T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/4 Esas
KARAR NO: 2024/851 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/542 Esas - 2021/708 Karar
TARİHİ: 05/10/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıların ortaklık içerisinde oto galeri işlettiklerini, müvekkilinin ise öğrenci servisi işi ile uğraştığını, araçların yenilenmesi gündeme gelince eski aracını sattığını ve internet üzerinden davalıların ilanlarını gördüğünü, kendileri ile gidip görüştüğünü, davalılar tarafından ... plakalı aracın herhangi bir kusurunun olmadığının ve motorunun sıfırlandığının belirtildiğini, aracın noterden davacıya 80.000 TL'ye devredildiğini, davacının kullanımında olan araçtan normal olmayan sesler gelmeye başladığını ve sonrasında aracın tamamen çalışamaz vaziyete geldiğini, aracı servise götüren müvekkiline motorunun sıfırlanması gerektiğinin belirtildiğini, davacının tadilat için 18.000 TL bedel ödediğini, ayrıca aracın tadilat süresinde (10 gün) davacının araç kiralayarak 2.000 TL bedel ödediğini, davalılar ile yapılan görüşmelerin olumsuz geçtiğini, buna istinaden 03.02.2020 tarihinde davalılara ihtarname gönderildiğini, davalılar aleyhine davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ... plakalı aracın gizli ayıbından kaynaklı oluşan zarar, 10 günlük araç kiralama bedeli ve ihtarname masraflarının karşılanması için takip başlatıldığını ve borçlu davalılara ödeme emri gönderildiğini, davalılar tarafından 25.02.2020 tarihli dilekçe ile borca ve tüm ferilerine itirazda bulunulduğunu beyanla açılan davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça davalıların ortak galeri işlettikleri beyan edilmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davalı ...'nın diğer davalı ... adına vekaleten işlem tesis ettiğini, bu nedenle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça yapıldığı iddia edilen 18.000,00 TL'lik araç tamir bedeli, 2.000,00 TL'lik 10 günlük araç kiralama bedeli ve 600,00 TL'lik ihtarname masraf bedeline ilişkin ispata yarar hiçbir belge, fatura, makbuz vs. sunulmadığını, davacı tarafça satış sözleşmesine konu olan ... plaka numaralı araca ilişkin davalılara isnat edilen iddiaların tamamen asılsız olduğunu, davacı tarafça araç satın alınmadan önce motorunun sıfırlandığının bilindiğini, aracın herhangi bir kusuru olmaksızın davacı tarafa satıldığını, aracın satın alınmadan önce davacı tarafça test sürüşüne çıkıldığını, kendisinin anlaşmalı olduğu ekspertize araç motoru ile ilgili sorun olup olmadığını noktasında muayene ettirilerek aracın satın aldığını, motor arızasının davacı tarafın kendi kullanım hatasından kaynaklandığını, kilometresinin fazla olması ve motorunun sıfırlanmış olması sebebiyle emsallerine göre uygun fiyata satıldığını, ilan ile satışa çıkarıldığında "İsteğe Göre Okul Paketli Teslim Edilir" ibaresinin yer aldığını ve davacı tarafın isteği üzerine aracın okul taşıtına çevrilerek teslim edildiğini beyanla davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu ile reddine, haksız davanın esastan reddine, kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2020/542 Esas - 2021/708 Karar sayılı kararında; "Dava; taraflar arasında araç alımına ilişkin, davaya konu ... plakalı aracın ayıplı olup olmadığı, ayıp var ise gizli olup olmadığı, araçtaki arızanın devamlılık gösterip göstermediği, davacının araçtan beklediği faydayı elde etmesini önleyecek nitelikte bir ayıp olup olmadığı, araçta meydana gelen arızaların kullanıcı hatasından ileri gelip gelmediği, TTK 25/3 maddesi gereğince ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının aracın tamiri nedeni ile ikame araç kullanmaktan kaynaklanan zararı olup olmadığı var ise miktarının ne olduğu ve dava dilekçesindeki talep edilen masraflar yönünden davacının davalılardan alacağı olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu konularında başlatılan takibe davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında araç alım satımına dair ticari ilişki mevcut olduğu, davacı tarafça alacağına ilişkin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya, otomotiv konusunda uzman makine mühendisi, sözleşme yönetim ve denetim uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetine tevdii edilmiş; 17.