T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/205 Esas
KARAR NO: 2024/889 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/403 Esas - 2021/31 Karar
TARİHİ:13/01/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde, Müvekkil Şirket'in cari hesap alacağının tahsili amacıyla borçlu/davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. Sayı ile icra takibi yapıldığı, davalı tarafından söz konusu icra takibinde gönderilen ödeme emrine itiraz edildiği ve takip durduğu, davalı tarafın, söz konusu itiraz dilekçesinde Müvekkili Şirket'e herhangi bir borcu olmadığını beyan etmek suretiyle ödeme emrinde yer alan borcu inkar etmek suretiyle borç ile birlikte borcun tüm fer'ilerine ve faize de itiraz ettiği, davalı tarafından yapılan itirazın açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğu, takibe konu borcun, taraflar arasındaki uzun yıllardır süregelen cari hesap ilişkisine dayanmakta olduğu, davalı şirketin cari hesap ilişkisini inkar etmemekle beraber borca ve tüm ferilerine itiraz etmiş olmasına karşın işbu mesnetsiz iddiasını destekler herhangi bir belgeyi icra dosyasına sunmadığı, gerek HMK'nun atıf yapılan maddesi gerekse de anılan Yargıtay ilâmı uyarınca, ispat külfetinin cari hesap ilişkisini kabul edip borca itiraz eden davalı borçluya geçtiğinin alenen ortada olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap özeti ile de Müvekkili Şirket'in alacağının açıkça sabit olduğunu beyanla davalı/borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, kötüniyetli karşı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere üst hatten icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davanın yetkili mahkeme olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinde görülmek üzere yetkisizlik kararı verilerek gönderilmesini talep ettiğini, davacı vekili tarafından işbu dava ikame edilirken herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, dosyaya ibraz edilen bir delil var ise de bu delillerin müvekkili Şirkete tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde yer almadığını, Mahkeme dosyası haricen incelendiğinde de mahkeme dosyasına tensip zaptına rağmen bir delil sunulmadığının görüldüğü, HMK’nın amir hükümleri çerçevesinde de dava dilekçesi ile birlikte dosyaya ibraz edilmeyen delillerin, tensip zaptında da davacıya süre verilmiş olmasına rağmen dosyaya delil ibraz edilmediğinin görüldüğü, davacı tarafından delil ibraz edilmiş olmasına rağmen taraflarına tebliğ edilmemiş ise, bu hususun müvekkili Şirketin savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğu, dosyada davacının iddialarını ispatlar nitelikte herhangi bir delil bulunmadığı dikkate alınırsa dosya üzerinde karar verilmesinin mümkün olduğu, kural olarak, icra takibinin yürütüldüğü icra dosyasına vekil aracılığı ile itiraz edilmiş ise itirazın iptali davasının dava dilekçesi itirazı yapan avukata tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafından başlatılan icra takibi bir belgeye dayanılarak yapılmadığından, ispat yükünün yer değiştirmesi hukuken mümkün olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacının da dava dilekçesine delillerini eklemediği, tensip zaptında yer alan ara karara rağmen de dosyaya delil ibraz etmediği, bu sebeple de davacının davasını ispat edemediği aşikar olduğundan davanın esastan da reddini talep ettiklerini, müvekkil Şirket ile davacı Şirket arasında kurulan lojistik işi kapsamında, davacı Şirket müvekkil Şirketin ürünlerini müşterilerine hasarsız bir şekilde teslim etmesi gerektiği, ancak davacı Şirketin müvekkili Şirketin müşterisi olan ... Şirketine teslim etmesi gereken ...’se taşıma esnasında zarar verdiği ve müvekkili Şirketin müşterisinin de bu ürünü almadığı, bahse konu bu ürünün de taşıma esnasında zarar gördüğünün raporlarla da tespit edildiği, davacı Şirketin, müvekkili Şirketin bu zararını karşılamamış olmasına rağmen bir de üstüne alacağı olduğunu iddia ettiği, bunun yanı sıra davacı Şirketin müvekkili Şirkete vermiş olduğu hizmet kapsamında tüm ödemelerini yapmış olduğu, davalının davacı Şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı, müvekkili Şirketin cari hesap kayıtları ile de sabit olduğu ve davacı Şirket tarafında da dosyaya aksine herhangi bir delil sunulmadığından müvekkili