T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1772
KARAR NO : 2026/919
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/04/2022
NUMARASI : 2020/636 Esas - 2022/234 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/12/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili, müvekkili ...Tic. AŞ'nin İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/47593 soruşturma nolu dosyasında İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/2122 D İş sayılı 11/04/2016 tarihli kararıyla CMK'nın 133. maddesine göre kayyım atandığını; 674 ve 677 sayılı KHK'lar ile kayyımlık yetkisinin TMSF'ye devrolunduğunu, şirketin halen TMSF'nin atadığı yönetim kurulu tarafından yönetildiğini; 7085 Sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararının aranmadığını; şirketin 23/05/2014 tarihinde davalı ... tarafından tek ortaklı kurulduğunu ve davalının aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, 25/08/2014 tarihinde şirkete ortak olan dava dışı ...'ın 01/12/2015 tarihinde hisselerini davalıya devrederek ortaklıktan ayrıldığını, adı geçen kişinin FETÖ/PDY illiyetiyle kayyım atanan şirketlerden .... Ltd. Şti.'nin ortağı ve müdürüyken 2015 sonunda çıktığını, 17/11/2015 tarihinde kayyım atanan ... AŞ'nin ve yönetimi kayyıma devredilen .... Tic. AŞ'nin de hissedarları arasında bulunduğunu; müvekkilinin ilişkili olduğu şirketlerle yaptığı işlemler sonucu kısa süre içinde yüksek tutarda kara geçtiği, kayyım atanması öncesinde şirket karını ortaklara ödeyerek şirketin içinin boşaltıldığını; ekte sunulan 16/09/2020 tarihli mali işlemler inceleme raporundaki şirket zararından 23/05/2014 şirket kuruluş tarihinden 11/04/2016 kayyım atanması tarihine kadar şirkette yönetici olan davalının TTK'nın 553. maddesine göre sorumlu olduğunu; zararlandırıcı işlemlerin olağan ticari faaliyet kapsamında değil, şirketin içinin boşaltılması amacıyla yapıldığını; İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/47593 soruşturma nolu dosyasında FETÖ/PDY illiyetli şirketlere (... vd.) ilk olarak 17/11/2015 tarihinde kayyım atanmasına karar verildiğini, Mart 2014'tarihinde soruşturma başladığında bu şirketlerde esasen malvarlıklarının devirlerinin başladığını, 17/11/2015 tarihine yakın ve sonraki tarihlerde şirketlerin içinin boşaltılmasının hızlıca gerçekleştirildiğini; mali rapordaki tespitlere göre, 17/11/2015'ten sonra 30/11/2015 tarihinde ...'a kar payı adı altında 50.088,36-TL ödendiğini ve 01/12/2015 tarihinde ortaklıktan çıktığını, davalıya ise 01/12/2015 tarihinde kar payı adı altında 954.528,85-TL ödendiğini, yine 11/04/2016'tarihinde kayyım atanmadan 12/02/2016 tarihinde davalıya 1.464.350-TL'nin kar payı olarak ödendiğini, şirket kayyıma devredilmeden önce, kısa süre içinde şirketin tüm nakit parasının ortaklara yapılmış ödemelerle şirket dışına çıkarıldığını ileri sürerek, zarar tutarı tam olarak hesaplandığında artırılmak üzere 400.000-TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP : Davalı vekili, şirkete kayyım atamasının 11/04/2016 tarihinde gerçekleştiğini, kayyımın o tarihten itibaren şirketin başında olduğunu, 2 ile 5 yıllık zamanaşımı sürelerin dolduğunu; müvekkilinin şirketi zarara uğrattığı iddiasının doğru olmadığını, şirket ve alacaklıların zarara uğramadığını, tek başına zararın yeterli olmayıp kusurun da aranması gerektiğini; dava açmak için zorunlu yönetim kurulu kararı bulunmadığını; kar dağıtım işlemlerinin usul ve esaslara uygun olarak genel kurul kararına göre yapıldığını, 15/02/2016 tarihli genel kurulda belirlenen tutarın dağıtılan tutardan fazla olduğunu ve müvekkilinin hak ettiği miktarı dahi alamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davacının