T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/881 Esas
KARAR NO: 2022/967 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatı İle )
TARİHİ: 11/12/2019
NUMARASI: 2015/382 Esas 2019/501 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
BİRLEŞEN 2015/640 ESAS 2016/83 KARAR SAYILI DOSYASINDA:
DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ: 16/06/2022
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
ASIL DAVADA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, ... isimli teknenin ... Sigorta tarafından 31/08/2012 tarihli ... nolu yat sigorta poliçesi ile 17/08/2012-17/08/2013 dönemleri içerisinde oluşabilecek hasarlara karşı toplam 1.100.000,00 Euro sigorta bedeli üzerinden sigortalandığını, 10 Nisan 2013 tarihinde meydana gelen yangında teknenin hasarlandığını, sözkonusu hasardan dolayı sigortalı ile müvekkili sigorta ettiren arasında sigorta tazminatının hesaplama yöntemi ve miktarı konusunda uyuşmazlık doğduğunu, sigorta şirketi tarafından müvekkiline gönderilen 29/05/2013 tarihli yazı ile tekne onarım bedelinin teknenin rayiç değerini aşacağından teknenin tam ziya olarak değerlendirildiğini, teknenin yangın tarihindeki değerinin 310.000,00 Euro olarak tespit edildiğini, sovtaj değerinin ise 80.769,00 Euro olarak belirlendiğini, buna göre sigortalıya ödenecek tutarın 336.154,00 Euro olması gerektiğinin bildirildiğini, sigortalı teknenin yurtdışında olması nedeniyle incelenmesinin bu aşamada mümkün olmadığını, TTK'nun 1459.maddesine göre mal sigortalarında sigorta şirketinin gerçek zarar miktarını ödemekle yükümlü olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından teknenin tam ziya olduğu ifade edilse de bu durumda dahi rizikonun gerçekleştiği tarihteki sigorta değerinin tespit edilmesi gerektiğini, bu husustaki genel prensibin eski ve yeni farkının adilane bir şekilde nazara alınarak alım fiyatının esas alınması olduğunu, bu konuda kıyasen uygulanması gereken yangın sigortası genel şartlarının B.5.maddesinde sigorta tazminatının hesabında sigortalı şeylerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki tazmin kıymetinin (rayiç bedelinin) gözönünde tutulacağı hususunun düzenlendiğini, bu kıstaslar uyarınca sigorta eksperinin en ucuz beş tekne teklifinden en düşüğünü esas almak suretiyle yaptığı ifade edilen rayiç bedel tespitinin yerinde ve yeterli olmadığını, sözkonusu tespitin yapılmasında benzer teknelerin fiyatlarının referans olarak dikkate alınmak suretiyle sigortalı teknenin fatura bedeli, yaşı, motor saati, teknenin tabi tutulduğu bakımlar, kullanım durumu vs.gibi teknik ve fiziki özelliklerinin sözkonusu tekneler ile yapılması mümkün olan bir karşılaştırma yapılmadan değer tespitine gidilmesinin yerinde olmadığını, sigorta şirketi tarafından müvekkilinin hesabına 10/07/2013 tarihinde 336.154,00 Euro hasar tazminatı ödemesinin gerçekleştirildiğini, bu durumda sovtajla ilgili alıcının kim olduğunun bilinemediğini, sigortalının kasten aleyhine olacak şekilde düzenlenen ekspertiz raporu ve tekneye biçilen değeri kesinlikle kabul etmediklerini, tekne değerinde anlaşma olmamasından dolayı müvekkilinin tekneyi hurda şeklinde satmaya zorlanamayacağını ileri sürerek sigortacı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarına esas teşkil eden sigorta değerinin belirlenmesinde eksper tarafından yapılan analiz şekli kabul edilebilir olmadığından rayiç değerin mahkeme tarafından atanacak bilirkişi marifetiyle belirlenmesine, davalı sigorta şirketinin tahsil ettiği primin iadesini gerçekleştirmediğinden müvekkiline yapılan 336.000,00 Euro ödeme de dikkate alınarak hasar tarihinden itibaren müvekkilinin uğradığı zararlardan (iadesi gereken prim ödemesi ve yangın sonrası yapılan harcamalar da dikkate