(5237 S. K. m. 62, 257)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tuzla İcra Müdürlüğünün 2010/172 sayılı takip alacaklısı ve aynı zamanda avukat olduğu anlaşılan Y. T.'nın şikayeti üzerine posta dağıtıcısı olan sanığın takip dosyasının borçlusuna çıkarılan ödeme emrini yine aynı takibin alacaklısı olan ve aynı binada oturdukları anlaşılan A. Y. isimli kişiden sorularak tanınmadığının tebligat parçasına şerh düşerek iade ettiği, ancak A. Y. isimli kişiye borçluyu sormadığı iddia olunarak görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması amacıyla açılan kamu davasında Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın 15/12/2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine sanık hakkında denetim suresi içerisinde 07/01/2013 tarihinde işlemiş olduğu kasıtlı suçtan dolayı yapılan ihbar üzerine bu kez Yerel Mahkemenin CMK 231/11. maddesi gereğince hükmü açıklamak suretiyle sanığın TCK 257/1, 62. maddeleri ile mahkumiyetine dair verdiği kararın sanık tarafından süresinde istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmakla;
Karar başlığında mağdur Y. T.'nın, vekili olarak yine kendisinin gösterilmesi ile adı geçenin şikayetinden vazgeçmiş olmasına göre katılan olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde görülmüştür.
İddianamedeki suça ilişkin yapılan anlatıma göre sanığın zarar verme bilinç ve kastıyla hareket etmediği açık olduğundan, eyleminin memurun sahteciliği suçu olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından görev noktasında hükmün bozulması yoluna gidilmemiştir.
KİT rejimine tabi bulunan PTT Genel Müdürlüğünde 233 ve 299 Sayılı Kanun hükmünde kararnameler kapsamında istihdam edilen personelin 399 Sayılı KHK'nin 11/b maddesi uyarınca ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlarda kamu görevlisi sayılacağı ancak tebligat işlemlerinin PTT idaresi tarafından yüklenici firma çalışanları eliyle yürütüldüğününde bilinmesi karşısında öncelikle savunma hakkı kapsamında sanığın kurumda hangi sıfatla çalıştığı, taşeron firma elemanı sıfatıyla çalışıp çalışmadığının tespitinin gerektiği, zira ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçunun taşeron firma elemanları açısından işlenemeyeceği, eylemin bu kişiler açısından Kabahatler Kanunun 32. maddesinde düzenlenen "emre aykırı davranış" kabahatini oluşturacağı bilinmekle öncelikle sanığın suç tarihi itibariyle kurumda hangi sıfatla çalıştığının belirlenerek buna göre suç vasfının tayinin gerektiği savunma hakkı kapsamında olmakla sanığın istinaf talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK 280/1-b, 289/1-h maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 02/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)