delil olarak dayandığı ceza davaları ve soruşturma dosyalarının incelenmesinde kar dağıtımının sorumluluk doğurmasına ilişkin bir husus bulunmadığı; kar payı ödemelerinin geçerli genel kurul kararlarına dayandığı; davacının sunduğu mali inceleme raporunun detaylı inceleme içermediği, kar payı dağıtımları kayyım atanmasına yakın döneme denk geldiğinden şüpheli işlem olarak değerlendirildiği; TTK'nın 553. maddesine göre zarar ile kusur arasında illiyet bağı gerektiği, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalıya 2014 yılı kar payı dağıtımına istinaden 01/12/2015 tarihinde 574.528,85-TL, 2015 yılı avans kar payı adı altında 01/12/2015 tarihinde 380.000-TL, 2015 yılı kar dağıtımı adı altında ise 12/02/2016 tarihinde 1.464.350-TL olmak üzere toplam 2.418.878,85-TL'nin ödendiği, ödeme kararlarının genel kurullarda alındığı, dağıtılan tutarların kararlardaki tutarlarla uyumlu olduğu, hatta şirketin 2015 yılındaki dağıtılabilir kar payı tutarının 5.804.322,29-TL olarak gerçekleştiği, buna karşın 2015 yılı için davalıya daha az tutarda 1.844.350-TL ödendiği, 31/12/2015 ve 12/02/2016 tarihleri itibariyle ödenen temettü tutarları nedeniyle şirketin sermaye kaybı yaşamadığı, son ödemenin yapıldığı 2016 yılının ilk geçici vergi dönemi 31/03/2016 tarihi itibariyle zarar etmediği ve sermaye kaybı yaşamadığı, buna karşın davacının 30/06/2016 tarihi itibariyle çeşitli tutarlarda zarar etmeye başladığı, bu durumun sermaye kaybı yaşanmasına neden olduğu, temettü ödeme ve zarar tarihleri gözetildiğinde şirketin zarar etmesiyle davalıya ödenen tutarlar arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı; şirketin 30/06/2016 tarihinden sonra yani kayyım atanmasından sonra sermaye kaybı yaşadığı, buna karşın kar payı dağıtımından yaklaşık 1 yıl sonra dahi 31/12/2016 tarihi itibarıyla borca batık olmadığının belirlendiği; mali durumuna uygun ve geçerli genel kurul kararlarına istinaden yapılan kar payı ödemelerinin TTK 553 uyarınca davalının sorumluluğunu doğurmadığı; AAÜT 13/4 uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda vekalet ücreti Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre hükmolunacağından davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle, davanın reddine ve 5.100-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili,müvekkili şirketin 2014-2016 tarihleri arasındaki ortaklık yapısı değişimleri, yönetim kurulu kararları, ... sicili gazeteleri, şirket ve ortakların banka hareketleri ile şirket kayıtlarının FETÖ/PDY iltisakı çerçevesinde incelenmediğini, diğer yargılamalar ve soruşturmalardan öğrendikleri üzere, müvekkili şirketin 2014 yılındaki kuruluş amacının 2014 yılında ... AŞ ve iştiraklerine karşı başlatılan soruşturmalar nedeniyle, terörün finansmanı veya daha basit anlatımla sıcak para akışının kesilmemesi için yan kuruluşlar kurularak, bu şirketler üzerinden paranın çıkartılması olduğunu; mahkemece, davanın tüm bağlantılarıyla değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu işlemlerin yapıldığı dönemle birlikte, şirketin müsaderesi talepli İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/155, davalı hakkında hüküm verilen İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/55, ... AŞ ile birlikte işbu davada adı geçen gerçek kişilerin İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/82, şirketin bir dönem ortağı ...'