T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/266 Esas
KARAR NO: 2024/993 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/158 Esas - 2021/783 Karar
TARİH: 21/10/2021
DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin faaliyeti kapsamında davalı yan ile 08.05.2015 tarihli “İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi” ve aynı tarihli “İstasyonlu Bayilik Protokolü” imzalamak suretiyle davalı şirkete 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis ettiğini, bayilik sözleşmesi ile birlikte ek olarak imzalanan bayilik sözleşmenin ayrılmaz parçası ve eki niteliğindeki 11.05.2015 tarihli Asgari Mal Alım Taahhütnamesi uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince her yıl için asgari 300 m3 müvekkili şirketçe dağıtımı yapılan beyaz ürün ile 5 ton madeni yağı alıp satmayı davalı yanın kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirketin bayilik süresince satışı yapılamayan eksik beher m3 beyaz ürün için her yıl eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın % 5 i oranında müvekkili şirketin satılamayan üründen dolayı mahrum kaldığı cezai şart olan ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı yanın taahhütlerini yerine getirmeyerek taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi, protokol ve taahhütnameye aykırı davrandığını, davalı tarafça bayilik lisansı 09.01.2017 tarihinde, kendi talebi ile tesisin üçüncü kişiye devri sebebiyle kurul kararıyla sonlandırıldığını, oluşan fesih/münfesih olma durumundan ötürü 08.05.2015 tarihli akaryakıt sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğini, 09.01.2017 tarihli yazı ile EPDK'ya bildirildiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı bayinin sözleşmenin ikinci taahhüt döneminde eksik ürün alımı yaptığının tespit edildiğini, bu dönem yönünden cezai şart alacağının tahakkuk ettiğini, aynı zamanda sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği tarihten bayilik sözleşmesi süresinin son bulacağı tarihe kadar ki dönem yönünden ise kar mahrumiyeti alacağının olduğunu beyan etmiştirDavalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/10/2021 tarih 2017/158 Esas 2021/783 Karar sayılı kararında;"....Cezai şart alacağı bakımından yapılan değerlendirme; Taraflar arasında 08.05.2015 tarihinde aynı tarihli bayilik sözleşmesinin ayrılmaz parçası olarak akdedilen/taahhüt edilen Asgari Mal Alım Taahhütnamesine göre, davalı şirketin(Bayi) Sözleşme ve Ek Protokol Hükümlerinin; "Bayi, sözleşme süresi içerisinde anılan istasyonda her yıl için 300 m3 beyaz ürün (benzin, mazot) ve 5 ton madeni yağ satışı yapmayı taahhüt eder. Bayi taahhüt ettiği satış miktarını gerçekleştiremez ise, eksik alınan ürün bedelinin son cari hesap üzerinden hesaplanacak tutarın % 5'i oranında cezai şartı her yılın sonunda başkaca ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi kabul ve taahhüt etmektedir." şeklinde olduğu görülmüştür.TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişseartık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Yargıtay HGK'nun 20.1.2013 T. 10.6.20152012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, "ceza koşulu istenmeyeceği" ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi sebebiyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay 19. H.D.nin E. 2014/11679 K. 2015/8577 T. 10.6.2015 tarihli kararı da aynı yöndedir.Buna göre yapılan değerlendirmede; davalı şirketin 08.05.2015-08.05.2016 tarihleri arasındaki dönemde alım taahhütlerindeki miktarlar kadar alım yaptığı, sözleşme uyarınca taahhüt ettiği tutarlara ulaştığından davacının, davalı şirketten 08.05.2016 tarihine kadarki 1. dönem için cezai şart istenmesinin mümkün olmadığı, yine 08.05.2016 tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olan 09/01/2017 tarihi arasındaki dönem için cezai şart alacağı talep edilebileceği düşünülebilir ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 09.01.2017 tarihinde sona erdiği, dolayısıyla sözleşme bir yıllık süre dolmadan sona erdiği, buna