Şirketin borcu bulunmadığı, bu kapsamda da yapılan itirazın hukuka uygun ve kötüniyetli olmadığı, bu sebeple de davacının söz alacağı yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacağı da bulunmadığı, bu sebeple de icra inkar tazminatının reddini talep ettiklerini, davacının yapmış olduğu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğundan davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla davacının davasının reddine, davacı aleyhine haksız talep edilen meblağın %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/01/2021 tarih 2019/403 Esas - 2021/31 Karar sayılı kararında; "Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, icra takibine davalı borçlu tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, kötüniyetli karşı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, yetkili mahkeme olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, davalının davacı Şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine ve kötüniyetli alacaklı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı şirket tarafından borçlu davalı aleyhine başlatılan adi takip yolu ile icra takibine borçlu davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı tarafça davaya yetki itirazında bulunulmuş ise de; 6098 sayılı TBK’nun 89. maddesine göre davacı tarafça kendi yerleşim yerinin bulunduğu icra dairelerinin ve mahkemelerin de yetkili olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın davaya yaptığı yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile; tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi (24.05.2019) itibariyle davalı yandan 85.134,33 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise takip tarihi (24.05.2019) itibariyle davacının davalı yandan -65.281,70 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki cari farkın 85.134,33 - 65.281,70 = 19.852,63 TL olduğu, taraflar arasındaki cari farkın, davacının sehven mükerrer kaydı haricinde, davalı yanın düzenlemiş olduğu iade faturalarından kaynaklandığı, tarafların cari kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı yanın düzenlemiş olduğu 26.10.2018 tarihli ... Nolu 19.100,83 TL tutarlı iade faturası ve 28.12.2018 tarihli ... Nolu 944,00 TL tutarlı iade faturasının geçerli olduğu yönünde kanaate varması halinde takip tarihi (24.05.2019) itibariyle davacının davalı yandan 65.281,70 TL alacaklı olduğu dava tarihi (18.09.2019) itibariyle ise alacağının olmadığı, aksi yönde kanaate varılması halinde ise takip tarihi (24.05.2019) itibariyle davacının davalı yandan 85.134,33 TL alacaklı olduğu dava tarihi (18.09.2019) itibariyle ise 20.044,83 TL alacaklı olduğu, tespit edilmiştir.Lojistik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile; Teslimat esnasında olduğu var sayılan hasarın davacı olan taşıyıcının sorumluluğu dışında gerçekleştiği, davalının oluşan hasardan dolayı kesmiş olduğu faturanın geçersiz olduğu, her hangi bir maddi teknik hasar tespiti yapılmadan davacının mevcut cari alacağı kadar iade faturası düzenlemesinin kötü niyet teşkil ettiği, muhasebe bilirkişisinin hesaplaması sonucu tespit edilen ve ödenmeyen 20.044,83 TL cari alacağının davalı tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, davacının 24.05.2019 tarihinden itibaren faiz talep edebileceği, tespit edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; taraflar arasında taşıma hizmetinden kaynaklı ticari ilişki ve buna bağlı olarak cari hesaba dayalı ilişkinin bulunduğu, davacı tarafça cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, davalı tarafın süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından süresi içinde 20.134,33-TL yönünden itirazın iptali istemli dava açıldığı anlaşılmakla, yargılamaya devam olunmuştur.