(5271 S. K. m. 230, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı katılan tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bursa Barosuna bağlı avukat olan sanığın, katılanın vekilliğini üstlenerek icra takibi için almış olduğu 2 adet 300.000 TL bedelli senetlerden bir adedini tahsile koymayıp katılana iade etmediği, takibe koyduğu senetle ilgili 250.000 TL tahsil ettiği halde 50.000 TL'sini katılana vermediği ve ayrıca tahsile koyduğu bu senet nedeniyle borçlunun taşınmazı üzerindeki haczin katılanın rızası olmadan kaldırılmasını sağladığı iddia olunarak sanığın görevini kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmasının talep edildiği olayda;
Öncelikle iddia kapsamına göre suçun sübut bulması halinde sanığın tahsil ettiği miktarın 50.000 TL'sini müvekkiline vermemesi şeklideki iddia olunan eylemin zimmet suçunu oluşturacağı, diğer eylemlerin sübut bulması halinde de teselsül edecek şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturacağının belirtilmesi gerekmektedir.
Sanığın tahsil ettiği senet bedeli ile ilgili olarak 50.000 TL'sini katılana vermediğinin iddia olunduğu olayda; senet borçlusu temsilcisi tarafından 200.000 TL'nin Vakıflar Bankası kanalıyla suça konu 16. İcra Müdürlüğünün 2012/8730 sayılı takip dosyasındaki senede mahsuben gönderildiğinin banka dekontu ile anlaşılması, imzası katılana ait olduğu raporla belirlenen aynı alacakla ilgili katılanın borçluyu sözü edilen takip dosyası ile ilgili sonradan verilen 150.000 TL bedelli senedi aldığı ve ibra ettiğine dair düzenlenen belge karşısında senet borçlusu tarafından sanığa 250.000 TL ödendiğine dair iddianın gerçek dışı olduğu, konulan haczin kaldırılmasına yine aynı ibraname ile katılanın rızasının bulunduğunun anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı her iki iddianın da sübut bulmadığı ancak katılanın tüm aşamalarda sanığa tahsil için iki adet 300.000 TL'lik senetleri verdiğini söylemesi ve sanık tarafından kendisine her iki senede ilişkin takipte bulunulduğu ve bunu teyit amacıyla borçlunun taşınmazına iki ayrı icra dosyasından dolayı haciz şerhi konulduğunu söyleyerek buna ilişkin tapu kayıt örneğini verdiğini ifade edip bu belgeyi sunması ve fakat bu belgenin sözü edilen Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2012/2568 sayılı 300.000 TL bedelli senet yönünden haciz şerhi konulduğuna ilişkin olarak ilgili icra dosyasının yapılan incelemesine göre verdiği senetle ilgili olmadığının anlaşılması suretiyle sahte olduğunun açık oluşu ile katılanın bu noktadaki iddialarının doğrulanışı kaldı ki dinlenen tanık Ö.A.'ın yeminli beyanında 2 adet senedin sanığa verdiğini söylemesi, yine olağan akışa göre alacağının tahsilini isteyen katılanın senetlerden birini kendisinde tutmasının mümkün görülmeyişi gözetildiğinde bu eylem nedeniyle sözü edilen delillere neden itibar edilmediğinin Yerel Mahkeme kararında gerekçelendirilmemek suretiyle CMK 230 maddesine aykırı şekilde yetersiz gerekçe ile bu eylem yönünden de suçun oluşmadığı yönündeki Yerel Mahkeme kararında isabet görülmediğinden katılanın istinaf talepleri bu itibarla yerinde görülmekle CMK 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 20.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)