göre cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı, kaldı ki davalının sözleşmenin sona ermesinden sözleşmenin bitim tarihine kadarki dönem için kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacak talebinde bulunduğu anlaşıldığından koşulları oluşmayan cezai şart alacağı talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.Kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacak talebi bakımından; dosya içeriği, toplanan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 08.05.2015 tarihinde 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ve aynı tarihli satış taahhütnamesi imzalandığı, davalının kendi talebi ile tesisin üçüncü kişiye devri sebebiyle kurul kararıyla bayilik lisansı iptali ile kusurlu olarak akdin ifasını imkansız hale getirdiği, bu kapsamda sözleşmenin sona ermesinden sorumlu olacağı ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği davacının kar mahrumiyetinden kaynaklı zarar talep şartlarının oluştuğu, ancak ilgili sözleşme hakkında herhangi bir fesihname düzenlenmediği, EPDK lisans iptalinin sunulan belge uyarınca 09/01/2017 tarihli ve 1439 sayılı Kurul kararı ile gerçekleştiği, bu nedenle ilgili tarihin hesaplamalarda dikkate alındığı,davalının sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olmasından dolayı davacının mahrum kalınan kar talebinde bulunabileceği ve yeni bir bayilik faaliyeti için geçebilecek süre olarak 3 aylık sürenin makul olduğu, davacının alım yapılan son lt fiyatları üzerinden yapılan hesaplamada 1yıllık eksik alım tutarının 759.025,50 TL olduğu, kar mahrumiyetinin eksik alım tutarının % 5 oranında hesaplanması gerektiği, yeni bir bayilik faaliyeti için 3 aylık süre makul olduğundan, bu süreye istinaden yapılan hesaplamada davacının mahrum kalınan kar tazminatı miktarının 759.025,50 TL*1/12*3= 9.612,82 TL olduğu, alacağa taraflar arasındaki sözleşme uyarınca aylık %7 oranında faiz işletilmesine, davacının dava dilekçesinde kar mahrumiyeti talebinin 20.000,00 TL olduğu dolayısıyla mahkememizce kar mahrumiyeti yönünden talebin kısmen kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur..."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜNE,1-9.612,82 TL kar mahrumiyetinin aylık %7 faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,Ticari realite gereği akaryakıt sektöründe gayet iyi bilmektedir ki ; Yeni bir bayilik sözleşmesi akdedilmesi ve yeni lisans çıkartılması suretiyle bayilik ticari işlemlerinin başlaması için 3 aylık sürenin kabulü mümkün olmadığını, Müvekkilinin kar kaybına ilişkin zararının artmasına neden olacak bir eylemi olmadığını, davalı yan yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız nedenle bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshettiğini, müvekkili şirket davalı şirketin istasyonunun bulunduğu bölgede yeni bir bayilik kurulmadığını, EPDK kayıtları ile de sabit olduğunu, bu durumda dava dosyasına delil olarak sunulan Yargıtay kararları uyarınca da davacı müvekkilinin sözleşmenin feshinden sonraki tüm süre yönünden kar mahrumiyeti alacağının kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini, Yerel mahkemeye fesih sonrası talep edilen kar mahrumiyetine ilişkin emsal teşkil etmesi açısından ekte yer alan 18.10.2017 tarihli Yargıtay kararından 22.06.2018 tarihli kararı bilirkişinin değerlendirmesinin hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/19976 Esas-2017/7056 Karar sayılı bozma ilamının 2 numaralı bendinde; “Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 25/f maddesi; “sözleşmeyi derhal ve süresinden önce fesih eder. Bu durumda fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam akaryakıt miktarlarını fesih işlemi nedeni ile satamaması sonucu şirketin uğradığı tüm zarar ve ziyanın, bu meyanda fesih tarihinde sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp beyaz ürün için, motorindeki şirket karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam şirket zarar ve ziyan tutarlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin