T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/374
KARAR NO: 2024/1153
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2021
DOSYA NUMARASI : 2016/1374 Esas - 2021/717 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... takografkalibratörü projesinin uygulanmasına ilişkin olarak 08.05.2012 tarihinde bir sözleşme akdedilmiş olup, bu sözleşme ile el terminalinin müvekkili, test tamburunun ise davalı şirket tarafından üretileceği, her iki tarafında başka firmalarla arayış içerisine girmeyeceği, davalı şirketin müvekkili tarafından onaylanan ... 2010 test tamburunun üretim, kurulum ve servis hizmetlerini vereceği, yine müvekkilinin de test tamburu ve el terminalinin pazarlama, satış, eğitim ve teknik destek hizmetleri vereceği, davalı şirketin müvekkilin belirlediği şartlarla ve müvekkilin onayı ile satış sözleşmeleri yapabileceği, proje kapsamında her türlü belgelendirme işleminin müvekkili tarafından yapılacağı, davalı şirketin üretmiş olduğu test tamburunun müvekkili tarafından tek onaylı test tamburu olacağı, tarafların doğrudan ve dolaylı rekabet etmeyeceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu proje kapsamında tüm AR-GE çalışmalarının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, nitekim müvekkilinin takografkalibrasyonu konusunda uzman olduğunu, sözleşme kapsamında davalı şirketin üstlendiği edimin, müvekkiline ait ... ... imalatçı tarafından onaylı ... Test ve Kalibrasyon cihazı olan ... 2010 cihazına ek modül test tamburu üretmekten ibaret olduğunu, bahsi geçen sözleşme çerçevesinde müvekkilinin sözleşmenin gereklerini harfiyen yerine getirdiğini, var ki üretim sürecinde projenin detaylarına hâkim olan davalının, müvekkilin bilgi ve onayı olmaksızın ... Ticaret A.Ş. adlı şirketle işbirliği yaptığını, bu şirkete test tamburu satışı yaptığının öğrenildiğini, bu işbirliği neticesinde ... A.Ş. adlı şirketin müvekkilinin hedeflediği pazara girerek çok sayıda ürün (takografkalibrasyonu) satışı gerçekleştirdiğini hatta bayilikler verdiğini, projenin başlangıcında bir kısım satışın gerçekleşmesinden sonra, davalının başkaca firmalarla sözleşmenin ihlali sonucunu yaratan işbirliğine girişmesi neticesinde anılan proje kapsamında satışın yapılamaz hale geldiğini ve müvekkilinin ciddi anlamda zarara uğradığını, davalı tarafa, tarafımızca konu ile ilgili ikazda bulunulmasına rağmen sözleşmeyi ihlal etmeyi sürdürmeleri nedeni ile Sakarya Birinci Noterliği'nin 01/09/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının söz konusu fiillerinin sözleşmenin ağır derecede ihlali anlamına geldiği gibi TTK.m. 55/1-c çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiği bildirilerek, taraflar arasındaki güven ilişkisinin çökmesi sonucunda 08.05.2012 tarihli sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin uğradığı zararın tazmininin istendiğini, davalı tarafın Kartal Dokuzuncu Noterliği'nin 06/10/2016 tarih ve 23082 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek söz konusu projenin hiçbir zaman gerçekleşmediğini dahi ileri sürebildiğini, test tamburunun bu test cihazının bir parçası olduğunu, davalının, taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi ağır şekilde ihlal ederek sözleşmenin taraflarınca haklı nedenle feshedilmesine sebep olduğunu, davalının sözleşmeyi ihlal eder nitelikteki fiillerinin aynı zamanda TTK.m.51-c anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafın müvekkilin bilgi ve onayı olmaksızın, yani yetkisi olmaksızın başkaca firmalarla müvekkilinin zararına iş birliği yaparak, müvekkilinin hedeflediği pazara başkaca firmaların girişini sağlamış olmasının TTK.m.51-c hükmü çerçevesince de haksız rekabet teşkil ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme incelendiğinde kurulum ve eğitime ilişkin maddesinde “Test tamburunun kurulumu A tipi teslimatta ... tarafından yapılacak olup, eğitim ve teknik destek hizmetlerinin ... tarafından verilecektir.” ifadelerinin yer aldığını, yalnızca bu düzenlemeden dahi müvekkilinin proje kapsamındaki konumunu, proje tasarımının müvekkiline ait olduğunu, davalının yalnızca müvekkilinin direktifleri doğrultusunda üretim yapan imalatçı firma konumunda olduğunu açıkça gösterdiğini, zira projenin uygulanması noktasında eğitim verenin müvekkili olduğunu, davalının, taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal eden, aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden filleri neticesinde müvekkilinin ... 