T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1266 Esas
KARAR NO: 2021/1223 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/09/2021
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin deniz yük sigorta poliçesi ile ... Endüstrisi AŞ tarafından İspanya'da kurulu ... firmasına satılan galvanizli rulo cinsi yükü nakliye rizikolarına karşı sigortaladığını, yükün alıcısına teslimi amacıyla Aliağa İzmir'den teslim yeri Bilboa İspanya'ya deniz yolu ile taşınmasının davalının donatanı olduğu M/V Polarnet gemisi aracılığıyla gerçekleştirildiğini, gemi kaptanı adına acentesi ... ve Tic AŞ tarafından konişmentonun düzenlendiğini, sigorta konusu yükün taşıma sonrası alıcısına teslim edildiğinde, tahliye sırasında yapılan kontrollerde taşınan 172 bobin galvanizli rulodan bir kısmının paslanmış olduğunu ve hasarlandığının tespit edildiğini, tahliye gözetim raporunda bobinlerin gümüş nitrat testine tabi tutulduğunu ve gümüş nitrat testinin pozitif çıktığını, sözkonusu hasar nedeniyle müvekkilinin sigortalısına 45.346,82 Euro sigorta ödemesinde bulunduğunu, hasarın tazmini için müvekkilinin gönderdiği ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, bu nedenle İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin ikame edildiğini, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu uyuşmazlığın tahkim ile çözüme kavuşturulmasının gerektiğini, konişmentoda imzası olmayan sigortacının tahkim şartına taraf olmasının halefiyet prensibi gereği olduğunu, davacı sigorta şirketinin alıcı ...'ya ödeme yaptığını, dosyaya sunulan ödeme belgesi ile temliknamenin uyuşmadığını, davacının veya sigortalısının süresi içerisinde hasar ihbarında bulunmadıklarını, hasarın müvekkiline ait gemiden kaynaklandığının davacı tarafça ispat edilemediğini, davacı tarafça dosyaya tek taraflı ekspertiz raporunun sunulduğunu, rapor doğrultusunda yapılan hesaplamanın kabülünün mümkün olmadığını, konişmentoya konu 172 adet yükün yüklenmek üzere limanda açıkta bekletildiği esnada hasara uğramış olmasının mümkün olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurundan veya ihmalinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, raporda geminin ambarlarının içine gümüş nitrat testinin uygulandığı halde herhangi bir klorürün tespit edilemediğinin belirtildiğini, tank tavanlarının da kuru olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin yükleme öncesi gemisini yüke ve denize elverişli bir şekilde hazır ettiğini, müvekkilinin yüklerin hasarlı olmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/03/2021 tarih 2020/212 Esas 2021/121 Karar sayılı kararında;
"....Eldeki dosyada dava dışı ... şirketinin yurt dışına CIF teslim şekliyle satışını yaptığı malların davalı tarafından 16.11.2018 tarihli konişimento tahtında gemiyle taşındığı, davacının yükün nakliye sigortacısı olduğu,sigorta poliçesinin alıcı lehine düzenlendiği, taşıma gerçekleştikten sonra yükün bir kısmının hasarlandığının tespit edildiği, hasar nedeniyle davacının gönderilene(alıcıya) yaptığı ödeme tutarınca TTK'nın 1472.maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduğu belirlidir.