bayi derhal ve defaten öder” hükmünü içermektedir. Davacının anılan maddeye göre alacağı yönünden talep hakkı bulunduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmek suretiyle fesih sonrası sözleşme süresi sonuna kadar geçecek dönem yönünden kar mahrumiyetinin istenebileceği belirtildiğini, güncel tarihli işbu Yargıtay kararında görüldüğü üzere herhangi bir makul süreden bahsedilmediğini ancak yerel mahkeme tarafından 2017 tarihli işbu Yargıtay kararı hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmadığını, Yargıtay kararında bahsedilen sözleşme hükmü ise, işbu dosyada taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 45/d maddesinde de yer aldığını, davacı müvekkilinin davalı şirketten başka DÜZCE sınırları içerisinde başka bir bayi ile bayilik tesisi mümkün olmadığını, bayilik ilişkisinin kurulması ise bir takım yasal zorunlulukları gerektirmekte, özellikle GSM ruhsatının alınması gibi bayilik lisansının alınması işlemleri bir hayli uzun sürmekte, bu işlemler kısa sürede ve kolay bir şekilde gerçekleştirilemediğini, keza ruhsat alma süresi dahi asla tek başına bir kriter olamayacağını, istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu da söz konusu makul sürenin belirlenmesinin, dolayısıyla ne kadar sürede yeni bir bayilik kurulabileceğinin tespitini de güçleştirdiğini, yeni bir bayilik tesisi bu gibi ortalama süreler ile ölçülemeyeceğini, rekabet ortamında yıllar boyunca o bölgede yeni bir bayilik alınması mümkün olamadığını ayrıca, yeni bayilik alınması sadece dağıtım şirketinin tek başına karar verebileceği bir durum da olmadığını, somut olayda müvekkili şirketin uğramış olduğu zarar ortada olduğunu bu nedenle, ayrıca sözleşmenin fesih tarihinden sözleşmenin son bulacağı kararlaştırılan tarihe kadar ki tespit edilecek tüm süre yönünden kar mahrumiyeti alacağı hesaplanması gerektiğini, Yerel Mahkemenin cezai şart alacağını şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile tamamen reddetmesi de hukuk aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme 08.05.2016 tarihinden sözleşmenin sonlandırıldığı 09.01.2017 tarihine kadar ki dönem yönünden henüz 1 yıllık süre dolmaması nedeniyle koşulları oluşmayan cezai şart talebinin reddinin hatalı olduğunu, her ne kadar 1 yıllık süre dolmasa dahi, sözleşmenin sona ermesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığından 08.2016 tarihinden sözleşme süresinin sona erdiği tarihe kadar ki dönem yönünden kıstelyevm usulü cezai şart hesaplaması yapılarak, talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında imzalanan istasyonlu bayilik sözleşmesi, eki istasyonlu bayilik protokolünün süresinden önce davalı bayi tarafından sona erdirildiği iddiasıyla, eki ürün alım taahhütnamesi uyarınca belirlenen eksik ürün alımı için öngörülen cezai şart ve kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ile Davalı ...Tic. A.Ş. Arasında imzalanan İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinin 56. Maddesine göre; İş bu sözleşmenin ... tarafından imzalandığı 08/05/2015 tarihinde yürürlüğe gireceği, sözleşmenin 43. Maddesine göre, sözleşmenin süresinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süre ile geçerli olacağı, sözleşmenin 50 maddesinde, garantörlüğün düzenlendiği, feshin sonuçların düzenlendiği, 47.d. maddesinde ise;'' BAYİ işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerde belirlenen cezai şartla ilaveten fesih tarihinde sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık salış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri (Benzin, Motorin, Madeni yağ, kakyak, fuiloil) miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu ...'in uğradığı tüm zarar ve ziyanın bu meyanda fesih tarihinden, sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün için motorindeki ... karı esas alınmak suratiyle belirlenecek toplam ... zarar ve ziyan tutarını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin ...'in ilk talebinde derhal, nakden ve defaten ödemeyi beyan, kabut ve taahhüt eder,'' hükmünün düzenlendiği, iş bu 59 maddeden ibaret sözleşme altının davacı ..., davalı bayi ... İnşaat...Tic. A.