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifeti ile yapılan inceleme neticesinde; davacının ticari defterlerine göre 24/05/2019 tarihi itibariyle davalıdan 85.134,33-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle davacıya 65.281,70-TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki cari farkın 19.852,63-TL olduğu, cari farkın davalı yanın düzenlemiş olduğu iade faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.Davalı tarafça, davacı taraf ile kurulan lojistik hizmeti kapsamında ürünlerini müşterilerine hasarsız bir şekilde teslim yükümlülüğü bulunduğu, davacının müvekkilinin müşterisi ... şirketine teslim etmesi gereken emtiaya taşıma esnasında zarar verdiği, ürünün taşıma esnasında zarar gördüğünün ... yetkililerinin de imzaladığı raporla tespit edildiği, iade faturaların ispat edilen maddi vakıaya dayandırıldığı savunmasında bulunulduğu anlaşılmıştır. Dosya üzerinde lojistik konusunda uzman bilirkişi marifeti ile yapılan inceleme neticesinde; varış adresinde ilgili yükün teslim evrakına alıcı tarafından her hangi bir eksik ya da hasar şerhi düşülmediği, bu netice ile alıcı tarafından hasarsız, tam ve eksiksiz teslim alındığının anlaşıldığı, teslimata ait alıcı ve taşıyıcı tarafından hasara dair iki taraflı bir tutanak tutulmadığı, teslimat akabinde tutulan raporda "taşımada yetersiz paketlemeden dolayı hasar gördüğü, direkt palet üzerine yatırıldığı"na dair not tutulduğu, bu durumda yetersiz ambalajlamadan dolayı kaynaklanan ziya veya hasarlarda taşıyıcının sorumluluğunun ortadan kalkacağı, sorumluluğun gönderen tarafında olacağı tespit edilmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan sevk irsaliyesinin incelenmesinde teslim eden ve teslim alan imzalarının yer aldığı, ... nolu 25/09/2018 tarihli Servis Raporunun incelenmesinde, "Devreye alma işlemi için mağazaya gelindi. Cihaz taşımadan ve paketlemeden dolayı hasar görmüştür. Kurulum yapılamadı. Paketleme yapılmamış. Paletin üzerine yatırılmış" şeklinde rapor düzenlendiği, raporun davalı yetkilisi ve davalı taraf müşterisi ... yetkilisi tarafından imzalandığı, görülmüştür. Davalı tarafça 09/12/2020 tarihinde Uyap üzerinden sunulan rapora itiraz dilekçesinde, taşıması gereken ürünün davacıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğinin beyan edildiği, hasarın taşıma esnasında meydana geldiğine dair dilekçe ekinde paketleme şeması başlıklı paketleme işlemini gösterir fotoğrafları sunduğu görülmüştür. Ancak sunulan fotoğrafların paketleme işleminin yapılma süreçlerini gösterir örnek fotoğraflar ve genel talimatlar içerdiği görülmüş, uyuşmazlık konusu emtianın paketlenmesine ait olmadığı anlaşılmıştır. 25/08/2018 tarihli davalı yetkilisinin de imzasının yer aldığı servis raporunda taşınan emtia ile ilgili "paketleme yapılmadığının" tutanak altına alındığı, taraflar arasında taşınacak emtianın paketleme işleminin davacı tarafça yapılacağına dair özel bir anlaşmanın olmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 862 maddesinde "Eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla yükümlüdür. " düzenlemesine yer verildiği, taşınan emtianın ziya ve hasarı önleyecek şekilde paketlenerek davacıya teslim edildiği ve hasarın davacının özensiz taşımasından meydana geldiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, bu hali ile iade faturaların dayanağı olduğu iddia edilen maddi vakıanın ispatlanamamış olduğu, davalının takip tarihinden sonra yapmış olduğu ödemeler sonucunda davacının davalı yandan 19.852,63-TL bakiye alacağı olduğu anlaşılmış olup, davacı tarafın başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 19.852,63-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin belirlenen miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca alacağın likit ve takibe itirazın haksız olması nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 3.970,52-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir."gerekçesi ile, "Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 19.852,63-TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin belirlenen miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 3.970,52-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava dilekçesine karşı cevap dilekçelerinde yer verilen usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu; öncelikle usule ilişkin itirazlarını sunduklarını, Davanın yetkili mahkemede ikame edilmediğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunun (“HMK”) 6. Maddesinin;“genel yetkili mahkeme, davalı … tüzel kişinin .. yerleşim yeri mahkemesidir.” şeklinde düzenlendiğini; müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı adresinin, Tuzla olarak görünmekte olduğunu, bulunduğu adresin yetki sınırının İstanbul Anadolu Mahkemesi olduğunu ancak davacı tarafından ikame edilen işbu davanın İstanbul