Konşimentonun ön yüzünde "Çarter Parti ile birlikte kullanılmak üzere" kaydının yer aldığı, konşimentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının 1.maddesinde de çarter partinin uygulanacak hukuk ve tahkim klozları dahil tüm hüküm ve koşullarının geçerli olduğunun belirtildiği atıf yapılan çarter partinin 42.maddesinde de taşımadan kaynaklanan ihtilafların Londra'da tahkim yoluyla çözümleneceğinin kabul edildiği tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı ile tarafların beyanlarından, yükün alıcısına yani gönderilene teslim edildiği belirli olup konişimentoda yükün alıcısı olan ...'nın cirosunun bulunduğu görülmüştür. Bu durumda konişmentodaki tahkim klozu yükü teslim alan sigortalı- gönderilen açısından geçerli hale gelmiş olup halefiyet hükümlerine göre de davacı sigorta şirketini bağlayacağı değerlendirildiğinden, bu kanaat ışığında tahkim itirazının kabulü ile mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine..."gerekçesi ile,
Davalı vekilinin tahkim itirazının kabulü ile dava konusu uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,
İlk derece mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye dayalı ve dosyaya sunulu delillere aykırı olduğunu,
İlk Derece Mahkemesince verilen 10.03.2021 tarihli karar her ne kadar TTK m.1237 f. 3 hükmüne dayandırılmakta ise de neticede konişmentoda atıf yapılan çarter parti hükümlerinde yer alan tahkim şartının gönderilen sigortalı bakımından geçerli hale geldiği ifade edilerek tahkim itirazının kabulüne karar verildiğini, söz konusu tahkim şartı her yönüyle geçersizdir ve huzurdaki uyuşmazlığa uygulanamayacağını,
Öncelikle belirtmek gerekir ki, müvekkilinin halefi olduğu sigortalısı, davalı ile sözleşme ilişkisi bulunmayan, diğer bir ifadeyle taşıtan sıfatına sahip olmayan taşıma konusu malın alıcısı / üçüncü kişi konişmento hamili konumunda olduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan çarter parti sözleşmesi ise dava dışı satıcı ile davalı arasında kurulduğunu,
TTK m. 1237 f. 2 gereği taşıtan ile taşıyan arasındaki hükümler navlun sözleşmesine tâbi olduğunu, müvekkilinin sigortalısı taşıtan sıfatına sahip olmadığını, dolayısıyla navlun sözleşmesi hükümleri müvekkili bakımından uygulama alanı bulmayacağını, Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkiyi ise TTK m. 1237 f. 1 uyarınca konişmento belirlemekte olduğunu, müvekkilinin halefi olduğu sigortalısı konişmento hamili olmakla Davalı ile arasındaki hukuki ilişki konişmentoya tâbi olacağını, aynı hükmün üçüncü fıkrasında konişmentoda navlun sözleşmesine gönderme bulunduğu takdirde navlun sözleşmesi hükümlerinin konişmento hamiline uygulanması için önemli bir koşulun sağlanması gerektiği düzenlendiğini, bu koşul, konişmento devredilirken çarter partinin bir nüshasının konişmento hamiline ibraz edilmesi olduğunu,
Huzurdaki davaya konu taşımanın hiçbir kesitinde çarter partide atıf yapılan tahkim şartının içerdiği hükümler müvekkilinin sigortalısına ibraz edilmemiş, böylelikle sigortalı tahkim şartının müzakeresine katılmak bir yana, hiçbir şekilde tahkim şartından haberdar dahi olmadığını,
İlk Derece Mahkemesi kararında ise konişmentoda gönderilenin cirosunun bulunduğu, yükün gönderilen tarafından teslim alındığının anlaşıldığı ve bu nedenle konşimentodaki tahkim klozunun yükü teslim alan sigortalı gönderilen bakımından geçerli hale geldiği ifade edildiğini, oysa konşimentodaki cironun, diğer bir ifadeyle yükün gönderilen tarafından teslim alınmış olmasının, konişmentoda atıf yapılan çarter partinin gönderilene ibraz edildiği hususu ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını,
TTK m. 1237 f. 3’ün gerekçesinde “Yolculuk çarter sözleşmesine atıf yapan konişmentolarda çarter partinin bir nüshası da konişmento ile birlikte ibraz edilmedikçe çarter partideki şartların taşıtan dışındaki konişmento hâmillerine karşı ileri sürülemeyeceği esası kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verildiğini, hüküm gereği yolculuk çarteri sözleşmesinde yer verilen tahkim kaydı da dâhil olmak üzere herhangi bir şartın navlun sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi gönderilen hakkında da uygulanması için konişmentonun ciro edilmesi değil, ciro edilen konişmento ile birlikte gönderilenin tarafı olmadığı navlun sözleşmesinin de bir nüshasının gönderilene sunulması gerekmekte olduğunu, böylece navlun sözleşmesinin tarafı olmayan gönderilen navlun sözleşmesindeki tahkim kaydından haberdar olacağını,
