T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/521
KARAR NO: 2024/946
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2021
DOSYA NUMARASI: 2018/353 Esas - 2021/805 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Ltd. Şti. ile davalı kurum ...Bankası A.Ş. arasında 20.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... poliçe nolu kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesi imzalandığı, söz konusu poliçede davalı ... Bankası A.Ş. "..." sigorta ettiren, davacı şirkette sigortalı olduğu, İşbu poliçe ile müvekkil sigortalı şirketin sigorta kapsamına alınmasına dair talebinin ... tarafından kabulü halinde yurt dışında doğrudan veya dolaylı olarak en az yüzde elli sermayesine sahip olduğu üretim yapan firmaları, Sigortalı nın yurt dışında doğrudan veya dolaylı iştirakleri, yurt dışından yine yurt dışındaki alıcıya satışını gerçekleştireceği mallarla ilgili olarak poliçede belirlenen sevk sonrası risklerden kaynaklanan zararların belirli bir oranda ... tarafından poliçe kapsamındaki riskler çerçevesinde 10.000.000 ABD doları limitle sigortalandığı, daha sonra işbu poliçe müvekkil şirket tarafından 05.02.2018 tarihli zeyilname ile yenilenmiş ve 31.01.2019 tarihine kadar uzatıldığı, söz konusu poliçeye istinaden müvekkil firma tarafından yapılan ve limiti çıkarılan firmalarla ilgili tüm ihracatların sigorta primleri müvekkil tarafından düzenli ve sözleşmeye uygun şekilde davalı kuruma ödendiği, davacı tarafından davalı kuruma 17.01.2017 ve 20.01.2017 tarihli vadesi gelmiş alacaklar bildirim formları ile bildirilen ... firması hakkında talep edilen tazminatlar, davalı kurumca istenilen tüm bilgi ve belgelerin davalı kuruma teslim edilmesine (ek), tazminatın hak edilmesi için gerekli süreye rağmen davalı kurumca müvekkil firmaya herhangi bir sebep bildirilmeden hiçbir ödeme yapılmadığı, davacı firma bunun üzerine davalı kuruma 27.11.2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunmuş ve yukarıda belirtilen konuda ödemenin yapılmamasının nedeninin yazılı olarak bildirilmesini talep etmiştir. Ancak davalı kurumca müvekkilin dilekçesine yanıt dahi verilmediği gibi davacı ödeme de yapılmamış, ödememe gerekçesi de açıklanmadığı, davacı şirket bunun üzerine davalı kuruma Bakırköy .... Noterliği nin, 04.01.2018 tarihli, ... yev nolu ihtarnamesini göndererek sözleşmesel hakkı olan 61.268,01-EURO ödemenin ihtarnamenin tebliğ olduğu tarihten itibaren en geç üç iş günü içinde davacı şirketin ... Bankası - Güneşli Şubesi ... İBAN Nolu Euro hesabına ödenmesini, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını ihbar ve ihtar ettiği, davalı kurum işbu ihtarnameyi 08 Ocak 2018 pazartesi günü tebliğ almasına rağmen bugüne kadar halen ödemeyi yapmadığı gibi davacıya ödemenin yapılmamasının gerekçesini de açıklayan hiçbir yanıt vermediği, davalı kurum işbu ihtarname ile temerrüte düştüğü, davacı şirketin poliçe kapsamında olan ihracatından doğan zararını sözleşmeye aykırı olarak ödemediğinden mahkememize müracaat zarureti hasıl olduğu, açıklanan nedenlerle davacı şirketin davalı kurumdan olan 61.268,01-EURO alacağının davalı kuruma ihtarnamenin tebliği tarihi olan 08 Ocak 2018 tarihinden itibaren işleyecek EURO bazında T.C. Merkez Bankası'nca açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte alacağın tahsili tarihindeki T.C. Merkez Bankası EURO satı; kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalı kurumdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, dava harç ve masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... firmasından olan 17.01.2017 ve 20.01.2017 tarihli vadesi gelmiş alacakları borçlu firma tarafından ödenmediği, toplam 61.268,01 EURO olan alacak miktarının tazmini sebebiyle davacı sigortalı şirket, davalı bankaya başvurmuş ve poliçe kapsamında olduğunu iddia ettiği işbu alacağın tazminini talep ettiği, davalı banka tarafından yapılan inceleme sonucunda davacı talebinin poliçe kapsamında olmadığı ile ödeme şartları da oluşmamıştır. İş bu sebeple davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalı banka tarafından sigortalı firma kayıtları incelendiğinde davacı şirket kayıtlarında “sakıncalı” ibaresinin ve “İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün 09.12.2016 tarih ve 16/43227 sayılı yazı ile İstanbul CBS’nin 05.12.2016 tarih ve 2016/110288 soruşturma sayılı yazısı eki İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.12.2016 tarih ve 2016/454 D. İş Sayılı kararı ile, firma ortağı/yöneticisi ... hakkında CMK 128. Madde kapsamında “el koyma” kararı verildiği” açıklamasının bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca delillerimiz arasında da yer aldığı üzere yazılı ve görsel basında şirket yöneticisi ve ortağı ... hakkında FETÖ/PDY terör örgütüyle ilişkili hatta bizzat bu terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden olduğuna dair haberler çıktığı, davalı bankanın 03.01.2017 tarihli yazısına istinaden, T.C. Ekonomi Bakanlığı makamından alınan 03.01.2017 tarihli onay kapsamında “ FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünne Yönetici ve Üye Olma, Suçtan Elde Edilen Gelirleri Aklama ve Terörizmin Finansmanı” suçlarından haklarında yürütülen soruşturma kapsamında T.C Cumhuriyet Savcılıklarınca müvekkil bankaya bildirilen veya gözaltı ya da tutukluluk halinin devam ettiği açık kaynaklardan tespit edilebilen gerçek kişilerin ortak ve/veya yönetici olduğu firmaların, sigorta faaliyetleri kapsamındaki tazminat ödemelerinin davalı bankanın söz konusu ödemeleri bloke etme hakkı saklı kalmak kaydıyla- “gerçek faydalanıcı” kavramı kapsamında sürdürülmesi, diğer yandan, tüzel kişiliğin ortaklık payında ayrı ayrı veya toplam %25’i aşan hisseye sahip olan gerçek kişi/kişilerin “gerçek faydalanıcı” olarak kabul edilerek bu kapsamda yer alan firmalar ve yetkili hakim veya mahkeme tarafından kayyım atandığı ve kayyımların yetkilerinin henüz TMSF’ye devredilmemiş olduğu anlaşılan firmaların, sakıncalı olarak değerlendirilerek işlem yapılmayacağı hususları karara bağlandığı, davacı firma ortağı ... firmanın yetkili temsilcisi ve %72 oranında ortaklık pay sahibidir. Yukarıda belirtildiği üzere T.C. Ekonomi Bakanlığının 03.01.2017 tarihli onayı doğrultusunda müvekkil banka kayıtlarında halen “sakıncalı” kaydı bulunan sigortalı firmaya tazminat ödemesi yapılmadığı, davalı banka tarafından yapılan incelemelerde davaya konu alacağın poliçe kapsamında yer almadığı bu sebeple herhangi bir ödeme yapılmasının gerekmediği kanaatine varıldığı, zira şirketin %72 oranında ortaklık pay sahibi olan ... hakkında yazılı ve görsel basında çıkan haberlerde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün üst düzey yöneticisi olduğundan bahisle hakkında tutuklama kararı verildiği, terör örgütü ile ilişkili olduğu yer aldığı, davacı şirket tarafından yapılan incelemeler sonucu ... hakkında basında çıkan FETÖ/PDY ile ilişkili olduğuna dair haberler ve banka kayıtlarında “sakıncalı” ibaresi yer alması sebebiyle T.C. Ekonomi Bakanlığı onaylı yazı dikkate alınarak davaya konu 61.268,01 EURO davacıya ödenmediği, Bakanlık onayı ve ilgili mevzuat göz önünde bulundurulduğunda ve şirket yetkilisi ve yöneticisi ... hakkında yazılı ve görsel basında çıkan haberler de dikkate alındığında davacı şirkete ödeme yapılmamasının hukuka uygun olduğu, bilakis ödeme yapılsa idi müvekkil bankanın hukuki ve cezai sorumluluğunun doğacağı ortada olduğu, davacı şirket dava dilekçesinde, davalı bankanın tazminat talepli dilekçelerine ve ihtarnamelerine cevap vermediğini, hukuka aykırı şekilde ödeme yapmaktan kaçındığını beyan ettiği, fakat yukarıda açıklandığı üzere davalının bankanın, T.C. Ekonomi Bakanlığının onaylı kararına binaen şirket yöneticisi ve ortağı ...’in FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu tespit edildiği, bu nedenle davacı şirkete ilişkin müvekkil banka kayıtlarında sakıncalı ibaresinin yer aldığı dikkate alındığında poliçeye konu tazminatın ödenmemesi kararının hukuka uygun olduğu ortada olduğu, davalı banka, borçlu ... firması ile irtibata geçip vadesinde ödenmeyen borçların taksitler halinde ödenmesine ilişkin teklif