T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/685 Esas
KARAR NO: 2023/1886 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/483 Esas - 2022/718 Karar
TARİHİ: 13/10/2022
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 30/11/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, ihyası talep edilen ... Tic. Ltd. Şti.'nin münferiden yetkilisi iken anılan şirketin haberi olmadan sicilden terkin edildiğini, anılan şirketin davacı olduğu İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/167 Esas numaralı dosyasıyla devam eden davası olduğunu, Mahkemenin 07/06/2022 tarihli ara kararı ile davayı açmak için mehil verildiğini, sözü edilen şirket açısından dava devam ettiğinden 6100 sayılı HMK'nın 52 ve 54 maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasının gerektiğini belirterek ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin tüzel kişilinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin TTK.nın 32. maddesi ve Ticaret sicili yönetmeliğinin 34. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili ticaret sicili müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Tic. Ltd. Şti.'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi, Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5. maddesi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 7. maddesi kapsamında; Adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Geçici 7. maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5. maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Geçici 7. maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini belirterek müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağından yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 2022/483 Esas - 2022/718 Karar sayılı kararnda;"Dava, TTK.nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/167 Esas sayılı dosyası ve ticaret sicil kaydı celp edilmiştir.Ticaret sicil kaydına göre ihyası istenilen şirketin; ... Mah. ... Cad. ... Tic. Mer. K:... No:... Şişli/İSTANBUL adresinde kayıtlı iken, 09/10/2015 tarihinde re'sen terkin edildiği ve davacının şirket yetkilisi olduğu görülmüştür. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/167 Esas dosyasının incelenmesinde; ihyası istenilen şirketin 07/06/2007 tarihinde ... San.Tic. Ltd. Şti.ne karşı itirazın iptali davası açtığı ve davanın derdest olduğu, Mahkemece şirketin ihyası davası açmak üzere süre verildiği görülmüştür.İhyası talep edilen şirketin açmış olduğu davanın derdest olduğu, bu dosya için şirketin ihyası gerektiği ve davacının da şirket yetkilisi olması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.TTK.nın geçici 7. maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. TTK.nın geçici 7/2 maddesinde davacı veye davalı sıfatıyla davaları devam eden şirket veya kooperatifler için bu madde hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmiştir. TTK.nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK.nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan genel ilan ve şirkete gönderilen ve tebliğ edilemeyen ihtar dışında, şirket yöneticisine ihtarat çıkarttığına ilişkin herhangi bir mazbata/belge dosyaya sunulmamıştır. TTK.nın geçici 7. maddesi hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu, davalı tarafça ispat edilememiş olup, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından ayrıca şirketin devam eden davası bulunması nedeniyle, TTK.nın geçici 7/2. maddesine göre sicilden resen terkin işlemi yapılmasının doğru olmadığından ihya koşullarının oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Davada İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün TTK.nın geçici 7. madde çerçevesinde yapılan terkin işleminin hatalı olduğundan, HMK.nın 326. maddesi uyarınca davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur. (İstanbul BAM 43. HD. nin 07.04.2022 tarih ve 2020/867 E., 2022/445 K. sayılı ilamı.) Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, ... Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, kararın tescil ve ilanına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "1-Davanın KABULÜ İLE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken 09.10.2015 tarihinde sicil kaydı resen terkin edilen ... LİMİTED ŞİRKETİ‘nin İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/167 E. sayılı davası ve bu dava ilgili müteakip işlemler ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Kararın TESCİL ve İLANINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 49,75 TL tebligat- müzekkere gideri olmak üzere toplam 211,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık asgari ücret tarifesine göre 9.200 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 09.10.2015 tarihinde 6102 sayılı türk ticaret kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca, re’sen Ticaret Sicilinden