T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/408 Esas
KARAR NO: 2024/1332 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2018/948 Esas - 2021/655 Karar
TARİH: 22/06/2021
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ihtilafın, taraflar arasında imzalanan 29.07.2016 tarihli "Taraflar Arası Uzlaşma Protokolü" şartları dahilinde uzlaşmayla sonuçlandığını, uzlaşma protokolünün imzalanması üzerine, uzlaşma protokolünün 2.b maddesinde belirtildiği şekilde; Protokol tarihinden önce, davalı şirket adına 15.07.2016 tarih ve 26.666,68 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, bu faturadan sonra da tarafların mutabakata vardıkları gibi davacı şirket tarafından davalı şirket adına 01.08.2016 tarih ve 26.666,68.TL bedelli 2. fatura ile 16.09.2016 tarih ve 26.666,68.TL bedelli 3. fatura olmak üzere, toplam 3 adet KDV dahil 80.000,04 TL bedelli faturalar düzenlendiğini, uzlaşma protokolünün 2.d maddesinde belirtildiği şekilde; "... Mah. ... Cad. No:... Maltepe / İstanbul" adresinde, lojistik ve dağıtım hizmetleri deposu olarak kullanılan taşınmazdaki elektrik, telefon, internet ve su aboneliği davacı şirket adına iken, bilahare aboneliklerin sonlandırıldığını, uzlaşma protokolünde belirtildiği gibi aboneliklerin davacı şirket adına kayıtlı olduğunu, tüketim bedellerinin davacı şirket tarafından ödendiğini, daha sonra davacı şirket tarafından davalı şirket adına, telefon kullanımı için 16.09.2016 tarihli, 364,79 TL bedelli, elektrik kullanımı için 19.06.2016 tarihli, 3.308,91 TL bedelli ve 10.10.2016 tarihli, 3.167,37 TL bedelli faturaların hizmet bedeli olarak düzenlendiği, uzlaşma protokolünün 2.e maddesinde belirtildiği şekilde; tarafların mutabakata vardıkları üzere 29.07.2016 tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı şirketten toplam 391.376,66 TL alacağının bulunduğunu, fatura tarihinden itibaren en geç 60 gün içerisinde davalı şirket tarafından davacı şirketin banka hesabına ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davalı şirketin, uzlaşma protokolünün 2e maddesinde belirtildiği şekilde fatura tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde borcunu ödenmemesi nedeniyle; davacı şirket tarafından davalı şirket adına 10.10.2016 tarih ve 2.306,98 TL bedelli ve 12.12.2016 tarihli, 1.350,52-TL bedelli 2 adet vade farkı faturası düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanan, Uzlaşma Protokolünün 2.e. md.sinde mutabık kalındığı gibi, 29.07.2016 tarihi itibariyle, davalı şirketin toplam 391.376,66 TL borcu bulunduğunu, protokolün 2.b. md.sinde belirtildiği gibi bu cari hesap borcuna 15.07.2016 tarihli, 26.666,68 TL bedelli, davalı şirket adına düzenlenmiş l.fatura borcunun dahil olduğunu, 29.07.2016 tarihli Uzlaşma Protokolünün imzalanmasından sonra, protokol şartları uyarınca, davacı şirket tarafından davalı şirket adına yukarıda belirtilen toplam 63.831,93 TL bedelli faturalar düzenlendiğini, davalı şirket gecikmeli olsa da cari hesap borçlarına mahsuben ödemeler yapmışsa da davacı şirkete olan borcunun tamamını ödemediğini, davacı şirketin şifahi tüm taleplerine rağmen, davalı şirketin 60.951,56 TL borcunu ödememesi nedeniyle Kadıköy ... Noterliğinden 22.12.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek, bir kez daha borcunu ödemesinin talep edildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete 26.12.