T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/16 Esas
KARAR NO: 2018/86 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2015/331 Esas 2017/580 Karar
TARİH: 06/06/2017
DAVA : Alacak
KARAR TARİHİ: 31/01/2018
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDİDA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili 1993 ila 1995 yılları arasında ......... ili ........ İlçesinde görev yapmakta iken haberi olmadan ...... Bankası ........ Şubesine OHAL tazminatı yatırıldığını, söz konusu bedelin yatırılmasının üzerinden yaklaşık 20 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen paranın akıbeti hakkında bilgi sahibi olamadığını, kendisine de ödenmediğini, 5441 sayılı Yasa uyarınca yatırılmasının üzerinden 10 yıllın dolmasına üç ay kala tebligat yapılması gerekmesine rağmen tarafına herhangi bir tebligat yapılmadığını ileri sürerek, yatırılan bedelin güncel değerinin belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, söz konusu paranın kamu fonundan ödenmesi nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca her ne kadar yapılan protokol uyarınca alacak bankalarına devredilmiş ise de çıkarılan genelge ile söz konusu bedellerin ....... Bankası bünyesinde kalmasının sağlandığını ve dolayısıyla husumet itirazları bulunduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, aksi kanaat halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 06/06/2017 tarih 2015/331 Esas 2017/580 sayılı kararında;
"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın mevduattaki paranın güncellenmiş değerinin tahsili talebi olduğu, davacı tarafça kendisi adına yatırılan OHAL tazminatının güncellenmiş bedelinin tahsilinin talep edilidği, davalı tarafça usuli itirazlarda bulunularak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 114.maddesinde dava şartları düzenlenmiş ve 115.maddesinde de dava şartlarının bulunmaması halinde davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Öncelikle dava şartlarının incelenmesi bakımından; her ne kadar davalı tarafça idari yargının görevli olduğu belirtilmiş ise de taraflar arasındaki işlemin niteliği dikkate alındığında adli yargının görevli olduğu anlaşılmakla itirazı dikkate alınmamıştır. Mahkememizin görevi bakımından ise TTK'nın 4.maddesinde ticari davalar belirtilerik görev alanı belirlenmiştir. Buna göre bir davanın ticari dava olması için tarafların tacir ve çekişmenin ticari işletme ile ilgili olması veya madde metninde belirtilen davalardan olması gerekmektedir. Her ne kadar davalı banka ve taraflar arasındaki işlem bankacılık işlemi ise de, davacının mesleki ve tcari amaçlarla hareket etmediği dolayısıyla da tüketici olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2016 tarihli 2016/4654- 5304 Esas ve Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Dava, davacı adına yatırılmış olan OHAL tazminatının ödenmesi istemine ilişkindir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan... bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davanın açıldığı ... tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürülükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu.." dikkate alınarak..."gerekçesi ile,
Görevsizlik nedeniyle davanın HMK nın 115/2. Mad uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile,
Mahkemece verilen görevsizlik kararının mevzuat ve yargı kararlarına aykırı olduğunu,
Olağanüstü hal tazminatının, Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığınca 88/1 ve 89/1 nolu Olağanüstü Hal Tazminatı Hakkında Tebliğlere istinaden kamu fonundan ödenen bir para olup, 285 sayılı OHAL Valiliği İhdası hakkında KHK'nın Personel ve Mali Hükümler başlıklı 5.maddesinin 287 sayılı KHK ile değişik 5.fıkrasında; "Bölgeye dahil iller ile 4.maddenin d bendine göre mücavir illerde bulunan sürekli kamu görevlilerine (OHAL Bölge Valisi ile mezkur illerin valileri de dahil) ayrıca en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %40'ına kadar belirlenecek tazminat ek olarak ödenir. Bu tazminat herhangi bir vergiye tabi tutulmaz."
6.fıkrasında; "Tazminatın miktarı, görev yerinin özelliği, görevin önemi ve güçlüğü dikkate alınarak ve illere göre Bakanlar Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından tespit edilerek ödeme yapılır" aynı maddenin 321 sayılı KHK ile değişik 7.fıkrasında da; "ödenen tazminat miktarı kadar da ayrıca Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Fonlarından birine, personel adına nemalandırılmak üzere yatırılır." OHAL Bölge Valiliğinin kalkması veya görevlinin en az üç yıl çalışması halinde fonda birikmiş olan para, talebi üzerine kendisine neması ile birlikte ödenir.." hükümlerine yer verildiğini,
Konu ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararının 1.maddesinin c bendinde de, tazminattan yararlandırılanlara ödenecek tazminat miktarına eşit bir miktarın kurumlarca ayrıca tahakkuk ettirilerek ilgililer adına nemalandırmak üzere .......... Bankası nezdinde Toplu konut ile Kamu Ortaklığı İdaresi namına "OHAL Tazminat Hesabı" adıyla açılacak bir hesaba tahakkuk bordrolarının tasdikli birer örneği ile birlikte gönderileceği, d bendinde, tazminatın ödenmesinde hizmetin fiilen ifa edildiği mahallin dikkate alınacağının hüküm altına alındığını,
Mevzuatlardan anlaşıldığı üzere ödemenin müvekkili banka tarafından yapılmadığını, talebin muhatabı banka değil idare olduğunu,
Davacının dava konusu yaptığı alacağın idari işlemden kaynaklandığından görevli yargı yerinin idari yargı olması nedeniyle, idare mahkemesi nezdinde açılması gereken ancak Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan, akabinde de Tüketici Mahkemesi görevli olduğu gerekçesi ile usulden ret kararı verilen dosyada görevli yargı yerinin İdare Mahkemeleri olduğunu,
Bununla birlikte idari yargının görevli olmadığının düşünülmesi halinde de Davaya konu alacak genel bir alacak olup, işlemin bir tarafı da tacir olduğuna göre, nisbi ticari işlemin tüketici mahkemesinde görüm ve çözümünün mümkün olmadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu,
İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/331 Esas 2017/580 Karar sayılı dosyası kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçe ile verilen görevsizlik kararına karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/4654 E. 2016/5304 K. 11/05/2016 Tarihli emsal kararı da dikkate alındığında dava, davacı adına davalı bankaya yatırıldığı ileri sürülen OHAL tazminatının ödenmesi istemine ilişkindir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan... bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 09.02.2015 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürülükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda Adli Yargının görev alanında ve Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği kanatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan 85,70.TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90.TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 31,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/01/2018 tarihinde HMK'nun 20., 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.