alınarak) dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası Döviz kuru üzerinden hasar tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesi ile, sigortalı tekneye ilişkin 20/05/2013 tarihli ... Sigorta Eksperlik firmasının hazırladığı ekspertiz raporunda teknenin kaptanı ve sigortalının avukatı ile birlikte teknenin hep birlikte incelendiğinin raporun dördüncü sayfasında belirtildiğini, buna göre tekne üzerinde yurtdışına çıkarılmadan önce bütün incelemelerin yapıldığını ve buna göre ekspertiz raporunun düzenlendiğinin anlaşıldığını, ekspertiz raporunda yangın hadisesinin üst güvertelerde başladığı ve tüm kokpite yayılarak aşağıdaki kamara bölümüne sirayet ettiğinin belirtildiğini, zararın boyutunun detaylı bir şekilde tespiti amacıyla üretici firma temsilcisi ile temasa geçildiğini, teknenin piyasa rayiç değerinin tespiti konusunda da gerek yurtiçi gerekse yurtdışında halen satışta olan güncel emsal yat satışı fiyatlarının araştırıldığını, yapılan bu detaylı incelemeler ve araştırmalar sonucunda sigortalı tekne ile birebir aynı özellikte .../ İngiltere'de ... isimli teknenin 310.000,00 Euro bedel üzerinden satışa sunulduğunun belirlendiğini dolayısıyla davacı yanın en düşük teknenin değerinin esas alındığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, 310.000,00 Euro olan tekne rayiç değerine İngiltere'deki teknenin Türkiye'ye nakil masrafı, lashing, vinç kiralama ve benzeri masraflar olarak 106.923,00 Euro ilavesi ile 416.923,00 Euro olarak tespit edilen piyasa değerinden 80.750,00 Euro sovtaj bedeli tenzil edildikten sonra 336.173,00 Euro hasar tazminatının sigortalıya ödendiğini, bu şekilde sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin davacılardan ...'e ödendiğini ayrıca davacı şirketin tamamının ...'e ait olduğunu, bu nedenle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... adına da dava ikame edilmesi gerektiğini belirterek, dosyanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesine, tahsilde tekerrür olmamak üzere şimdilik 5.000,00 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın zamanaşımına uğradığını, eksperin tarafsız ve bağımsız olduğunu, sözleşmeye uygun hareket edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/12/2019 tarih 2015/382 Esas 2019/501 Karar sayılı kararında; "....Dosya kapsamından inşa yılı 2001 olan ... isimli motor yatın 31/08/2012 tarihli ... nolu yat sigorta poliçesi ile 17/08/2012-17/08/2013 tarihleri arasında meydana gelecek hasarlara karşı davalı ... Sigorta tarafından sigortalandığı, poliçeye sigorta bedelinin 1.100.000,00 Euro olarak kayıtlandırıldığı, sigortalının ... S.A, sigorta ettirenin ise ... olduğu, teknenin 10/04/2013 tarihinde meydana gelen yangın sonucu hasarlandığı, yangın olayının sigorta teminatı kapsamında kaldığı, ekspertiz raporunda sigortalı teknede yangın dolayısıyla meydana gelen hasarın onarım bedelinin sigorta tekne piyasa rayiç bedelini aşacağı için tam ziya yoluna gidilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, davalı ... Sigortanın ...'e gönderdiği 29/05/2013 tarihli ... nolu yazıda yangın sonrası teknenin tam zayi olarak kabul edildiği, aynı yazıda tekne rayiç değeri 310.000,00 Euro, yurtdışı nakliye masrafı 106.923,00 Euro olmak üzere toplam 416.923,00 Euro'dan sovtaj değeri olan 80.769,00 Euro tenzil edildikten sonra nihai hasar tutarı olan 336.154,00 Euro'nun ödeneceğinin bildirildiği, sözkonusu tutarın 10/07/2013 tarihinde Vakıfbank aracılığıyla sigortalıya ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından açılan belirsiz alacak davasında tekne hasar bedeli ile fazladan tahsil edilen sigorta priminin iadesi talep edildikten sonra 21/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 406.000,00 Euro tekne değeri, 3.102,00 Euro fazla prim bedeli ve 660.000,00 Euro