(5271 S. K. m. 289) (5237 S. K. m. 250, 255) (5235 S. K. m. 12)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı sanık ve katılanlar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Türkiye Elektrik İletim A.Ş bünyesinde sözleşmeli memur olarak çalışan sanığın görevinin koruma ve güvenlik amiri olduğu, kurum ile anlaşma yapan özel güvenlik şirketi çalışanları olan mağdurlar ve katılanların işe alınmaları, sözleşmelerinin yenilenmeleri hususunda çalıştığı kurumdaki nüfuzunu kullanarak adı geçenlerden para almak suretiyle iddianameye göre dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunduğu olayda;
Daha önce Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş (TEAŞ) adı ile faaliyet gösteren İktisadi Devlet Teşekkülü niteliğindeki kuruluş bünyesinde yer almaktayken 2001 yılında kurumun üçe ayrılarak yeniden teşkilatlandırılması sonucunda Türkiye Elektrik İletim A.Ş adıyla kurulmuştur. TEİAŞ ana statüsünde, kurumun İktisadi Devlet Teşekkülü niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Sanığın da bu kuruma bağlı sözleşmeli memur olarak çalıştığı anlaşılmakla, 233 ve 399 sayılı KHK'lere tabi olduğu ve buna göre 399 sayılı KHK'nin 11. maddesi gereğince ... her çeşit personeli ... ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlarından dolayı memur (Kamu Görevlisi) sayılacağı ve soruşturmanın genel usullere göre yapılacağı anlaşılmakla, her ne kadar yerel mahkeme tarafından eylemin TCK 255 maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçu olarak vasıflandırılması yoluna gidilmiş ise de bu suçun oluşabilmesi için 6352 sayılı yasa ile değişik TCK 255/1 maddesinde haksız bir işin gördürülmesi amacıyla kamu görevlileri üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle kişinin haksız menfaat temin etmesinin gerektiği, somut olayda öncelikle mağdurların haksız bir işlerinin gördürülmesi durumunun söz konusu olmayıp, ayrıca sanığın da sair kamu görevlileri üzerinde yani somut olayda TEİAŞ'deki görevliler üzerinde etkin olduğu yönünde bir davranışının söz konusu olmayıp eylemin TCK 250. maddesinde düzenlenen görevin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle mağdurların işlerinin gereği gibi hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle sanığa menfaat temin etmeleri karşısında eylemin irtikap suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu, bu konuda delil takdiri ve yargılama yapmanın 5235 sayılı yasanın 12. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu görüldüğünden görevsizlik kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı olmakla, sanık ve katılanlar vekilinin istinaf yasa yolu başvurusunun bu itibarla yerinde görülmesi nedeniyle sair yönleri incelenmeyen hüküm CMK 289/1-d maddesi gereğince BOZULMASINA, davanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 06/01/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)