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve araç satış sözleşmesi ışığında, davaya konu aracın internet satış ilanında, “Motor komple sıfır yapılmış olup, sonrasında 55 bindedir” beyanına karşın davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerin “Motor Rektefiye (Sıfırlama) işlemine uygun olduğu", araç motor sistemlerindeki arızaların basit bir gözlemle tespit edilemeyeceği, anında ortaya çıkamayacağı, doğal kullanım şartlarında rektefiye edilmiş (sıfırlanmış) bir motorda 5 ay gibi kısa bir dönemde rektefiye gerektirecek bir şekilde motor arızasının meydana gelemeyeceği dikkate alınarak, araçta teslim anında var olduğu kabul edilmesi gereken motor hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği, motor aksamında belirgin bir arıza meydana gelmediği sürece “Yağ eksiltme, motorda aşırı vuruntu, motor da aşırı ısınma, motor devrinde düşüm gibi” satıcının verdiği bilgi ve güvene dayanarak, bu tür bir motor ayıbından şüphe ile aracı incelemek veya incelettirmek düşüncesine girilemeyeceği, araçta bir ayıp bulunduğu, bu ayıbın gözle görülebilir, basit bir muayenede anlaşılabilir ayıp olmadığı, dava konusu aracın davacı tarafından 22.08.2019 tarihinde satın alındığı, dosyada mevcut faturalardan araçtaki arızanın 21.01.2020 tarihinde giderildiği, arıza bedeli ödenmesinin 03.02.2020 tarihli ihtarname ile davalı ...’a bildirildiği; aracın satış ilanında “Motor komple sıfır yapılmış olup, sonrasında 55 bindedir” ifadesinin yer alması ve teknik açıklamalar çerçevesinde TBK.m.225 kapsamında satıcı ...’un ağır kusurlu sayılabileceği ve ayıp ihbarının süresinde bildirilmemiş olduğundan bahisle sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, 14.01.2020 tarihli kira sözleşmesinde yer alan “... plakalı aracın hasar yapmasından ötürü Bağlarbaşı Bostancı güzergahındaki servis tarafımdan çekilmiştir. Kira bedeli olarak 2.000 TL elden alınmıştır.” şeklindeki ... ve davacı tarafından imzalanan belgenin, fatura veya resmi bir belge olmadığı, “Bağlarbaşı Bostancı güzergahındaki servis” tanımı ile neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı, davacı kendisi tarafından çekilen bir servis işini, kira karşılığı başka bir kişiye yaptırmış ise bu durumda kendi aracı ile yapmış olsa idi yapacağı ancak kiralama nedeniyle yapmadığı (yakıt gibi) giderleri hesaplanması ve ödenen kira bedelinden düşülerek gerçek zararın bulunması gerekeceği, bu tür bir belgeye dosyada yer verilmediğinden bu belgenin davacının gerçek zararı olarak dikkate alınamayacağı, dosya kapsamında yer alan belgelerden davacının zarar tutarının: (arıza giderim faturaları tutarı) 9.935,00 TL ile 282,43 TL (ihtarname masrafı) toplamı 10.217,43 TL olarak belirlendiği, ihtarnamenin tebliğ şerhi dosyadan tespit edilemediğinden, icra takibinden önce davalı temerrüdünün gerçekleşmediği ve icra takibinden önceki dönem için işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, rapor edilmiş olup, taraf vekillerinin rapora itirazlarının değerlendirilerek ek rapor alınması amacıyla dosya aynı bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişilerin sunduğu ek raporda görüşlerinin kök rapordaki ile aynı olduğu rapor edilmiş, sunulan bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, davalı ... tarafından satılan aracın ayıplı olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuş, her ne kadar dava dilekçesinin netice-i talep kısmında davacı tarafça ticari faiz talebinde bulunulmuş ise de, takip talebindeki taleple bağlı kalınarak yasal faize hükmedilmesi gerektiği, her ne kadar icra takibi 20.650,79 TL üzerinden yapılmış ise de tespit edilen alacağın toplam 10.217,43 TL (9.935,00 TL arıza giderim faturası alacağı, 282,43 TL ihtarname masrafı) olduğu tespitiyle beraber davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında toplam 10.217,43 TL (9.935,00 TL arıza giderim faturası alacağı, 282,43 TL ihtarname masrafı) üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı ...'ya yöneltilen dava yönünden, davalının, davaya konu araç sözleşmesini “vekil sıfatıyla” imzaladığı, davalıların “ortaklık içerisinde bulundukları” şeklindeki iddianın ispatına yarar dosyada somut bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen fotoğrafların, tek