T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/469 Esas
KARAR NO: 2024/1137 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2021
DOSYA NUMARASI: 2019/399 Esas 2021/340 Karar
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine istinaden müvekkilinin Nisan 2018 tarihine kadar ... Adana Yamaçlı Şubesi olarak faaliyet gösterdiğini, acentelik faaliyeti süresince haksız uygulama, yansıtma ve cezalardan kaynaklanan maddi zararlarının tazmini amacıyla iş bu davanın ikame edildiğini, acentenin elde ettiği gelirden hangi oranda davalı şirkete hangi oranda acenteye pay verileceğini belirleyen acente katsayısını hesaplanma yönteminin davalı tarafından hazırlanan "performans bazlı hakkediş modelinde" göre belirlendiğini, davalının tamamen kuralsız şekilde ve tek taraflı olarak katsayıyı belirlediğini, davalının hatalı katsayı belirlemesi sonucunda müvekkilinin hakkedişinin (acentelik ücretinin) eksik hesaplanmasına neden olunduğunu ve bu nedenle müvekkili acentenin zarannın doğduğunu, bu kapsamda "katsayı farkından kaynaklanan zarar + iade faturalar + cezalar + verilmeyen primler + hak edişler" toplamının aylık faaliyet süresine oranlanması sonucunda ortaya çıkan rakamın portföy tazminatı olarak belirlenmesi gerektiğini, ayrıca bakanlık tarafından acenteye fazla mesai ücreti ödetildiğini oysaki çalışma saatlerini aras kargo tarafından belirlendiğini, dolayısıyla personelin geçmişe yönelik mesaileri ödemelerinden davalının sorumlu olduğunu, ayrıca müvekkili acentenin tonaj, trafik cezası, müşteri çeklerindeki vade farkları, kira stopaj kesintisi ve benzeri bir çok haksız kesintinin de iadesinin gerektiğini, şimdilik bu kalemler yönünden 9.000,00-TL tazminat talep ettiklerini, ayrıca hedef ciroya ulaşılamaması nedeniyle yapılan kesintiler içinde 5.000,00-TL tazminat istediklerini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ıslah edilmek üzere şimdilik 30.000,00-TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının sağlık sebepleri ile acentelik sözleşmesini feshettiğini, bu nedenle davacının denkleştirme tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, müşterilerin kazanılmasında gerek müvekkil şirket markasının, gerek satış politikalarının gerekse müvekkil şirket yöneticilerinin katkısının bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesine bağlı olarak ödeme ilişkilerinin düzenlenmesi amacıyla cari hesap sözleşmesi düzenlendiğini, davacının herhangi bir iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin bu sözleşmenin 4. maddesi gereği acente katsayısını yılda en az 2 kez olarak yeniden belirleme hakkına sahip olduğunu, sözleşme gereği katsayı belirleme hakkının müvekkil şirkete ait olduğunu, müşterilerin davacı acenteyi tercih etme sebebinin ... Kargo firmasından kaynaklandığından portföy tazminatı istenemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 27/a ve 14/b maddelerinin personel yapısı ve sorumluluklarını içerdiğini, buna göre personelin her türlü ücret, prim ve istihkakının ve işçi tazminatlarının acentenin sorumluluğunda olduğunu yapılmış olan vadesi geçmiş alacak yansıtması ile diğer kesintilerin haklı olarak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında gerçekleştirildiğini, dava ile müvekkil şirket arasında mutabakat bulunmasına rağmen dava konusu taleplerde bulunulmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/04/2021 tarih 2019/399 Esas 2021/340 Karar sayılı kararında;''....Sonuç olarak davacının müvekkili lehine müşteri portföyü yarattığının ispatlanamadığı, davalı müvekkilin hak ediş oranının tek taraflı belirleme yetkisinin sabit olduğu ve bu yetkinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde kullanıldığının anlaşılamadığı, acentenin istediği bir kısım giderlerin TTK'nın 117. maddesi gereğince acente üstünde kalacak olağan giderlerden olduğu, müşterilerden tahsil edilemeyen vadesi geçen alacaklar nedeniyle işlemiş faizden davacı acentenin sorumlu olmasının yanlar arasındaki sözleşmede kararlaştırıldığı dolayısıyla rücu şartlarının oluşmadığı, hedef ciroya ulaşılamaması nedeniyle yapılan ceza kesintilerinin haklı olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde davanın külliyen reddi gerekmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/399 Esas 2021/340 Karar sayılı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, kararın bozulması istemiyle istinaf başvuru dilekçesi ve tehir-i icra talebi sunulduğu, Yerel mahkemenin, davanın reddine karar verdiği, ancak bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasının ve davanın kabul edilmesi gerektiğini, Dava, acentelik ilişkisinden kaynaklanan portföy tazminatı, haksız kesintiler ve eksik ödenen hak ediş bedellerinin tazmini ve iadesine ilişkin olduğunu, TTK'nın 122/4 maddesi gereğince