ın yargılandığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/1683 esas sayılı dava dosyalarının bildirildiğini; bu davalar kapsamında şirketler için düzenlenmiş Masak, bilirkişi vb. raporlardaki bulguların önemi ve raporların teminiyle FETÖ/PYD illiyeti de olması sebebiyle, müvekkili şirketin, davalının, ... ve iştirakleriyle ilişkisinin incelenmesinin zorunlu olduğunu, bilirkişi raporlarında bu hususlar irdelenmediğinden eksik incelemeyle karar verdiğini; ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini; şirket kuruluşunda sermaye ödemesi incelendiğinde, FETÖ/PDY'ye ilişkin davada yargılanan ...'un o dönemde 50.000-TL'yi davalı adına ödeyerek şirketin kuruluşundan beri, ... ve iştirakleriyle iş yapmak amacıyla kurulduğunun anlaşıldığını, ...'un Masak raporunda görüldüğü üzere ... ve diğer iştiraklerinde çalıştığı, yöneticilik yaptığı, 2014 yılında 200.000-TL sermaye ile ders kitapları basmak için kurulmuş bir şirketin, olağan akışa aykırı şüpheli gelişiminin incelenmediğini; raporlarda şirketin ilgili dönemde, ... grup şirketlerine yüksek tutarlı satış faturası düzenlediğinin tespit edildiğini, kuruluş sermayesinin dahi davalı tarafından değil, muhasebe müdürü olarak çalışan ... tarafından ödendiğini, bunun emanet ortaklığı gösterdiğini; şirketin 2014-2015 yıllarına göre değişim yüzdelerine bakıldığında kasa+banka mevcudunun %2655 ve para çıkışının da %3270 arttığını, şirketin ... grubu şirketlerle yaptığı ticaretin gerçek ... olmayıp, parasal kaynağın grup şirketler arasında aktarılması olduğunu, bu işlemler sonucu elde edilen karın da TTK düzenlemesine konu gerçek bir kar olmayıp, emanet ortağa aktarılan para da gerçek bir kar payı dağıtımı olmadığını; Masak ve özel amaçlı inceleme raporu incelendiğinde, %95 oranına kadar ödemelerin bu şirketlerden geldiği; 2014 yılında soruşturmalar başladığında diğer şirketler nezdinde araştırmalar yapıldığından para transferinin kesileceğinin öngörülmesi üzerine manevra yapılarak sürecin müvekkili şirket ve dava dışı başka şirketler üzerinden devam ettirildiğini; bu nedenle özel amaçlı raporda belirtildiği üzere, özellikle ... AŞ ve ... AŞ'ye gönderilen paralardan, şirket ortakları davalı ve ...'a ödenen kar payı ödemelerinin bu paralardan yapıldığı, bu ödemelerin suça konu kazançtan olup olmadığı devam eden ceza davalarında belirleneceğinden, sonuçlarının beklenmesi gerektiğini; 200.000-TL sermayeli şirketin ...AŞ'ye sermayesinin 150 katı satış yapmasının altındaki nedenin söz konusu olaylar olduğunu, bu sistemin müvekkil şirkete 2016 yılında kayyım atanmasına kadar işletildiğinin bilirkişi raporunda görüldüğünü; kar payı ödemesinin akıbetinin tartışılmadığını; gerekçede belirtilen genel kurul kararları ve kayyım atama tarihlerine bakıldığında, alelacele işlemler yapıldığını; bu hususların İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/82 esas sayılı FETÖ/PYD kök davasında celbini istedikleri Aklama Suçunu İnceleme Raporu'nda anlatıldığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın vekalet ücreti bakımından kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalının kar payı ödemeleri adı altında şirketin nakit parasının ortaklara yapılmış ödemelerle şirket dışına çıkartılarak şirketin zarara uğratıldığından bahisle tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın yönetim kurulu üyelerine ilişkin "Özen ve bağlılık yükümlülüğü" başlıklı 369/1 maddesinde yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında oldukları; "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı 553. maddesinde (birinci fıkra) kurucuların, yönetim kurulu üyelerin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları; (ikinci fıkra) kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişilerin, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacakları ve üçüncü fıkrasında da hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağı; bu sorumlu olmama durumunun gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacağı kabul edilmiştir.