Mahkemelerinde ikame edildiğini, özel bir düzenleme yok ise HMK'nun 6. maddesi kapsamında davalı tüzel kişinin ikamet adresinde açılması gerekirken yetki sınırı dışında ikame edilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, Prof. Dr. Baki Kuru’nun İcra ve İflas Hukuku kitabının 164. Maddesinde de bu hususun, itirazın iptalinin davasının HMK’nın 5. Vd maddeleri kapsamında göre de borçlunun ikametgah yerinde ikame edilmesi gerektiğinin irdelendiğini, bu sebeple, davanın yetkili mahkeme olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinde görülmek üzere yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken İstanbul Ticaret Mahkemesinin davayı yürüterek karar vermesinin usule aykırı olduğunu; Davacı vekili tarafından işbu dava ikame edilirken herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini; eğer dosyaya ibraz edilen bir delil var ise de bu delillerin müvekkili şirkete tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde yer almadığını, mahkeme dosyası haricen incelendiğinde de mahkeme dosyasına tensip zaptına rağmen bir delil sunulmadığının görüldüğünü; HMK’nın amir hükümleri çerçevesinde de dava dilekçesi ile birlikte dosyaya ibraz edilmeyen delillerin, tensip zaptında da davacıya süre verilmiş olmasına rağmen dosyaya delil ibraz edilmediğinin görüldüğünü, bunun yanı sıra, davacı tarafından delil ibraz edilmiş olmasına rağmen taraflarına tebliğ edilmemiş ise, bu hususun müvekkili Şirketin savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu, Bunun yanı sıra, HMK’nın 320. Maddesinin;“Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” şeklinde düzenlendiğini, dava dilekçesi 18.09.2019 tarihli olup davanın 18.09.2019 tarihinde ikame edildiğini; dava dilekçesi ekinde, cari hesap tablosu olduğu yazılmışsa da dosya kapsamında bu hesap tablosuna taraflarınca rastlanamadığını, tensip zaptının davacı tarafa 24.09.2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, delil listesinin ise 25.12.2019 tarihinde dosyaya ibraz edildiğini, dolayısıyla dosya incelendiğinde, davacının süresinde dosyaya sunmadığı deliller dikkate alınarak karar verilmesinin usule ve hakkaniyete aykırı olduğundan istinaf taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, Dava dilekçesinin icra dosyasına itiraz eden avukata tebliğ edilmediğini, müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, kural olarak, icra takibinin yürütüldüğü icra dosyasına vekil aracılığı ile itiraz edilmiş ise itirazın iptali davasının dava dilekçesi itirazı yapan avukata tebliğ edilmesi gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2018 tarih ve 2015/36321 Esas, 2018/2344 Karar sayılı ilamında; "...Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece, ... ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı iken yenilenmekle ... Esas sayılı icra takip dosyasına ilişkin olarak; 17.000,00-TL asıl alacağın takip tarihi olan 01/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini teminen davalı-borçlu ...'un borca itirazının iptaline takibin devamına, faiz yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.400,00-TL icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur.” şeklindeki kararının da bu uygulamayı destekler nitelikte olduğunu, bu sebeple dava dilekçesinin usulüne aykırı şekilde müvekkili şirkete tebliğ edilmesi uygun olmadığından istinaf taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, Müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmamasına rağmen ve davacı tarafından süresi içerisinde dosyaya ibraz edilmeyen delillere dayanılarak, taraflarınca süresi içinde ibraz edilen deliller dikkate alınmaksızın aksi yönde verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında defaatle izah edildiği üzere; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında kurulu lojistik işi kapsamında, davacı şirketin, müvekkili şirket ürünlerinin müşterilerine hasarsız bir şekilde taşıması ve teslim etmesi gerektiğini ancak davacı şirketin müvekkili şirketin müşteri olan ... Şirketine teslim etmesi gereken ...’ye taşıma esnasında zarar verdiğini ve müvekkili şirketin müşterisinin de bu ürünü almadığını, (EK – 1: Ürünün hasar görmüş olduğu hali) , bahse konu bu ürünün de taşıma esnasında zarar gördüğünün raporlarla da tespit edildiğini, (EK – 2: Hasar Raporu) davacı şirketin, müvekkil şirketin bu zararını karşılamamış olmasına rağmen bir de üstüne alacağı olduğunu iddia etmekte olduğunu,(EK – 3: Yazışmalar), bunun yanı sıra davacı şirketin müvekkili şirkete vermiş olduğu hizmet kapsamında tüm ödemeler yapılmış olup davacı şirkete herhangi bir borç bulunmadığını, (EK – 4: Cari hesap dökümü) bu hususun davacının da malumu olduğunu, Daha da önemlisinin, gerçekten müvekkili şirketin davacı Şirkete, ...'i paketlemeden lojistike teslim etmiş bile olsa, davacı şirketin de bunu bu şekilde teslim almış olmasının hayatın olağan akşına uygun olmadığını, TTK 881. maddesi, taşıyıcının taşıma esnasında vermiş olduğu zarardan sorumlu olacağını hüküm altına aldığını; taşıyıcının da dolayısıyla teslim alacağı ve taşıyacağı ürünü bu hüküm çerçevesinde yapacağını, hukuk sisteminin emredici hükümlerine rağmen, aksi halde kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket yetkilileri tarafından, müvekkili şirkete gönderilen yazışmalarda, davacının bu hasarının değil de, başka bir nakliyeye ilişkin karışıklık yaşadıklarını da göz önüne alarak dosyanın dikkate alınması gerektiğini; davacı müvekkili şirkete göndermiş olduğu mailde, ürünün 16.10.2018 tarihinde teslim edildiğini iddia ettiğini, bu sebeple de hasarı kabul etmediklerini beyan ettiklerini ancak dava konusu ürünün, 25.09.2018 Salı günü teslim edilmek üzere Kars'a götürüldüğünü; bu hususun dahi tek başına davacının olay ve işlemi karıştırdığını gözler önüne sermekte olduğunu, dolayısıyla, bu taşıma işinde müvekkili şirketin bilgisi dışında ve müvekkili şirket tarafından anlaşılmayan bir şekilde, gelişen olaylardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu; bu yazışmaların, davacı şirketin kendi kusurunu müvekkili şirkete yıkma çabası içinde olduğunu hissettirmekte olduğunu, hal böyle olmasına rağmen davacı şirket tarafından hangi alacağa ilişkin dava açıldığının taraflarınca anlaşılamadığını, bu sebeple de aksi yönde verilen kararın reddini, istinaf başvurularının kabulünü talep ettiklerini, Müvekkili şirketi tarafından yapılan itiraz hukuka ve iyiniyet kurallarına uygun olduğundan, müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin cari hesap kayıtları ile de sabit olduğu ve davacı şirket tarafında da dosyaya aksine herhangi bir delil sunulmadığından müvekkili şirketin borcu bulunmamakta olduğunu; bu kapsamda da yapılan itirazın hukuka uygun olduğunu ve kötüniyetli olmadığını; bu sebeple de davacının sözde alacağı yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacağının da bulunmamakta olduğunu; bu sebeple de icra inkar tazminatının reddini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; usuli ve esasa ilişkin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi tarafından tanzim edilen hükmün bozulmasını, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 85.134,33-TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, davacının bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, 20.134,33-TL üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açtığı; davalı yanın, davacı tarafından davalıya ait regülatör emtiasının Erzincan ilinden Kars'da bulunan ... mağazasına taşınırken hasarlandığını, bu nedenle emtianın alıcı tarafından teslim alınmadığını, hasarın iade faturaları ile davacıya yansıtıldığını, davalının açık hesabına göre davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanarak tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup, düzenlenen raporda; davacının dava tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 85.134,33-TL alacaklı göründüğü, dava ve takip tarihinde davalının yaptığı ödemelerin mahsubu sonucu dava tarihi itibariyle alacağının 19.852,63-TL olduğu, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacıya takip tarihi itibariyle 65.281,70-TL alacaklı göründüğü, dava tarihi itibariyle alacağının bulunmadığı, taraf defterleri arasındaki farkın davalı tarafından davacı hesabına borç kaydedilen ancak davacı tarafından kabul edilmeyerek davalıya iade edilen 26/10/2018 tarihli 19.100,83-TL tutarlı iade faturası ile 28/12/2018 tarihli 944,00-TL tutarlı iade faturasından kaynaklandığı, bu iade faturalarının davacı tarafından taşınan emtiaların hasarlanması nedeniyle kesildiği