Ş. Ve garantör davalı ... tarafından imzalanmıştır.Taraflar arasında imzalanan istasyonlu bayilik protokolünün protokolün sona ermesi ve feshin sonuçları başlıklı 7.2. Maddesinde;'' BAYİ' nin işbu protokol ve bağlı sözleşmeler ile var ise satış taahhütlerini ihlali ile 5015 Sayılı Kanuna ve ilgili Mevzuata aykırı davranışları sebebiyle ve BAYİ' den kaynaklanan sebeplerle ... tarafından feshi veya BAYİ tarafından ...' in kabul etmediği sebeplerle süresinden önce tek taraflı olarak feshi halinde veya ... tarafından fesih konusundaki seçimlik hak kullanılmamış olsa dahi BAYİ herhangi bir ihtar, ihbar ve mahkeme hükmüne gerek olmaksızın ilk yazılı ...'e 100.000.00 USD maktu cezai şartı ödemeyi ve bu cezai şartın 7.1 ve 7.2 hükmünde belirtilen ..."in protokol ve bağlı sözleşmeler ile var ise satış taahhütlerinden kaynaklanan diğer zarar ve ziyan ile kar mahrumiyeti tatep haklarını etkilemeyeceğini ve eksiltmeyeceğini kabul beyan ve taahhüt eder...., '' hükmü düzenlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan Asgari Mal Alım Taahhütnamesinde;'' Beher yılda, kanopi altında perakende beyaz ürün alımlarında birinci yıl için asgari 300 (üçyüz m3)/yıl (motorin/benzin) ikinci yıl için asgari 300 (üçyüz m3)/yıl (motorin/benzin) üçüncü yıl için asgari 300 (üçyüz m3)/yıl (motorin/benzin). dördüncü yıl için asgari 300 (üçyüz m3)/yıl (motorin/benzin),beşinci yıl için asgari 300 (üçyüz m3 )yıl (motorin/benzin), ayrıca İstasyon dışı satış amaçlı toptan motorin alımlarında birinci yıl için asgari 700 (yediyüz m3)yıl (motorin) ikinci yıl için asgari 700 (yediyüz m3)/yıl (motorin) Üçüncü yıl için asgari 700 (yediyüz m3)yıl (motorin), dördüncü yıl için asgari 700 (yediyüz m3)/yıl (motorin), beşinci yıl için asgari 700 (yediyüz m3)/yıl (motorin) ve beher yılda asgari 5 ton/yıl ... ve/veya ... markalı ve/veya ... tarafından belirlenecek sair markalar altında üretilen sair madeni yağ ürünlerini ürünlerini, bayisi bulunduğum ... (...) dan satın alarak Petrol Piyasası Mevzuatının belirlediği kişi/kuruluşlara satmayı, başka şahıs ve / veya kuruluşlardan petrol ürünleri alıp satmamayı, .......her bir yıl için eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 oranındaki karı şart-ı ceza olarak ... (...)'e nakten ve defaten ödemeyi; Satışını taahhüt ettiğim satiş taahhüdü miktarları için takvim yılı kriterinin ya da (...) tarafından uygun görülecek sair bir zaman kriterinin uygulanmasını: Satış taahhüdümün işbu taahhütmamenin imza tarihinden itibaren başlayacağını, gerek bayilik ilişkisinin başlangıcında ve/veya gerekse de bayilik ilişkisinin sonunda yer alan ve bir takvim yılından kısa olan dönemler için ise (...) tarafından yıllık satış taahhüdü miktarlarına göre kistelyevim (gün hesabina göre) kriterinin uygulanmasını; Söz konusu cezai şartı ilgili olduğu takvim yılı sonu itibariyle veya (...)'in talep zamanlarında. (...)'in kayıtlarına göre tespit edilecek eksik satış miktarlarından hesap edebileceğini: Hesap edilen cezai şart tutarını. takip eden takvim yalının Ocak ayı içerisinde ve/veya (...)'in talep zamanlarında herhangi bir ihtar, ihbar keşidesine ve/veya hüküm alınmasına ve/veya herhangi bir kanuni merasim yürütülmesine gerek kalmaksızın, amerikan doları olarak ve/veya ödeme günündeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı nakden ve defaten (...) “e ödemeyi:.....Yukarıdaki taahhütlerimin imzalamış olduğum bayilik sözleşmesi ve protokolde yer alan yükümlülüklerimi ortadan kaldırmayacağını ve eksillmeyeceğini: Ayrıca tarafımdan uzun bir süre asgari alım taahhüdüne uyulmaması ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin (...) tarafından fesih edilmemiş olmasının, (...) bakımından asgari alım taahhüdünün uygulanmasından ve cezai şart alacaklarından zimmen vazgeçildiği ve feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini, (...)'in asgari alım taahhüdünden dolayı talep hakkının bu halde