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamede verilen 3 günlük ödeme süresi içerisinde borcun ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin 30.12.2016 tarihinde bir kez daha temerrüde düştüğünü beyanla davacının KDV dahil 60.951,56 TL alacağının 30.12.2016 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki ile ilgili olarak davalı ticari defterleri nezdinde tutulan cari hesaba göre, davacıya 27.570,04 TL borçlu olunduğunu, davacının davasının 27.570,04 TL'lik kısmını kabul ettiklerini ancak davanın bakiye kısmını kabul etmediklerini, davalı tarafından gönderilen feshi müteakip, davalı şirketin depoculuk işlerini yine aynı adreste kendisinin yürütmeye devam ettiğini, gayrimenkul (depo alanı) kira bedellerinin de Temmuz 2016 yılından itibaren ... -... Lojistik isimli şirkete davalı şirketçe ödenmeye başlandığını, Temmuz 2016 ayına ilişkin olarak davalı dışında davacı taraf da sehven ödeme yaptığını ve ilgili tutarın da hizmet bedeli adı altında 04.07.2016 tarih ve ... numaralı fatura ile davacıya yansıtıldığını, davacının anlaşılamayan bir nedenle faturayı kayıtlarına almadığını, hatalı işlemin düzeltilerek davalının cari borcundan 23.786,31 TL'nin düşülmesi gerektiğini, davacının, davalı şirketin mallarının depolanması ve sevkiyata hazırlanması yönünden hizmet verdiğini, söz konusu hizmetin gereği olarak davalı şirket, ürettiği malları davacıya depolaması için irsaliye karşılığı teslim etmekte olup belli aralıklarla yapılan mal sayımı sonucunda depoda olması gerekirken herhangi bir şekilde eksik çıkan malları da yine davacıya fatura etmekte olduğunu, davacı taraf ile sözleşmenin sona ermesini müteakip yapılan mal sayımı sonucunda ortaya çıkan eksik mallara ilişkin olarak müvekkili tarafından 30.12.2016 tarihinde ... nolu ve 7.865,35 TL tutarlı ve ... nolu ve 1.729,86 TL tutarlı 2 adet faturanın düzenlenerek davacıya gönderildiğini, söz konusu toplam 9.595,21 TL tutarlı ürün faturalarınnın, davacının satıcı cari hesap ekstresine virman yapılarak borç kaydedildiğini ve toplam borcun bir cari hesapta toplandığını, davacı tarafın, bahsi geçen toplam 9.595,21 TL tutarlı 2 adet faturaya da herhangi biri itirazda bulunmadığını ancak faturaları ticari kayıtlarına dahil etmediğini, davalı şirketin cari borcundan 9.595,21 TL'lik tutarın da düşülmesi gerektiğini beyanla davacının davasının mükerrer kira ödemesi nedeniyle kesilen 23.786,31 TL ve stok farkı yüzünden kesilen 9.595,21TL olmak üzere toplam 33.381,52 TL yönünden reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 22/06/2021 2018/948 Esas - 2021/655 Karar sayılı kararında; "Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında imzalanan ve uyuşmazlık konusu olmayan 29/07/2016 tarihli protokol kapsamında açılan alacak davasıdır. Davacı taraf protokol kapsamında davalıdan 60.951,56 TL alacağının bulunduğunu iddia etmekte, davalı taraf ise alacağın 27.570,04 TL'lik kısmının kabul edildiğini bu miktar kadar borcun bulunduğunu ancak bakiye kısım yönünden borcun bulunmadığını savunmaktadır. .... Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller , alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve 29/07/2016 tarihli protokolün imzalandığı hususu ihtilafsızdır. Davalı tarafça gerek kendi beyanları ile gerekse incelenen ticari defterlerinde 27.570,04 TL yönünden borcu bulunduğu hususu da sabit olup bir ihtilaf bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta ihtilaf davalı tarafından davacı tarafa kesilen ve toplam bedeli 9.595,21-TL olan stok farkı faturaları ile davacı tarafından davalı adına kesilen ve 04.07.2016 tarihli 23.786,31-TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Davalı tarafça kesilen stok farkı faturaları yönünde yapılan incelemede faturaların 30.12.2016 tarihli 7.865,35-TL bedelli ve 30.12.2016 tarihli 1.729,86-TL bedelli faturalar olduğu, taraflarca imzalanan 29/07/2016 tarihli protokol sonrası düzenlendiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan protokolün 3. Maddesi incelendiğinde tarafların protokolün 2. Maddesinde belirtilen hususlar dışında birbirlerinden hak ve alacaklarının kalmadığı, birbirlerini gayrikabil rücu ibra ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. Yine anılan faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde yer almadığı yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde de davalı şirketin kendi defter ve kayıtlarında da yer almadığı görülmüştür. Her ne kadar davalı tarafça yapılan mal sayımı sonucu ortaya çıkan eksik mallara ilişkin faturalar düzenlendiği, faturaların davacı tarafa gönderildiği ve bu fatura toplamı 9.595,21-TL'nin cari hesap borcundan düşülmesi gerektiği yönünde savunmada bulunulmuş ise de yukarıda açıklandığı ve bilirkişilerce tespit edildiği üzere ticari defter ve kayıtlarda bu yönde bir bilgi ve belge yer almadığı yine düzenlemiş olduğu faturalara dayanak stok sayım tutanakları vb belgeleri dosyaya ibraz etmediği, diğer bir deyişle davalının faturalar içeriğini somut deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davalının cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olması sebebi ile bu hususta yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davalı tarafça davacı şirkete yemin teklifinde bulunulmuş ve usulüne uygun davetiye tebliği ile 22/06/2021 tarihli celsede davacı şirket yetkilileri tarafından yemin eda edilmiştir. Açıklanan gerekçeler ile de davalının davacıya toplam 9.595,21-TL yönünden de borcunun bulunduğu ve bu bedelin cari hesaptan mahsup edilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer bir ihtilaf konusu ise davacı tarafça düzenlenen Temmuz 2016 dönemi KİRA faturası bedeli olan 04.07.2016 tarih ... nolu 23.786,31-TL bedelli faturadır. Davalı taraf anılan faturayı 04.07.2016 tarihinde ticari defterlerinde kayıt altına almış, 22 gün sonra 26.07.2016 tarihinde davacı firmaya iade faturası düzenlemiş ancak davacı şirket tarafından söz konusu iade faturası kabul edilmeyerek ticari defter ve kayıtlara işlenmemiştir. Davacı tarafça aradaki protokol tarihi itibariyle davalının protokolde kabul etmiş olduğu 391.376,66 TL cari hesap alacağının içerisinde düzenlenen 04.07.2016 tarihli 23.786,31-TL bedelli faturanın da olduğu, bu faturanın davalı tarafça kabul edildiği, iade faturasının protokolde yer almadığı ve protokol gereği davalı tarafın anılan faturanın davacıya dava dışı şirket tarafından ödendiği iddiasına dayalı olarak cari hesaptan düşülmesi gerekeceği iddiasının yerinde olmadığı beyan edilmiştir. Anılan protokolün 2. Maddesin f bendinde, " ...- ... LOJİSTİK'e ödediği 2016 yılı temmuz ayı kira bedelinin ...'E iade edilmesi halinde, ... adına düzenlenen 04.07.2016 tarihli KDV dahil 23.786,31-TL bedelli hizmet faturası ödenmeyerek, ...'e iade edilecektir.'' şeklinde düzenleme bulunduğu yine protokolün 3. Maddesinde ''Yukarıdaki hükümlerin uygulanması ile tarafların yükümlülükleri sona ermektedir. Taraflar, aralarındaki ticari ilişkiyi kesin olarak ve usulüne uygun olarak bitirdiklerini, gerek ticari ilişki içerisinde bulundukları sürede gerekse de aralarındaki ilişkiye son verdikleri süreçte aralarında ticari, mali, hukuki herhangi bir ihtilaflarının kalmadığı/bulunmadığı, dolayısıyla birbirlerinden herhangi bir hak ve alacakları (yukarıda 2. Maddede yer verilen hak ve alacaklar hariç olmak kayıt ve şartıyla)kalmadığım/bulunmadığını ve geçmişe yönelik veya gelecekte bu ticari ilişkiden doğmuş/doğacak herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacaklarını, birbirlerini gayrikabili rücu ibra ettiklerini, bu yöndeki iradelerini hiçbir irade sakatlığına maruz kalmaksızın oluştuğunu kayıtsız ve şartsız kabul, beyan ve taahhüt ederler."düzenlemenin yer aldığı görülmüştür. Dolayısıyla protokol hükümleri gereğince eğer davacı şirket tarafından kira bedelinin dava dışı firmadan iade alınması halinde davalı şirketin ihtilaf konusu 04.07.2016 tarihli faturayı ödemeyerek iade edeceği ve bu hususun ibra kapsamı dışında olduğu sabittir. Hal böyle olunca kira bedelinin iade alındığı iddiasında bulunan davalı tarafın bu hususu ispatlaması gerektiği sabit olup