almış fakat bu teklif davacı şirket tarafından reddedildiği, görülmektedir ki davalının iyiniyetle hareket etmiş ve sigortalının menfaatlerini korumaya çalıştığı, fakat daha sonradan sigortalının terör örgütü ile irtibatlı olduğu anlaşıldığından ilgili kanun ve yönetmelikler ile Ekonomi Bakanlığınca onaylanan yazı gereğince sigortalıya ödeme yapmaktan kaçınıldığı, sonuç olarak davalının bankanın davaya konu tazminatı ödememesi kanuni yükümlülüğünden kaynaklanmakta olup, bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, açıklanan nedenlerle nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/09/2021 tarih ve 2018/353 Esas - 2021/805 Karar sayılı kararı ile; " Dava hukuki niteliği itibariyle, davacı şirketin davalı bankadan 61.268,01-EURO alacağının faiziyle birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin alacak davasıdır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmış, yargılama sırasında 08/03/2021 tarihli ara kararda 7251 Sayılı Yasanın 58. maddesi ile TTK'nın 4/2 maddesinde yapılan değişiklik neticesinde yargılamaya basit yargılama usulüne geçilerek dava sonuçlandırılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın sigorta poliçesinde davalnın sigorta ettiren davacının sigortalı olup sevk sonrası risklerin sigortalanması ile zeyilname ile 30/01/2019 kadar uzatılan poliçe nedeni ile 17/01/2017 ve 20/01/2017 tarihli formlar ile ... Firması hakkında talep edilen dava konusu tazminatların poliçe kapsamında olup olmadığı, ödeme konusunda yasal ve poliçe koşullarının oluşup oluşmadığı, davacı şirketin yöneticisi hakkında mahkeme tarafından verilen mallarına el koyma kararının ödememe nedeni olup olamayacağı, davalı bankanın ... şirketi ile yaptığı görüşmelerde taksitli ödeme için anlaşma sağlanmasına rağmen davacının bunu kabul etmemesinin davalının ödeme sorumluluğuna etkisinin bulunup bulunmadığına ve sonuç olarak dava konusu edilen tazminatı davacının davalıdan kısmen ya da tamamen talep etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Bakırköy ....Noterliğine ait 04/01/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname örneği, ... ait kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesinin onaylı örneğinin mahkememiz dosyasına celbi sağlanmıştır.Dosyanın 17/04/2019 tarihli duruşma ara kararı gereği; bir emekli bankacı, bir sigortacı bilirkişi ve bir sözleşme denetim, yorum ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdii edilerek bilirkişilerden dosyada toplanan tüm deliller ve bilirkişilerce ihtiyaç duyulduğu taktirde dava konusu ile sınırlı olmak üzere davalı bankaya ait defter, kayıt ve belgeler ile davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde yerinde yapılacak inceleme ile tarafların dava ve cevap dilekçelerinde dile getirdikleri iddia ve savunmalar ile ön incelemede ayrıntılı olarak belirlenen uyuşmazlık konularında rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından 25/12/2019 tarihinde düzenlenen raporda özetle; davacı sigortalı tarafından talep edilen, 61.268.011 EURO tazminat tutarının, davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında teminat altında olduğu, davalı tarafından tazminatın ödenmesi konusunda poliçe koşullarının sağlanmış olduğu, davalının öne sürmüş olduğu ödemeden imtina konusunun hukuki bir dayanak ve mesnetten yoksun olduğu, davacı şirketin yöneticisi hakkında mahkeme tarafından verilen el koyma kararına dosyada rastlanılmadığı, şirket hakkında mahkemece verilen yönetim kayyımı atanması kararının bir üst mahkeme tarafından denetim kayyımlığına çevrilmiş olması ile, şirketin mal varlıklarına el konulması gibi bir durumun olmadığı, kaldı ki böyle bir durumda bile, şirketin yönetimi tamamıyla kamunun sevk ve idaresine geçeceği için, davacı şirketin üçüncü şahıslara olan borcunun ödenmesi konusunda davacı şirketi haksız yere zor duruma düşüreceğinden davalının bunu tazminat bedelini ödememe nedeni olarak kullanamayacağı, davalı bankanın borçlu ile yapmış olduğu taksitli ödeme konusundaki anlaşmasının, poliçeden doğan sorumluluğu olan tazminatı peşin olarak davacı sigortalısına ödeme sorumluluğuna etkisinin olamayacağı, davacı şirketin poliçe koşulları gerçekleşmiş ve teminat altında olan tazminat tutarı 61.268,01-EBURO'yu, davalı ... Bankası A.