2010 kalibrasyon projesi çerçevesinde satışlarının temamen durduğunu, ... A.Ş.'nin pazara girişine neden olunarak müvekkiline ciddi anlamda pazar kaybı yaşatıldığını, Ar-Ge sürecini yürütmesine rağmen davalının hukuka ve sözleşmeye aykırı fiilleri neticesinde piyasada itibar kaybı oluştuğunu belirterek davalı şirketinin kalibrasyon yetkisinin sorgulanarak ilgili bilgi ve belgelerin istenmesi için ...'a müzekkere yazılmasına, davalı tarafından yapılan test tamburu satışlarına ait fatura örnekleri ile atıf yaptıkları yönetmelik gereği bulundurmalarının zorunlu olduğu belgelerin birer örneğinin davalı şirketten istenmesi için müzekkere yazılmasına, davalı üzerine kayıtlı malvarlığı değerlerine ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkil tarafından geliştirilmesine rağmen davalı tarafından imal edilen ürünlere tedbirenel konulmasına ve davalının yargılama neticeleninceye kadar bahsi geçen test tamburu imalatını durdurmasına, neticeten davalarının kabulü ile müvekkilinin uğramış olduğu müspet zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, davalının haksız rekabetinin men'ine, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların (davalı tarafından müvekkilin fikirsel desteği ile üretilen test tamburları) imhasına, davalının müvekkile 50.000,00 TL. manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı 15.12.2016 tarihli dava dilekçesi ile haksız ve mesnetsiz açıklama ve iddialarla, haksız rekabet iddiasına dayalı bir takım taleplerde bulunduğunu, Davanın Ticaret Mahkemesinde değil Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini, davaya görev itirazlarının olduğunu, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 08.05.2012 tarihli sözleşmenin mevcut olduğunu ve sözleşme süresinin 2 yıl olduğunu, haksız talebin zamaaşımına uğradığını, davacının tüm müspet zarar-mavevi zarar vs diğer iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının dilekçesinin 4. sayfasındaki 2. numaralı başlık altında davalının, taraflar arasında aktedilen sözleşmeyi ağır şekilde ihlal ederek sözleşmenin tarafımızca haklı nedenle fesh edilmesine sebep olan sebep olmuştur başlığı altında yer alan iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, öncelikle davacının akti fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların gerçek olmadığını, AR-GE çalışmalarının ...–Takonet tarafından yapıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, test tamburunun AR-GE çalışmasının müvekkili şirket tarafından yapıldığını, ...'nın bu durumu bildiğini, proje kapsamındaki her türlü belgelendirme işleminin sorumluluğunun tarafı olan ... tarafından hiçbir belgelendirme işleminin yapılmadığını, proje kapsamındaki garanti maddesi alt başlığında belirtilen onaylama işleminin de ... tarafından yapılmadığını, ...'nın ... diye bir tambur onaylamadığını, yani bu projeye konu setin davacı tarafından ortaya çıkarılamadığını, ortada müvekkili şirkete ait sözleşmeye konu ... tarafından onaylanmış test tamburunun mevcut olmadığını, dolayısı ile haksız rekabete konu bir ürünün ortada olmadığını, özellikle müvekkili şirketin sözleşmeye konu seti satmadığını, zaten sözleşmeye konu setin davacının sözleşme koşullarını yerine getirmemesi ile ortaya çıkarılamadığını, proje aşamasında kaldığını, tüm test tamburlarının otonom-kendi başına çalışan test tamburu olduğunu ve kendi LCD göstergesi ve tuşları üzerinden çalıştığını, çalışması için herhangi bir el terminaline ihtiyacının olmadığını, bu test tamburuna