Buna göre, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilebilmesi için üyelerin hukuka aykırı eylem-işlemi bulunmalı, bu eylem-işlemlerinde davacı tarafça ispat edilen kusurlarının bulunması, bunun sonucu olarak ortaya bir zarar çıkmalı ve zararla üyelerin eylem-işlemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
Somut olayda, davacı şirket tek ortaklı olarak davalı ... tarafından 23/05/2014 tarihinde kurulduğu, dava dışı ...'ın 25/08/2014 tarihinde davalının %5 hissesini alarak ortak olduğu, 01/12/2015 tarihinde ise hisselerini tekrar davalıya devrederek ortaklıktan çıktığı; İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/47593 nolu soruşturması kapsamında İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/2122 değişik iş nolu ve 11/04/2016 tarihli kararıyla FETÖ/PDY illiyeti nedeniyle davacı (ve ayrıca 13) şirkete kayyım atandığı; şirketin 674 s. KHK (6758 sk) ve 677 s. KHK (7083 sk) ile kayyımlık yetkisinin TMSF'ye devredildiği belirlenmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/47593 nolu soruşturması kapsamında, FETÖ/PDY illiyeti nedeniyle ... ve iştiraki bir kısım şirketlerine kayyum atanmasına ilk olarak 17/11/2015 tarihinde karar verildiğini, müvekkili şirketin de anılan Holding'e bağlı olduğunu, bu tarihten sonra davacı şirkette 30/11/2015 tarihinde hissedar ...'a kar payı adı altında 50.088,36-TL ödendiğini, bu kişinin 01/12/2015 tarihinde ortaklıktan çıktığını; davalıya da 01/12/2015 tarihinde kar payı adı altında 954.528,85-TL ödendiğini; şirkete 11/04/2016 tarihinde kayyum atanmadan önce 12/02/2016 tarihinde 500.000-USD karşılığı 1.464.350-TL'nin davalıya kar payı olarak ödendiğini, böylece şirketin nakit parasının ortaklara yapılmış ödemelerle şirket dışına çıkarıldığını ve şirketin bu şekilde zarara uğratıldığını iddia ederek, belirsiz alacak davası kapsamında 400.000-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yargılama aşamasında davacı vekilinin bekletici mesele yapılmasını istediği İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/82 esas; İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/55 esas ve İstanbul CBS'nin 2021/63769 soruşturma sayılı dosyaları getirtilmiş ve mahkemece incelenmiştir. Gerekçeli kararda, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/55 esas ve 2021/334 karar sayılı dosyasında, davalının FETÖ/PDY örgütüne üye olmaktan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, dosya kapsamında eldeki davayı ilgilendiren bir tespitin bulunmadığı; İstanbul CBS'nin 2021/63769 soruşturma no'lu dosyasında da mevcut Masak- bilirkişi raporunda davacı şirketin ve davalının FETÖ/PDY iltisakı bulunduğu hususunun belirtildiği, her davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karara bağlanacağı, söz konusu dosyalarda dava konusunu doğrudan ilgilendiren davacı şirketin de örgütle iltisakından dolayı mücadelesinin mümkün olduğu, ancak eldeki davanın konusunun geçerli genel kurul kararlarına istinaden davalıya yapılan kâr payı ödemelerinden kaynaklı şirketin varsa uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olduğu ve ... hukuku anlamında sorumluluk davasının kabulü için öncelikle şirketin uğradığı bir zararın varlığı, davalının kusuru ile bunlar arasında illiyetin ispatının gerektiği belirtilerek, dosyalar mahkemece bekletici mesele yapılmamıştır.
UYAP'ta yapılan incelemede, İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/47593 soruşturma nolu dosyasından 30/03/2021 tarihinde tefrik kararı verildiği, aynı tarihte 2021/63285 soruştuma nolu dosyada İstanbul CBS'ye yetkisizlik kararı verildiği ve İstanbul CBS'nin 2021/63769 soruşturma nolu dosyası sonucunda, eldeki davada karar verilmeden önce 23/03/2022 tarihli iddianameyle, şüpheli-davalı ...'ın mal varlığının ve davacı şirketin müsaderesinin istenildiği, dayanak hükümler olarak 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ve Terörle Mücadele Kanunu atfıyla TCK'nın 60/2 ve 54. maddeleri olduğu, davanın açıldığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/155 esas ve 2024/124 K. sayılı dosyasında verilen 24/09/2024 tarihli gerekçeli kararda, "Müsaderesi talep edilen şirketin tek ortağı sanık ...'