T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/91 Esas
KARAR NO: 2024/935 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla )
TARİHİ: 01/11/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/380 Esas 2021/424 Karar
DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin acenteliğini yaptığı Panama Bayraklı, ... IMO nolu, 3991 grostonajlı "..." gemisinin 17.02.2020 tarihinde Tuzla Limanından Rostov Umanına gitmek gayesiyle İstanbul Boğazı'na güneyden giriş yaptığını, Boğaz seyrini Türk Boğazları Deniz Traffik Düzeni Tüzüğü'nde öngörülen M kurallara uygun ve emniyetli bir şekilde sürdüren geminin, kılavuz kaptan tarafından geçerli bir sebep olmaksızın "geminin seyir sırasında ağır yola düştüğüne" ve "tam yola çıkamadığına" dair temelsiz iddialar ortaya konularak, gemiye çağrılan refakat römorkörü ile Büyükdere'ye demirletildiğini, hiçbir haklı sebebe dayanılmaksızın çağrılmış olan refakat römorkörü eşliğinde boğaz geçişini tamamlayabilecek olan ... gemisinin Büyükdere'ye demirletilmesi sonucunda maruz kaldığı refakat ücretine ek olarak, yine haksız biçimde demir atış, demir alış ve ikinci defa İstanbul Uğraklı Geçiş Pilota] Ücreti ödemek zorunda kaldığını, tüm bu işlemlerden doğan ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan belgelerde yer alan toplam ilave tutarın 15.999,00 TL olduğunu, bu haksız işlemlerden doğan tahakkukların herhangi bir hak kaybına uğramamak için süresi içinde geminin acentesiş olan müvekkili ... Ltd. Şti. tarafından ödendiğini, ... gemisi aleyhine Davalı tarafından tahakkuk ettirilmiş ilave ücretlerin, geçerli bir sebebe dayanmamasaı nedeniyle İade edilmesi gerektiğini, Davalının mezkur ücretleri tahsil etmeye İlişkin hizmet fişinde belirttiği dayanaklarının gerçekten uzak olmasının yanı sıra, ispatlı da olmadığını, davalının gemiye İlişkin iddiaları keyfi olarak tespit ettiğini ve bu hizmetleri gemi kaptanının kabulü olmaksızın ve hatta reddetmesine rağmen sağladığını, Kıyı Emniyeti'nin uhdesinde bulunan gemi trafik kayıtlarının dosyaya sunulmasıyla ve ilgili seyir sırasında geminin konumu ve hızını gösteren ekran görüntülerinin incelenmesiyle, geminin yaklaşık 6 knot ile seyrettiğinin görüleceğini, geminin ağır yola düşmesi ve tam yol alamamasına ilişkin iddiaların asılsız olşduğunu, Kıyı Emniyeti tarafından verilen hizmetin gereksiz olduğunu ve gemi tarafından talep edilmediğini, gfeminin hızının azaldığı ve ağır yola düştüğü varsayılsa bile yeniden tam yol alabilecek yeterlilikte olduğunu, kılavuz kaptanın haksız şekilde ve hiçbir tespite dayanmaksızın refakat römorkörü çağırmasının ardından, geminin Büyükdere'ye çekilmesinin hiçbir makul sebebe dayanmadığını belirterek, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından müvekkilinden haksız olarak tahsil edilmiş 15.999,00 TL'nin ödeme gününden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile beraber tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekili 13.01.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dilekçeleri ekinde sunulan olaya ilişkin bilgi ve belgeler ile ses ve görüntü kayıtlarından, geminin söz konusu seferinde makine arızası yapmış olduğunun sabit bulunduğunu, ... adlı geminin TBGTH Merkezi Kandilli Sektör ile kurduğu telsiz bağlantısında, gemideki makine hararetlerinin yükseldiğini, hızını düşürdüğünü ve arttıramadiğini raporladığını/beyan ettiğini, makine arızası nedeniyle boğaz geçişini tamamlayabilmesini teminen römorkör talep ettiğini, gemiye mevzuat gereği derhal müvekkili kuruluşça Kurtarma 5 römorkörünün yönlendirildiğini, Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği 6. Maddesinin Türk Boğazlarından geçecek gemilerin teknik durumlarınınıu belirlediğini, ilgili maddenin