(5237 S. K. m. 53, 257) (5271 S. K. m. 150, 223, 231, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesinden sonra Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihli 2015/404-2016/56 sayılı son soruşturmanın açılması kararıyla avukat olan sanığın, mağdurun zorunlu müdafii olarak katıldığı yargılama sırasında hükmün yüzüne karşı tefhim olunmasına rağmen yasal süre içerisinde temyizi etmeyerek görevini ihmal ettiği iddiasıyla iddianamede belirtilen sevk maddeleri gereği cezalandırılması talep olunmuş ilgili iddianameden sanığın TCK 257/1, 53 maddeleriyle cezalandırılması için son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep olunduğu görülmüştür.
YEREL MAHKEME HÜKMÜ:
Yerel mahkemece sanığın eyleminin suç oluşturmadığı değerlendirilerek ve sanığın suç kastı olmadığı gerekçeleriyle CMK 223/2-a-c maddeleri gereği beraatine karar verilmiştir.
Katılan tüm aşamalarda sanığın hakkında verilen kararı temyiz etmemesi nedeniyle mağdur olduğunu belirterek şikayetçi olduğunu ifade etmiştir.
İddia makamı yazılı olarak sunduğu mütalaasında özetle, sanığın katılan hakkında verilen hükmü temyiz etmeme şeklinde eyleminin hükmün yüzüne karşı tefhim olunmasına göre her ne kadar resmi bir görevlendirme yazısı yok ise de müdafıilik görevini üstlendiği anlaşılan sanığın görevini ihmal ettiğini belirtilerek TCK 257/2, 53 maddeleriyle cezalandırılmasını istemiştir.
SAVUNMA:
Sanık Yerel Mahkemedeki Savunmasında; “Öncelikle suç kastım yoktur, onu belirtmek isterim, 2007-2008 yılları bilindiği gibi Bağcılar adliyesi ile Bakırköy Adliyesinin birleştiği yıllardır, ben o tarihlerde Bağcılar bölgesinde CMK.dan görevli avukat olarak görev alıyordum, her iki adliyenin birleştirilmesi nedeni ile dosyalar Bakırköy Adliyesine devredildiğinden mahkemeleri işlerken muhtemelen dosya numarası benzerliği veya karışıklığından bir hata olmuş ve ben dava konusu edilen Bakırköy Çocuk ACM.nun 2007/218 esas sayılı dosyasında SSÇ olan A.Y.’nin barodan görevlendirilen müdafi olmadığım halde görevli olduğum zannıyla duruşmaya girmişim ve bir kaç duruşmayı takip etmişim, hakkımda soruşturma açıldıktan sonra yaptığım araştırmada bu dosyada barodan görevlendirilmediğimi öğrendim, bu iş nedeni ile barodan veya idari işlerden herhangi bir ödeme yapılmamıştır, bu husus gelen cevaplardan bellidir. Dosyada şikayetçi konumunda olan ve çocuk ACM dosyasında ise SSÇ olan A.Y. veya ailesi ile herhangi bir şekilde vekaletname alınması yönünde bir görüşme olmamıştır, tanışıklığım dahi yoktur, yalnızca bir duruşmada görmüştüm, benim hazır bulunduğum oturumda savunması alınmıştır, ancak o tarihlerde UYAP sistemi kurulmadığından kararın verildiği gün bundan kesin emin değilim ancak duruşma tutanağı o anda verilmemiş olabilir, zira iş yoğunluğu veya başka nedenlerle duruşma tutanağını sonra alırız şeklinde uygulamalara rastlanıyordu, defterlerimde de kayıtlı olmadığı için kararı temyiz etmemişim, olay bundan ibarettir, ancak sonradan araştırma yaptım, dosyada benim bu temyiz etmememden kaynaklı bir zarar oluşmadığı kanaatindeyim, zira SSÇ duruşmadaki ifadesinde telefonu konuşmak için aldığını ve daha sonra oradan uzaklaşarak cep telefonunu bir telefoncuya sattığını daha sonrasında ise zararın karşılandığını belirtmektedir, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bu durum yağma olarak nitelendirilmektedir, dolayısıyla temyiz etmiş olsaydım dahi kararın onanma ihtimali çok yüksektir, benzer örnek kararları dilekçeme eklemiştim, ayrıca bu durumu öğrendikten sonra bu hususları belirterek eski hale getirme ve temyiz talebinde bulundum, ancak bu talebin reddedildiğine dair bana geçen hafta içinde bir karar ulaştırıldı, o kararı mahkemenize sunacağım. Daha önce yazılı dilekçemde belirttiğim hususları da tekrar ederim; Bakırköy 1. Çocuk ACM kararında kararın sanık müdafi ile birlikte sanığa da tebliğine karar verilmesine hükmedilmiştir, ancak sanığa bu karar iki yıl sonra tebliğ edilmiştir, sanığın yapılan bu karar tebliği üzerine kararı temyiz etmesi üzerine mahkemece temyiz talebi kabul edilerek infazın durdurulmasına karar verilmiş ve temyiz incelemesi için dosya Yargıtay’a gönderilmiştir, ancak Yargıtay 6. CD ince kanaatimce dosyayı dikkatli incelemediğinden benim dosyada görevli olmadığımı, baro tarafından