başına davalıların ortaklık içerisinde bulunduklarına dair delil olamayacağı, bu hali ile davalı ...'nın pasif husumet ehliyetinin olayda bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden açılan davanın 6100 sayılı HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı olan pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı tarafça icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 10.217,43 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan davalı ... yönünden talebin kabulüne, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin İİK 67/2.maddesindeki şartlar oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.Son olarak belirtmek gerekir ki dosyada iki davalı bulunup, davalılardan biri yönünden kısmen kabul-kısmen red kararı verilmiş olması, diğeri yönünden usulden red kararı verilmiş olması gerçekliği karşısında, verilen red kararlarının gerekçeleri farklı olduğundan her iki davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir etmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "1-Davalı ... yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalı ...'un İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile toplam 10.217,43 TL (9.935,00 TL arıza giderim faturası alacağı, 282,43 TL ihtarname masrafı) üzerinden takibin devamına, asıl alacak 10.217,43 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz uygulanmasına, 3-İİK 67/2. maddesi gereğince 10.217,43 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 2.043,49 TL icra inkar tazminatının davalı ...'tan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davalı ... yönünden açılan davanın 6100 sayılı HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı olan pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden REDDİNE,5-İİK 67/2. maddesindeki şartlar oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen kısmen kabul kısmen red kararı usule ve yasaya aykırı olup kararın ortadan kaldırılarak her iki davalı açısından davanın tam kabul edilerek tam kabul üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı ... hakkındaki ret kararı da haksız olup usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların ortaklık içerisinde bulunup bir oto galeri işletmekte olduklarını, müvekkilinin ise öğrenci servisi işi yaptığını, araçların yenilenmesi gündeme gelince eski aracını sattığını ve internet üzerinden davalıların ilanlarını gördüğünü, müvekkilinin davalılarla görüştüğü zaman satış günü de dahil olmak üzere bu süreçte davalıların sürekli ve ısrarlı bir şekilde araçta hiçbir kusur bulunmadığını ve aracın motorunun sıfır yapılmış olduğunu beyan ettiklerini, hatta satış günü davalı ...'nın tekrar aracın çok iyi halde olduğunu, motorunun sıfırlandığını, aracı kusursuz ve ayıpsız bir şekilde teslim ettiklerini dile getirdiğini, yargılama sırasında dosyaya ibraz ettikleri davalıların sosyal medya hesaplarından da her ikisinin ... ismi ile faaliyet yürüttüklerinin sabit hale geldiğini, satış işleminde de ...'nın ortağı ...'a vekaleten satış yaptığını, tüm bu durumlar mevcutken Mahkemenin ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine karar vermesi tamamen hatalı olup kararın kaldırılması ve davanın ... yönünden de kabulüne karar verilmesi gerektiğini; Her iki davalının müvekkilini kandırdığını, dosya içerisine sunulan "....com" adlı internet sitesindeki ilanda da görüleceği üzere aracın motorunun sıfır olduğunu belirterek ve müvekkilini sözlü beyanları ile yanıltarak ayıplı aracı sattıklarını fakat müvekkilinin aracı kullandıktan bir süre sonra tamamen çalışmaz hale geldiğini ve serviste aracın motorunun kötü durumda olması sebebi ile arızalandığı tespitinin yapıldığını, servis yetkililerinin ayrıca araç motorunun hiç sıfırlanmadığını da tespit ettiklerini, davalı ...'nın hem taraflar arasında akdedilen araç satım sözleşmesinden menfaat sağladığını hem de müvekkilini aracı satın alması için gerçeğe aykırı beyanda bulunarak kötü niyetli bir şekilde yönlendirdiğini, iki davalının da zarardan sorumlu olması gerekirken Mahkemenin davalı ... yönünden vermiş olduğu red kararının ortadan kaldırılarak davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini; Yerel mahkemenin işçilik bedeli ve kira kontratı bedeli yönünde ret