l/b/l alt bendinin "ana yürütme makine ve yardımcıları çalışır durumda olacak ve her an manevraya hazır bulundurulacaktır" hükmünü havi olup, davaya konu geminin Boğaz geçişi sırasında oluşan teknik kusurları sebebiyle, SPİ ve SP2 raporlarında beyan etmiş olduğu hızın çokj altında bir sürate düştüğünü ve makinesindeki hararet nedeniyle tam yol alamayacak hale geldiğinden, özellikle bu maddede geçen "...her an manevraya hazır" olma şartını yerine getiremeyerek, İstanbul Boğazında can, mal ve çevre emniyeti açısından tehlike yaratabilecek bir duruma geldiğini, aynı Yönetmeliğin 16 maddesindeki düzenleme ile bu gibi durumlarda TBGTH Merkezlerine, gemilerin ve çevrenin güvenliğini sağlayacak önlemler alınması yükümlülüğünü, geçiş yapan gemilere ise talimat isteme ve verilen talimatlara uyma yükümlülüğünü getirdiğini, ayrıca Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği Uygulama Talimatı'nın 17. Maddesinin a-2 alt maddesinde ve a-3 ait maddesinde de arıza durumunda kılavuz kaptan ve römorkör sevk edileceğinin yazılı olduğunu, geminin römorkör eşliğinde demir yerine gitmesini müteakip makine arızası yaşamış olması sebebiyle, seferine ancak mer'i mevcuat gereği İstanbul Liman Başkanlığı Gemi örvey Kurulu tarafından hazırlanan rapor neticesinde devam edebildiğini, dava konusu olayda da gerçekleştiği şekilde, Boğaz geçişine başlamış bir geminin makine arızası yaşaması halinde gemi kaptanının kabulü gibi bir ön şartın öngörülmediğini, davaya konu olayda davacının iddiasının aksine gemi kaptanının talimatları ve alınan önlemleri reddetmesi gibi bir hususun sözkonusu olmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/11/2021 tarih ve 2020/380 Esas 2021/424 Karar sayılı kararı ile; " Dava; Panama Bayraklı ... IMO nolu ... gemisinin İstanbul Boğazından geçişi sırasında Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait kurtarma römorkörü tarafından çekilerek Büyükdere'ye demirletilmesinden dolayı römorkaj ücretine ilave olarak ödenen demir atış, demir alış ve ikinci pilotaj ücreti bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. Davacı taraf geçerli bir sebep olmaksızın römorkör çağrıldığı, römorkör eşliğinde boğaz geçişinin tamamlayabilecek olan geminin Büyükdere'ye demirletildiği, bu nedenle haksız şekilde demir atış, demir alış ve ikinci kez plotaj ücreti ödemek zorunda kalındığı belirterek, davalı tarafa ödenen bedelin iadesinin talep etmektedir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle; "..." gemisinin İstanbul Boğaz'ndan geçişi ve verilen hizmetin mahiyeti itibariyle tarafların davada husumet ehliyetinin bulunduğu, seyir ve çevre güvenliği açısından önce römorkör yönlendirilerek eşlik etmesi ve sonrasında da devam eden ağır yolla seyir nedeniyle demire gönderilmesi ve arızanın giderilmesini müteakip Liman Başkanlığı'nca yapılacak denet sonrası seyrine izin verilmesinin ilgili tüzük ve yönetmelikler kapsamında doğru olarak değerlendirildiği, verilen hizmetlere ilişkin talep edilen ücretlerin işin mahiyetine uygun ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi uyarınca makul olduğu belirtilmiş, taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları sonucunda sonra aldırılan ek raporda kök raporda varılan sonuç ve kanaatlerde değişiklik bulunmadığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları, celp edilen gemi hareket dökümü, SP1 raporu, VTS kayıtları, arıza bildirim formu, İstanbul Liman Başkanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu ... adlı geminin hareket dökümüne göre 16.02.2020 saat 00:10 sularında boğaz geçişi için hareket ettiği, ancak akıntı şartları nedeniyle girişinin iptal edilerek saat 20:54 e kadar demirde kaldığı, saat 20:54 de hareket ederek