T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/82 Esas
KARAR NO: 2024/818 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/112 Esas - 2023/460 Karar
TARİHİ: 06/06/2023
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirkette 05.07.2022 tarihli 82.831,00.-TL fatura ile "..." tarafından üretilmiş "..." model seramik satın alığını, bu seramiklerin müvekkili şirketin taşeronları tarafından "... Mah. ... Sk. N... adresindeki ... Apartmanında kullanıldığını, dairelerin teslimi yapıldıktan sonra daire sahiplerinin döşenen seramik ürünlerle ilgili şikayetlerinin bulunduğunu, renk ve doku farkının bulunduğunu ve bazılarında üretim hatalarının mevcut olduğunun anlaşıldığını, bu durum üzerine davalı firma ile irtibata geçilerek durumun anlatıldığını, 62.299,29.-TL nin tazmininin talep edildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, davalı firmanın 6098 sayılı yasanın 219. Md. Uyarınca sorumlu olduğunu, bu zararı tazmin etmesi gerektiğini, 223/2 deki yükümlülüğün müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini belirterek ayıplı mal satımı nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararın tespit ve tazminini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarını destekleyecek sübut delillerinin bulunmadığını, yapılan satışta malzemelerin bizzat davacı taraf yetkililerince görülüp seçildiğini, buna binaen satış işleminin gerçekleştiğini, malzemelerin kendilerine tesliminden kullanım zamanına kadar ayıplı mal hususunda bir dönüş almadıklarını, söz konusu ayıplı ifanın gerçekleştiğini kabul etmediklerini, bu ihtimalde ise iş bu davada davacı tarafın alıcı olmasına rağmen seramikleri kullandığını, inşaatını tamamladığını, bu süre zarfında herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davacının kötü niyetli bir maddi menfaat sağlamaya çalışmakta olduğunu, gerekli özeni göstermemesinden dolayı sorumlu olduğunu, taşınmaz maliklerine karşı kendini haklı çıkarma çabasında olduğunu, davacının mesnetsiz ve kötü niyetle açılan davasının reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/06/2023 tarih 2023/112 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında fatura karşılığı alım satımı yapılan seramiklerin ayıplı olduğu iddiası ile açılan maddi tazminat talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı firmadan satın alınıp dava dışı ... Apt.na döşenen seramiklerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın mahiyeti, ayıp söz konusu ise bunun davalı firma tarafından tazmin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında, davacı şirketin ayıp nedeniyle seçimlik hakka sahip olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Yasanın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23 üncü maddesinin il fıkrasına göre, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Anılı maddenin ilk fıkrasının (b) bendine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. 6098 sayılı Yasanın "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" üst başlıklı 223 üncü maddesine göre ise, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır (f.2). Tüm dosya kapsamından davacı şirketin davalıdan aldığı ürünleri (seramikleri), dava dışı ... Apartmanındaki bağımsız bölümlere uyguladığı, 6102 sayılı Yasanın 23 ve 6098 sayılı Yasanın 223 üncü maddesindeki seçimlik hakların kullanımı bakımından davacının aktif husumetinin bulunmadığı, aksine dava dışı (ürünlerin uygulandığı) apartmandaki maliklerin davacıya karşı anılı yasa hükümlerince başvuru hak ve iddiasının söz konusu olabileceği anlaşıldığından davacı adi ortaklığın aktif husumetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yukarıda esas ve karar numarası verilen dava dosyalarında ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın aşağıdaki gerekçe ile taraflarından istinaf edildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından tesis edilen kararın gerekçe bölümünde Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi ve Borçlar Kanunu'nun 223. Maddesi uyarınca davacının aktif husumetinin bulunmadığı yönünde bir gerekçe ileri sürüldüğünü ancak aktif husumetin yokluğunun hangi sebebe dayandığının belirtilmediğini ve dava konusu iddialar ile gerekçeli karar arasında bir illiyet bağı ve izahat ilişkisi kurulamadan karar tesis edildiğini, kararın maddi duruma ve hukuk kaidelerine aykırı olduğunu, Davacı şirket dava konusu emtia olan seramikleri taahhüt ettiği inşaat faaliyetinde kullanarak iş sahibinden gelir elde etmek amacıyla hareket etmekte olduğunu; iş sahibinin ayıplı malzeme kullanılmış olması nedeni ile davacı şirketin hakedişinde kesintiye gittiğini; bu durumda ticari ilişkinin alıcı tarafı olan müvekkili şirketin ayıplı mal nedeni ile davalı şirkete yönelmesinin işin olağan akışı gereği olduğunu, Bununla birlikte gerekçeli kararda ilk derece mahkemesinin atıf yapmış olduğu Borçlar Kanunu'nun 223. Maddesinin alım satım ilişkisinin alıcı tarafına yönelik bir hüküm ifade etmekte olduğunu; dava konusu alım satım ilişkisinin alıcı tarafının davacı firma iken kararda davacının aktif husumet yokluğu bulunduğu ve iş sahibinin husumet yöneltmesi gerektiği yönündeki gerekçelendirmenin kanun metninde belirtilen tipiklik ile uyuşmamakta ve olayın sebep sonuç ilişkisinin dışında kalmakta olduğunu, İşbu sebeple dosyanın istinaf aşamasında yeniden incelenerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesi yönünde talepleri olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, istinaf ve ilk derece yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesin talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari şatış sözleşmesinde ayıp nedeniyle oluştuğu iddia olunan maddi zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; davalı şirketten 05/07/2022 tarihli fatura ile 62.299,29-TL değerinde seramik satın aldığını, bu seramiklerin davacı taşeronu tarafından kentsel dönüşüm nedeniyle yenilenen dairelere uygulandıklarını, uygulamadan sonra daire sahiplerinden şikayelet üzerine, sermaiklerde renk ve doku farklılıkları bulunduğunun tespit edildiği, davalı firmadan zararın giderilmesinin istendiğini, ancak olumlu yanıt alınamadığını ileri sürerek, ayıbın giderilmesi için tazminatın tespiti ve davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; dava konusu seramiklerin bizzat davacı tarafından seçildiklerini, malzemelerin davacı inşaatındaki davacı çalışanları tarafından paketlerinden çıkartılarak incelenip kullanıldıklarını, bu süreçte herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediğini, kaldı ki ürünlerde ayıp da bulunmadığını, davacı yanın dairelerde bir yıl boyunca kullanılan sermaiklerle ilgili bir yıl sonra açtığı davanın dinlenemeyeceğini, davacının kullandığı sermaiklerle ilgili sözleşmeden dönme hakkını da kullanamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Somut olayda; seramik satışına ilişkin sözleşmenin davacı ve davalı arasında kurulduğu çekişme konusu olmayıp, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, borç ilişkisinin sadece tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağı, sözleşmeden doğan talep haklarının yalnızca sözleşmenin tarafları tarafından ve birbirlerine karşı ileri sürülebilecekleri, davacının alıcı, davalının satıcı olduğu dava konusu satış sözleşmesi bakımından, TBK'nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan doğan talep haklarının davacı satıcı tarafından ileri sürülebileceği, davacının aktif husumetinin bulunduğu nazara alınmaksızın; yanılgılı değerlendirme ile dava konusu seramiklerin dava dışı daire maliklerinin dairelerinde kullanıldıklarından bu seramiklerdeki ayıplarla ilgili dava açma hakkının daire maliklerine ait olduğu gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, taraf delilleri toplanarak tahkikat yürütülmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 06/06/2023 tarih ve 2023/112 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.