(5237 S. K. m. 155, 257) (5271 S. K. m. 223, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesinden sonra Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2016 tarihli, 2016/147-203 sayılı kararı ile avukat olan sanığın, müştekinin vekili sıfatıyla açtığı boşanma davasını takip etmediği ve yine açılan diğer bir hukuk davasında da duruşmalara katılmayıp dosyayı takip etmediği iddia olunarak TCK 257/2, 155/2. maddeleri ile cezalandırılması talebi ile son soruşturmanın açılması kararı verilmiştir.
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/402 esasına kayden görülen davada müşteki talimat yoluyla iddiayı tekrarlayarak şikayetçi olup davaya katılma talebinde bulunmuş, Yerel Mahkeme müştekinin katılmasına karar vermiş, katılan vekili sanığın cezalandırılmasını istemiş, iddia makamı Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/125 esasındaki dava nedeniyle bu dava ile ilgili bir anlaşma olmadığı ancak Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/13 esasındaki davayı takip etmeyerek karardan sonra temyiz etmemek suretiyle sanığın görevini ihmal ettiğini ve TCK 257/2. maddesi ile cezalandırılmasını istediği görülmüş, Yerel Mahkeme aynı gerekçelerle sanığın görevi ihmal suçundan TCK 257/2. maddesiyle sanığın mahkumiyetine karar vermiş, kararın katılan vekili tarafından gerekçesiz olarak istinaf edildiği, sanık tarafından da savunmaları doğrultusunda beraatine karar verilmesi gerekçesiyle istinaf edildiği, Dairemizce CMK 280/1-c. maddesi gereği duruşma açılması sonunda iddia makamının yazılı olarak sunduğu mütalaasında; delil yetersizliğinden CMK 223/2-e. maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesini istediği görülmüştür.
Yapılan yargılama sonucu toplanan delillerden; İstanbul Barosuna bağlı avukat olan sanığın boşanma davası açmak üzere katılanın vekaletini aldığı ve buna dayalı olarak İstanbul 2. Aile Mahkemesinin 2008/967 esasına kayden boşanma davası açtığı, dosyadaki evrak örneklerinden anlaşılmıştır.
Sonrasında katılanın eşi tarafından Gölcük 2. Asliye hukuk Mahkemesine, karşı boşanma davası açıldığı ve Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/13 esasına kayden bu davanın görülmeye başlandığı ancak sanığın her ne kadar sözü edilen bu davanın duruşmalarına katılmamış ise de: katılan ile bu dava ile ilgili bir anlaşmalarının olmadığı gibi gönderdiği dilekçe ile İstanbul'da açılan davadan dolayı derdestlik itirazında bulunduğu, ancak Mahkemece kabul görmemesi üzerine bu davanın sonuçlandırılmasından sonra sanığın derdestlik gerekçesiyle temyiz yasa yoluna başvurduğu ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 20/09/2011 tarihli, kararla sanığın itirazı doğrultusunda verilen kararın bozulduğu, bu kez bu dosyanın aynı mahkemenin 2011/618 esasına kaydolunduğu ve yeniden verilen boşanma davasının temyizi üzerine bu kez Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01/10/2012 tarihli kararı ile katılanın eşinin ölümü nedeniyle bu kararın da bozulduğu, aynı mahkemece 2012/629 esasa yeniden kaydolunan davada konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, ve kararının onanmak suretiyle kesinleştiği görülmektedir.
Sanığın üzerine atılı diğer bir iddianın ise Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/125 esasında katılanın eşi tarafından katılana yönelik açılan mal rejiminin tasfiyesi ve alacak davası olduğu, sanığın bu dava ile ilgili herhangi bir işleminin olmadığı ancak bu davada katılanın kendisini farklı bir vekil ile temsil ettirdiği, sanık ile bu dava yönünden bir vekalet ilişkisine girilmediği anlaşılmıştır.
Yine katılanın 11/11/2011 tarihinde sanığı vekillikten azlettiği, dosyada mevcut azilnameden anlaşılmıştır.
İncelenen dosya kapsamlarına göre sanık ile katılan arasında kurulan vekalet ilişkisinin boşanma davasına hasren sınırlandırıldığı ve sanık tarafından İstanbul 2. Aile Mahkemesine bu sebeple boşanma davası açıldığı, ancak mahkemece açılan davada yetkisizlik kararı verildiği, karşı boşanma davasının Gölcük'te açılması, katılan tarafından bu davanın masraflarının sanığa verildiğinin kanıtlanmaması üstelik gölcükteki boşanma davası ile ilgili sanığın kararı temyiz etmesi neticesinde talep doğrultusunda kararın bozulmuş olması, Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava ile ilgili katılanın kendisini başka bir vekille temsil ettirmesi hususları değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı görülmekle, Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyetine dair verilen kararda isabet görülmeyerek CMK 280/2 maddesi gereği hükmün kaldırılması suretiyle sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/12/2016 tarihli, 2016/402-493 sayılı sanık Cenk Toptaner hakkında vermiş olduğu kararın CMK 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık C. T.'in üzerine atılı görevi ihmal suçundan CMK 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanığın yüzünde, iddia makamında C. Savcısı O. M. hazır olduğu halde talebe uygun olarak KESİN OLMAK ÜZERE oybirliğiyle verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2017 (¤¤)