boğaz girişi yaptığı, 14.02.2020 tarihli SPİ raporunda geminin manevra sürati 7,5 knots olarak belirtildiği, vts kayıtlarına göre geminin 16.02.2020 saat 22:15 de boğaz girişi sonrası sürati 7,0 knots ile başlayıp, saat 22:33 de 4,9 knots'a düştüğü, saat 22:55 de 4,5 knots'a düştüğü, saat 23:07 ile 23:30 arasında süratinin 5,3 knots ile 4,5 knots arasında değiştiği, ses kayıtlarında da geminin makinesinin hararet yapması nedeniyle ağır yola düşülmek zorunda kalındığı, sonrasında makinelere tam yol verilememesi nedeniyle römorkör eşliğinde geçiş yapmasının istendiği, durumun devam etmesi üzerine gemi kaptanının da onayıyla geminin Büyükdere'ye demirlemesinin talep edildiği tespit edilmekle, geminin Türk Boğazlar Deniz Trafik Düzen Yönetmeliği'nin 6. /l(b) maddesi uyarınca, Türk Boğazlarından geçecek gemilerin ana yürütme makine ve yardımcıları çalışır durumda olması ve her an manevraya hazır bulundurulması gerektiği yönündeki düzenlemenin aksine hızının düştüğü ve ağır yolla seyrettiği, süratinin düşmesi üzerine seyir ve çevre güvenliği açısından önce römorkör yönlendirilerek eşlik etmesi ve ağır yolla seyir nedeniyle demire gönderilmesi, arızanın giderilmesini müteakip Liman Başkanlığı'nca yapılacak denet sonrası seyrine izin verilmesinin gerekli ve yerinde olduğu, bu nedenle römorkaj, demir atış, demir alış ve ikici pilotaj hizmetlerinden dolayı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından ücret tahakkuk ettirilmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde eksik inceleme sonucu hatalı karar kurulduğundan işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma gereği hasıl olduğunu, istinaf sebeplerinin aşağıdaki gibi olduğunu; Geminin süratinin hiçbir zaman 4,5 konts altına düşmediğini, dolayısıyla geminin ağır seyrettiği tespit ve değerlendirmesinin hatalı olup bilirkişi raporuna karşı itirazlarının bu yönden dikkate alınmaksızın karar kurulduğunu, Mahkeme tarafından verilen kararda, ‘’Geminin, 14.02.2020 tarihli SPİ raporunda manevra süratinin 7,5 knots olarak belirtildiği, VTS kayıtlarına göre geminin 16.02.2020 saat 22:15 de boğaz girişi sonrası sürati 7,0 knots ile başlayıp, saat 22:33 de 4,9 knots’a düştüğü, saat 22:55 de 4,5 knots’a düştüğü, saat 23:07 ile 23:30 arasında süratinin 5,3 knots ile 4,5 knots arasında değiştiği’’nin belirtildiğini, Kural olarak, 500 GT ve daha büyük gemilerin kaptanı, donatanı ya da acentelerinin, ilgili gemi, Türk Boğazlarına girmeden en az 24 saat önce, boyları 200-300 metre arasında ve/veya su çekimleri 15 metreden daha yüksek olan gemilerin ise Türk Boğazlarına girmeden en az 48 saat önce ilgili TBGTH Merkezine yazılı olarak SP-1 Raporu’nu ve Geminin Kaptanı tarafından doldurulmuş olan Kontrol Listesi’ni vermekte olduklarını, Huzurdaki davaya konu ... Gemisine dair hazırlanmış olan SP-1 Raporu’nda belirtilen 7,5 Knots hızın, geminin Boğaz’dan geçerken yapabileceği maksimum sürati göstermekte olduğunu, Kıyı Emniyeti' nde bulunan gemi trafik kayıtlarında ve ilgili seyir esnasında geminin konumunu ve hızını gösteren ekran görüntülerinden, ... gemisinin yaklaşık 6 knots ile seyrettiğinin görülmekte olduğunu, Hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile makinelerdeki arıza nedeni ile geminin yol alamadığı ihtimalinde dahi, ... Gemisinin iki (2) motorlu bir gemi olup, süratinin hiçbir zaman 4 knots altına düşmeyeceğini, İşbu beyanları dosyaya mübrez delillerle sübut bulmuşsa da, bilirkişilerce ne beyanlarının ne de rapordaki hatalı tespitlere yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, somut olayda geminin ağır yola düşmediği açıkça anlaşılırken, bilirkişilerin ısrarla hatalı tespitlerini değiştirmemesi ve itirazlarını göz ardı etmesinin eksik