İlk Derece Mahkemesi’nin kararında yer verilen “ciro bulunması” gerekçesi ise konişmentolu taşımalarda işin gereği olduğunu, böyle bir ciro bulunmadıkça eşyanın boşaltma limanında teslim alınması mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesi’nin bu içtihadı yerinde olmadığını, kendi içtihatları ve yüksek mahkeme içtihatları ile açıkça çelişmekte olduğunu,
Kararda yer alan “konşimentodaki tahkim klozu” ifadesi de hatalı olduğu, ilgili tahkim klozu müvekkili sigortalısının hiçbir şekilde haberdar olmadığı yolculuk çarter partisi hükümlerinde yer almakta olduğunu,
Konişmentonun arka yüzün incelendiğinde, taşıma koşullarına yer verildiği anlaşılmakta olduğu,(conditions of carriage) bu metin CONGENBILL 1994 matbu konişmento metninde bulunan standart ve önceden yazılmış bir kısım olduğu, Konişmentonun arka yüzünün 1 no.lu paragrafında çarter partinin tüm hüküm ve koşullarının uygulanacak hukuk ve tahkim kaydı da dâhil olmak üzere konişmentoya dahil edildiği belirtilmekte olduğu, ne var ki bu kayıt konişmentoda yer verilen bir tahkim kaydı niteliğinde olmadığını,
TTK m. 1237 f. 3’ün amacı tam da bu gibi standart, matbu atıfların önüne geçmek ve navlun sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi gönderileni korumak olduğu, dolayısıyla, TTK m. 1237 f. 3’ün açık hükmü ve yukarıda yer verilen gerekçesi çerçevesinde konişmentonun arka yüzünde yer alan 1 no.lu paragrafın geçerli bir tahkim kaydı niteliğinde olmadığını, bu kayıt ile birlikte, kendisine atıf yapılan yolculuk çarter partisinin bir nüshası da taşıtan sıfatına sahip olmayan gönderilene ibraz edilmesi gerektiğini, uyuşmazlıkta konişmento ile birlikte çarter partinin bir nüshası sunulmadığından tahkim ilk itirazı taşıtan sıfatına sahip olmayan gönderilene ve onun haklarına TTK m. 1472 gereği halef olan Müvekkilimize karşı geçerli olmadığını,
Açıklanan nedenlerle, TTK m. 1237 f. 3 hükmünde yer alan şartın sağlanmadığı ve huzurdaki uyuşmazlıkta çarter parti hükümlerinin konişmento hamiline uygulanamayacağını, yine bu nedenle müvekkili sigortalısının tarafı olmadığı tahkim kaydının halefiyet kapsamında müvekkiline karşı uygulanması da söz konusu olamayacağını, zira müvekkilinin sigortalısı ile davalı arasında kurulmuş geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığını,
Öte yandan, TTK m. 1237/3 hükmü Türk ithalatçısını korumak amacıyla öngörülen yeni bir hüküm olduğunu, öyle ki, bu hükmün yürürlük kazanmasından sonra Yargıtay içtihadı TTK m. 1237/3’e uyumlu bir şekilde değişmiş ve hamile ibraz edildiği ispat edilemeyen çarter parti hükümlerinde yer alan tahkim şartının geçersiz sayılacağı, Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması haline geldiğini, (Yargıtay 11. HD. 29.11.2017, 2016/8794 E., 2017/6687 K., Yargıtay 11. HD., 10.1.2018, E. 2016/13105, K. 2018/146)
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince huzurdaki davada aksi yönde karar verilmiş olsa da, çarter parti hükümlerinin konişmento hamiline karşı geçerliliğinin şartını düzenleyen TTK m. 1237/3 hükmü İlk Derece Mahkemesi içtihatlarına da yansıdığını, (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 5.2.2020, 2015/164 E., 2020/37 K.)
Son olarak, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, çarter parti hükümlerinin Müvekkil sigortalısına ibraz edilmiş olması varsayımında dahi, tahkim şartı geçersiz olacağını, zira söz konusu çarter parti sözleşmesi davalı şirket ile dava dışı malın satıcısı arasında yapılmış olup, her iki taraf da Türkiye’de kurulu şirketler olduğu,
Bilindiği üzere, 805 sayılı Kanun 1. maddesi “Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar” hükmünü haiz olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin güncel tarihli bir kararında, anılan hüküm dayanak gösterilerek Türkiye’de kurulu şirketler arasında yapılan çarter parti sözleşmesinin hükümleri gereğince belirlenen tahkim şartının geçersiz olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, (İstanbul BAM, 12. HD., 13.2.2020, 2019/2389 E., 2020/189 K.)
