gerekirken, hem mirasçılık hem de hisse devir sözleşmeleri kapsamındaki paylarının usulüne uygun olarak genel kurulda temsil edilmediğini, davalı tarafın ibrasına dair oy kullanan ...’ın da oğullarının zoruyla bu toplantıya katılmak zorunda kaldığını, bu nedenle ...’ın ibraya yönelik verdiği iradede açık şüphelerin bulunduğunu belirterek, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan bütün kararların batıl olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının yönetim kurulu üyesi olmadığını, kararların yerine getirilmesinde kişisel sorumluluğuna başvurulabilecek bir kişi olmadığını, davacının iptalini istediği her bir karar için oylamadan sonra o karara yönelik bir gerekçe ile muhalefet şerhini beyan etmediğini, davacının sadece 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı genel kurul kararlarına karşı muhalefet şerhinin bulunduğunu, ancak bu şerhlerin hepsinin de içerik olarak aynı ifadeleri içerdiğini, muhalefet şerhi verilen bu kararların tamamında davacının gerekçesinin, varlığını iddia ettiği hisse devri sözleşmelerine dayanarak daha önce açmış olduğu davanın devam etmekte olduğu, bu sebeple hissedarlık yapısının henüz netleşmediği olduğunu, ancak yine davacının muhalefet şerhlerinde de belirttiği üzere dava konusu hisseler için mahkemece temsil kayyımı atandığını, temsil kayyımının davacı tarafın temsilcisi sıfatıyla hareket ederek davacının menfaatleri çerçevesinde oy kullandığını, alınan kararlar ile doğrudan ilgili bir gerekçenin muhalefet şerhlerinde yer almadığını, bu sebeple davacının alınan kararlarla ilgili bulunmayan gerekçelerle usulsüz muhalefet şerhine dayalı iptal davası açma hakkının olmadığını, davacının toplantı öncesi ve toplantılardan sonra pay sahiplerinin incelenmesi için hazır bulundurulan tüm finansal tabloları, faaliyet raporunu, denetleme raporlarını ve kar dağıtım önerisinin inceleme haklarını kullanmadığını, ...’ın iradesi dışında oy kullandığı iddiasının asılsız olduğunu, davacının dava dilekçesinde butlan ve iptal gerekçelerini belirtmediğini, nizalı hisselerin kayyımı ...’un raporunun gerekçe olarak gösterildiğini, müvekkili ile ... arasında Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/590 esas sayılı tazminat davası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma bulunduğunu, bu durumda müvekkili ile husumeti bulunan kayyımın raporuna dayanılamayacağını, genel kurula pay sahiplerinin çağrıldığını ve katıldığını, nizalı payların mahkeme tarafından atanmış bir kayyım tarafından temsil edildiğini, alınan kararların yeterli oy çoğunluğu ile alındığını, bu nedenle kararların yokluk ya da butlan yaptırımını gerektiren bir sebep bulunmadığını, bilançonun onaylanmasına ilişkin kararın hukuki bir sonucunun bulunmadığını, kar payı dağıtımına karar verilmemiş olmasının, diğer taraftan ayrı bir gündem maddesinin bulunması sebebi ile bilançonun onaylanmasının ibra sonucu doğurmaması karşısında bu kararının batıl olduğunun ya da iptalinin talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, karın dağıtılmamasına yönelik oylamada davacı temsilcisi ile nizalı paylar bakımından ...’un olumsuz oy kullandıklarını, diğer bir ifadeyle kar dağıtımının istenildiğini, kar dağıtımı ve ibra kararlarının dayanağını oluşturan bilanço ve gelir tablosunun kabul edilmemesine ve ibra kararında olumsuz oy kullanılmasına rağmen aynı finansal tabloların sonucu belirlenen şirket karının dağıtılması yönünde oy kullanılmasının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2018 tarihli 2016/11188 esas 2018/3055 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, şirketin bilanço ve gelir tablosunun onaylandığı anlamına geldiğini, davacının kar dağıtılmaması kararına yönelik dürüstlük kuralına aykırılık iddiasında bulunmadığını, karın dağıtılmamasının sermayenin korunması ilkesine uygun olduğunu, ibra oylamasında yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, yönetim kurulu üye seçiminde yeterli çoğunlukla karar alındığını, yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 gereği iki ayrı konuda yetki verilmesi konusunda yönetim kurulu üyelerinin kendisi ile ilgili kararda oydan yoksun olmasına rağmen diğer yönetim kurulu üyeleri bakımından oydan yoksunluğun söz konusu olmadığını, oydan yoksunluk bakımından dava dilekçesinde bir açıklama bulunmadığını, kararın butlan ya da iptal koşullarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafından dava konusu genel kurul kararlarına ilişkin