T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/625 Esas
KARAR NO: 2024/1445 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/374 Esas - 2021/902 Karar
TARİHİ: 08/12/2021
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı şirketin ... Kargo Sultan Şubesi'ne, 16.834,19 TL. değerindeki toplama bilgisayarın bulunduğu kargoyu, 2 koli halinde, toplam 278,81 TL. ücret karşılığında taşınmak ve alıcı ...’nın ... Mah. .... Sk. No:... İç Kapı No:.. Konak/İzmir adresine adreste teslim edilmek üzere 22/06/2020 tarihinde teslim ettiğini, bir kolinin 22.06.2020 tarihli ... numaralı, ... irsaliye numaralı 89.23 TL'lik fatura ile diğer kolinin ise 22.06.2020 ... numaralı ... irsaliye numaralı 189,58 TL'lik fatura karşılığında taşınmak üzere davalıya teslim edildiğini, alıcının kimliği ve adresinin açık olarak belirtildiğini, kargonun adrese teslim yapılması konusunda kargo çalışanlarının uyarılarak bilgisayarın içinde bulunduğu kolinin adrese teslim kargo olarak işleme alındığını, kargonun alıcısının ... olarak belirtildiğini, müvekkilinin alıcı ... ile yaptığı görüşmede kargonun kendisine ulaşmadığını öğrendiğini, ilgili kargonun, ... Kargo'nun İzmir Poligon şubesinde kimliği meçhul bir şahsa verildiğini, müvekkilinin uğradığı zarardan tam kusurlu kargo şirketinin sorumlu olduğunu, müvekkilinin 29/06/2020 tarihinde faturalar ile birlikte ... Kargo Sultan (İstanbul) Şubesi’ne yazılı başvuruda bulunmak istediğini ancak dilekçesinin alınamadığını, bunun üzerine İstanbul ... Noterliğinin 29/06/2020 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... Anonim Şirketi'ne kargonun iadesi veya uğranılan zararın tazmin edilmesinin talep edildiğini, ancak, cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafından kargosu kaybedilen müvekkiline, ürün bedeli 16.834,19 TL., kargo taşıma bedeli 278,81 TL. ve ihtarname bedeli 198,11 TL. olmak üzere toplam 17.311,11 TL.'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya karşı zamanaşımı defiinde bulunduklarını, davacının, davaya konu gönderi içeriğini Türk Ticaret Kanunu 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu, taşımaya konu ürünün müvekkil kusuruyla hasara uğradığı düşünüldüğünde dahi davalının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, gönderenin, gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, servise gönderilen ürünün hasarlı bir ürün olup davalının ürünü kargoya verilmeden önce hasarsız olduğunu ispat etmesi gerektiğini, taşımaya konu ürünün ne olduğu, hangi hasara yönelik servise gönderildiği, bildirilen hasarın taşımadan evvel mevcut olmadığının ispatının davalı tarafça yapılması gerektiğini, davaya konu taşıma ilişkisinde taşınan ürünün niteliği, cinsi gibi özelliklerinin göndericisi tarafından bildirilmediğini, bu nedenle taşınan ürünün ne olduğu bilinemediğini, davalının salt beyanıyla "TOPLAMA BİLGİSAYAR" taşındığının ve ürünün değerinin 16.834,19 TL. olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafından sunulan, herhangi bir satışa ait olabilecek faturanın, taşıması yapılan ürünün niteliğine yönelik delil olarak kabul edilebilmesinin de mümkün olmadığını, taşımaya konu gönderinin müvekkil kusuruyla zayi olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, ürünün tamamının zayi olduğu durumlarda Türk Ticaret Kanunu 880. vd. maddelerinde tazminatta esas alınacak değer ve sorumluluk sınırlarının açıkça düzenlendiğini, taşımaya konu ürünün, T.T.K. 886. maddesinde belirtildiği gibi müvekkilinin kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden kaynaklanmadığını, dolayısıyla davalının tazminat talebinin reddi gerekmekle birlikte, davalı müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi durumunda, sorumluluğun Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği gönderi ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olacağını belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/12/2021 tarih ve 2020/374 Esas - 2021/902 Karar sayılı kararında; "Dava, hukuki niteliği itibariyle taşıma sözleşmesinden kaynaklı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davacının davalı kargo şirketi tarafından kargosunun kayıp edilmesi nedeniyle 16.834,19 TL. ürün bedeli, 278,81 TL. taşıma bedeli, 198,11 TL. ihtarname bedeli olmak üzere toplam 17.311,11 TL. bedelin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Tarafların delilleri toplanarak, dosya taşıma alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, taşıma bilirkişiye dosyada mübrez 08/03/2021 tarihli bilirkişi kök raporu ve 29/07/2021 tarihli bilirkişi ek raporu tanzim ettirilmiştir. Dosyada mübrez 08/03/2021 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; mahkememizin görevlendirmesi gözetilerek raporda sektörel yönde ve TTK'nun ilgili hükümleri kapsamında yapılan tespitler ve değerlendirmeler neticesinde; a)Taşıyıcı emtia-eşyayı-kargoyu teslim aldığı hali ile gönderilen alıcısına eksiksiz, hasarsız ve zıyaı uğratmadan teslim etmek zorunda olduğu, bu anlamda taşıyıcı edimini yerine getirirken emtia - eşyayı koruma borcu dolayısıyla, emtia-eşya zararı ile zıyaından doğan sorumluluğu emtia-eşyayı teslim alması ile başları ve eşyanın tasarruf hakkı gönderilen alıcısının yahut ta sahibine teslim ile son bulduğu, uyuşmazlığa konu davada somut olay bakımından, davalı taşıyıcı, davacı taşıtandan emtia-kargoyu tam ve hasarsız teslim almış olmasına karşın, gönderilen alıcısına teslim ettiğini ispatlayamadığı, dolayısıyla geçici zilyetliğinde taşıdığı emtia - eşyaya özen borcunu göstermeyerek edimini yerine getirmediği göz önünde bulundurulduğunda, emtia - kargoyu zıyaı uğrattığının kabul edilmesi gerekeceğinden hata ve kusurlu olduğu, mahkememizi takdirinde olmak üzere değerlendirildiği, b)Davalı taşıyıcının TTK. M. 875/1 atfı ile TTK. M. 882/1,2-a,4 hükmü uyarınca 50kg./brüt +20 kg/brüt=70 kg/brütx8,33=583,10 ÖCH (SDR) tutarında davacı taşıtana sınırlı sorumlu olduğu üst sınır olarak hasar tazmini ile yükümlü olduğu, zıyaı uğrayan kargosu için davacı yanın davalı taşıyıcıdan 583,10 ÖÇH (SDR)x9,4353 TL. = 5.501,72 TL. Talep edebileceği, ( kargonun taşıcıya teslim edildiği 22.06.2020 tarihindeki TCMB SDR/TRY paritesi baz alınmıştır) c) TTK m.883/1 hükmü uyarınca, yukarıda (b) de hesaplanan tazminata ilaveten davacı yanın davalı yandan 189,58 TL. + 89,23 TL:. = 278,81 TL. tutarında taşıma ücretlerini de talep edebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dosyada mübrez 29/07/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; mahkememizin ek rapor hazırlamak üzere görevlendirmesi gözetilerek, raporda tekrar detayları verilen inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; uyuşmazlığa konu davada somut olay bakımından zıyaı uğrayan kargo-emtianın sektörel yönde ve yasal mevzuat bakımından irdelenerek yasa maddelerinin yorumunda konunun hukuki nitelemesi tamamen mahkememize ait olmak üzere tarafların kök rapora yaptığı itirazlara katılmadığı ve kök raporda yer alan görüşünde ısrar ettiğine dair işbu raporu tanzim ettiği bildirilmiştir. Dava hukuki niteliği itibariyle kargo taşıması esnasında kaybolan eşya bedelinin tahsiline ilişkin olup, Tarafların delilleri toplanarak, taşıma konusunda uzman bilirkişiden oluşan bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu tanzim ettirilmiş ve denetime uygun olan mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan raporu dikkate alınarak uyuşmazlığa konu emtianın davalı taşıyıcı tarafından düzenlenmiş herhangi bir ambar tesellüm fişi ve/veya taşıma irsaliyesi bulunmadığı, davalı tarafından sunulan iki adet gönderi bilgileri bulunduğu, 22/06/2020 tarihli