inceleme sonucu doğurmakta olduğunu, Eksik inceleme sonucu karar kurulmasının bozmayı gerektirip Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi' nin 2015/32001 Esas - 2016/3001 Karar sayılı ve 04.02.2016 tarihli ilamında; ‘’ …taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." (EK - 1 : Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/32001 Esas - 2016/3001 Karar sayılı ve 04.02.2016 tarihli ilamı) Yukarıda açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Mübrez VTS kayıtlarının çözümlenmesinde bilirkişilerin inisiyatif alarak eksik tespitte bulunduğunu; söz konusu eksiklik fark edildiğinde “olduğu gibi çözümlense dahi değişiklik olmayacağı” şeklinde anlaşılması güç bir açıklama yapıldığını, Mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararın aksine, önceki dilekçelerinde izah edildiğ üzere dosyada mevcut ‘’Arıza Bildirim Formu’’ dikkatle incelendiğinde, ‘’…konu gemideki kılavuz kaptan hararetlerin yükselmesi sebebiyle tam yola çıkamadığını ve römorkör talebi olduğunu beyan etti. Kurtarma 5 gemiye yönlendirildi. Gemi, Büyükdere’ye gidecektir…’’ ifadelerinin geçtiğinin anlaşılacağını, Mahkemenin dosyasında mecut VTS ses kayıtlarından ... başlıklı kayıtta ise ‘’..Şu an tam yolu veremiyorlar ağır yolda seyrediyoruz isterseniz bir römorkör gönderin çıkışa kadar böyle gidecek…’’ ifadelerinin geçtiğinin aşikar olduğunu, bahse konu ses kaydından, geminin Boğaz’ı tek başına, herhangi bir yardıma gereksinim duymadan geçişini tamamlayabileceğinin bilinmekte olduğunun anlaşılmakta olduğunu, “İsterseniz” ifadesinden, römorkör kullanımının kati suretle gerekmediği ve takdire dayalı olduğunun anlaşılmakta olduğunu, Gerekçeli karara mesnet olarak alınmış olan raporlara yönelik itirazlarında da belirtildii üzere, bilirkişilerin ...'ın ifadelerini kendi keyiflerine göre keserek, römorkör kullanımının ‘’tam olarak gerekmediği’’ni göz ardı ettiklerini, işbu mesnetsiz ve dosya gerçeklerine aykırı rapora dayalı olarak hazırlanmış olan gerekçeli kararın sırf bu nedenle dahi bozulması gerektiğini, ...’ın, bilirkişilerce keyfi olarak kesilmiş olan ‘’İSTERSENİZ’’ ifadesinden, davalı kurumca verilmiş olan römorkör hizmetinin esasında gerekli görülmediğinin açıkça anlaşılmakta olduğunu, ...’ın işbu ‘’İSTERSENİZ’’ ifadesinin, seyir güvenliğinin tehlikeye düştüğü iddiası karşılığında endişeli bir hal takınmadığını, römorkör desteğinin aslında gerekli olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmekte olduğunu, ... başlıklı ses kaydı dinlendiğinde, ‘’Şu an üçüncü köprüye yaklaşıldı.’’ ifadesine istinaden ‘’Anlaşıldı, sancakta devam ediyoruz.’’ denildiğinin anlaşılmakta olduğunu, bahse konu ses kaydından sektör, geminin konumunu gemiye teyit ettirdiğini ve römorkör daha gemiye ulaşmamışken Geminin Boğaz’ın Kuzey çıkışına çok yakın olduğunun anlaşılmakta olduğunu, ... ve ... başlıklı ses kayıtlarından ise ...’ın defaatle ‘’Boğazdan çıkana kadar römorkör ile devam edeceğiz’’ dediğinin anlaşılmakta olduğunu, ilgili ses kaydından, -hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile- Gemi, tek başına Boğaz’ı geçemeyecek olsaydı bile römorkör ile Boğaz geçişini tamamlayabileceğinin anlaşılmakta olduğunu, Gerekçeli kararda tespit edilenin aksine, dosyada, geminin arıza kaynaklı hararet yaptığına dair herhangi bir bilgi/ belge bulunmadığını, huzurdaki dosya bakımından geminin gerçekten de römorkör hizmetine ihtiyaç duyup duymadığı, ...’