olarak, usulsüz çağrı iddiasının ileri sürülmediği, alınan kararların kanunda ya da esas sözleşmede belirlenen nisaplara aykırı şekilde alındığı yönünde bir iddianın da bulunmadığı, dolayısıyla bu yönler bakımından dava konusu genel kurulun usulüne uygun olarak toplandığı ve alınan kararlarda kanunda öngörülen nisaplara şeklen uyulduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat birbirlerinin ibralarında oy kullandıkları, oysa TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında da oy kullanamayacağı, bu hüküm emredici nitelikte olduğu için davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 6 no'lu kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca mutlak butlan ile hükümsüz olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, genel kurulda alınan diğer kararlar yönünden yapılan incelemede, mutlak butlan ile hükümsüz olduklarına ilişkin bir sebep tespit edilemediği, iptal istemi bakımından muhalefet şerhi ve dava açma süresine ilişkin koşulların yerine getirildiği, 17.05.2021 tarihli genel kurulda alınan 2 ve 4 no'lu gündem maddeleriyle ilgili olarak ortada iptali talep edilebilecek bir genel kurul kararı bulunmadığı, iptale konu 3 no'lu kararın bilanço ve kar zarar hesaplarının müzakeresine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin 31.12.2018, 31.12.2019 ve 31.12.2020 tarihli mizanlardaki bakiyelerin gelir tablosu ve bilançolara doğru şekilde aktarıldığı, temel mali tablolarının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, davacının hesaplardaki hata ve hile iddiasının soyut nitelikte kaldığı anlaşılmakla, alına bu kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, 5 no'lu kararın kar dağıtımına ilişkin olduğu, genel kurul toplantısının 5 no'lu kararı ile 2018, 2019 ve 2020 yıllarından elde edilen şirket karından kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan karın pandemi dönemi olması, pay sahipliği ile ilgili açılmış davalar bulunması ve yeni yatırımlar yapılması gerekçeleri ile şirket ortaklarına dağıtılmayarak fevkalede ihtiyat olarak ayrılmasına karar verildiği, yapılan mali incelemede bu dönemde şirketin 1. yasal yedek akçe ayrılmadığı, dolayısıyla alınan kararın TTK 523. maddesine aykırı olduğu, kanuna aykırılık nedeni ile bu kararının iptalinin gerektiği, iptale konu 7 no'lu kararın yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olduğu, davalı şirketin 31.08.2018 tarihli genel kurulunda 31.08.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak ..., ..., ... ve ...'ın seçildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinde engel bir durum olmadığı için, dava konusu genel kurulda bu kişilerin tekrar yönetim kurulu üyesi seçilmelerinde engel bir durum bulunmadığı, bu nedenle bu gündem maddesi ile ilgili olarak alınan karar bakımından hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, iptale konu 8 no'lu kararın şirket yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkin olduğu, bu bakımdan genel kurulda yapılacak oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK 436 maddesi hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanmasının mümkün olmadığı, yönetim kurulu üyelerine genel nitelikli bu tarz iznin verilmesi mümkün olduğundan bu karar bakımından da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 6 no'lu kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca mutlak butlan ile hükümsüz olduğunun tespitine, genel kurulda alınan 5 no'lu kararın TTK 446. maddesi uyarınca iptaline, alınan diğer kararlara yönelik iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemece 2 ve 4 numaralı genel kurul kararları bakımından iptali talep edilebilecek bir genel kurul kararının bulunmadığına kanaat getirilmiş ise de genel kurulda alınan kararın TTK'nın 409. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, bu hüküm uyarınca genel kurulun finansal tabloları görüşmek, müzakere etmek ve bağımsız denetime tabi bir şirketin denetçi seçimine ilişkin karar alma zorunluluğu bulunduğunu, ayrıca yönetim kurulu faaliyet raporu, bir bütün halinde bilanço gelir tablosu ve diğer mali raporları ilgilendirdiğinden, pay sahiplerinin faaliyet raporunun müzakeresi sonucunda elde ettikleri veriler ışığında yönetim kurulunu yeniden seçme ve ibra etme gibi oylamalarda olumlu ya da olumsuz karar verme iradelerinin oluşacağını, bu nedenle mahkemece 2 ve 4 numaralı genel kurul kararları bakımından herhangi bir tespitte bulunulmaması ve bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, 3 numaralı genel kurul kararı bakımından davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından hazırlanan bilanço ve kar-zarar tablolarının şirketin gerçekteki mevcut finansal durumunu yansıtmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin şirketin malvarlığını sistematik bir şekilde boşaltmaya başladıklarını, bu hususun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/212 esas sayılı dosyasında atanan temsil kayyımı tarafından düzenlenen 10.05.2021 tarihli rapor ile tespit edildiğini, şirketin yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketten elde edilen kazançları yine ortak oldukları ve yönetimini de elinde tuttukları ancak müvekkilinin ortağı olmadığı ... şirketine aktarmak suretiyle örtülü kazanç aktarımı yaptıklarını, bu hususta hatalı ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava konusu 7 numaralı gündem maddesine ilişkin olarak verilen kararın TTK'nın 436. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, yapılan oylamada anne ...'ın altsoyu olan çocuklarının yönetim kuruluna üye seçiminde oy kullandığını, bu nedenle kararının iptalinin gerektiğini, dava konusu 8 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarak, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda davalı şirkette pay sahibi olduklarını, bu kişilerin aynı zamanda dava dışı ... Ltd. Şti’nde de pay sahibi ve yönetici konumunda olduklarını, dava dışı şirketin de davalı şirketle aynı alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkili dışındaki diğer pay sahipleri ve aynı zamanda yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda aldıkları bu karar ile TTK 395 ile 396’da belirtilen yasakları bertaraf etme amacını taşıdıklarını, bu şekilde davalı şirketin içinin boşaltıldığını, kararın dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; kar dağıtmama kararına ilişkin olarak, kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan karın şirket ortaklarına dağıtılmayarak fevkalade ihtiyat olarak ayrılmasına karar verildiğini, bu durumda bilirkişilerin olması gerektiğini belirttiği şekilde karar alındığını, şirkette yönetim kurulu üyeleri kardan pay almadıkları için, pay sahiplerine bir dağıtım zorunluluğu da bulunmadığını, bu nedenle söz konusu kararının iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olarak ise, dosyaya sundukları uzman görüşünün dikkate alınmadığını, TTK 436/2. maddesi ile yönetim kurulu üyesinin kendisini değil, bir başkasını ibra edip etmeme hakkının elinden alındığını, bu durumun Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesinin, 35. maddesindeki mülkiyet hakkının ve 48. maddesindeki teşebbüs kurma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.
Somut olayda; davacının davalı şirketin toplam 10.000 adet payından 60 adet pay sahibi ortak olduğu, şirketin dava konusu 17.05.2021 tarihli genel kurulunda, şirkette 4.170 adet pay sahibi olup16.07.2020 tarihinde vefat etmiş olan ...'a ait bir kısım payların davacı ...'e devredildiği ve murisin düzenlemiş olduğu vasiyetname ile de bir kısım payları davacıya bıraktığı iddiasıyla davacı tarafından açılan pay sahipliğinin tespiti ve pay defterine işlenmesi talebi ile açılan davada mahkemece verilen ara karar ile murise ait olup ihtilaflı bulunan payların şirketin genel kurulunda temsili bakımından kayyım atandığı, bu kapsamda dava konusu genel kurulda murise ait 3.815 adet payın kayyım tarafından temsil edildiği, genel kurulda alınan kararlara yönelik olarak davacı tarafça usulüne uygun olarak muhalefet şerhi konulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2018 yılı net dönem karı 1.699.225,53-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 1.614.264,25-TL olduğu, ancak 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, 2019 yılı net dönem karı 2.137.095,96-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 2.030.241,16-TL olduğu, ancak 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, şirketin 2020 yılı net dönem karı 9.394.503,71-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 8.924.778,52-TL olduğu, ancak 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, şirketin 31.12.2018, 31.12.2019 ve 31.12.2020 tarihli mizanlardaki bakiyelerin gelir tablosu ve bilançolara doğru şekilde aktarıldığı, tek düzen hesap planı çerçevesinde temel mali tablolarının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, davacının hesaplardaki hata ve hile iddiasının soyut