Ş.'den talep etmeye hakkının olduğu, temerrüdün gerçekleşmiş olduğu, 12.1.2018 tarihinden itibaren işleyecek, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereği, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz talep edebileceği sonuç ve görüşlerine ulaşıldığına dair rapor tanzim edilmiş olduğu anlaşılmıştır.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/112 esas 2018/96 karar sayılı dosyada bulunan gerekçeli kararın ve İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/172 esas sayılı dosyasının uyap üzerinden mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişi heyetinden alınan denetime elverişli olması sebebiyle hükme esas alınan 25/12/2019 tarihli rapor hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında Kısa vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesinin düzenlendiği, poliçenin düzenleme tarihinin 20/01/2016 olduğu, azami tazminat miktarının 10.000.000 USD olduğu, poliçenin geçerli bir proje olduğu konusunda taraflar arasında çekişme bulunmadığı, davacının poliçeye ait primleri ödediğinin tespit edildiği, ihracat bedellerinin tahsilatı güvence altına almak için yaptırılan davaya konu sigorta poliçesi kapsamında davacının 17/01/2017 ve 20/01/2017 tarihli vadesi geçmiş alacağı için davalıya başvurduğu, davacının ... firmasına toplam 61.268,01-EURO ihracat gerçekleştirdiğinin dosyada mübrez Gümrük Çıkış Beyannameleri ve faturalardan anlaşıldığı, poliçeye göre sigorta kapsamındaki risklerin alıcının ödeyememe hali, alıcının iflas etmesi, alıcı tüzel kişi ise borçlarını ödeyememesi nedeniyle tasfiye kararı alınması, borç ödemekten acze düşmesi gibi durumların olduğu, ihracatçı firmanın bedeli ödemediğinin sabit olduğı dolayısıyla poliçe koşullarının oluştuğu, davalının davacı şirketin FETÖ Terör Örgütü iltisaklı olduğu gerekçesi ile ödemenin yapılmadığı, ancak sebebin poliçede sigorta kapsamı dışında kalan hallerden olmadığı, sigorta poliçesi gereğince davalı bankanın ödemeyi yapması gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne, 61.268,01-EURO alacağın temerrüdün gerçekleştiği 12/01/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a.maddesi gereğince işleyecek hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile;" 1-Davanın KABULÜ İLE, -61.268,01-EURO alacağın temerrüdün gerçekleştiği 12/01/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a.maddesi gereğince işleyecek hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI ... TİC. LTD. ŞTİ. VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel Mahkeme tarafından tanzim edilen gerekçeli kararda; dava konusu poliçe koşullarının oluştuğu, davalının müvekkil şirketin FETÖ ile iltisaklı olduğuna ilişkin haksız ve doğru olmayan iddialarının poliçede sigorta kapsamı dışında kalan hallerden olmadığı, sigorta poliçesi uyarınca davalının ödeme yapması gerektiği gerekçesi ile 61.268,01 Euro alacağın temerrüdün gerçekleştiği tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilmesi yönünde hüküm tesis edildiğini, Müvekkil şirketin alacağına yönelik davanın esası hakkında yerel mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, yerel mahkeme tarafından tanzim edilen gerekçeli kararda da belirtildiği üzere sigorta poliçe koşulları mevcut olmasına rağmen davalı tarafından tamamen keyfi bir biçimde müvekkil şirkete ödeme yapılmadığını, bu bağlamda davanın esasına yönelik olarak yerel mahkemenin vermiş olduğu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ancak hüküm kısmının 7 nolu bendinde hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve hatalı olup yapılacak istinaf incelemesi neticesinde vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından tanzim edilen gerekçeli kararın 7 nolu bendinde; "Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 29.642,05-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde hüküm tesis edilmiş