ın tüm mal varlığının müsaderesinin talep edilmesine yörelik yapılan incelemede; kuruluş sermayesi taahhüdüne istinaden ... Yayıncılık'ın ... hesabına 16.05.2014 tarihinde "... Sermaye Taahhüt Bedeli" açıklamalı 50.000 TL tutarında ödeme yapıldığı, yapılan sermaye ödemesinin kaynağı araştırıldığında "Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 08.07.2021 tarih ve ...sayılı Mali Analiz Raporu'nda yer aldığı üzere ... isimli kişinin ... Yayıncılık'ın banka hesabına aynı tarihte 50.000- TL tutarında yatırdığı paraya istinaden yapıldığı (16.05.2014 tarihinde başka bir banka işlemi bulunmamaktadır.) ... tarafından yapılan yatırma işleminin sermaye ödemesinin yapıldığı gün tek banka işlemi olması ve işlemin "Hesaba Kasadan Yatırma" şeklinde gerçekleşmesi nedeniyle ...'ın sermaye ödemesi olarak muhasebe kayıtlarında yer alan işlemin ... tarafından ... Yayıncılık'ın banka hesabına yatırılan tutar olduğu, bu durumun da yine İstanbul C Başsavcılığı tarafından hazırlanan 2018/82 Sayılı dosya kapsamındaki ... A.Ş iddianamesinde "17/25 Aralıktan sonra şirketler deşifre olduktan sonra perdeleme yöntemiyle esasında aynı kişiler tarafından idare edilen fakat resmi kayıtlarda yetkililerinin örgütle direkt bağlantısı olmayan kişilerin yer aldığı aynı alanda yeni şirketler kurma yoluna gidilmiştir" ifade edildiği gibi ... Yayıncılık'ın aynı kişiler tarafından idare edilerek benzer faaliyetleri 17/25 Aralık süreci sonrası soruşturma başlatılan şirketler yerine ... Yayıncılık kurularak bu şirket üzerinden gerçekleştirildiği, ...'ın aslında şirketin Kaynak grupla olan organik bağlantısını kesmeye yönelik emanet bir ortaklığının olduğu değerlendirilmiştir. Şirket'in, 24.08.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında kâr dağıtımı gündeme alınmamış olmasına karşın ... A.Ş ve grup şirketlerine kayyım atanma tarihi olan 17.11.2015 tarihinden kısa bir süre sonra 25.11.2015 tarihinde kâr dağıtımı gündemi ile 27.11.2015 tarihinde Olağanüstü Genci Kurul toplantısı yapılması için Yönetim Kurulu kararı alındığı ve 1.004.767 TL karın dağıtıldığı, yine aynı şekilde 12.02.2016 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında, 2015 yılına ait kârın Yönetim Kurulunun uygun göreceği tarihlerde, Yönetim Kurulu kararı alınarak, gerekli karşılıklar ayrıldıktan sonra dağıtılmasına karar verildiği, Yönetim Kuruluna verilen bu yetki çerçevesinde 12.02.2016 tarihinde alınan Yönetim Kurulu kararı ile şirket mali durumunun uygunluğuna göre istenilen zaman diliminde, gerekli yasal yedekleri ve karşılıklar ayırıldıktan sonra kârın şirket ortaklarına dağıtılmasına ve bu kapsamda 500.000- USD net kâr dağıtımı yapılmasına Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından karar verildiği, bahsi geçen kâr dağıtımlarının; ... Yayıncılık'a kayyım atanma tarihine yakın dönemde şirket bünyesinde bulunan paraların ortakların kontrolüne alınarak şirket dışına çıkarılmasının amaçlandığı anlaşılmıştır. Yine sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/55 Esas ve 2021/334 Karar sayılı (dosyamıza da dercedilen) ilamı ile mahkumiyet kararı verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Her ne kadar sanık ...'ın şirketin ortağı olarak yaptığı işlemlere karşın tüm mal varlığı üzerinde müsadere talep edilmiş ise de, şirketin 24.08.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında kâr dağıtımı gündeme alınmamış olmasına karşın ... A.Ş. ve grup şirketlerine kayyım atanma tarihi olan 17.11.2015 tarihinden kısa bir süre sonra, 25.11.2015 tarihinde kâr dağıtımı gündemi ile 27.11.2015 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapılması için Yönetim Kurulu kararı alındığı, hissedar ...'a kar payı adı altında 50.088,36 TL ödendiği ve ...'ın 01/12/2015 tarihinde ortaklıktan çıktığı, sanık ...'a ise 01/12/2015 tarihinde kar payı adı altında 954.528,85- TL ödendiği, yine aynı şekilde 12.02.