kararı vermesinin hatalı olduğunu, yapılan yargılamada ve alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin haklılığının, sıfır motor diye müvekkiline satılan aracın motorunun aslen bitmiş olduğunun ve gizli ayıbın varlığının sabit hale geldiğini, müvekkilinin olağan gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bunun dışında araç muayenesi yaptırmadığını, Yargıtay 13. HD. 18.12.2019 tarih 2017/7484 E. 2019/12794 K. sayılı kararında belirtildiği üzere müvekkilinin araç muayenesi yaptırmak gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.10.2019 tarihli 2017/19-947 E., 2019/999 K. sayılı kararında da motordaki ayıpların olağan gözden geçirme ile anlaşılamayacağından gizli ayıp olduğunun belirtildiğini, TBK'nın 219 vd. maddelerinde de öngörüldüğü üzere söz konusu ayıptan davalı taraf ayıbın varlığını bilmese dahi sorumlu olduğunu, satıcının bu sorumluluğunun kanuni bir borç mahiyetinde olduğunu, (Yavuz, N.:Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2. Baskı, s.91-92) somut olayda davalı taraf aracın ayıplı olduğunu bildiği halde müvekkiline ayıp olmadığını garanti ederek aracı sattığını, satıcının, satılandan yararlanmayı ortadan kaldıran ayıptan, ayıbın meydana gelmesinde kusuru olmasa bile alıcıya karşı sorumlu olduğu halde davalıların somut olayda ağır kusurunun söz konusu olduğunu, davalı satıcıların hile ile ayıbı müvekkilinden gizlediklerini, motor sıfırlanmadığı halde sıfırlanmış gibi gösterdiklerini, bu nedenle davalıların müvekkilinin zararını gidermekle yükümlü olduklarını, tüm bu tespitler yapılmışken dosyaya sunulan belgeler doğrultusunda Mahkemenin sadece faturalı alacakların kabul edildiği yönünde bir gerekçe ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini, dosyaya ibraz ettikleri belgelerde kesilen faturaların içeriklerinin malzeme bedeline ilişkin olduğunu, yine malzemeleri müvekkilinin arabasına takan ve diğer işlemleri yapan ustanın alacağı için de 8.250 TL işçilik bedeli aldığının ortada olduğunu, Mahkemenin bu hususu göz ardı ederek işçilik bedeli için fatura kesilmediği gerekçesi ile alacağı kabul etmemesinin hatalı olduğunu; Yapılan her işin bir bedeli olduğunu, işçilik bedeli için tadilatı yapan ustadan yazılı beyan da alındığını, tadilatı yapan ustanın Mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesini talep etmelerine rağmen Mahkemenin yazılı belgeyi dikkate almadığı gibi ustayı da tanık olarak dinlemediğini, Mahkeme ve bilirkişilerin devletin vergi tahsilcileri gibi sadece fatura kesilip kesilmediği hususunu değerlendirerek tamamen hataya düştüklerini, faturanın kesilmesi ya da kesilmemesinin vergi dairesinin işi olduğunu, bu sebeple işçilik bedeli yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili bu tadilat için 18.000 TL ödediği gibi tadilat süresi boyunca da araç kiralamak zorunda kalıp ayrıca masraf yaptığını, dosyaya ibraz edilen kira kontratından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin öğrenci servisi olarak görev ifa ettiği için servis hattındaki hizmetin aksamaması için yeni bir araç kiraladığını ve bu araç için de 2.000 TL kira bedeli ödediğini, buna ilişkin yazılı belge de dosyaya ibraz edilmesine rağmen Mahkemenin bu belge için de herhangi bir fatura olmadığını beyan ettiğini, uygulamada belirli süre için yapılan kiralama işinde fatura kesilmediğini, faturanın olmamasının müvekkilinin bu bedelleri ödemediği anlamına gelmediğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın her iki davalı yönünden tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, alım satım konusu aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle ayıbın onarım bedeli ile uğranıldığı iddia olunan diğer zararların tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, davalılardan ... plakalı aracı satın aldığını, davalıların aracı motorunun yenilendiğini söyleyerek sattıklarını, araçta kısa bir süre sonra arıza oluştuğunu ve yapılan incelemede aracın motorunun ayıplı olduğunun tespit edildiğini, aracın motorunun sıfırlandığını, ayrıca onarım süresince araç servis işinde kullanılamadığında ikame araç kiralandığını, bu nedenle oluşan zarardan davalıların sorumlu olduklarını ve haklarında başlatılan takibe haksız şekilde itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davalı ...'nın sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraflara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacının aracı satın alırken motorunun sıfırlandığını bildiğini ve aracı test ederek satın aldığını, bu nedenle de aracın emsallerine göre daha düşük bir bedel ile davalıya satıldığını, iddia edilen arızanın davacının kullanımından kaynaklandığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 5. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre bir davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için mezkur kanunun 4. maddesinde sayılan mutlak bir ticari dava olması veya her iki taraf tacir olup, uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğması yahut yalnızca taraflardan birisinin ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia veya fikri haklara ilişkin bir davanın bulunması gerekmektedir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Somut olayda; uyuşmazlığın dayanağı hukuki ilişki satış ilişkisi olup, satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de değildir. Davacı taraf bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde tacir olmadığını beyan etmiş olup, dosya kapsamından faaliyet hacmi anlaşılamamaktadır. Şu halde Mahkemece, tarafların tacir ve uyuşmazlığın tacir olan tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olup olmadığı hususunun re'sen araştırılması gerekir. Dosyada mübrez ve tarafların gerçek kişi tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen cevapta, taraflardan hiç birinin gerçek kişi ticari işletme kaydının olmadığı, davalı ...'un bağlı olduğu Vergi Dairesi'nden gelen cevapta 2018-2020 yılları arasında bilanço esasına göre defter tuttuğu, davacının bağlı olduğu Vergi Dairesi'nden gelen cevapta, 2015 ila 2020 yılları arasında işletme hesabına göre defter tuttuğu, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan gelen cevapta ise davacı ile davalı ...'un esnaf kayıtlarının bulunduğu bildirilmiştir. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin, davacının ikinci sınıf tacir olup olmadığı, VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapmadan, gerekirse bu konuda ticari defterleri ile vergi beyannameleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırmak suretiyle rapor almadan, öncelikle davanın nispi ticari dava ve kendisinin de uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığını değerlendirmeden, davanın esası hakkında karar vermesi hatalı olmuştur. Kabulü göre de; davacının iddiası araçta gizli ayıp olduğu ve ayıbın onarımı için aracın motor değişiminin yapıldığına ilişkin olup Mahkemece bu iddia kabul edilmiştir. Davacı motor değişimi nedeniyle ödenen bedel ve araç kiralama bedeli olmak üzere iki ayrı kalemde tazminat talep etmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından motor değişimine/ayıbın onarımına dair sunulan iki adet irsaliyeli fatura kabul edilmiş ancak işçilik için yapılan ödemenin ispatı için sunulan belge kabul edilmemiş, bununla birlikte kabul edilen ayıbın onarımı ve faturalara konu parçaların değişimi için bir işçilik gerektiği sabit iken, o tarihteki emsal işçilik ücretleri yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosya kapsamında davacının, dava konusu araçla okul taşımacılığı yaptığı ve bu nedenle ayıbın onarım süresince başka araç kiralaması gerektiği sabittir. Her ne kadar Mahkemece davacının sunduğu kira sözleşmesi ve tahsilat makbuzu başlıklı belgeler, fatura ve resmi belge olmadıklarından bahisle delil olarak kabul edilmemişlerse de, davacıya taşıma yapılan güzergahın tam olarak açıklattırılması, gerekli olması halinde ilgili kurumlardan o tarihte ve o güzergahtaki emsal okul taşıtı kiralama ücretinin araştırılması ve bilirkişilerden aracın onarım süresince beyan edilen güzergahtaki emsal kiralama ücretinin tespiti noktasında rapor alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. Davacının bu kısımlara yönelik istinaf sebepleri haklıdır.Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi ve açıklanan şekilde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2020/542 Esas - 2021/708 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hzineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.