yangın sonrası masraftan oluşan toplam 409.762,00 Euro'dan sigorta şirketinin ödediği 336.000,00 Euro mahsup edildikten sonra geriye kalan 78.672,00 Euro'nun tahsilinin istendiği, ıslah tarihinden sonra ise davacı taraf yangın sonrası masraflara ilişkin 660,00 Euro alacak talebinden feragat ettiğinden uyuşmazlık konusu tazminat kalemleri tekne değeri ile prim iadesine ilişkindir.... Dava konusu sigortalı teknenin, 2001 yılında ... modeline uygun olarak İngiltere'de kompozit fiberden imal edilmiş ve artık üretimde olmayan motor yat olduğu anlaşılmaktadır. Teknenin bu özellikleri dikkate alınarak ikinci bilirkişi kurulu tarafından yapılan detaylı piyasa araştırması sonucu elde edilen fiyat verilerine göre tespit edilen 406.000,00 Euro piyasa rayiç değerinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu değer üzerinden hasar tarihine kadar sigortalı ... tarafından ödenmesi gereken toplam prim tutarı 12/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda 967,16 Euro olarak hesap edildiğinden sigortalının ödemiş olduğu 4.070,00 Euro prim bedelinden 967,16 Euro mahsup edildiğinde geriye kalan 3.102,84 Euro prim ödemesinin sigortalıya iade edilmesi gerekmektedir. Davacı taraf ıslah tarihinden sonra yangın sonrası yapılan masraflarla ilgili talebinden feragat etmiş olduğundan bu kalemle ilgili değerlendirme yapılmamıştır. Sigorta şirketinin tam ziya olarak kabul ettiği sigortalı teknenin değerinin 406.000,00 Euro, iadesi gereken prim tutarı ise 3.102,00 Euro kabul edildiğinden, buna göre davacı sigortalının toplam tazminat alacağının 409.102,00 Euro olduğu, bu tutardan sigorta şirketinin davadan önce ödediği 336.154,00 Euro mahsup edildikten sonra bakiye sigorta tazminatı tutarının 72.948,00 Euro olduğu, sovtaj bedeli daha önce yapılan ödeme sırasında mahsup edildiğinden yeniden sovtaj tenzilinin yapılamayacağı değerlendirildiğinden, 72.948,00 Euro üzerinden asıl davanın kısmen kabulü ile 72.948,00 Euro'nun temerrüt tarihi olarak kabul edilen 29/05/2013 tarihinden itibaren (sigorta şirketinin davacıya gönderdiği yazı 29/05/2013 tarihlidir) işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, asıl dava ile birleşen davanın aynı sigorta poliçesinden kaynaklandığı dava konusu taleplerin aynı olduğu anlaşılmakta olup, tekne sigorta poliçesinde sigortalının ..., sigorta ettirenin ise ... olduğu belirlidir. Poliçe tarihi ile dava tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 1454/1.maddesi uyarınca sigorta ettiren üçüncü bir kişinin menfaatini sigorta ettirebildiğinden, sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Anılan yasa hükmüne göre aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatını ancak sigortalı talep edebileceğinden somut olay açısından sigorta poliçesinde aksi yönde bir hüküm bulunmadığından sigorta ettiren ...'in birleşen davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer davacı ... ise aynı taleplerini asıl davada ileri sürmüş olduğundan HMK'nun 114.maddesi (ı) bendi uyarınca bu davacı yönünden birleşen davada dava şartının bulunmadığı kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, asıl davanın 72.948,00 Euro üzerinden aşağıdaki şekilde kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen dava yönünden ise ...'nın davasının derdestlik nedeniyle, ...'in davasının aktif husumet yokluğundan HMK 'nun 114.maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir...."gerekçesi ile,
ASIL DAVADA; Davacının 660,00 Euro tutarındaki masraf kalemi ile ilgili talebinin feragat nedeniyle REDDİNE, -Diğer talepler yönünden davanın ıslah edilen tutar üzerinden KISMEN KABULÜ ile 72.948,00 Euro'nun 29/05/2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte BK nun 99.maddesi kapsamında davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