bilirkişilerce ispat yükünün davacı tarafta olduğuna ilişkin değerlendirme yerinde görülmemiştir. Mahkememizce dava dışı şirketin kayıtlarına ulaşılamamakla birlikte davacı defterleri üzerinde yapılan ek inceleme neticesinde dava dışı ... Lojistik firması tarafından davacı şirket hesabına 22.08.2016 tarihinde Temmuz Ayı Kira 1.T açıklamalı 5.944,25 TL tutarlı kira bedeli iade ödemesinin olduğu, kira bedeli iade ödemesine ilişkin açıkça başka bir ödemenin bulunmadığı anlaşılmış olup netice itibariyle bu tutarın davacı alacağından mahsubu gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçeler ile davacının davalı şirketten dava tarihi itibariyle toplam 55.007,31-TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, 55.007,31-TL'nin, 30/12/2016 tarihinden (Dava tarihi öncesi davacı tarafça davalı tarafa Kadıköy ... Noterliği 22.12.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede 3 gün süre verildiği ve ihtarnamenin 26.12.2016 tarihinde davalı şirkete tebliğ olduğu görülmüş olup davalının temerrütünün 30.12.2016 tarihinde oluştuğu göz önüne alındığında ) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın kısmen kabulü ile, 55.007,31-TL'nin 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından huzura getirilen davanın 2 adet alacak kaleminin zamanında ödenmemesi sebebiyle ortaya çıktığını, davacı şirket tarafından müvekkili adına 10.10.2016 tarih ve 2.306,98 TL bedelli ve 12.12.2016 tarihli ve 1.350,52 TL bedelli 2 adet vade farkı faturası düzenlendiğini, sonrasında, taraflar arasında imzalanan Uzlaşma Protokolünün 2.e. maddesinde mutabık kalındığı gibi 29.07.2016 tarihi itibariyle davalı şirketin toplam 391.376,66 TL borcunun bulunduğunu, protokolün 2.b. maddesinde belirtildiği gibi bu cari hesap borcuna 15.07.2016 tarihli, 26.666,68 TL bedelli, davalı şirket adına düzenlenmiş l. fatura borcunun dahil olduğunu, 29.07.2016 tarihli Uzlaşma Protokolünün imzalanmasından sonra, protokol şartları uyarınca, davacı şirket tarafından davalı şirket adına yukarıda belirtilen toplam 63.831,93 TL bedelli faturaların düzenlendiğini, ancak söz konusu faturalar karşılığı müvekkili ile davacı yanca akdedilen sözleşmelerin ve ödeme kayıtlarının takdire alındığını, müvekkili tarafından 27.570,04 TL'lik borcun kabul edildiğini, bakiye miktarın hatalı olduğunu, zira, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında yer alan ... nolu ve 7.865,35 TL tutarlı ve ... nolu ve 1.729,86 TL tutarlı stok farkı faturaları ile davacının mükerrer kira ödemesi nedeniyle kesilen 23.786,31 TL'lik kısmın mahsubunun yapılmasının zorunlu olduğunu, taraflar arasında, stok farkının oluştuğuna ilişkin anlaşma olmasına karşın, mezkur bedelin davacı yanca haksız ve kötü niyetli olarak kayıtlarına işlenmemiş olmasına hukuken itibar edilmemesi gerektiğini, bu noktada, gerek görülmesi halinde, kayıtlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için, taraflarca akdedilen stok farkı tutanaklarının takdire alınması gerektiğini, ancak bu yönde herhangi bir inceleme yapılmaksızın, müvekkilinin kayıtlarının doğrudan dikkate alınmadığını;Ayrıca aynı yaklaşımın, davacı yanın kayıtlarında gösterildiğini, zira, davacı yanca haksız ve mesnetsiz olarak ödenen kira alacaklarına ilişkin sadece mali kayıtlarına bakıldığını, bedelin haksız olduğunun hesaba katılmadığını, davacı yanın mükerrer olarak ödediği kira bedellerini kendi lehine kullandığını, bedeli haricen tahsil etmiş olması ihtimalinin takdire alınmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yükümlülüğünde olmadığı bedellerden sorumlu tutulduğunu;Davacının davasının, mükerrer kira ödemesi nedeniyle kesilen 23.786,31 TL ve stok farkı yüzünden kesilen 9.595,21 TL olmak üzere toplam 33.381,52 TL yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm tesisinin haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/948 