de devam edeceğini:... (...) nezdinde doğmuş ve herhangi hir nedenle doğacak borçlarıma anapara faizi hariç tahsil tarihine kadar aylık %7 akdi faiz oranında temerrüt faizi ve faize cari hadde göre hesaplanacak KDV” nin tahakkuk ettirilmesini ve bu faiz haddinde ve KDV oranlarında meydana gelecek değişikliklerin borçlarıma aynen yansıtılması....,''nı kabul ettiği düzenlenip taraflarca imzalandığı görülmüştür. Dosyada mevcut davacı tarafından EPDK Başkanlığına gönderilen 09.01.2017 tarih ve 2016/019 Sayılı, Sona Erme Bildirimi Hk. /... Anonim Şirketi konulu yazıda ;'' (...) lisans numaralı ... GÖLYAKA/DÜZCE adresinde bulunan bayimiz ... ANONİM ŞİRKETİ ünvanlı bayisinin lisansının Tesisin ... LİMİTED ŞİRKETİ unvanlı muhataba devri nedeni ile, lisans sahibinin isteği üzerine 09.01.2017 tarihli 1439 sayılı kararla sonlandırılmış olmasından ötürü 08.05.2015 akaryakıt sözleşmesi kendiliğinden sona erdiği, ''bildirilip Lisans Yönetmeliğinin 34/0/4 hükmü uyarınca gereği için bildirildiği belirtilmiştir.Mahkemece sektör bilirkişisinden alınan raporda; EPDK Lisans Bilgileri kapsamında, EPDK internet sayfasından alınan kurul kararına göre, Davalının EPDK lisans başlangıç tarihinin 03.06.2015 olduğu, ve EPDK Kurul kararının da;“-Tesisin ... LİMİTED ŞİRKETİ unvanlı muhataba devri nedeni ile, lisans sahibinin isteği üzerine 09.01.2017 tarihli 1439 sayılı kararla sonlandırılmıştır.” Şeklinde yazılı olduğu belirtilmiş olup bu tespitlere göre taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve eki sözleşmelerin davalı bayi ... ANONİM ŞİRKETİ'nin lisansını Tesisin ... LİMİTED ŞİRKETİ unvanlı muhataba devri nedeni ile, lisans sahibinin isteği üzerine 09.01.2017 tarihli 1439 sayılı kararla sonlandırıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf dava dilekçesi ile; Bayilik sözleşmesinin ikinci taahhüt dönemi olan 08.05.2016 tarihinden bayilik sözleşmesinin sona erdiği 09.01.2017 tarihine kadar ki dönem yönünden 6.000,00 TL cezai şart alacağı ile, sözleşmenin sona erdiği 09.01.2017 tarihinden sözleşmenin devamı halinde sona ereceği 08.05.2020 tarihine kadar ki dönem yönünden şimdilik 20.000,00-TL kar mahrumiyeti alacağının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.Mahkemece, mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor ile sektör uzmanı bilirkişilerden ayrı rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekilinin kar mahrumiyetine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ile, belirli süreli bayilik sözleşmesinin bayi tarafından süresinden önce haksız feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti talep edilebilecek ise de, kar mahrumiyeti zararı tespit edilirken, dağıtıcı davacının aynı bölgede yeni bir istasyon kurup kurmadığı, yeni bir bayi ile sözleşme yapıp yapmadığı, yeni istasyon kurulmamış ve yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış ise aynı bölgede dava konusu sözleşme ile aynı şartlarda bayilik sözleşmesi yapılması için gerekli makul sürenin ne olacağının saptanması gerektiğinin kabul edildiği, somut olayda, davacının o bölgede sözleşmenin normal bitiş süresine dek yeni bir bayilik sözleşmesi yaptığına dair dosya kapsamına göre delil olmadığı akaryakıt sektör bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğinde, akaryakıt sektöründe "bölge"den ne anlaşılması gerektiği hususunda EPDK'nın uygulamalarına da atıf ile yapılan açıklama ve tespitler ışığında, bayilik sözleşmesine konu istasyonun bulunduğu bölgede yeni ve benzer bir bayilik ilişkisinin kurulması için gereken makul sürenin üç ay olduğu yönündeki kanaatinde ve mahkemece bu kanaatin hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2021/3176 esas, 2022/8584 karar sayılı, 01/12/2022 tarihli, 2020/3126 esas, 2021/3423 karar sayılı 07/04/2021 tarihli ilamları). Davacı vekilinin eksik ürün alımı için öngörülen cezai şarta yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 56. Maddesine göre; İş bu sözleşmenin ... tarafından imzalandığı 08/05/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davalı