terkin edilen ... Limited Şirketi'nin ihyasına, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; müvekkili ticaret sicili müdürlüğünün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olmakla; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiklerini, Mevzuat gereğince, dava konusu edilen şirketi sicilden terkin eden müvekkilininin davanın açılmasında kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, davanın açılmasına sebep verdiğinden hiçbir biçimde bahis mümkün olmadığını, diğer yandan, mevzuat gereğice işlem yapan müvekkilinin yaptığı işleminin de hukuka uygun olduğunu ve mevzuatta, re’sen terkine ilişkin tüm prosedürü yerine getirdiğinin belirtilmesi gerektiğini, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici m.7 ve buna ilişkin ikincil Mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin; hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Ticaret Limited Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi” “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “Adresinin tespit edilemediği” hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7 uyarınca, re’sen terkin kapsamına alınan şirketlerin/kooperatiflerin, bu durumun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren iki ay içerisinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkile ibraz etmesi ya da bu kapsama alınan şirketin/kooperatifin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi ve ayrıca, mezkur hüküm kapsamına giren şirketin/kooperatifin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından), buna ilişkin yazılı beyanın, müvekkili Müdürlüğe verilmesi gerektiğini, Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu) ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu; ancak, bu ihtara rağmen, dava konusu şirketin, yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de, Mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimlerin (ihtar) gönderildiğini ve fakat şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazılarının, adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini; mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, Gerçekten de; firmaya yollanan ihtarın 10.07.2015 tarihinde, adresten taşındığı için iade edildiğini; başka bir deyişle; mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, Buna göre de, yerel mahkeme kararında belirtildiği gibi gerekli tebligatın eksik yapılmasının söz konusu olmadığını ve bu bakımdan da, bir an için dava kabul dahi edilse, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, Gönderilen ihtarda da, davaya konu şirket gibi re’sen terkin kapsamındaki şirketlere gönderilen “re’sen terkin kapsamına alınan şirket(ler)in, kendilerine yapılan tebligattan itibaren iki ay içinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkili Müdürlüğe ibraz etmeleri ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunmadığına ilişkin yazılı beyanını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğinin ifade edildiğini; tüm bu tebligatlara ek olarak, ayrıca, dava konusu şirketin terkin edileceği hususunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte, Ticaret Sicili Gazetesinde ilan da edildiğini, Diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığının bir an için kabul edilse dahi, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını; gerçekten de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususunun vurgulandığını; buna göre de, mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkili Müdürlük tarafından yapılan bildirimlern (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilinin eksik bir işleminden bahsin dahi mümkün olmadığını, Aşağıda yer alan Yargıtay kararının da yukarıda açıklanan hususu ve müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini doğrulamakta olduğunu, "...dosya içinde yer alan ticaret sicil evrakında davalı müdürlüğün ihyası istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın “Bu sokak yok” şerhi ile bila döndüğü, 07/10/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığı ve 28/01/2014 tarihinde şirketin terkin edildiği anlaşılmaktadır. İhyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/4. maddesindeki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden, dava konusu terkin işleminde usulsüzlük bulunmamakta olup, aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarihli, E. 2020/1551 K. 2020/3396 sayılı ilâmı) Dava konusu şirketin kaydının açılmasının, müvekkile bildirimi dahi yapılmayan bir asliye ticaret davasına ilişkin olması üzerinde de durulmasının gerektiğini; zira derdest davası olan şirketler hakkında işlem yapılamamasının da, ancak, bu hususun, müvekkile bildirilmesi ile mümkün olabilecek nitelikte olduğunu; mevzuat gereğince re’sen terkin kapsamına giren binlerce şirketten hangisinin derdest davası bulunduğunu, müvekkilinin gerek