ve 85 ağırlık(kg):50 gönderi ile 22/06/2020 tarihli 34 ağırlık kg:20 gönderilerin bulunduğu, ancak davalı tarafından bunların alıcılarına teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı bu nedenle gönderilerin ziya uğradığının kabul edilmiştir. davacı tarafından iddia edilen paket içerisinde bilgisayar olduğu hususunun ispata muhtaç olduğu davacı tarafından kargo teslim tutanağının dosyaya sunulmadığı içeriğinin ispatlanamadığı, uyuşmazlığa konu davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, davalı taşıyıcının, davacı yana ait emtia-eşyaya karşı özen borcunu göstermeyerek edimini ifa etmediği, eşyanın ziya uğraması sonucu hasara sebebiyet verdiği, TTK m. 875/1, 882/1 ve 4 hükmü uyarınca meydana gelen hasarda davacının davalıdan hasar bedeli 5.501,72 TL, taşıma ücreti 278,81 TL ve 198,11 TL ihtar bedelini talep edebileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile bu bedellere temerrüt tarihi olan 06/07/2020 itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 5.501,72 TL. Hasar tazmini, 278,81 TL. Taşıma ücreti, 198,11 TL. İhtar bedelinin 06/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup usul ve yasaya aykırı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma gereğinin hasıl olduğunu, Davacının, davaya konu gönderi içeriğini Türk Ticaret Kanunu 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu; davacı tarafça gönderi içeriğini tevsik edici belge sunulamamasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, Türk Ticaret Kanunu 858. Maddesinde iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, gönderi içeriğine, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına, teslim alındığı sırada dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna karine teşkil edeceğinin düzenlendiğini; davacı tarafından davaya konu gönderi ile ilgili taşıma senedi sunulmadığından, gönderi içeriğine yönelik beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2012/6025E. 2013/5781K., Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2012/6025E. 2013/5781K.) Mahkemece, davaya konu gönderi içeriği ispatlanamadığından SDR cinsinden yapılan hesaplamaya göre müvekkilinin sorumluluğuna gidilmişse de, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğunu, davacı gönderinin alıcısı dışında 3. bir kişiye teslim edildiğini iddia etmişse de bu iddiasını ispatlayamamış olmasına rağmen müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, Davacının gönderinin alıcısı dışında 3. bir kişiye teslim edildiği iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkili şirketin, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek teslim aldığı ürünleri zamanında ve usulüne uygun olarak alıcısına teslim ettiğini; davacı tarafça gönderinin 3. bir kişiye teslim edildiği ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu gönderinin 3. bir kişi tarafından teslim alındığı düşünüldüğünde dahi, iğfal kabiliyetine haiz sahte kimlik nedeniyle personelin yanıltılarak gönderinin teslim alınmasından müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini; müvekkili şirket personellerinin, müşterilerine kargo teslimi yaparken şirket politikasına uygun bir biçimde gerekli bütün özeni gösterip kargo alıcılarının kimlik kontrolünü sağlayarak, TC kimlik numarasını ve imzasını sistemlere işleyerek kargoları teslim etmekte olduğunu ancak sade bir vatandaş olan personelin iğfal kabiliyetine haiz bir belgenin sahte olup olmadığını TC kimlik numarasının doğru olup olmadığını tespit edebilmesinin mümkün olmadığından teslime yönelik müvekkili şirkete kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığını, Gönderi bilgilerinin gönderen ve alıcısına özel olup 3. bir kişinin bu bilgileri bilebilmesinin mümkün olmadığını; gönderiye ilişkin bilgilerin 3. kişiyle paylaşılması halinde