Tüm bu gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi’nin huzurdaki uyuşmazlık bakımından görevli ve yetkili olduğunun kabulü gerektiğini,
İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalıdan TTK nun 1472. maddesi gereğince rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK nun 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı vekilinin tahkim itirazının kabulü ile dava konusu uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacının deniz yük sigorta poliçesi ile Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ tarafından İspanya'da kurulu ... firmasına satılan galvanizli rulo cinsi yükü nakliye rizikolarına karşı sigortaladığı, yükün alıcısına teslimi amacıyla Aliağa İzmir'den teslim yeri Bilboa İspanya'ya deniz yolu ile taşınmasının davalının donatanı olduğu M/V Polarnet gemisi aracılığıyla gerçekleştirildiği, gemi kaptanı adına acentesi ... Denizcilik İşletmeciliği Nakliyat ve Tic AŞ tarafından konişmentonun düzenlendiği, dava dışı HABAŞ şirketinin yurt dışına CIF teslim şekliyle satışını yaptığı malların davalı tarafından 16.11.2018 tarihli konişmento tahtında gemiyle taşındığı, davacının yükün nakliye sigortacısı olup sigorta poliçesinin alıcı lehine düzenlendiği, taşıma gerçekleştikten sonra yükün bir kısmının hasarlandığının tespit edildiği, hasar nedeniyle davacının gönderilene(alıcıya) yaptığı ödeme tutarınca TTK'nın 1472.maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır.Konişmento, TTK'nın 1228. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. 3. fıkrada konişmentonun nama, emre ve hamile olarak düzenlenebileceği son fıkrasında yükletenin istem üzerine konişmentonun kendisi tarafından imzalanmış bir örneğini taşıyana vereceği belirtilmiştir. Konişmento içeriği 1229. maddede düzenlenmiştir. Maddeye göre konişmento yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenlenecektir. 1230. ve devamı maddelerde konişmentonun kıymetli evrak olduğu, eşyayı temsil ettiği, taşıyanı, navlunu ve eşyayı ispat eden, meşru hamiline eşyayı teslim alma hakkı veren cirosu kabil kıymetli evrak olduğu düzenlenmiştir. Konişmento kıymetli evrak olması nedeniyle taşıyanın imzasını içermesi yeterlidir. Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır ( TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. Gönderilen, konişmentoyu ciro ile alıp bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı vakit konişmentonun şartları ile bağlanmış olur.Somut olayda, konşimentonun ön yüzünde "Çarter Parti ile birlikte kullanılmak üzere" kaydının yer aldığı, konşimentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının 1.maddesinde de çarter partinin uygulanacak hukuk ve tahkim klozları dahil tüm hüküm ve koşullarının geçerli olduğunun belirtildiği atıf yapılan çarter partinin 42.maddesinde de taşımadan kaynaklanan ihtilafların Londra'da tahkim yoluyla çözümleneceğinin kabul edildiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamı ile tarafların beyanlarından, yükün alıcısına yani gönderilene teslim edildiği belirli olup konişimentoda yükün alıcısı olan ...'nın cirosunun bulunduğu görülmüştür. Bu durumda konişmentodaki tahkim klozu yükü teslim alan sigortalı- gönderilen açısından geçerli hale gelmiş olup halefiyet hükümlerine göre de davacı sigorta şirketini bağlayacağından davacı vekilinin konişmento ile birlikte çarter partinin bir nüshası gönderilene teslim edilmediğinden tahkim ilk itirazı taşıtan sıfatına sahip olmayan gönderilene ve onun haklarına TTK m. 1472 gereği halef olan Müvekkiline karşı geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu olayda da çarter partiye konu yük Aliağa/İzmir’den gemi ile İspanya’ya taşındığından olayda yabancılık unsuru bulunmaktadır. Dosya kapsamı ile tarafların beyanlarından, yükün alıcısına yani gönderilene teslim edildiği belirli olup konişimentoda yükün alıcısı olan ...'nın cirosunun bulunduğu görülmüştür. Bu açıklamalara göre konişmentodaki tahkim klozu gönderilen (konişmentonun meşru hamili) ve onun halefi olan davacı sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda konişmentodaki tahkim klozuna göre uyuşmazlığın Londra'da tahkim yoluyla çözümlenmesi gerekmektedir.Davacı vekilince İstanbul BAM 12 HD.nin 13.2.2020 tarih ve 2019/2389 E., 2020/189 K sayılı kararı emsal olarak gösterilmiş ise de, belirtilen dosyada çarterpartinin her iki yanının da Türk tabiyetinde ki şirketler olduğu görülmekle, belirtilen karar bu dosyadaki uyuşmazlık yönünden emsal teşkil etmemektedir. Sonuç olarak, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine de aykırılık içermediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf talep edenden alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcı, istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansı varsa avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 22/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.