BİRLEŞEN DAVADA; Davacı ...'nın davasının derdestlik nedeniyle, davacı ...'in davasının ise aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesi ile, İlk Derece mahkemesi kararının asıl dava bakımından usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın, 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, 10.04.2013 hasarın meydana geldiği tarih olup, talep tarihinin 28.12.2015 olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta işlemlerinde zamanaşımı konusunda açık ve net bir kural koyduğunu, (6102 sayılı TTK madde 1420) 6102 sayılı TTK MADDE 1420- “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci Madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”Zamanaşımı itirazının kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarını tekrar ederek süresinde açılmayan davanın öncelikle, zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, Müvekkilince ödenen zarar bedelinin, tarafsız eksper tarafından hukuka uygun bir şekilde yapılan inceleme sonucu tespit edildiğini, bu rapor doğrultusunda sigortalının zararının tamamen karşılandığını, mahkemece tarafsız eksper raporuna itibar edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 20.05.2013 tarihli ... Sigorta Eksperlik firmasının hazırladığı, teknenin kaptanı ve sigortalı avukatının da katıldığı eksper incelemesinde teknede oluşan yangının meydana getirdiği zarar miktarı ve teknede sirayet ettiği yerlerin detaylı bir şekilde incelendiğini, Yapılan incelemeler ve imalatçı firmalar ile görüşmeler sonucunda teknede oluşan zararın tekne bedelinin çok üstünde olduğunun anlaşıldığını ve tekne için tam ziya olduğu kanısına varıldığını, bu sırada eksperlik firmasına yazılı bir şekilde hasarlı tekne için ... firmasından 80,750 Euro teklif geldiğini, fakat sigortalının bu teklifi kabul etmediğini, eksper tarafından yapılan detaylı yurtiçi ve yurtdışı piyasa araştırması sonucu İngiltere'de 310.000 Euro'ya ... isimli ... marka birebir aynı olan teknenin bulunduğunu ve rayiç bedel olarak kabul edildiğini, rayiç bedele veri olan İngiltere'deki teknenin Türkiye'ye nakil masrafı, lashing, vinç kiralama ve benzeri masrafların (106,923 Euro) ilavesi ile piyasa değerinin 416.923 Euro olarak tespit edildiğini, bulunan piyasa değerinden sigortalının tam ziya olan tekneyi müvekkili sigorta şirketine devretmemesi nedeniyle 80.750 Euro sovtaj bedelinin düşülmesi sonucu 336.173 Euro hasar tazminat bedeli ödendiğini, bu aşamada gerçek zararın tamamiyle tespit edildiğini ve daha fazla mahrumiyete sebep vermeden, ödeme ivedilikle gerçekleştiğini, Hükme esas alınan 12.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda, tespit edilen rayiç bedelden sovtaj bedeli düşülmeksizin hesaplama yapıldığını, hesaplanan rayiç bedelden sovtaj bedeli düşülmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, 12.05.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda teknenin piyasa değerinin 406.000 Euro olarak hesaplandığını ve bunun hükme esas alındığının belirtildiğini, bilirkişi heyeti raporunda rayiç bedelden sovtaj bedeli düşülmeksizin yapılan tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, mahkemenin de bu rapora dayanarak hesaplanan rayiç bedelden sovtaj bedeli düşülmeden karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, mevcut durumda tam ziya haline 80.750 Euro teklif edilen teknenin, sigortalı tarafından müvekkiline devredilmediğini, bu sebeple eksperce hesaplanan piyasa değeri olan 416.923 Euro tutarından, tekne sigortalıda kaldığı için 80.750 Euro sovtaj bedeli düşülerek 336.173 Euro ödeme yapıldığını, Ayrıca 12.