T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/176 Esas
KARAR NO: 2024/179 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/1069 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 17/11/2023
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin teslim ettiği ancak bedelini alamadığı 14/09/2023 tarihli faturaya konu mobilya ürünlerini kaçırma hazırlığı içinde olduğunun öğrenildiğini, böyle bir durumda ileride verilecek kararın infazının mümkün olmayacağını, 14/09/2023 tarihli faturaya konu mallar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve malların koruma altına alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/11/2023 tarih 2023/1069 Esas sayılı kararında; "HMK'nın 389/1. maddesinde açıkça da düzenlediği gibi mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca ancak dava konusu şey üzerine ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, huzurda açılan davanın para alacağına ilişkin olması ve davalının malvarlığı değerlerinin dava konusu olmadığı anlaşılmakla davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili firmanın mobilya sektörü alanında ticari faaliyet gösterdiğini, davalı/borçlu arasında işbu ticari faaliyet kapsamında gerçekleşen mobilya satışı nedeniyle ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa mobilya satışı yapılmış olup davalı yanın müvekkili şirkete 16.01.2023 tarihli ve 14.09.2023 tarihli faturalardan kaynaklanan ödenmemiş 997.480,60-TL bakiye borcu bulunduğunu, davalı tarafından 16.01.2023 tarihli 461.721,60 TL bedelli faturaya ilişkin yalnızca 298.316,00-TL ödeme yapıldığını, 14.09.2023 tarihli faturadan kaynaklı ise davalı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkili firma kayıtları ve banka ödeme dekontları incelendiğinde müvekkili şirketin işbu ticari ilişkiden kaynaklanan 997.480,60-TL cari hesap alacağının mevcut olduğunu, dava konusu mobilyalar da borçluya teslim edildiğini, davalının faturalardan kaynaklanan borcun bakiyesini ödememiş olması nedeniyle müvekkili şirket önemli derecede ekonomik zarara uğratılarak mağdur edildiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen 17.11.2023 tarihli ara kararda ihtiyati tedbir talep edilen 14.09.2023 tarihli faturaya konu malların dava konusu olmadığından ve HMK. 389 maddesi gereğince ihtiyati tedbir şartları oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini ancak davada uyuşmazlık konusu olan tutar müvekkili tarafından satılan mobilya ürünlerine ilişkin olduğunu, davalı tarafından tedbir istenen ürünlerin teslim alınması durumunda müvekkilinin alacağına kavuşması da zor hatta imkansız hale geleceğini, müvekkili dava konusu para alacağını ancak tedbir talep edilen ürünlerin tedbiren teslim edilmemesi durumunda dava sonuna kadar korumaya alabileceğini, tedbir talep eden ürünlerin bizzat dava ile ilgili ürünler olup davalının malvarlığı değerleri olmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının haklı ve yerinde olmadığını,Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre ihtiyati tedbir kararının kabul edilmesi bakımından tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil yaklaşık ispatın yeterli olacağını, “…İhtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüştür. Davacının iddiasında haklılığını ispat konusunda “tapu ve nüfus kaydı, mirasçılık belgesi, tanık beyanları, keşif, bilirkişi, yemin... gibi” delillere dayanıldığı dava dilekçesiyle sabittir. İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının doğru ve yasal olduğu söylenemez…” (Yargıtay 1. HD, 10.01.2012, 436/7) Müvekkilinin alacağının temini bakımından; davalı tarafça ücret ödemesi yapılmayan mobilya ürünlerinin şu an ..., ... Cd. No:..., ... Büyükkayacık Osb/Selçuklu/Konya adresinde Konya Bilim Merkezi binasının deposunda bulunması, fatura bedelinin ödenmemiş olması ve davalının mal kaçırma girişiminde olması durumları açısından davanın en azından yaklaşık ispat edildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemez.Somut olayda, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların ara karar tarihi itibariyle yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, bu hususların iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ve yapılan yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Dava dosyasına ibraz edilen belgeler yaklaşık olarak ispata yeterli değildir.Davalı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi, öte yandan para alacağının tahsili istemiyle açılan iş bu davada dava konusu alacağa dayanak faturalara konu mallarda doğrudan davanın konusunu teşkil etmediğinden, HMK'nun 389 maddesi uyarınca yalnıza uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden, ilk derece mahkemesince koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.