teknik gerekse fiili olarak saptamasının mümkün olmadığını ve bundan dolayı, re’sen terkin kapsamına alınmış ve devam eden davası bulunan şirketlerden, ancak bu hususu bildirenlerin kaydının silinmediğini, buna göre; dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede devam eden davası bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığının saptandığını, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ilâmında da (2020/2213 E. 2020/3665 K.) anılan hususa işaret edilerek; müvekkil Müdürlüğün ancak ve ancak bu hususta bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş olması hâlinde yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulabileceğine karar verilmiştir. Kaldı ki; dava dilekçesinde müvekkil Müdürlüğe bu hususta bir bildirimde bulunulduğu iddia edilmediği gibi dava konusu şirketin sicil dosyasında da bu yönde bir evraka rastlanılmamıştır." denildiğini, Esasen davacı vekilince re'sen terkin işleminin mevzuata aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir iddia mevcut değilken (nitekim aksi kabul edilmemekle birlikte aşağıda da açıklandığı üzere, re'sen terkin işleminin mevzuata uygun olduğunu); ilk derece mahkemesince, re'sen terkin işleminin denetlenmesinin usulen ve Yargıtay içtihatlarına göre mümkün olmadığını, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/2299 E. 2020/4113 K. sayılı ilâmı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 04.11.2021 tarihli, E. 2021/1753 K. 2021/1571 sayılı ilâmı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve E. 2019/825 K. 2021/494 sayılı ilâmı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve E. 2020/1527 K. 2021/772 sayılı ilâmı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ve E. 2019/1120 K. 2021/687 sayılı ilâmı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 31.12.2021 tarihli ve E. 2021/1503 K. 2021/1551 sayılı ilâmı) Sonuç olarak; dava konusu şirketin hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesine ve emsal içtihatlara rağmen, eksik inceleme ve değerlendirmeyle dava konusu şirketin terkin işlemlerinin hatalı olduğunun kabul edilmesi ve TTK geçici m. 7/2'ye aykırı bir durumunda bulunmamasına ve sicil kayıtlarına bu hususta intikal eden bildirimin bulunmamasına rağmen müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve işbu kararın kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın açılmasına neden olmayan müvekkili aleyhine yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin derdest dava bulunması sebebiyle tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir.İhyası talep edilen şirketin, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 09/10/2015 tarihinde, adresin tespit edilememesi gerekçesi ile sicilden re'sen terkin edildiği, davacının yetkilisi olduğu şirketin İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/167 esas sayılı dosyasında davacı sıfatıyla taraf olduğu, anılan dosyanın dava tarihinin 07/06/2007 olduğu, bu dosyada verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 2021/167 esasını aldığı, davanın halen derdest olduğu, mahkemenin 07/06/2022 tarihli ara kararı ile davacı yana ihya davası açmak üzere süre verdiği, terkin edilen şirketin terkinden önceki son yetkilisi olduğu sicil kayıtlarından anlaşılan ... tarafından iş bu ihya davasının açıldığı, derdest yargılamanın devamının sağlanması bakımından davacının ihya talep etmekte hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. anlaşılmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 09/10/2015 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket yetkisine tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan adresin tespit edilememesi hali, TTK'nun geçici 7 maddesinde sayılan münfesih olma veya münfesih sayılma sebepleri arasında yer almamaktadır. Bu hal 30/12/2012 tarihli ve 25513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde düzenlenmekte olup, kanunda yer alamayan bir münfesih sayılma sebebinin tebliğ ile düzenlenmesi mümkün değildir. Şu halde yapılan terkin işleminin hem dayandığı sebep hem de izlenmesi gereken usul bakımından yasaya uygun olmadığı, geçici 7. Maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, HMK'nun 323/1-ğ bendi uyarınca vekalet ücretinin yargılama giderlerinden sayıldığı, HMK'nun 326/1 fıkrası uyarınca kanunda yazılı haller dışında, mahkemece yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğinin açıkça düzenlendiği, mahkemece bu yönde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin yapılan terkin işleminin usule uygun olduğuna, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/5025 esas, 2023/5613 karar sayılı, 05/10/2023 tarihli ilamı).Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yolu başvurma harcının ve istinaf karar harcının talep halinde iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.