T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/297 Esas
KARAR NO: 2024/1060 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/04/2021
DOSYA NUMARASI : 2020/102 Esas - 2021/424 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin uzun süreden beri davalı şirkete gıda malzemesi sattığını, en son teslim edilen ürünlerin bedellerinin müvekkile ödenmediğini, defalarca uyarılmasına rağmen borcu inkar ettiklerini, toplamda 34.847,89 TL alacaklı olduklarını, icra takibine başlanıldığını ve borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dilekçe eki olarak gösterilen belgelerin kendilerine tebliğ edilmediğini, kayıtlarını incelediklerini fakat davacının dilekçesinde belirttiği miktarda borçlarının bulunmadığını, taraflarına tebliğ edilmiş herhangi bir fatura, bilgi ve belge bulunmadığını, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/04/2021 tarih 2020/102 Esas - 2021/424 Karar sayılı kararında;"Dava, cari hesap sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhine 34.813,55 TL asıl alacak ile 34,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.847,89 TL alacağa ilişkin takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde, borca itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davalı ibraz etmediğinden sadece davacı defter ve kayıtları incelenmiştir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde HMK 222.maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait 2019 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin kanuni süre içerisinde yaptırıldığı, davacı yanın davalıya 28 adet fatura kestiği, faturaların irsaliyeli fatura olduğu, icra takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklı davalı yandan 27.511,60 TL bedelinde cari hesap alacağının bulunduğunu ve 916,14 TL faiz alacağı bulunduğunu bilirmiştir. Ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil teşkil etmesi, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kendisi lehine kanıt teşkil etmesi, her iki tarafın da defter tutma yükümlüsü olmasına, uyuşmazlığın her iki tarafından defterlerine kaydetmesi gereken ticari bir işle ilgili olmasına, tutulması gereken tüm defterlerin tutulmuş olmasına, defterlerin usulüne uygun tutulmasına ve onaya tabii defterlerin onaylatılmış olmasına, defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesine, defterlere dayanarak ispat edilmek istenen iddianın da karşı taraf delillerince çürütülememiş olmasına, defterlerine dayanan tarafın yemin etmiş olmasına bağlıdır.Fatura ticari ilişkilerde ispat vasıtalarından birisidir. Bir faturanın borç doğurabilmesi için öncelikle faturanın karşı tarafa tebliğ ve teslim edilmesinin ispatı gereklidir. İrsaliyelerde ... ve .. yazmakla Sarıyer Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yazı yazılmış, imza sahiplerinin çalışanlar olmadığı ortaya çıkmıştır. ... no.lu 7.590,32 TL tutarlı fatura ve ticari ilişkiyi belirlemek açısından davalının BA formlarının incelenmesinde davacı adına BA bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce BA ların faturalarla ilişkilendirilmesi açısından ek rapor alınmasına karar verilmişse de davacı mevcut delil durumuna göre karar verilmesini istemiştir. Davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği toplam ¨34.847,89 tutarındaki cari hesap alacağından dolayı icra takibine girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir akit olmadığı sözlü olarak ticari ilişkiye girdikleri anlaşılmıştır. Davalı yan davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır. Davacı faturalardaki irsaliyelerdeki imzaların davalı çalışanlarına ait olmadığı ortaya çıkmıştır. Davacı alacağına dayanak fatura ve dayanak belgeleri dosyaya sunmalı ve daha sonra da bu faturalara konu edilen malların davalıya teslim edildiği de yazılı belgeler ile ispat etmelidir. Davalıdan talep ettiği alacak miktarı oranında alacaklı olduğunu ispat etme külfeti davacıda olup davacı tarafından satılan malların davalıya teslim edildiği usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığından ve davacı vekili açıkça yemin deliline dayanmadığından yemin delili hatırlatılmadan ispat edilemeyen davanın reddine,davalı,davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur."gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,....'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu tüm dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporu ile sübuta ermişken yerel mahkemenin hukuka aykırı gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini, müvekkil şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde dosyaya sundukları faturaların ticari defterlerine işlendiği ve davalı şirketin müvekkil şirkete borcu olduğunun açıkça görüldüğünü, öte yandan davalı şirketin ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiğini, ticari defterlerinin sunulmamasının yerleşik yargıtay içtihatları ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince, borçlunun alacak iddiasını kabul ettiği anlamına geldiğini, ancak yerel mahkemenin bu kesin ve ka'ti hükme rağmen hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, ilk derece mahkemesi gerekçelerinin hiçbir şekilde hukuka uygun olmadığını, müvekkil şirketin, ticari defterlerini usul ve yasalara uygun şekilde eksiksiz olarak tutmuş olup yapılan bilirkişi incelemesinde de bu hususun tespit edildiğini, dolayısıyla, müvekkil şirketin sunduğu defter kayıtlarının yerel mahkemece hüküm tesis edilirken dikkate alınmak zorunda olduğunu, Yargıtay İçtihatları ile sabit olduğu üzere, şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için; diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğini, dava dosyasında ise, müvekkil şirket defterlerine aykırılık teşkil eden hiçbir yazılı veya kesin delil bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın, bu sebeple de açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, nitekim dosya içerisindeki bilirkişi raporunda da bu durumun ''Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığının kabul edilmiş