(5237 S. K. m. 43, 61) (5271 S. K. m. 230)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanıklar müdafiileri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası tefrik olunan K. Ş. aracılığıyla katılan S. S.'nun, girişeceği ticari faaliyet nedeniyle nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla başlangıçta sanıklardan M. B.'a 35.000 TL lik çeki 32.000 TL nakit para karşılığında verdiği, daha sonra 25.000 TL lik çek ile ilgili olarak da sanık M. S.'e 23.000 TL karşılığında bu çeki verdiği, sanıklardan S. Y.'ın M. B.'la sanık İsa Çakır'ın ise M. S. ile birlikte hareket ettiği, sanık M.'in 35.000 TL lik çekten başka 27.000 TL bedelli ve sonradan almış olduğu 30.000 TL bedelli çeklerle ilgili olarak da diğer sanık S. Y. ile birlikte davası tefrik olunan K. Ş.'e katılan S.'a verilmek üzere çek kırdırma olarak tarif edildiği şekliyle faiz karşılığı suça konu çekleri alarak para verdikleri, çek karşılıklarının ödenmemesi üzerine S. haricindeki sanıkların gerek katılan S.'ı gerekse mağdur sanık K.'i birden çok kez tehdit ettiklerinin iddia olunduğu olayda;
Sanıkların tehdit suçu ile ilgili olarak, katılan ve mağdur tarafından da inkar edilmeyen katılan tarafından verilmiş çeklerin ödenmesi amacıyla hareket ettiklerinin iddia olunması karşısında TCK 150/1 maddesi gereği eylemin tehdit suçunu oluşturması karşısında yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesinin gerekmediği,
Sanıklardan faiz karşılığı borç aldığı iddia olunan S. S.'nun suçun zarar göreni olup mahkemece verilen katılma kararında isabetsizlik bulunmadığı,
Hükmün oluşturulduğu son celsede hazır bulunan sanık S. Y. müdafiine söz verildikten sonra duruşmanın diğer hazır bulunan sanıklar M. ve M.'e son sözün verilmek suretiyle sonuçlandırılmasının, sanık S. müdafiinin savunma için talep ettiği süre ile ilgili olarak önceden yazılı savunmaların sunulması, bir önceki celse adı geçen sanığın başka bir müdafiinin mazereti nedeniyle duruşmanın talik olunması, savunmaların önceki celselerde mahkemesince tespit edilmiş oluşu karşısında mahkemece bu konudaki talebin reddine karar verilmesinin savunma hakkının ihlali niteliğinde bulunmadığı, yine iddianamede tefecilik suçu yönünden TCK 43 maddesinin tatbikinin talep edilmesi karşısında ek savunma hakkı verilmesinin gerekmediği, her ne kadar hükümde temel cezanın tayini noktasında dava konusuyla ilgili olmayacak şekilde "çalınan malın fahiş değeri" ibaresine yer verilmiş ise de hürriyeti bağlayıcı cezanın alt hadden tayin olunması, adli para cezası yönünden TCK 61 maddesinde düzenlenen suçun işleniş şekli kasıt yoğunluğu hususlarında Yerel Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Akrabalık ilişkisi de bulunmayan taraflar arasında sözü edilen dava konusu miktarlarda karşılıksız para alışverişi yapılmasının hayatın olağan akışına aykırılığı, savunulduğu gibi taşınmaz alım satımı karşılığında nakit para verilmesinin bu konuda düzenlenmiş yazılı bir belgenin bulunmayışı ve miktarlar karşısında belgesiz şekilde bu yönde bir alışverişin mümkün görülmeyişi, suça konu çeklerin sanıklarca bankaya ibrazının ve yine bu ticari ilişkilerden dolayı sanıkların katılanı tehdit ettiklerinin iddia, tevilli savunmalar, tanık ifadeleriyle ve mağdur sanık K. Ş.'in katılanın iddialarını doğrulayan beyanlarıyla anlaşılması, katılanın iddialarının sanık S.'ın IBAN numarası belirtilen hesabına yatırılan 8.000 TL para ile ilgili olarak da doğrulanması, tehdit suçu yönünden sanıklar M., İ. ve M.'n mağdur K.'i farklı zamanlarda aynı kasıtla birden çok kez tehdit ettikleri gibi sanık İsa'nın da katılanı farklı zamanlarda birden çok kez tehdit ettiğinin, keza sanık M. ve M.'in de katılanı tehdit ettiğinin, katılana ait telefonunda gözüken ve C. Savcısı tarafından ifade tutanağına geçirilen iletiler, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, mağdur ve katılanın birbirlerini doğrulayan istikrarlı anlatımları, dinlenen bir kısım tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamıyla sabit olmakla Yerel Mahkemenin bu yöndeki kabulünde isbetsizlik görülmediğinden sanık müdafiilerinin belirtilen hususlardaki istinaf talepleri yerinde görülmeyerek;
1-a) Sanıklar İ. Ç.ın katılan S. ve mağdur K.'e yönelik zincirleme tehdit suçlarından, sanık M. B.'ın katılan S.'a yönelik tehdit ve mağdur K.'e yönelik zincirleme tehdit suçundan, sanık M. S.'in katılan S.'a yönelik tehdit ve mağdur K.'a yönelik zincirleme tehdit suçundan,
b)Sanıklar M. B. ve S. Y.'ın zincirleme tefecik suçundan kurulan hükümler yönünden CMK 280/1-a maddesi gereğince sanıklar müdafiilerinin İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
2-Sanıklar İsa Çakır ve M. S. haklarında yerel mahkemece zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de, sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede her ne kadar tefecilik suçu ile ilgili olarak da TCK 43 maddesinin uygulanması talep olunmuş ise de, suça ilişkin yapılan anlatımda sanık İ. ve M.'in ayrı bir grup, sanık M. ve S.'ın ayrı bir grup olarak hareket ettikleri, sanık İ. ve M.'in katılandan 25.000 TL lik çek ile ilgili olarak, mağdur K. aracılığıyla katılana 23.000 TL para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediklerinin iddia olunması ve kabulün de bu yönde oluşu ve başkaca eylemden dolayı açılmış bir dava bulunmamasına rağmen CMK 230 maddesine aykırı olacak şekilde yasal gerekçeleri açıklanmadan adı geçen sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin tefecilik suçu yönünden uygulanması yerinde görülmediğinden, sanıklardan İsa Çakır ile M. S. müdafiilerinin bu yöndeki istinaf talepleri bu itibarla yerinde görülerek adı geçen sanıklar yönünden Yerel Mahkemenin tefecilik suçu ile ilgili mahkumiyet hükmüne yönelik olarak CMK 280/1-b, 290/1-g maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 30/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)