denkleştirme isteminin bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerektiği ve müvekkilin bu süre içinde talebini ilettiğini,Acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından karşılıklı olarak sona erdirildiği, acentenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, müvekkil lehine müşteri portföyü oluşturduğuna dair delil sunulamadığını, müvekkil şirketin kargo firması olduğu ve müşteri kazandırıldığının ispatının dosyada görülemediği ifade edildiği, müvekkilin cirosunun yeni müşteriler nedeniyle arttığını, yeni müşterilere kesilen faturaların ve müşteri portföyünün şirket kayıtlarında mevcut olduğunun belirtildiği, müvekkilin kârının azalmasının nedeninin, davalı şirketin acentenin alacağını belirleyen katsayı oranını keyfi olarak azaltması olduğunu, Davalı şirketin yönlendirmesiyle acentenin çalışma saatlerine ilişkin fazla mesai ödemelerinin rücuen tahsiline ilişkin talebinin, Çalışma Bakanlığı tarafından yapılan tespitler sonucunda fazla mesai ücretlerinin müvekkile haksız olarak yansıtıldığını, çalışma saatlerinin genel müdürlük tarafından belirlendiği ve acentenin bu saatlere uymak zorunda olduğunu, işçilerin tazminatlarının acentenin son alacak bakiyesinden kesildiğini, ancak bu işçilerin davalı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini,Davalı şirketin, müvekkil acenteye yansıttığı sair zarar kalemlerinin sözleşmeye göre acente tarafından tazmin edileceğini, bilirkişiler tarafından, hak ediş raporlarının sözleşmeye uygun olduğu, ancak bu raporların eksik incelendiği ve sektöre ilişkin bilgi eksikliği nedeniyle hatalar yapıldığının ifade edildiği, kesintilerin gerekçelerinin sorulmadığı, aksine mutabakat olduğunu beyanla, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle acentelik sözleşmesi süresince katsayının hatalı hesaplanmasından kaynaklı zarar, portföy tazminatı, personelin geçmişe dönük mesai ödemelerinin tazmini, VGA Cezası ve verilmeyen primler ile cezaların tazmini, haksız kesintilerin tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece 29/01/2020 tarihli duruşmanın 6 nolu ara kararı uyarınca; HMK'nın 31 maddesi kapsamında davacı vekiline dava dilekçesinde sonuç kısmında belirtmiş olduğu 5 nolu alacak kalemleri yönünden talebini somutlaştırması için 2 haftalık süre verildiği ve davacı vekili tarafından uyap sisteminden 12/02/2020 tarihinde gönderilen dilekçe ile beyanda bulunulduğu anlaşılmıştır. Davacı acente ile davalı şirket arasında 01.06.2012 tarihli Acentelik Sözleşmesi, eki Cari hesap sözleşmesi,eki Ticari Ünvan ve Marka Kullanım Anlaşması, eki taşıt kiralama sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı acente, 01.06.2012 tarihli Acentelik Sözleşmesi kapsamında davalı şirketin Adana/Yüreğir İlçesi Yamaçlı şubesi/acentesi olarak faaliyetini yürütmüştür. Davacı acente tarafından davalı şirkete verilen dilekçede; "22.05.2018 tarihli dilekçemde sağlık sorunlarım nedeniyle acentelik faaliyetimin karşılıklı mutabakatla sona erdirilmesini Genel Müdürlüğünüzden talep etmiştim. — Genel Müdürlüğünüzün uygun görmesi üzerine belirlediği tarih olan 30 Haziran 2018 tarihinde acentemin fesih işlemleri için kasa devir işlemlerinin yapılması ve acentenin teslim alınması işlemlerinin yapılmasını arz ederim.” Şeklinde beyanda bulunularak sözleşme davacı/acentenin kendi isteğiyle tek yanlı olarak sonlandırılmıştır.Davacı dava dilekçesinde acentelik faaliyetleri kapsamında denkleştirme bedeline hak kazandığını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuştur. 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre ise; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. TTK. 122/3 Maddesinde ise; “Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.”Hükmü düzenlenmiştir.Dosyada mübrez belgelerden anlaşıldığı üzere taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi davacı acente tarafından sağlık sorunları olduğu gerekçesiyle davalının herhangi bir eylemi olmadan sona erdirilmiştir. Dosya kapsamına göre davacı acentenin davalı lehine sonradan da faaliyet gösterebilecek yeni bir müşteri portföyü oluşturduğu ispat edilememiştir. Dolayısıyla denkleştirme tazminat şartları oluşmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili davalının hak ediş oranını (ücret hesabına esas katsayıyı) tek taraflı belirlemesinin haksız olduğunu, bu sebeple acentelik ücretinin eksik tahsil edildiğini ileri sürerek tazminat talep etmiş ise de; Taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin eki olan Cari Hesap Sözleşmesinin 4. Maddesinde; “...s Kargo tespit edeceği acente katsayısını yılda en az 2 kez olarak yeniden belirleme hakkına sahiptir.” Hükmünün düzenlendiği, bu düzenleme uyarınca hak ediş oranının -yani acentenin ücret takdirinde esas alınan katsayının- davalı