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda, teknenin Türkiye'ye nakil masrafı, lashing, vinç kiralama ve benzeri masraflarının sigortalıya ödenmesi gereken bedele dahil olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, bu kapsamda değerlendirildiğinde mahkemenin tazminat hesabında sovtaj bedelini düşmemesinin herhangi bir mantıklı ve hukuka uygun açıklaması bulunmadığını, kaldı ki mahkemenin gerekçeli kararda bu bedele ilişkin herhangi bir gerekçe de belirtmediğini, Mahkeme kararının icrası halinde sigortalının, 336.173 Euro halihazırda yapılmış ödeme, teknenin kendisinde kalması sebebiyle en az 80.750 Euro sovtaj bedeli kadar menfaat ve mahkeme hükmünde belirtilen 72.948 Euro tutarında ödeme alacağını, toplamda mahkeme kararı uyarınca sigortalı en az bu bedellerin toplamı olan 489.871 Euro tutarında tazminat almış olacağını, bu tutarın bilirkişi raporunda tespit edilen 406.000 Euro piyasa değeri tutarının çok üstünde olduğunu, mahkeme kararının, davacı açısından zenginleşme aracı niteliğinde olduğunu, Teknenin sigorta poliçesinde değerinin 1.100.000 Euro olarak belirtildiğini ve rizikonun gerçekleşmesi sonucu yapılan eksper araştırmasında rayiç bedele veri olan İngiltere'deki teknenin Türkiye'ye nakil masrafı, lashing, vinç kiralama ve benzeri masraflar olarak 106,923 Euro ilavesi ile piyasa değerinin 416.923 Euro olarak tespit edildiğini, Dosyaya sunulan Yat Sigorta Poliçesinde Sigorta bedelinin, sigortalının beyanına istinaden kayıt edildiği, sigorta bedelinin mutabakatlı bir değer olmayıp herhangi bir hasarda taraflarınca belirlenecek değerin sigorta bedeli kabul edileceğini, yapılan tarafsız eksper raporuna göre sigortalının bütün zararlarının karşılanmasına rağmen, sigortalının bu davayı fazladan kazanç elde etmek için açtığını, hasarın doğumuna sebep olan olayın sigortalının zenginleşmesini engellemesinin sigorta hukukunun en temel ilkesi olduğunu, hukuka aykırı mahkeme kararının icrası ile sigortalının hem sebepsiz zenginleşeceğini hem de sigorta hukukunun temel ilkelerinden olan zenginleşmeme yasağının ihlal edilmiş olacağını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, davanın reddi mümkün olmaması halinde kararın kaldırılarak eksik hususların giderilmesi amacıyla dava dosyasının yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl ve birleşen dava; yat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Asıl Davada; Davacının 660,00 Euro tutarındaki masraf kalemi ile ilgili talebinin feragat nedeniyle REDDİNE, diğer talepler yönünden davanın ıslah edilen tutar üzerinden kısmen kabulüne; Birleşen Davada; Davacı ...'nın davasının derdestlik nedeniyle, davacı ...'in davasının ise aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından asıl davada verilen hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili asıl dosyaya ibraz ettiği davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmemiş, ilk kez 08/06/2016 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın öncelikle zamanaşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.Zamanaşımı, HMK'nın 116. maddesi kapsamında bir ilk itiraz olmayıp, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracıdır ve davanın başında süresinde verilecek cevap dilekçesinde ileri sürülebilir. Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi durumunda mahkemece, zamanaşımı def’inin incelenmesi sırasında dikkat edilecek ilk husus, zamanaşımı def’inin süresinde ileri sürülüp sürülmediğinin denetlenmesi, şayet def’inin kanunda belirlenen süreler içerisinde ileri sürüldüğünün belirlenmesi hâlinde ileri sürülen talep hakkında zamanaşımı olgusunun vuku bulup bulunmadığının incelenmesi gerekecektir. Zira taraflardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’inin incelenmesi, doğal olarak yasal süresi içerisinde ileri sürülmüş bir zamanaşımı def’inin varlığına bağlı olup, yasal süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def’i hakkında esasen