ın Gemi Kaptan’ına sürat alma yönünde herhangi bir talimatının olup olmadığı, geminin yol almak üzere manevra yapıp yapmadığı, hiçbir anlamda kabul anlamına gelmemek kaydı ile- yol alamayan geminin gerçekten de Boğaz seyrini tehlikeye atıp atmadığı hususlarının ispat edilmiş olmadığını, Dosyadaki mevcut ses kayıtlarında kaptanın herhangi bir onayının olduğunun anlaşılmadığını, kaptanın yükümlülükleri ve sorumluluklarının Türk Ticaret Kanunu' nun madde 1088 ve devamında düzenlenmekte olduğunu, ilgili maddeler uyarınca, geminin teknik yönetimi ile ilgili hususlarda Kaptan’ın onayının alınması gerektiğini, ayrıca yine aynı maddeler uyarınca kaptanın donatanın temsilen işlem yapma yetkisini haiz olduğu hususunun açık olduğunu, davalı kurumca verilen huzurdaki dosyaya konu hizmetlerin, kaptanın onayı olmadan, gerekçeleri layığı ile ispatlanmadığından ‘’keyfi’’ olduğu ve müvekkil şirket tarafından ödenmiş olan 15.999,00 TL’nin ödeme gününden itibaren işleyecek bankalar tarafından mevduata uygulanan en yüksek faiz ile beraber tazmininin gerektiğini, Açıklanan sebeplerle, davalı yanca verilen hizmetin Geminin Boğaz geçişini tamamlaması adına kesinlikle gerekli olduğu ispattan yoksun olduğundan ve yukarıda detaylıca açıklanan sair nedenlerle; ilk derece mahkemesince davanın reddedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğundan, işbu kararın kaldırılmasını talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - İstinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini, - İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/380 Esas - 2021/424 Karar Sayılı ve 01.11.2021 tarihli kararının, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, - Olası bir icra takibine karşılık tehir-i icra kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacıdan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen römorkaj, demir atış, demir alış ve ikinci pilotaj hizmetlerine ilişkin bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava konusu geminin 17/02/2020 tarihinde Tuzla Limanı'ndan Rostov Limanı'na gitmek amacıyla İstanbul Boğazı'na güneyden girdiğini ve seyrini sürdürdüğünü, geminin seyir sırasında ağır yola düştüğüne ve tam yola çıkamadığına ve makine arızasına ilişkin herhangi bir tespit olmamasına, süratinin hiç bir zaman 4 knots altına düşmemesine rağmen kılavuz kaptanı tarafından somut tespite dayanmaksızın refakat römorkörü çağrıldığını ve demirletilmesi sebebiyle demir atış, demir alış ve ikinci pilotaj hizmetlerine ilişkin ücret ödenmek zorunda kalındığı, söz konusu ilave ücretlerinin gereksiz olduğunu ve davalıdan tahsiline karar verilmesini gerektiğini talep etmiş ve istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili, yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesinde, beyan dilekçelerinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülmüş, bilirkişi kök ve ek raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki ses kayıtları, VTS ekran görüntüleri, servis fişi, arıza bildirim formu, İstanbul Liman Başkanlığı yazısı, gemi hareket dökümüne ve bilirkişi raporlarına göre, kılavuz kaptanının boğazda geminin seyrini riskli görmesi sebebiyle mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri alarak davalı kuruma haber verdiği ve davalı kurumun gerekli tedbirleri aldığı, geminin boğaza giriş hızı ile seyri sırasındaki hız düşüşü ve adı geçen belgeler dikkate alındığında geminin makinesinin hararet yaptığının ve gereken hızda ilerleyemediğinin anlaşıldığı, kılavuz kaptanının keyfi olarak dava konusu tedbirlerin alınmasını sağladığının düşünülemeyeceği, TTK'nın 1088 maddesi uyarınca özen yükümlülüğü bulunan gemi kaptanının kılavuz kaptan tarafından yapılan işlemlere itiraz etmediği ve ihtirazi kayıt koymadığı, alınan tedbirlerin meydana gelen risk dikkate alındığında yasal mevzuata uygun olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön ve kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre; davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.