şirket tarafından tek tarafı olarak düzenlenmesi mümkündür. Dosya kapsamında şirketin acente katsayısını yılda iki kereden fazla artırdığı ve bu sebeple artırımın haksız olduğu yönünde bir iddia olmadığı gibi bu yönde delilde olmadığından davacının bu yöndeki tazminat talebi yerinde değildir.Davacı vekili, müvekkili acentenin davalı şirketin yönlendirmesi ile işletmesini açık tuttuğu saatlere ilişkin olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından personeline fazla mesai ücreti ödemekle yükümlü tutulduğunu, personeline ödediği fazla mesai ücretine müvekkilinin katlandığını, halbuki çalışma gün ve saatlerini takdir yetkisinin şirkete ait olduğunu beyan ederek kendi katlandığı fazla mesai ödemelerini davalıdan talep etmiş ise de; Taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin 16. maddesinde “Acente ... Kargo'nun belirlediği saatler arasında Şube'den kargo kabul eder...” denilmektedir. Bu hükümle bağlantılı olarak sözleşmenin 14/b maddesi de “Acente...personeline ilişkin SGK primlerini ve personelinin İş Kanunu'ndan doğan her türlü işçi alacağını ödemeyi...kabul, beyan ve taahhüt eder.” hükmü düzenlenmiştir. Buna göre davacı acente, işletmeyi şirketin belirlediği saatlerde açık tutmayı ve bu kapsamda İş Kanunu'ndan kaynaklanan ödemelere katlanmayı sözleşme hükmü ile baştan kabul etmiştir. Bu düzenleme uyarınca davacının bu yöndeki tazminat talebi yerinde değildir.Davacı vekili, vadesi geçmiş alacaklardan kaynaklanan gecikme faizine müşterilerin değil acentenin katlanmış olması sebebiyle ilgili bedelin lehine maddi tazminat olarak iadesini talep etmiş ise de; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Faturaların Tahsilatı ve Tahsil Edilen Paranın ... Kargo'ya Gönderilmesi başlıklı 22/e maddesinde; “Acente, Sözleşme süresince vadesi geçmiş olan ve/veya tahsil edemediği veya çek ile tahsil edip çekin karşılıksız çıkması durumunda fatura bedellerinin tamamından sorumlu olduğunu, bu fatura bedellerine ilişkin tutarın en yüksek cari ticari faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ... Kargo'nun Sözleşme'nin 38. maddesine göre tahsil yetkisi olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder. Acente söz konusu tahsilat gecikmeleri ile ilgili Cari Hesap Sözleşmesi, Vadesi Geçmiş Alacak Performansı bölümünde yer alan ceza uygulamasını kabul etmiştir.”Hükmünün düzenlendiği, ayrıca Cari Hesap Sözleşmesi'nin Vadesi Geçmiş Alacak Performansı bölümünde ise sözleşmede belirlenen mali şartların gerçekleşmesi halinde tüm vadesi geçmiş alacağın %4'ünün belirlenecek alt limit ile sınırlı olmak üzere ceza olarak acenteye yansıtılacağı öngörülmüştür. Mezkür hükümlerden davacının tahsil edemediği fatura bedellerini ve bu bedeller için işleyecek faizi davalı şirkete ödemeyi peşinen üstlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Acentenin vadesi geçmiş alacakları tahsil edememesi sebebiyle işlemiş olan faize katlanması sözleşme kapsamında açıkça öngörülmüş olduğundan davacının bu kapsamda ödediği bedeli davalıya rücu edemeyeceğinden, bu yöndeki tazminat talebi yerinde değildir.Davacı vekili dava dilekçesinde davalının her sene başında acenteler için tek taraflı olarak hedef ciro belirlediğini, hedef cironun kuralsız olarak davalı şirket tarafından yükseltildiğini, müvekkilinin bu ciroya ulaşamaması sebebiyle şirket tarafından acenteye ceza kesildiğini, bu cezalardan dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek uğradığı zararını tazminini talep etmiş ise de; Bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda mahkemece bu talebin reddine yönelik verilen hüküm gerekçesi usul ve yasaya uygun olup bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin sair zarar kalemleri yönünden yapılan incelemede; Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ve ek sözleşmelerdeki düzenlemeler incelendiğinde; Acente hasar tazmin yansıtması, müşteri çeklerindeki vade farklarırın yansıtılması, kira stopajı kesintisi, gün sonu yapmayan acente yansıtmaları, mesai bitiş ihlali, eğitim bedeli yansıtması, çağrı merkezi yansıtmaları ve personel tazminat kesintileri, vadesi geçmiş alacak yansıtması, olarak belirlenen gider kalemlerinin, acente tarafından karşılanacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ile açıkça davacının üstleneceği öngörülen ilgili giderler davalıdan talep edilemeyeceğinden, bu yöndeki tazminat talepleri yerinde değildir. HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi de gözetildiğinde; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda bu iddiaların değerlendirildiği, ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen kararın gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenleri de karşılanmış olmakla, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.