(5271 S. K. m. 231, 280) (5237 S. K. m. 53, 62)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında verilen soruşturma ve kovuşturma izinleri üzerine düzenlenen iddianameye dayalı olarak son soruşturmanın açılması kararı ile sanığın katılanın vekilliğini üstlenerek çalışmış olduğu işyeri ile ilgili hizmet tespiti ve işçi alacağı davası açmasına rağmen hizmet tespiti davasının İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2009/59 Esasına kayden görülmesi sırasında, iki celseye mazeretsiz katılmayarak ve sonrasında süresinde yenilemeyerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebep olduğu gibi İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2009/77 esasına kayden görülmekte olan dava sonucu verilen kararın kısmi olarak talebi karşılamamasına rağmen temyiz etmemek suretiyle görevini ihmal ettiğinin iddia olunduğu olayda;
Suç tarihinin, duruşmaların son olarak takip edilmediği 13/12/2011 tarihi olup karar başlığında 12/02/2015 olarak gösterilmesi, yerinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde görülmüş, sanık hakkında verilen kararın mahiyetine göre TCK 53/5. maddesinin uygulanmayışı istinaf talebinde bulunanın sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık savunmasında; hizmet tespiti davasını, açmış olduğu alacak davasının bir an evvel sonuçlanması, zira hizmet tespiti davalarının bu tip alacak davalarında bekletici mesele yapılması nedeniyle, alacağa bir an evvel kavuşulması için İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2009/59 esasında kayden görülmekte olan davayı bu sebeple takip etmediğini belirtmiş ise de, İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2009/77 esasında görülen davanın 28/04/2011 tarihinde sonuçlandığı hizmet tespiti davasının yaklaşık 8 ay sonraki 13/12/2011 tarihli duruşmasına ikinci kez sanık tarafından katılmamak suretiyle ve sonrasında yenileme yapılmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebebiyet verilen dosyanın alacak davasından daha sonraki tarihte takip edilmeyişi karşısında bu yöndeki savunmaya itibar etmenin mümkün olmadığı gibi, tazminat davasında müvekkilinden yazılı herhangi bir belge de almamasına rağmen davanın kısmen reddine karar verilmesine karşı yasa yoluna başvurmamak suretiyle müvekkilinin haklarını gereği gibi savunmayarak mağduriyetine neden olan sanığın aynı mağdura yönelik gerçekleştirmiş olduğu farklı tarihlerdeki anlatılan eylemleri, teselsül edecek şekilde ihmal suretiyle yetkisini kötüye kullanma niteliğinde olup, her ne kadar Yerel Mahkeme kararında savunmaya neden itibar edilmediğine dair gerekçe gösterilmemiş ise de; yukarıda anlatılan sebeplerle mevcut kabul ve vasıflandırmanın yerinde olduğu yine sanığın karar gerekçesinde yargılama aşamasında tespit edilen tutum ve davranışlarından bahsedilerek bu tutum ve davranışlarının neler olduğu gösterilmeyip ve ayrıca TCK 62. maddesi uygulanırken belirtilen gerekçelerle çelişecek şekilde uslanmaz kişilikten bahsedilerek hakkında CMK 231. maddesinin uygulanmadığı görülmüş ise de; dosya kapsamına göre tarih itibariyle engel olmasa da sanığın aynı tür suçları işleme hususunda eğiliminin olduğunun mevcut sabıkasından anlaşılmasına göre CMK 231 maddesinin bu gerekçe ile uygulanmamasına dair kararın yerinde olduğu değerlendirilerek CMK 280/1-a maddesi gereğince sanık müdafiinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 14/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)