olduğu, soyut iddiaların tetkikinin ancak bağımsız denetim sonucu ortaya çıkacak olgular olduğu, davalı şirketin ilişkili kişilere satış gerçekleştirmiş ise de ilgili yıllarda zarar etmediği ve kar raporladığı, şirketin kurumlar vergisi beyannamelerinde ilişkili kişilerle ilgili hesap hareketlerine mevzuat gereği zorunlu olarak yer verildiği, bu durumda örtülü kazanç sağlandığından bahsedilemeyeceği, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında pandemi etkisiyle plastik ham madde fiyatlarının dalgalanarak %100'ü bulan oranlarda arttığı, plastik sektöründe ithalat girdilerinin artması, döviz kuru artışları, salgın nedeniyle ham madde temini zorlukları dikkate alındığında, maliyetlerin beklenenin üzerinde olma ihtimali, karlılığın azalması ve rekabet gücünün zayıflaması gibi olumsuzluklardan etkilenmemesi için davalı şirketin mali yapısının güçlendirilmesi için çalışmalar yapıldığının anlaşıldığı, davacı tarafça toplantı çağrısına ve nisaplara ilişkin bir iddia ileri sürülmediği, bu nedenle alınan kararların yok hükmünde olmadığı sonucuna varıldığı, kar payı hakkı vazgeçilmez bir hak olup, şirketin kar dağıtmama kararının batıl olduğu, genel kurulun 2 numaralı gündem maddesinin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunup müzakeresine ilişkin olduğu, ancak somut olayda bu konuda bir oylama yapılmadığı ve bu nedenle iptali talep edilebilecek bir karar bulunmadığı, 3 numaralı gündem maddesi bilanço kar zarar tablolarının okunup müzakeresine ilişkin olup, şirketin mali tablolarının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, davacının hata ve hile iddialarının soyut olduğu tespit edilmekle, kararın iptal edilebilir olmadığı, 4 numaralı gündem maddesi bağımsız denetçi raporunun okunup müzakeresine ilişkin olduğu, bu gündem maddesi ile ilgili olarak da bir oylama yapılmadığı ve bu nedenle iptali talep edilebilecek bir karar bulunmadığı, 5 numaralı gündem maddesi kar dağıtıma ilişkin olup, şirketin 2018,2019, 2020 yıllarına ait birinci temettüyü dağıtmasının zorunlu olduğu, bu nedenle birinci temettüyü dağıtmama kararının pay sahibinin kanundan kaynaklanan hakkının ihlal ettiği ve bu nedenle batıl olduğu, bu kararın iptal edilebilir olup olmadığı bakımından ise, TTK'nın 509/2 maddesi kapsamına giren tüm karın dağıtılmak zorunda olmadığı, genel kurulun ikinci kar payını dağıtma zorunluluğu bulunmadığı, bunun yedek akçe olarak ayrılabileceği ya da sonraki yıla dağıtılmamış kar olarak aktarılabileceği, şirketin ayrıca ayrılması zorunlu yedek akçelere ek olarak TTK'nın 523/2,3 hükümlerinde belirtilen koşullarla ayrıca yedek akçe ayırabileceği, ancak şirketçe 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, bu nedenle alınan kararın iptal edilebilir olduğu, 6 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, oysa yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullanamayacağı, bu nedenle kararın iptal edilebilir olduğu, 7 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olup, şirketin mevcut yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle kararın iptal edilebilir olmadığı, 8 numaralı günden maddesi yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkin olup, bu konudaki oylamada hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK 436 maddesi hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanmasının mümkün olmadığı, bu kararın iptal edilebilir olmadığı bildirilmiştir.
Dava konusu genel kurulun 2 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu faaliyet raporunun okunup müzakeresine, 4 numaralı gündem maddesi ise bağımsız denetçi raporunun okunup müzakeresine ilişkin olduğu, genel kurulda bu hususlarda yapılan görüşmeler sonucunda bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ortada alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından, mahkemece bu iki gündem maddesine ilişkin iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Genel kurulun 3 numaralı gündem maddesi, şirkete ait bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkindir. Davacı tarafça, şirketin bilançolarının gerçeği yansıtmadığı, şirket hesaplarında yapılan usulsüzlüklerin kayyım tarafından tespit edildiği ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise, şirketin mali tablolarının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, davacının bilançoya ilişkin hata ve hile iddialarının soyut nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu kararın iptali koşulları oluşmamıştır.