olduğunu, Yargılama neticesinde yabancı para üzerinden karar verilmesi halinde; tahsiline karar verilen yabancı para alacağını, karar tarihi itibari ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL' ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından hükmedilen 29.642,05 TL tutarlı nispi vekalet ücretinin eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkemenin vekalet ücretini dava konusu edilen 61.268,01Euro'nun dava tarihi itibari ile TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan 302.743,61 TL harca esas değer üzerinden hesaplamış olduğunu, ancak yukarıda bahsedildiği üzere vekalet ücretinin dava konusu edilen yabancı para alacağının karar tarihi itibari ile TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden TL' ye çevirmek sureti ile çıkan değer üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, nitekim Yüksek Mahkeme içtihatlarının da u yönde olduğunu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.09.2019 Tarih, 2019/6569 E., 2019/16794 K. Sayılı Kararının; " ... Hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK. nun geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir..." şeklinde olduğunu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 13.10.2021 Tarih, 2021/10003 E., 2021/14236 K. Sayılı Kararının; "Yeni kurulacak hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır..." şeklinde olduğunu, Yüksek Mahkeme içtihatları ile da açıkça ortaya konulduğu üzere Yerel Mahkeme tarafından tahsiline karar verilen yabancı para alacağının karar tarihi itibari ile olan TCMB Efektif Satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek 61.268,01 Euro x 10,1607 TL = 622.525,86 TL üzerinden hesapla 48.176,29 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, işbu bağlamda lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve hatalı olması sebebi ile yapılacak istinaf incelemesi neticesinde vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesini, lehlerine 48.176,29 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; - Lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin eksik ve hatalı olması nedeni ile istinaf başvurularının kabulü ile vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesine, - Davalının haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine, - Vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ... ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Harç muafiyetine ilişkin olarak; Müvekkil ... Bankası A.Ş. ile ilgili olarak; 3332 Sayılı Kanun’a, 4.11.2021 kabul tarihli 7341 Sayılı Kanun’la eklenen hüküm sonrası 3332 sayılı “SERMAYE PİYASASININ TEŞVİKİ, SERMAYENİN TABANA YAYGINLAŞTIRILMASI VE EKONOMİYİ DÜZENLEMEDE ALINACAK TEDBİRLER İLE 5422 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNU, 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU VE 3182 SAYILI BANKALAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN”un 4.C ve 4.D Maddesinin; “C) ... Bankası A.Ş.' nin Politik riskler nedeniyle kredi, sigorta ve garanti işlemlerinden doğabilecek zararları Hazinece karşılanır. (Ek cümle: 17/9/2004-5234/16 md.) Bu kapsamda, ... Anonim Şirketinin bir önceki yıla ait kâr paylarından Hazineye isabet eden tutarı, Hazineden olan politik risk alacaklarına mahsup etmeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan; bu işlemleri anılan Müsteşarlığın teklifi üzerine gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanı yetkilidir. D) (Ek:4/11/2021-7341/8 md.) Bankanın her türlü ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve icranın geri bırakılması taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankanın kredilerinin teminatını teşkil eden taşınır ve taşınmaz malların icrada, iflasta veya haricen satışında Banka üzerinde kalması hâlinde satış, devir ve intikal ile ilgili her türlü işlemler, mahkemeler ve icra daireleri nezdinde açacağı dava, takip ve talepler teminattan ve tüm harçlardan; Bankanın ihracatın finansmanına ilişkin açtığı alıcı veya ihracatçı kredileri, ihracatın finansmanı amacıyla ihracatçıların yurt içi ve yurt dışı banka ve finans kurumlarından sağlayacakları krediler için verdiği garantiler, ihracatçıların mal ve hizmet satışını teşvik etmek üzere yaptığı ihracat kredi sigortaları ile yurt dışına yapılacak finansal kiralama işlemlerinin finansmanı ve bu kapsamda verdiği garantiler dolayısıyla lehe aldığı paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. “ halini aldığını, İlgili kanun hükmü doğrultusunda, müvekkil ... Bankası A.