savunulduğundan bu hususta uzman bilirkişinin inceleme yapması gerektiği kanaati bildirilmiştir. Mahkemece bunun üzerine taşıma ve lojistik uzmanı bilirkişiden alınan bir buçuk sayfadan ibaret raporda; davacının 22/09/2018 tarihinde Erzincan ilinden aldığı regülatörü 25/09/2018 tarihinde Kars ilindeki alıcısına teslim ettiği, yükün alınması sırasında demonte olduğu, yükün alıcı tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin teslim alındığı, taşıyıcı ile alıcı tarafından birlikte tutulmuş bir hasar tutanağı bulunmadığı, teslimat sonrasında 25/09/2018 tarihinde davalı şirket yetkilisi ve alıcı ... yetkilisi tarafından imzalanan servis raporunda cihazın devreye alma işlemi için mağazaya gelindiği, cihazda taşımadan ve paketlemeden dolayı hasar göründüğü, kurulum yapılamadığı, paletin üzerine yatırıldığı kaydının yer aldığı, yetersiz ambalajlamadan kaynaklanan hasardan TTK'nun 878/1-b maddesi uyarınca taşıyıcının sorumlu olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın 19.852,63-TL asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin yetkisiz olduğu, davacı tarafından delil sunulmadığı, dava dilekçesinin davalının vekiline değil, asile tebliğ edildiği, alacağın varlığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacının ... Şirketi'ne teslim ettiği emtianın taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle oluşan davalı zararını karşılamadığı, cari hesaptan doğan diğer tüm borçların ise ödendiği, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündedir. Dava taşıma sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, 6100 Sayılı HMK'nun 10 ve TBK'nun 89 maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu; icra dosyasında davalıyı temsil eden vekilin itirazın iptali davasında da davalıyı temsil edip etmeyeceği dava tarihi itibariyle belirli olmadığından dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesinde usul ve yasa aykırı bir yön bulunmadığı, dava dilekçesinde delil olarak icra dosyasına ve ticari defterlere dayanılmış olup, daha sonra sunulan delil listesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş olduğu, davalı yanın yetkiye, taraf teşkiline ve delillerin tebliğine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan ve davalı çalışanı tarafından davacı çalışanına gönderilen 21/09/2018 tarihli e-mail yazışmasında, ... Erzincan-... Kars teslimatının hala sistemden girişinin görülemediği belirtilerek, teslim durumu ile ilgili bilgi istenildiği görülmüştür. Davacı çalışanı tarafından davalıya aynı tarihte gönderilen e-mailde ise ürünün erzincandan aldırıldığı ve davacı deposunda olduğu, teslimatının ertesi gün yapılacağı fakat servis yetkilisinin depoya gelerek ürünün salı günü Kars'daki lokasyona takılacağını ve salı günü Kars'a teslimatını istediklerini bildirdiği görülmektedir. Dosyaya davalı tarafından fotokopisi sunulan ve davalı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne düzenlenen sevk irsaliyesinde fiili sevk tarihinin yer almadığı, irsaliye konusunun 1 adet regülatör olduğu, ürün bedelinin yer almadığı, teslim eden kısmında ..., teslim alan kısmında ... isim ve imzalarının yer aldığı, irsaliye üzerinde teslim tarihi olup olmadığı anlaşılamayan iki ayrı tarih bulunduğu, herhangi bir ihtirazi kayıt mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Dosyada taşıma irsaliyesi bulunmadığı gibi, regülatörün satış faturası ve taşıyıcı ile alıcı veya gönderen yetkilisi tarafından birlikte tutulmuş bir hasar tutanağı mevcut değildir. Öte yandan davalı şirket antetini taşıyan 25/09/2018 tarihli servis raporunda, cihazın devreye alma işlemi için mağazaya gelindiği, cihazda taşımadan ve paketlemeden dolayı hasar göründüğü, kurulum yapılamadığı, paketleme yapılmadığı, paletin üzerine yatırıldığı kayıtlarının yer aldığı, raporun altının alıcı ... çalışanı ile davalı şirketin servis yetkilisi tarafından imzalandığı görülmüştür. Davalı çalışanı tarafından davacı çalışanına gönderilen 25/09/2018 tarihli e-mailde ... Kars'a sevk edilen cihazın nakliye sırasında hasar gördüğünün ve ekte fotoğrafların mevcut olduğunun belirtildiği görülmüştür. E-mail ekran çıktısından bazı fotoğrafların davacı çalışanına gönderildiği anlaşılmakla birlikte bu fotoğrafların tam hali dosyaya mübrez değildir. Servis raporunun