inceleme yapılamaz. Mahkemece, yargılama sırasında ve gerekçeli kararda davalının zamanaşımı def'i değerlendirilmemiş ise de, davalı tarafça zamanaşımı def'inin davaya cevap süresi içerisinde ileri sürülmediği gözetildiğinde, yasal süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def’i hakkında esasen inceleme yapılamayacağı anlaşılmakla, belirtilen husus sonuca etkili görülmediğinden kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır. 10/04/2013 tarihinde meydana gelen yangında hasarlanan ... isimli teknenin davalı ... Sigorta tarafından 31/08/2012 tarihinde ... nolu tekne sigorta poliçesi ile 17/08/2012 - 17/08/2013 tarihleri arasında meydana gelecek rizikolara karşı sigortalandığı, sözkonusu hasar nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından 310.000,00 Euro tekne rayiç değeri + yurt dışı nakliye masrafı 106.923,00 Euro ilavesi ile 416.923,00 Euro olarak tespit edilen bedelden, 80.769,00 Euro sovtaj bedeli tenzil edildikten sonra 336.154,00 Euro hasar tazminatı ödendiği, Davacı tarafça dava dilekçesi ile, tekne hasar bedeli, yangın sonrası masraflar ile fazladan tahsil edilen sigorta priminin iadesinin talep edildiği, 21/12/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile; 406.000,00 Euro tekne değeri, 3.102,00 Euro fazla prim bedeli ve 660,00 Euro yangın sonrası masraftan oluşan toplam 409.762,00 Euro'dan sigorta şirketinin ödediği 336.000,00 Euro mahsup edildikten sonra geriye kalan 78.672,00 Euro'nun tahsilinin istendiği, bilahare ıslahtan sonra ibraz edilen dilekçe ile yangın sonrası masraflara ilişkin 660,00 Euro alacak talebinden feragat edildiği, buna göre uyuşmazlık konusu tazminat kalemlerinin tekne değeri ile prim iadesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.İkinci bilirkişi kurulu tarafından, hasara uğrayan teknenin özellikleri dikkate alınarak ve detaylı piyasa araştırması sonucu elde edilen fiyat verilerine göre tespit edilen 406.000,00 Euro piyasa rayiç değerinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Sigortalının ödemiş olduğu toplam prim tutarından, hasar tarihine kadar sigortalı tarafından ödenmesi gereken toplam prim tutarı mahsup edilerek belirlenen bakiye 3.102,84 Euro prim ödemesinin sigortalıya iadesine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davalı tarafça yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde teknenin değeri 310.000 Euro olarak belirlenmiştir. Mahkemece alınan ikinci bilirkişi heyet raporunda ise tekne değeri 406.000 Euro olarak tespit edilmiştir. Davalı tarafça davacı sigortalıya ödenen 336.154,00 Euro içerisindeki, teknenin yurt dışı nakliye masrafı olarak belirlenen 106.923,00 Euro ile ilgili taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafça, yangın sonrası yapılan masraflara ilişkin 3.000,00 TL miktarlı talepten feragat edilmiştir. Bu durumda teknenin tespit edilen 406.000 Euro değerinden, eksper tarafından belirlenen ve davalı tarafça yapılan hasar tazminatı ödemesine esas 310.000 Euro'nun tenzili ile davacı sigortalı tekne değerine ilişkin bakiye 96.000,00 Euro talep edebilecektir. Davacıya, teknenin sovtaj bedeli düşülerek ödeme yapıldığından, tespit edilen bu bedelden tekrar sovtaj bedelinin düşülmesi mümkün değildir. Mahkemece tekne hasar bedeline ilişkin bu miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değil ise de, kararın davacı tarafça istinaf edilmediği, aleyhe kararın kaldırılmasının da mümkün olmadığı gözetilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.847,71.TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan (5.619,33.TL + 54,40.TL=) 5.673,73.TL harcın mahsubu ile bakiye 17.200,98.TL'nin asıl dosyada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansı varsa avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.