Ş.' nin her türlü yargı harcından muaf olduğunu, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, bu yönlerden kararın müvekkil banka lehine olmak üzere bozulması ile huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmek için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu oluştuğunu, Mahkemece verilen nihai kararı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Müvekkil bankanın huzurdaki davasında haklı olduğunu, mahkemece yapılan eksik inceleme neticesinde verilen davanın kabulü kararının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, işbu kararın açıkça kanuna aykırı olduğunu, Dava konusu olayla ilgili sürecin şu şekilde gerçekleşmiş olduğunu, Davalı şirket ile müvekkil banka arasında 20.01.2016 tarihli ... poliçe numaralı kısa vadeli ihracat kredi sigortası genel poliçesi düzenlenmiş olduğunu, işbu poliçe ile sigortalanan maksimum risk limitinin 10.000.000 ABD doları olduğunu, 05.02.2018 Tarihli Zeyilname ile poliçenin yenilendiğini ve yeni geçerlilik tarihinin 31.01.2019 olarak belirlenmiş olduğunu, - Davacı şirketin ... firmasından olan 17.01.2017 ve 20.01.2017 tarihli vadesi gelmiş alacaklarının borçlu firma tarafından ödenmemiş olduğunu, toplam 61.268,01 Euro olan alacak miktarının tazmini sebebiyle davacı sigortalı şirketin, müvekkil bankaya başvurduğunu ve poliçe kapsamında olduğunu iddia ettiği işbu alacağın tazminini talep ettiğini, müvekkil banka tarafından yapılan inceleme sonucunda davacı talebinin poliçe kapsamında olmadığı ile ödeme şartlarının da oluşmadığını, işbu sebeple davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, Müvekkil bankanın ödeme yapmama kararının keyfi bir karar olmayıp terör örgütü ile ilişkilendirilen bir şirkete ekonomik kazanç sağlamamaya yönelik alınmış bir karar olduğunu, bu tasarrufunun dayanağını ise T.C. Ekonomi Bakanlığından alınan onaylı yazının oluşturmakta olduğunu, poliçeye konu tazminatın ödenmemesinin hukuka uygun olduğunu, Mahkemece yapılan yargılama sırasında 17.04.2019 tarihli ara karar ile dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verildiğini, mahkemenin bilirkişi tarafından düzenlenen eksik, hatalı ve açıkça kanuni düzenlemeleri yok sayan 25.12.2019 tarihli raporu hükme esas tutarak haksız ve hukuki mesnetten yoksun gerekçeli kararını verdiğini, işbu nedenle de karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporunu hükme esas tuttuğunu açıkça ifade ettiğini, ancak bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Rapor hazırlanırken yalnızca davacı tarafın beyanlarının dikkate alınmış olup, sundukları dilekçe ve delillerin değerlendirilmediğini, davacının talep ettiği alacak miktarının bilirkişi tarafından kabul edilmiş olduğunu, fakat bu iddia edilen alacağın davacıya neden ödenmediğine dair yapılan açıklamaların bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, Müvekkil banka tarafından sigortalı firma kayıtları incelendiğinde davacı şirket kayıtlarında “...” ibaresinin ve “İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün 09.12.2016 tarih ve 16/43227 sayılı yazı ile İstanbul CBS’nin 05.12.2016 tarih ve 2016/110288 soruşturma sayılı yazısı eki İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği' nin 01.12.2016 tarih ve 2016/454 D. İş Sayılı kararı ile, firma ortağı/yöneticisi ... hakkında CMK 128. madde kapsamında “ EL KOYMA” kararı verildiği” açıklamasının bulunduğunun tespit edildiğini, işbu delillerin mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen bilirkişilerce değerlendirmeye alınmadığını, dosya içeriğinde bulunmadığının belirtilmiş olduğunu, ancak hepsinin dosyada mevcut olduğunu, Müvekkil bankanın 