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, 2015 yılına ait kârın Yönetim Kurulunun uygun göreceği tarihlerde, yönetim kurulu kararı alınarak, gerekli karşılıklar ayrıldıktan sonra dağıtılmasına karar verildiği, yönetim kuruluna verilen bu yetki çerçevesinde 12.02.2016 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile şirket mali durumunun uygunluğuna göre istenilen zaman diliminde, gerekli yasal yedekleri ve karşılıkları ayırdıktan sonra kârın şirket ortaklarına dağıtılmasına ve bu kapsamda 12/02/2016 tarihinde 500.000 USD net kâr dağıtımı yapılmasına yönetim kurulu başkanı olan sanık tarafından karar verildiği, bu itibar ile dc ... Yayıncılık'a kayyım atanma tarihine yakın dönemde şirket bünyesinde bulunan paraların ortakların kontrolüne alınarak şirket dışına çıkarıldığı görülmüştür. Bu itibar ile yapılan incelemede, sanığın tüm mal varlığının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü fonundan sağlandığına dair yahut örgüt üyeliği suçu ile birlikte mal varlığı edindiğine dair yeterli somut delil olmadığından TCK'nın 54. maddesi gereğince müsadere edilmesine yönelik talebin reddine ve fakat; şirket yönetim kurulu başkanı olarak kar payı dağıtımı adı altında şirket dışına çıkarılarak uhdesine geçirdiği 954.528,85- TL ve 500.000 USD tutarındaki kazancının yukarıda da detaylı açıklandığı üzere terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi ile elde edildiği anlaşılmakla, 01/12/2015 ve 12/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte TCK 55/1-2 maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği gerekçesiyle "A-l) Müsaderesi Talep Edilen ...... AŞ'nin 6415 sayılı Terörizmin Finansmanını Önlenmesi Hakkında Kanunun 4/4 ve 3713 sayıl Terörle Mücadele Kanununun 8/B maddeleri atfı ile TCKnın 60/2 maddesi delaleti ile aynı kanunun 54. Maddesi uyarınca, iyi niyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni haklar saklı kalmak şartıyla müsaderesine; 2) Müsadere kararı kesinleşene kadar CMK.nın 133. maddesi, 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrası ve 7145 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca TMSF'nin kayyum olarak atanma kararının karar kesinleşinceye kadar aynen devamına, ... B-l)Her ne kadar sanık ...'ın tüm malvarlığının TCKnın 54 maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, dosyaya kazandırılan tapu kayıtları ve diğer deliller dikkate alındığında tüm malvarlığı kaynaklarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden geldiğine yönelik somut bir delil olmadığından sanığın tüm malvarlığının TCK 54 gereğince müsaderesine yönelik talebin yasal koşullar oluşmadığından reddine, 2) Sanığın sahibi olduğu ...... AŞ'nin 2014-2015 yıllarına yönelik kâr payı olarak 01/12/2015 tarihinde alınan 954.528,85 TL ve 2015 kâr payı dağıtımı adı altında 12/02/2016 tarihinde alınan 500.000- dolar miktarındaki paranın kaynağının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olduğu anlaşılmakla, paranın sanığın hesaplarına girdiği, 954.528,85- TL için 01/12/2015 tarihinde, 500.000-USD için 12/02/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 5237 sayılı TCKnın 55/2. maddesi gereğince müsaderesine, 3) Sanığın malvarlığıyla alakalı bir üst fıkrada belirtilen miktardaki kazancının müsaderesine ilişkin karar dikkate alınarak, soruşturma aşamasında malvarlığına konulan tedbirlerin karar kesinleşinceye kadar devamına," karar verildiği; karara karşı sanık vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun süreden reddedildiği, red kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul BAM 3. CD'nin, 2025/63 E. ve 2025/680 K. sayılı ve 08/05/2025 tarihli ilamıyla başvurunun süreden reddinin doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve kesinleşme şerhine göre kararın 10/12/2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Eldeki davanın davalısı sanık ... vekilinin 11/07/2025 tarihli dilekçesiyle eldeki davanın kararına dayanarak, ceza mahkemesinin kesinleşmiş müsadere kararının infazının durdurulmasını istediğini, mahkemece 18/07/2025 tarihinde talebin reddedildiği, itiraz incelemesinde İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2025/536 D.iş sayılı ve 21/08/2025 tarihli kararıyla itirazın reddedildiği, sanık vekilinin 08/08/2025 tarihli temyiz başvuru dilekçesine istinaden dosyanın 12/08/2025 tarihinde Yargıtay CBS'ye gönderildiği ve Yargıtay 3. CD'nin 2025/8753 E. sırasında inceleme için beklediği tespit edilmiştir.