lisans sahibinin isteği üzerine 09.01.2017 tarihinde sona erdiği, anlaşılmıştır.Taraflar arasında; ürün alım taahhüdüne aykırılık halinde,...her bir yıl için eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 oranındaki karı şart-ı ceza olarak ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olup, bu taahhüt TBK'nun 179/2 maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. Buna göre, ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Bu hüküm emredici nitelikte olmadığından, ifadan önce cezai şart isteme hakkı saklı tutulmuş veya sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış yahut ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan ifa çekincesiz kabul edilmiş olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez. Her ne sebepten doğarsa doğsun cezai talep hakkının ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek olmaksızın sözleşme ile saklı tutulması veya ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunulması durumunda bir yıllık dönemler sonunda ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesi zımnen feragat olarak kabul edilemez (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-560 esas, 2024/100 karar sayılı, 14/02/2024 tarihli ilamı).Somut olayda davacı taraf dava dilekçesi ile, Bayilik sözleşmesinin ikinci taahhüt dönemi olan 08.05.2016 tarihinden bayilik sözleşmesinin sona erdiği 09.01.2017 tarihine kadar ki dönem yönünden 6.000,00 TL cezai şart alacağı talep ettiği, mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan ek raporda ikinci taahhüt döneminin başlangıcı 08.05.2016 tarihinden bayilik sözleşmesinin sona erdiği 09.01.2017 tarihe kadar davalının eksik ürün aldığı, bu dönem içerisinde taahhütname uyarınca yapılan hesaplamaya göre 12.283, 45 TL. Ceza-i şart alacağının oluştuğunun belirtildiği, davalı bayi talep edilen 2. Taahhüt yılını tamamlanmamış ise de, taraflar arasında imzalanan Asgari Mal Alım Taahhütnamesinde;''... gerek bayilik ilişkisinin başlangıcında ve/veya gerekse de bayilik ilişkisinin sonunda yer alan ve bir takvim yılından kısa olan dönemler için ise (...) tarafından yıllık satış taahhüdü miktarlarına göre kistelyevim (gün hesabina göre) kriterinin uygulanması...,'' gerektiği belirtilmiş olup bu düzenleme uyarınca davacının tamamlanmayan 2. Taahhüt dönemi içinde ceza-i şart alacağına hak kazandığı, bilirkişi ek raporunda bu dönem içerisinde taahhütname uyarınca yapılan hesaplamaya göre 12.283, 45 TL. Ceza-i şart alacağının oluştuğunun belirtilmiş ise de davacının dava dilekçesinde, 6.000,00 TL cezai şart alacağı talep ettiği, taleple bağlılık kuralı gereğince mahkemece bu miktar üzerinden ceza-i şart alacağına hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, yapılacak başka tahkikat işlemi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü ile 6.000,00 TL cezai şart alacağı ve 9.612,82 TL kar mahrumiyeti alacağının aylık %7 faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih ve 2017/158 Esas- 2021/783 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 6.000,00 TL cezai şart alacağı ve 9.612,82 TL kar mahrumiyeti alacağının aylık %7 faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.066,51 TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 444,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 622,49 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 444,02 TL peşin harç ve 31,40 TL başvuru harcı toplamı olan 475,42 TL nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 783,88 TL tebligat, müzekkere ve posta gönderim masrafları, 900,00 TL talimat bilirkişi raporu, 700,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.383,88 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranları gözetilerek (%60 kabul) 1.430,32.TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan 15.612,82 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 54,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere; toplam 216,10 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.