E. ve 2021/655 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura ve uzlaşma protokolüne dayalı alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davacı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle oluşan ihtilafın 29.07.2016 tarihli uzlaşma protokolü ile çözüldüğünü, protokol uyarınca bu tarihten sonra davalı adına 3 adet fatura ile vadesinde ödeme yapılmaması nedeniyle vade farkı faturalarının düzenlendiğini, bu şekilde oluşan toplam alacağın 60.951,56 TL'lik kısmının davalı tarafından ödenmediğini, davalının ödeme konusunda yapılan ihtarları da dikkate almadığını iddia ederek 60.951,56 TL'lik alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının Temmuz ayı kira bedeli yönünden düzenlenen iade faturası ile stok farkı faturalarını kayıtlarına almadığını, bu faturaların alacak miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının alacaklı olduğu miktarın 27.570,04 TL olduğunu beyan ederek davanın kalan miktar yönünden reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından ticari defter kayıtlarına alınmayan Temmuz ayı kira bedeline ilişkin iade faturası ile stok farkı faturaları yönünden Mahkemece yeterli inceleme yapılmadığı, bu kalemlerin davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiğine ilişkindir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında 29.07.2016 tarihli uzlaşma protokolünün düzenlendiği ve bu protokol ile ticari ilişkinin sonlandırıldığı, davacının usulüne uygun şekilde tutulan ticari defterlerinde davalıdan 60.951,56 TL, davalının ticari defterlerinde ise 27.570,07 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında 27.570,07 TL alacak yönünden bir ihtilaf bulunmadığı, zira davalı tarafından da cevap dilekçesi ile kendi kayıtlarında yer alan 27.570,04 TL alacak yönünden davanın kabul edildiği, uyuşmazlığın davacının ticari defterlerine kaydetmeyerek davalıya iade ettiği Temmuz ayı kira bedeline ilişkin iade faturası ile stok farkı faturalarından kaynaklandığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzlaşma protokolünde yer alan şartlarla sonlandırıldığı ve protokolde stoklarla ilgili olarak sayım yapılacağı/yapıldığı, buna göre bir stok farkı oluştuğu ve davalı tarafından stok farkı faturası düzenleneceğine dair herhangi bir açıklama ve kabulün olmadığı, davacının, protokol tarihinden sonra düzenlenen stok farkı faturalarını süresi içerisinde iade ettiği, davalı tarafından fatura içeriğini ispata yarar herhangi bir kayıt, belge, tutanak vs bir delilin sunulmadığı, bu nedenle stok farkı faturalarının alacaktan mahsup edilemeyeceği, her ne kadar davalının dava dışı ...'a ödediği Temmuz ayı kira bedelinin davacı tarafından mükerrer olarak ödenmesi nedeniyle davacı davalı adına 23.786,31 TL tutarlı hizmet faturasını düzenlemiş ve davalı tarafça da bu fatura kayıtlarına alındıktan sonra 2016 Temmuz ayı kira bedeli açıklaması ile 23.786,31 TL tutarlı iade faturası düzenlenmiş ise de, protokolün 2/f maddesi ile davacının dava dışı ...'a ödediği kira bedelinin adı geçen tarafından iade edilmesi halinde davalının 23.786,31 TL bedelli hizmet faturasını iade edeceği ve ödemeyeceğinin kabul edildiği, bu minvalde dava dışı ... tarafından davacıya Temmuz ayı kira bedelinin iade edildiğini ispat yükünün davalıda olduğu, davalı tarafından bu hususta bir delil sunulmadığı, davacının ticari defterlerinde ise ... tarafından 5.944,25 TL bedelin iade edildiğinin kayıt altına alındığı, buna göre Mahkemece yalnızca iade edilen kısmın alacak miktarından mahsup edilmesinde ve davacının 55.007,31 TL alacağının hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.757,55 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 940,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.817,55 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.