(5237 S. K. m. 44, 241) (5271 S. K. m. 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı katılan Hazine Vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Şirket yetkilisi olan sanıkların 2008 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde POS tefeciliği yaptıklarının ve bu şekilde Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 36. maddesinde düzenlenen gerçek dışı belge düzenleme suçunu işlediklerinin iddia olunduğu olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/06/2014 tarih, 2012/1510 Esas, 2014/331 Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde, farklı neviden fikri içtima 5237 Sayılı Kanunun 44. maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş olup, hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemini" benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Fikri içtimada, fiil ya da hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır.
Sanığın hukuki anlamda tek fiil sayılan eylemlerinin hem TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturması durumunda sanık hakkında TCK'nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerekecektir. (suçun sübutu halinde TCK 241. maddesinde ayrıca kazanç elde etme özel kastı aradığından tefecilik suçundan uygulama yapılmalıdır)
Somut olayda Marmara Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 03/09/2014 tarihli, kurum müfettişi tarafından düzenlenen suç duyurusu raporundaki tespitler, bu tahkikat sırasında bir kısım kart hamillerinin suçun subutuna dair beyanları, kredi kartı ile mal veya hizmet satışı yapılmış gösterilen müşterilere herhangi bir faturanın bulunmayışı, Yerel Mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporu karşısında Yerel Mahkeme kararında bu delillere neden itibar edilmediğinin gerçeklendirilmediği, CMK 230. maddesine aykırı şekilde yetersiz ve dosya kapsamı ile uygun olmayan gerekçe ile sanıkların beraatlerine karar verildiği anlaşılmakla Hazine vekilinin istinaf talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK 280/1-a, 289/1-g maddesi gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 24.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)