(5237 S. K. m. 249) (5271 S. K. m. 230)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı sanık müdafii tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
2009 - 30 Mart 2014 döneminde Babaeski-Minnetler Köyü muhtarı olan sanığın muhtarlığa ait bazı gayrimenkullerin kira tahsilatlarını zamanında yapmayıp bu konuda icra takibi başlatmayarak görevini kötüye kullandığını ayrıca ot balyalarının satısından dolayı tahsil edilen, berber dükkanının kiralanmasından dolayı G. A.'dan tahsil edilen, Çengelli Yolu Şahinyeri Mevkiindeki 17 dönümlük tarlanın R. K.'ya ihale edilmesinden dolayı Bayrı Mevkiindeki 40 dönümlük tarlanın N. A.'a ihale edilmesinden dolayı tahsil olunan toplam 7.000 TL ile köy katibine ödenmiş gösterilen fakat ödenmeyen 3.525 TL olmak üzere toplamda 11.125 TL'yi zimmetine geçirdiğinin iddia olunduğu olayda;
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu yönünden zamanında köy alacaklarının tahsil edilmeyip icra takibinde bulunulmadığı iddiası yönünden 4483 Sayılı Yasa gereği soruşturma izni alındığı görülmüştür.
CMK 230 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün gerekçesinde bulunması gereken hususların ayrıntılı şekilde gösterildiği, buna göre gerekçede iddianın savunmanın, tanık ifadelerinin yazılmasının yeterli olmayıp mahkemenin ulaştığı sonucu gösterir kabulün dayanaklarının denetime olanak verecek şekilde gerekçeli kararda belirtilmesinin gerektiği, mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde;
A- İddianamede iki ayrı eylemden dolayı kamu davası açıldığı, birinci eylemin sanığın köy tüzel kişiliği adına tahsil ettiği paraları kayıtlara işlemeyerek zimmet suçunu işlediği yönünde olup, bu hususun gerekçeli kararda karıştırıldığı, karara göre tahsil olunan paraların kayıtlara işlenmemesinin ayrı bir suç kabul edildiği ve görevi ihmal suçu olarak vasıflandırıldığı, oysaki iddianamede ikinci suç olarak gösterilen görevi kötüye kullanma suçuna dönük eylemlerin köy tüzel kişiliği adına tahsili gereken alacaklar yönünden hiçbir işlem yapılmayıp icra takibine girişilmediği iddiasına dayandığı, kararda bu hususta hiçbir gerekçe gösterilmediği, atılı bu eylemin değerlendirmesinin yapılmadığı, bu kapsamda hangi taşınmazlar yönünden, köy tüzel kişiliğinin hangi alacakları ile ilgili icra takibinde bulunulmadığı hususunun belirlenerek buna göre atılı bu eylemin gerekçesinin karada gösterilmesi gerektiği, zira karar gerekçesine göre sanki tahsil olunan paraları kayıtlara işlemeyerek görevi ihmal suçu ve aynı zamanda bu paraların menfaate geçirilmesi suretiyle zimmet suçunun oluştuğu şeklinde değerlendirmede bulunulduğu, belirtilen bu hususun CMK 289/1-g maddesi anlamında mutlak bozma sebebi olduğu,
B- Zimmet suçu yönünden bilirkişinin sonuç itibariyle 7.000 TL olarak belirlendiği miktarın karara aynen geçirildiği, ancak CMK 230 maddesi gereğince gerekçede iddia ve savunmaların tartışılarak tatmin edici ve denetime olanak sağlayıcı şekilde mahkemenin ulaştığı kabulü haklı kılıcı unsurlara yer verilmesi gerektiği, savunmaya göre zimmete konu bedellerin ilgilileri tarafından ödenmediğinin ifade olunuşu karşısında savunmaya hangi gerekçelerle itibar edilmediğinin mahkeme kararının gerekçesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu,
Eylemin birden çok kez gerçekleştirildiğinin mahkemece de kabul edilmesine göre teselsül hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin kararda belirtilmediği, bu hususun CMK 289/1-g maddesi anlamında mutlak bozma sebebi olduğu,
Mahkemece de kabul edilen toplam zimmet miktarının 7.000 TL olduğu ifade edilmesine göre değer azlığı hükümlerinin TCK 249 maddesi anlamında bulunup bulunmadığına ilişkin karar gerekçesinde herhangi bir açıklamanın olmadığı, oysa iddianamede zimmet miktarının gösterilerek iddia olunmasına göre CMK 230 maddesi gereğince iddia ve savunmanın açıkça maddi hukuk yönünden karşılığının belirlenmesi gerektiği, bu durumda TCK 249 maddesi anlamında miktarın suç tarihleri itibariyle az değerde olup olmadığı hususunun mahkemenin gerekçesinde gösterilerek belirlenen sonuca göre uygulama yapılması gerektiği anlaşılmakla;
Sanık Müdafiinin istinaf talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK 289/1-g maddesi delaletiyle CMK 280/1-b maddesi gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 06/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)