müterafik kusur söz konusu olacağından bu hususta bir değerlendirme yapılmadan verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, somut olayda davacı gönderinin alıcısı dışında 3. bir kişiye teslim edildiğini iddia etmekte olduğunu; kabul manasına gelmemek kaydıyla böyle bir durumun gerçekleşebilmesi için gönderi bilgisinin 3. bir kişiyle paylaşılması gerekitiğini; dolayısıyla davacının gönderi bilgilerini 3. bir kişiyle paylaşması halinde müterafik kusur söz konusu olacağından tazminata ilişkin sorumluluğunda kusur durumuna göre belirlenmesi gerekeceğini; hal böyle iken mahkemece müterafik kusur değerlendirilmeden hüküm tesis edilmesi nedeniyle eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılmasına, müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle; usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili her ne kadar istinaf talebinden bulunmuşsa da 18/02/2022 tarihli istinaf isteminden vazgeçtiğine ilişkin dilekçesi dikkate alınarak ilk derece mahkemesince 23/12/2022 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taşıma sözleşmesine konu eşyanın alıcısına teslim edilememesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; kendisine ait toplama bilgisayarın alıcı ...'a adreste teslim edilmesi için iki koli halinde davalıya teslim edildiğini, davalının kargonun adrese teslim edilmesi için standart ücret yanında ek ücret de aldığını, alıcının kargonun kendisine ulaşmadığını bildirmesi üzerine şubeye başvurduğundan, kargonun şubede alıcı dışında kimliği kontrol edilmeden üçüncü bir kişiye teslim edildiğini öğrendiklerini, toplama bilgisayarın değerinin 16.384,19-TL olduğunu, zararın karşılanmaması nedeniyle davalıya ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen zararın karşılanmadığını ileri sürerek, eşyanın bedeli ile taşıma ücreti ve ihtar masrafının tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının gönderi içeriğini ve gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun herhalde sınırlı sorumluluk olduğunu savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanarak taşıma ve lojistik uzmanı bilirkişiden alınan kök ve benzer sonucu içeren ek rapor doğrultusunda, davalının sınırlı sorumluluğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının dava konusu gönderi içeriğini ispat edememesi nedeniyle davanın reddi gerektiği, davalının sahte kimlikle şubeye başvurulmuş olması ihtimalinde, kimlik ve gönderi bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasında davacının kusurlu kabul edilmesi gerekeceği, mahkemece bu hususta araştırma yapılmadığı yönündedir. Somut olayda; dosyaya mübrez iki adet kargo faturası kapsamına göre; davacı tarafından davalıya 22/06/2020 tarihinde 50 kg ağırlığında bir koli ile, 20 kg ağırlığında bir koliden oluşan iki koli eşyayı taşımak üzere teslim ettiği sabit olup, TTK'nun 875/1 maddesi uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, davalı tarafından dava konusu taşımaya ilişkin taşıma irsaliyesi sunulmadığı gibi, kolilerin davalının alıcısına teslim edildiğini gösterir herhangi bir teslim evrakı da sunulmadığı, diğer ifade ile kargonun alıcısına teslim edildiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi tarafından, kargonun içeriğine ilişkin davacı iddiasına göre değil, her bir faturaya konu kargonun ağırlığı üzerinden sınırlı sorumluluk hesabı yapıldığı, davalı yanın ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında, kargonun sahte kimlik sunmuş kişilere teslim edilmiş olabileceğine yönelik bir savunma ileri sürmediği, bu savunmanın HMK'nun 357 maddesi uyarınca istinaf yargılaması aşamasında ileri sürülemeyeceği, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 102,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 325,50-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.