görevlendirilmediğimi dikkate almamış ve sanığın temyizinin süre geçtiği gerekçesi ile reddine karar vermiştir, oysa mahkemenin 20/10/2009 tarihli kararında kararın sanığa da tebliğine karar verilmiştir ve bu tebligat iki yıl sonra yapıldıktan sonra sanığın temyizi süresindedir, ancak benim yüzüme karşı olduğu gerekçesi ile süre yönünden reddine karar verilmiştir, kanaatimce burada bir hatalar zinciri vardır, sonuç olarak benim suç kastım yoktur, beraatime karar verilmesini talep ederim. Öncelikle beraat etmem gerektiğini düşünüyoruz, zira burada görevi ihmal suçu benim açımdan işlenemez suç durumundadır, ve yukarıda belirttiğim savunmalarım ile dilekçemde belirttiğim ayrıntılı nedenler ile yalnızca benden kaynaklanan bir hata değildir,” diyerek suçlamayı kabul etmemiş, dairemizde yapmış olduğu savunmasının da aynı mahiyette olduğu anlaşılmış, Dairemizdeki savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini söylemiştir.
Yapılan yargılama sonucu toplanan delillerden;
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın müdafii sıfatıyla Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/218 esas sayılı dava dosyasında katılan hakkında 3 yıl 9 ay 16 gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair kararın yüzüne karşı tefhim olunduğu, katılanın yargılandığı dosyada kendisine müdafii tayinin CMK 150. maddesi gereğince zorunlu olup, her ne kadar Baro tarafından görevlendirme yazısı yoksa da, sanığın müdafiilik görevini üstlendiği, savunmanın alındığı oturumda kendisinin nezaretinde savunmanın alındığı, duruşmaları takip ettiği ve hükmün de kendi yüzüne verilmiş oluşu karşısında, katılanın ilgili dosyada avukatının bulunduğu güvencesiyle hareket ettiğinin açık olup, müdafiilik görevinin bu şekilde üstlenilmesine rağmen herhangi bir mazeret de olmaksızın yasal süre içerisinde kararın temyiz edilmemesi suretiyle katılanın yasa yolu yargılaması haklarının ihlal edilmek suretiyle zararına yol açan sanığın eyleminin görevde yetkilerinin ihmal suretiyle kötüye kullanma niteliğinde olduğu anlaşıldığından, yerel mahkemece verilen beraat kararı yerinde görülmemekle CMK 280/2 maddesi gereğince kararın kaldırılması gerekmiş ve buna göre sanığın Dairemizdeki son oturumda CMK 231 maddesini önceki beyanlarının aksine kabul ettiği de gözetilerek verilen ceza miktarı, yasanın aradığı anlamda somut zararın bulunmayışı, sanığın geçmişi ve mevcut kabulü gözetilerek hakkında CMK 231. maddesinin tatbiki suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2016 tarihli 2016/134-346 sayılı kararının CMK 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanığı sabit olan görevi ihmal suçundan eylemine uyan TCK 257/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli gözetilip takdiren 3 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Cezanın olası etkisi gözetilerek TCK 62 maddesi gereğince sanığın cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZALANDIRILMASINA,
Anayasa mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararındaki hususlar gözetilerek sanık hakkında TCK 53/1-2-3 madde ve fıkralarının uygulanmasına,
TCK 53/5 maddesi gereğince sanığın TCK 53/1-e maddesindeki hakları takdiren cezanın infazından sonra işlemek üzere 2 ay süre ile kullanmaktan mahrumiyetine,
CMK 231/5 maddesi gereğince sanık hakkındaki HUKMUN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK 231/8 maddesi gereğince 5 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine, bu sürenin takdiren yükümlülüksüz olarak geçirilmesine,
CMK 231/10 maddesi gereği sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği takdirde davanın düşürülmesine aksi halde CMK 231/11 maddesi gereği HÜKMÜN AÇIKLANANACAĞI hususunun sanığa ihtarına (ihtarat yapıldı)
Kararın mahsus sisteme kaydına,
Yargılama giderinin miktarı itibariyle sanıktan tahsiline yer olmadığına,
Dair, sanık ve katılanın yüzünde, iddia makamında C. Savcısı O.M. hazır olduğu halde talebe uygun olarak hükmün tefhiminden itibaren 7 günlük süre içinde Dairemize verilecek dilekçe veya zapta geçirilmek üzere zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak yoluyla İstanbul BAM 14. Ceza Dairesine itirazı kabil olacak biçimde yasa yolu açık olarak oybirliğiyle verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)