5 numaralı gündem maddesi kar dağıtımına ilişkin olup, oy çokluğuyla şirketin 2018, 2019, 2020 yıllarına ait karından kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan karın ortaklara dağıtılmayarak fevkalade ihtiyat olarak ayrılmasına karar verilmiştir. Anonim şirketlerde kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup, şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir. Dava konusu genel kurulda yapılan görüşmelerde kar dağıtmama gerekçesi, pandemi döneminde bulunulması, yeni yatırımlar yapılması ve pay sahipliği ile ilgili olarak açılmış davaların bulunması gösterilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı şirket ana sözleşmesinin 14. maddesinde, kardan kurumlar vergisi kesildikten sonra %5 kanuni yedek akçe ayrılacağı ve kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısmına %5 oranında birinci temettü verilmesine yetecek miktarın çıkarılacağı, geriye kalan kısmın genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılacağı, kurucular, YK üyeleri ile memur ve hizmetlilere ayrılacak miktardan ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan ve kara iştirak eden kuruluşlara dağıtılan paradan paradan TTK'nın 466. maddesinin 2. fıkrası 3. bendi gereğince %10 kesilerek adi ihtiyat akçesine ekleneceği hususlarının düzenlendiği, şirketin 2018 yılı net dönem karı 1.699.225,53-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 1.614.264,25-TL olduğu, 2019 yılı net dönem karı 2.137.095,96-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 2.030.241,16-TL olduğu, şirketin 2020 yılı net dönem karı 9.394.503,71-TL olup, hesaplanan 1. tertip yedek akçenin çıkarılması sonucu dağıtılabilir dönem karının 8.924.778,52-TL olduğu, ancak davalı şirketin 2018, 2019 ve 2020 yılı bakımından 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, bu yıllara ait birinci temettünün dağıtılmasının zorunlu olduğu, bu sebeple kararın pay sahibinin kanundan kaynaklanan hakkını ihlal ettiği ve bu nedenle batıl olduğu, yine TTK'nın 509/2 maddesi kapsamına giren tüm karın dağıtılmak zorunda olmadığı, genel kurulun ikinci kar payını dağıtma zorunluluğu bulunmadığı, bunun yedek akçe olarak ayrılabileceği ya da sonraki yıla dağıtılmamış kar olarak aktarılabileceği, şirketin ayrıca ayrılması zorunlu yedek akçelere ek olarak TTK'nın 523/2 ve 3 hükümlerinde belirtilen koşullarla ayrıca yedek akçe ayırabileceği, ancak şirketçe 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılmadığı, bu nedenle alınan kararın iptal edilebilir olduğu bildirilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda, davalı şirketin kar dağıtmama kararını haklı kılacak somut bir gerekçe de ileri sürülmediği anlaşılmasına göre, mahkemece bu kararın iptaline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
6 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları anlaşılmaktadır. TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin ibrasında 3.875 ret oyuna karşılık 4.200 kabul oyu verilmiş olup, her bir yönetim kurulu üyesi için diğer iki yönetim kurulu üyesi de oy hakkından yoksun olduğundan, bunlar tarafından kullanılan olumlu oyların çıkarılması sonucunda gerekli nisap sağlanmamış olmakla, alınan karar gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından geçersizdir. Bu nedenle mahkemece verilen iptal kararı yerindedir.
7 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olup, alınan kararda gerekli nisabın sağlandığı, davacı tarafça bu karara ilişkin olarak somut bir iptal nedeni ileri sürülmediği, kararda kanun ve ana sözleşmeye aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, bu karar yönünden iptal koşulları oluşmamıştır.
8 numaralı günden maddesi, yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince yetki verilmesine ilişkindir. Yönetim kurulu üyeleri TTK'nın 395 ve 396 maddelerinde öngörülen yasağın kaldırılmasına ilişkin olarak kendilerine yönelik kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar ve bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına gerek yoktur. Dava konusu genel kurulda karar 3.875 olumsuz oya karşılık 5.770 olumlu oy ile alınmıştır. Ancak her bir yönetim kurulu üyesi oy hakkı bulunmamasına rağmen kendisine ilişkin kararda oy kullanmış olup, bu oyun (her bir yönetim kurulu üyesinin payı 1.570) çıkarılması sonucunda kabul oyu 4.200'e düşmüştür. TTK'nın 436/1 maddesi uyarınca; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Buna göre dava konusu genel kurulda yönetim kurulu üyesi ortakların annesi olan ... da oy yasaklı durumda olup, bu ortak tarafından kullanılan olumlu oyun (1.060) çıkarılması sonucunda, kabul oyu 3.140'a düşmüş olmakla, bu gündem maddesi bakımından alınan kararın iptali gerekirken, mahkemece istemin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dava konusu genel kurulun 8. maddesinde alınan kararın da iptali gerekirken bu karara ilişkin istemin reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne, dava konusu genel kurulun 5, 6 ve 8 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptaline, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 Tarih 2021/672 Esas - 2022/1168 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan 5, 6 ve 8 numaralı kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 732-TL harçtan peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 672,70-TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan 6.000-TL bilirkişi ücreti, 311,20-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 6.311,20-TLyargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.155,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine"
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde
davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 20-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 100-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026