03.01.2017 tarihli yazısına istinaden, T.C. Ekonomi Bakanlığı makamından alınan 03.01.2017 tarihli onay kapsamında “ FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünne Yönetici ve Üye Olma, Suçtan Elde Edilen Gelirleri Aklama ve Terörizmin Finansmanı” suçlarından haklarında yürütülen soruşturma kapsamında T.C. Cumhuriyet Savcılıklarınca müvekkil bankaya bildirilen veya gözaltı ya da tutukluluk halinin devam ettiği açık kaynaklardan tespit edilebilen gerçek kişilerin ortak ve/ veya yönetici olduğu firmaların, sigorta faaliyetleri kapsamındaki tazminat ödemelerinin -müvekkil bankanın söz konusu ödemeleri bloke etme hakkı saklı kalmak kaydıyla- “gerçek faydalanıcı” kavramı kapsamında sürdürülmesi, diğer yandan, tüzel kişiliğin ortaklık payında ayrı ayrı veya toplam %25’i aşan hisseye sahip olan gerçek kişi/kişilerin “gerçek faydalanıcı” olarak kabul edilerek bu kapsamda yer alan firmalar ve yetkili hakim veya mahkeme tarafından kayyım atandığı ve kayyımların yetkilerinin henüz TMSF’ye devredilmemiş olduğu anlaşılan firmaların, sakıncalı olarak değerlendirilerek işlem yapılmayacağı hususlarının karara bağlanmış olduğunu, Davacı firma ortağı ...'in, firmanın yetkili temsilcisi ve %72 oranında ortaklık pay sahibi olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere T.C. Ekonomi Bakanlığının 03.01.2017 tarihli onayı doğrultusunda müvekkil banka kayıtlarında halen “...” kaydı bulunan sigortalı firmaya tazminat ödemesi yapılmadığını, Bilirkişinin yapması gerekenin, davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut durum tespit edilerek alacak var ise davacıya ödenmesine engel olan bir durum olup olmadığını tespit etmek iken bunu yapmadığını, mahkemenin ise bu haksızlığı devam ettirmiş olduğunu, Poliçeye konu tazminatın ödenmemesi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ödememe durumunun keyfi olmayıp bakanlık onayı doğrultusunda olduğunu, bilirkişi ve devamında mahkemenin bu husu özellikle inceleme dışında bıraktığını, Gerekçeli kararın dayanağını oluşturan bilirkişi raporundaki tespitlerin gerçeklikten uzak olduğunu, mahkemeye bu hususta yapmış oldukları itirazların hiçbir surette dikkate alınmadığını, müvekkil bankanın ödeme yapmama kararının keyfi bir karar olmayıp terör örgütü ile ilişkilendirilen bir şirkete ekonomik kazanç sağlamamaya yönelik alınmış karar olduğunu, kaldı ki müvekkil bankanın bu tasarrufunun dayanağını .C. Ekonomi Bakanlığından alınan onaylı yazının oluşturmakta olduğunu, poliçeye konu tazminatın ödenmemesi kararının hukuka uygun olduğunu, Mahkemece verilen karar ile açıkça kanun ve yönetmeliklerin hiçe sayıldığını, bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinde bankacılık ve sigortacılık faaliyetiyle uğraşanların “yükümlü” olarak kabul edileceğinin belirtilmiş olup, Mali Suçları Araştırma Kurulu ( MASAK ) tarafından 09.01.2008 tarihli 26751 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, “Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine dair tedbirler hakkında yönetmelik “(Tedbirler Yönetmeliği) de yükümlüler arasında bankalar açıkça sayılmıştır. FETÖ/PDY ‘nin bir terör örgütü olduğundan hareketle Tedbirler Yönetmeliğinin 3. maddesinin (h) bendinde; “(Değişik: 9/5/2014-2014/6381 K.) Gerçek faydalanıcı: Yükümlü nezdinde işlem gerçekleştiren gerçek kişileri, adına işlem yapılan gerçek kişi, tüzel kişi veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da bunlar üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişileri,” denilerek gerçek faydalanıcının tanımının yapıldığını, Ayrıca aynı yönetmeliğin 17/A maddesinde “gerçek faydalanıcı” nın tespitine ilişkin tanımların yapılmış olup, bu tanımlardan bir tanesinin “Tüzel kişiliğin yüzde yirmibeşini aşan hisseye sahip gerçek kişi ortaklar “ olarak hüküm altına alındığını, ... davacı şirketin %72 hisseli ortağı olduğundan gerçek faydalanıcı sıfatına haiz olup, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında işbu örgütlerle ilişkili olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle ilgili yönetmeliklerde tanımlandığı üzere “yükümlü” sıfatını haiz müvekkil bankanın kanundan doğan bu yükümlülük ve sorumluluğu çerçevesinde davacı şirkete herhangi bir ödeme yapması ya da ekonomik menfaat sağlamasının ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırılık teşkil edecek bankanın hukuki sorumluluğunun doğmasına sebep olacağını, Tüm bu nedenlerle müvekkil bankanın sigortalı firmaya davaya konu bedeli ödememesinin hukuka uygun olup, müvekkil bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ancak izah edilen tüm hususlar ve yapılan itirazların mahkemece göz ardı edildiğini, Müvekkil bankanın, davacıya ödeme yapmamasının keyfi olmayıp kanuni yükümlülüğünü yerine getirmesinden ibaret olduğunu, işbu nedenle müvekkil bankayı bu noktada sorumlu tutmanın açıkça hukuka aykırılık olduğunu, Müvekkil bankanın, davacı sigortalının terör örgütü ile irtibatlı olduğu anlaşıldığından ilgili kanun ve yönetmelikler ile Ekonomi Bakanlığınca onaylanan yazı gereğince sigortalıya ödeme yapmaktan kaçındığını, sonuç olarak müvekkil bankanın davaya konu tazminatı ödememesinin kanuni yükümlülüğünden kaynaklanmakta olup, bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ancak mahkemece yapılan yargılamada bu hususların gözden kaçırıldığını, incelemeye dahi alınmadığını, tüm bu nedenle de karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma ihtiyacı hasıl olduğunu, haksız ve hukuka aykırı kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Açıklanan ve re'sen dikkat edilecek diğer hususlar ışığında; - İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/353 E- 2021/805 K sayılı ve 21/09/2021 günlü kararının istinaf yolu ile kaldırılarak davanın reddine, - Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen "Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi" kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 20/01/2016 tarihli "Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi" düzenlendiğine, 05/02/2018 tarihli zeyilname ile poliçenin yenilendiğine ve yeni geçerlilik tarihinin 31/01/2019 olarak belirlendiğine, dava konusu rizikonun poliçe süresi içerisinde ve teminat kapsamında kaldığına ve zarar miktarına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında istinafa da gelen temel ihtilaf; davacı şirket ortağı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili soruşturma veya kovuşturma dosyası bulunmasının ve davacı şirketin kayıtlarında "sakıncalı" ibaresinin bulunmasının gerekçe olarak gösterilmek suretiyle poliçe kapsamında kalan tazminatın ödenmesinden kaçınılıp kaçınılmayacağı, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki mi karar tarihindeki mi efektif satış kuru üzerinden TL' ye çevrilmek suretiyle elde edilen değer üzerinden hesaplanacağı hususlarındadır. Davalı vekili tarafından istinaf sebebi olarak ileri sürülen bu husus cevap dilekçesinde, beyan dilekçeklerinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülmüş, bilirkişi raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilip, karşılanmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki tarafların iddia ve savunmalarına, sigorta poliçesine, bilirkişi raporuna, dava konusu rizikonun poliçe süresi içerisinde gerçekleşmesi ve teminat kapsamında kalması ve zarar miktarına ilişkin ihtilaf bulunmamasına, davalının ileri sürdüğü hususların sigorta kapsamı dışında kalan haller kapsamında sayılmamasına, davacı şirket malvarlığı hakkında soruşturma veya kovuşturma makamları tarafından verilen bir el koyma kararı bulunmamasına, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön ve kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre; davalı vekilinin istinaf sebepleri ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL' ye çevrilmek suretiyle elde edilen değer üzerinden hesaplanması usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmediğinden, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 20.680,41 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.110,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.569,61 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.