davacıya gönderildiğine dair bir delil de sunulmamıştır. Tüm bu süreçlerden sonra davalının davacı yana 26/10/2018 tarihli 19.100,83-TL tutarlı iade faturası ile 28/12/2018 tarihli 944,00-TL tutarlı iade faturasını gönderdiği, bu iade faturalarının davacı tarafından kabul edilmeyerek ihtarname ile davalıya iade edildikleri, iade faturalarının tanziminden sonra yapılan yazışmalarda, davalının davacıya yana 25/09/2018 tarihli servis raporunu gönderdiği, davacı yetkilisinin iade faturalarının nedenini sorduğu, emtianın 16/10/2018 tarihinde alıcısına herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın teslim edildiğini, 25/09/2018 tarihli raporda davacı yetkilisi veya şoförünün imzasının olmadığı, teslim tarihinden önce tek taraflı düzenlenmiş böyle bir raporun kabul edilmeyeceğini belirttiği anlaşılmaktadır. TTK'nun 875/1 fıkrası uyarınca taşıyıcı, eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, zararın oluşmasına gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat hesabında bu olguların ne kadar etkili olduğu dikkate alınmalıdır. TTK'nun 889/1 fıkrası uyarınca eşyanın hasara uğradığı açıkça görülüyorsa gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar hasarı taşıyıcıya bildirmemeleri halinde, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği karine olarak kabul edilir. Bildirimde zararın gerekli açıklıkta belirtilip nitelendirilmesi zorunludur. Maddenin ikinci ve dördüncğ fıkraları uyarınca, hasarın açıkça görülmemesi halinde bildirimin teslimden itibaren yedi gün içerisinde ve telekominikasyon araçları yardımı ile de olsa yazılı olarak yapılması zorunludur. Bildirimin süresinde yapılmaması halinde artık hasarın taşıma sırasında meydana geldiğini ispat yükü gönderen veya gönderilene geçer. TTK'nun 878/1-b bendi uyarınca hasarın gönderen tarafından yetersiz ambalajlama yapılması nedeniyle oluşması halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. TTK'nun 863/1 fıkrası uyarınca sözleşme veya teamülden aksi anlaşılmadıkça yükleme ve istifleme gönderene ait olup, taşıyıcı ayırca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. TTK'nun 880 maddesinde hasr veya ziyaa nedeniyle tazminatın nasıl hesaplanacağı, TTK'nun 882 ve 886 maddelerinde taşıyıcının sorumluluğunun sınırları düzenlenmiştir. Yukarıda yapılan tüm saptamalar çerçevesinde; davalının iade faturalarının nedenini teşkil ettiğini savunduğu taşıma konusu emtianın hasarlandığı gerçekçesiyle ve yukarıda özetlenen hükümler çerçevesinde davacı taşıyıcının sorumluluğuna gidebilmesi için, öncelikle emtianın hasarlı olduğunu ve bu hasar nedeniyle zarara uğradığını ispat etmesi zorunludur. Davalı tarafından dosyaya sunulan servis raporunda cihazın paketleme yapılmaksızın palete yatırılarak taşınması nedeniyle taşımadan ve paketlemeden ötürü hasar gördüğü, kurulumun yapılamadığı belirtilmiş ise de, servis raporu dışında regülatörde varolduğu iddia olunan hasarın akıbetine, dava dışı alıcı tarafından regülatörün kabul edilmediğine, hasar nedeniyle dava dışı alıcıdan ödeme alınamadığına, yahut ödemenin iade edildiğine veya hasarın giderilmesi masraflarının davalı hesabından karşılandığına, özetle davalının varlığını iddia ettiği hasar nedeniyle ne şekilde zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gibi, hasarın 25/09/2018 tarihinde tespit edildiği savunmasına rağmen, davacıya gönderilen 26/10/2018 tarihli 19.100,83-TL tutarlı iade faturası ve 28/12/2018 tarihli 944,00-TL tutarlı iade faturalarının bu hasarla ilgisinin ne olduğuna ve faturaların ne şekilde hesaplandığına dair de bir delil sunulabilmiş değildir. Davalı yan, davacı taşıyıcının sorumluluğunu gerektirir bir hasar ve bu hasardan doğan bir zararın varlığını, dolayısıyla tarafların açık hesap bakiyeleri arasındaki farkı oluşturan iade faturalarının bu zarara ilişkin olduğunu, faturalar nedeniyle davacıdan alacağı bulunduğunu ispatlayamamış olması karşısında, davanın bu gerekçelerle reddi gerekirken, hasarın taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaran yetersiz ambalajlama nedeniyle meydana geldiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.356,13-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 400-TL harcın mahsubu ile bakiye 956,13-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.