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/55 esas, 2021/334 karar sayılı ve 07/09/2021 tarihli kararıyla davalı-sanık ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan nihai olarak 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; sanık vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul BAM 27. Ceza Dairesi'nin 21/10/2021 tarihli ilamıyla esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 3. CD'nin 2022/26763 esas, 2024/9250 karar sayılı ve 03/07/2024 tarihli ilamıyla kararın onanmasına karar verildiği ve kararın söz konusu tarihte kesinleştiği UYAP'taki incelemede belirlenmiştir.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/82 esas, 2023/201 karar sayılı ve 03/07/2023 tarihli kararıyla, (eldeki dava dışı) 38 sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından mahkumiyet; ... AŞ ve (eldeki dava dışı) iştirakleri olan 25 şirketin müsaderesine karar verildiği; İstanbul BAM 2. CD'nin 04/12/2024 tarihli kararıyla başvurunun esastan reddine karar verildiği; kararın Yargıtay 3. CD'nin 2025/2649 E., 2025/24588 K. sayılı ve 22/10/2025 tarihli ilamıyla bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacının delil olarak dayandığı diğer dosya şirketin bir dönem ortağı olan ...'ın Kırklareli 2. ACM'nin 2019/1683 esas sayılı dosyası ise UYAP'tan belirlenememiş, fakat anılan şahsın aynı mahkemenin 2019/207 esas ve 2021/158 karar sayılı dosyasındaki 31/05/2021 tarihli kararıyla, şahsın FETÖ/PDY'ye üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilmiş, İstanbul BAM 3. CD'nin 22/02/2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; Yargıtay 3. CD'nin 02/06/2025 tarihli ilamıyla, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Buna göre, davacının da delil olarak dayandığı İstanbul CBS'nin 2021/63769 soruşturma sayılı dosyasından açılmış müsadere istemli İstanbul 14. ACM'nin 2022/155 esas ve 2024/124 K. sayılı davada, eldeki davanın davacısı şirket ile davalısı bakımından bir takım tespitlerde bulunulmuş ve davaya konu davalıya ödenen kar payı ödemelerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle kesinleşmiş 24/09/2024 tarihli kararla müsaderesine karar verilmiştir. Söz konusu soruşturma dosyası dava tarihinden önce açılmış olup, nihai karar verilmeden de iddianame düzenlenmiştir. Mahkeme söz konusu soruşturma dosyasının ve açılmış olan davanın sonucu beklenmeden, sadece şirketin müsaderesi bakımından somut olmayan bir öngörüyle, davanın niteliğine göre bunun davayı etkilemeyeceği değerlendirilmiştir. Mahkeme davalı ... hakkında, sadece terör örgütü üyeliğinin sabit olduğu hususunun bu davayı etkilemeyeceği değerlendirilmesi yapılmış; kar payının müsaderesi bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır. Ağır ceza mahkemesi tarafından davalının yönetim kurulu başkanı olarak aldığı karara istinaden yapılan kar dağıtımlarının, şirkete kayyım atanmasına yakın dönemlerde şirketteki paranın ortakların kontrolüne alınarak şirket dışına çıkarılmasının amaçlandığı, bu kazancın terörizmin finansmanı suçunun işlenmesiyle elde edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davaya konu paraların müsaderesine karar verilmiştir. Bu halde sonucu elde ki bu davayı etkileyecek olan kesinleşmiş ceza mahkemesindeki bu tespitlerin, davacı şirketin tek ortağı davalının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri, özellikle özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil edip etmediği hususu tartışılmadan, sadece kar dağıtım işleminin TTK'ya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ve kaldırma kararının içeriği itibariyle, istinaf sebebi konusuz kalmış olan davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 10. Asliye ... Mahkemesi'nin 06/04/2022 Tarih 2020/636 Esas - 2022/234 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"
Davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harçlarının istek halinde yatıran taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026