sayılması gerektiğini, tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan tarafın, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığını HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı (ticari defterlerdeki) kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir.'' şeklinde ifade edildiğini, Yerel Mahkeme yemin deliline dayanılmadığından, yemin delili ile de davanın ispat edilemediğini gerekçeli kararında belirtmişse de , usule uygun eksiksiz bir şekilde tutulmuş , kesin delil niteliğindeki ticari defterler ile açıklığa kavuşan bir hususun yemin delili ile ispatının mümkün olmadığını, davalı/borçlu şirketin , defterlerini sunmaktan imtina etmişken ve müvekkil şirket usule uygun tutmuş olduğu ticari defterlerini sunmuşken yemin delilinin davaya konu alacağın ispatında yetersiz kalacağını, müvekkil şirket faturalandırdığı ve ticari defterlerine işlediği malları davalı/borçlu şirkete teslim etmiş olup, defterlerindeki kayda aykırı hiçbir yazılı delil davalı/borçlu tarafından sunulmadığını, bu suretle haklılığının ortada olduğunu, davalı/borçlunun iddialarını ispat edemediğini, son olarak, faturaları teslim alan kişilerin davalı/borçlu şirket çalışanı olmadıkları sonucuna varılmışsa da bu hususta geçmiş döneme ve SGK yaptırılmaksızın çalıştırma olması ihtimaline yönelik detaylı bir araştırma yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini beyanla, Fazlaya ait dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliğinin 2020/102 E. ,2021/424 K. Sayılı ilamın kaldırılarak, davanın kabulüne, davalı/borçlu şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ile aralarında ticari ilişki ve davacıya borçlarının bulunmadığını, kendilerine dava konusu alacağa ilişkin fatura, bilgi ve belge tebliğ edilmediğini, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriğinin düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Davacı vekili, dava konusu alacaklarının usulüne uygun olarak tutulmuş kendi ticari defter ve kayıtları ile ispat edilmesine ve davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarının sunulmamak suretiyle defter ve kayıtları sunmaktan imtina etmesi sebebiyle alacak iddiasını kabul etmiş sayılmasına rağmen Mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de; Mahkemece davacının katıldığı, davalı vekilinin mazeret sunduğu 14/10/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi için ara karar oluşturulmuş ve inceme günü verilmiştir. Davalı vekili ön inceleme duruşma gününe mazeret sunmasına rağmen mazerette ön inceleme duruşma gününün ertelenmesi talep edilmediği gerekçesi ile ön inceleme duruşmasının yapılmasına karar verilmiş, ancak mazeret hakkında olumlu ve olumsuz karar verilmemiştir. Tarafların defter ve kayıtlarının incelemesi günü ve sunulmaması halinde sonuçlarını belirtir ihtaratları içerir davetiye ve ön inceleme duruşma tutanağı da davalı vekiline tebliğ edilmemiştir. Davalı vekili tarafından davalının defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamış, davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında defter ve belgelerin yerinde incelenmesi için talepte bulunulmuş, Mahkemece 30/12/2020 tarihli duruşmada, davalı vekilinin ön inceleme duruşması için mazeret dilekçesi sunmasına, mazeretinin tutanağa geçmesine, mazereti hakkında karar verilmemesine ve duruşma tutanağı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmemesine rağmen, "davalı vekilinin önceki duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu, mazeretsiz hazır bulunmadığı, yokluğunda verilen inceleme gününde kendi ticari defter ve kayıtlarını hazır etmediği" gerekçesi ile yeniden inceleme talebinin reddine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından davacının defter ve kayıtları incelenmiş ve davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil ettiği, davalının defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmaması sebebiyle davacının defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği ve davacının davalıdan 27.511,60 TL cari hesap alacağı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından cari hesaba konu teslim alan kısmında farklı kişilerin ad ve soyad ve imzalarının bulunduğu irsaliyeli faturalar sunulmuş, Mahkemece bu kişilerin davalının çalışanı olup olmadığına ilişkin SGK'ya müzekkere yazılmış ve davalının çalışanı olmadığı tespit edildiğinden ve davacı tarafından faturalara konu ürünlerin davalıya teslimi hususu ispat edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Mahkemece davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmek üzere usulüne uygun ihtarat içerir kesin süre verilmesine ilişkin ara kararın tebliğ edilmemesine rağmen davalının defter ve kayıtlarını sunmadığı kabul edilerek yerinde inceleme talebi reddedilmek suretiyle davalının defter ve kayıtlarının incelenmemesi, davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmek üzere usulüne uygun ihtarat içerir kesin süre verilmesine rağmen sunmaması halinde HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacının defter ve kayıtlarına itibar edilip edilmeyeceğine ilişkin hükmünün tartışılmaması, Mahkemece de resen bilirkişi incelemesi yaptırılması mümkün olan davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının BA formlarında beyan edilip edilmediğinin incelenmemesi, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defter ve kayıtlarında yer almaması ve BA formlarında beyan edilmemesi halinde davacı tarafından sunulan irsaliyeli faturaların asıllarının davacı tarafından sunmasının sağlanmak suretiyle davalı şirket yetkilisinin isticvap edilerek teslim alan kısmında isimleri ve imzaları bulunan şahısların davalı çalışanları olup olmadığı, kimler olduğu, imzaların kime ait olduğu hususlarında beyanının alınmaması, bilirkişi raporunun aksine karar verilmesine rağmen itibar edilmeme gerekçesinin tartışılmaması ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2021 Tarih, 2020/102 Esas - 2021/424 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.