ait yazılımların ARGE'sinin de müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin 1999 yılından beri mekanik tasarımlı ve elektronik kumandalı TÜBİTAK destekli cihazlar geliştirip ürettiğini, davaya konu iddia ve taleplerin sözleşmenin kapsam ve konusu ile bir ilgisinin olmadığını, sözleşmenin konusunun “ ... kalibrasyon Seti konusunda işbirliği yapmak” olduğunu, bu sözleşmeye konu olan "... kalibrasyon Seti"nin hayata geçirilemediğini, davacının 15.12.2016 tarihli dilekçesi ile, 08.05.2012 tarihli sözleşmeden beri hayata geçirilmeyen "... kalibrasyon Seti" ile ilgili mesnetsiz sözleşmenin süresinin dolmasından 4 yıl sonra haksız rekabet davası açtığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, görev yönünden reddine, zamanaşımı yönünden reddine, davanın esastan reddine, davacının sonuç ve istem başlığı altında sıraladığı 8 madde olarak talep ettiği tüm hususların reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, müspet zarar ve manevi tazminat taleplerinin reddine, dilekçede yer alan hakaret-iftira hakaret niteliğindeki ifadeler yönünden HMK 32 maddenin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/10/2021 tarih ve 2016/1374 Esas - 2021/717 Karar sayılı kararı ile; " Dava, hukuki niteliği itibariyle haksız rekabetin önlenmesi ile taraflar arasında imzalanan ... takografkalibratörü projesinin uygulanmasına ilişkin sözleşmenin ihlali ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın; taraflar arasında akdolunan sözleşme gereğince "... ... KALİBRASYON PROJESİ" imzalandığı, buna göre El terminalinin davacı tarafça test tamburunun ise davalı tarafından üretileceğinin kararlaştırıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın bu sözleşmenin yürürlüğe girip girmediği, üretimin yapılıp yapılmadığı, davalı tarafça satışın yapılıp yapılmadığı, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, ayrıca davalı tarafça sözleşmeye aykırı hareket edilip edilmediği, aykırı hareket edilmiş olması halinde bu durumunda başlı başına haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Taraf tanıklarının beyanları alınarak değerlendirilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; nihai takdiri mahkememizde olmak üzere; davalı ... herhangi bir şekilde el terminali işine girdiği yönünde bilgi /belgeye rastlanmadığı, davacı ... tarafından, Takonet adı altında el terminali ve ilaveten kalibrasyon test tamburu satışı ve eğitimi yapıldığı, davacı tarafından sözleşme kapsamındaki ürünlerin ar-ge'sinin yapıldığı, ürüne ilişkin teknik bilgilerin davacı tarafından sağlandığı ifade edilmekle bu çalışmaların bent kapsamında iş ürünü olarak nitelendirilebileceği ancak bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, davacını iş ürünü olarak nitelediği çalışmalarını ortaya koyması gerektiği, ayrıca davalının sözleşmeye aykırı olarak bu iş ürününden yetkisiz yararlandığını da ispatlaması gerektiği, söz konusu çalışmaların iş ürünü olarak nitelendirilmesi durumunda, davalının bunlardan yetkisiz yararlanması halinde eylemin TTK m. 55/1-c uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği, davacı tarafından oluşturulan bir iş ürünün mevcudiyetinin ve bunun davalı tarafından yetkisiz bir şekilde kullanıldığının ispat yükünün davacı tarafta olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekilinin itirazlarını karşılamak için mahkememiz dosyası ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye heyetine tevdi edilmiş, dosyada mübrez 09/06/2021tarihli ek raporun sonuç bölümünde; kök raporda değişiklik yapmaya gerek olmadığını ve aynen geçerli olduğunu bildirmişlerdir. Tarafların her iki tarafta uzmanlıklarını birleştirerek bir birliktelik oluşturmak ve ilave avantaj elde etmek amacıyla 08/05/2012 tarihli sözleşmeyi yapmışlardır. Sözleşmede öngörülen amaç gerçekleşene ve karlı hale gelene kadar her iki tarafça mevcut işleri ile finanse etmeleri gerektiği, Alınan bilirkişi raporuna göre 08/05/2012 tarihli sözleşme konusu ... projesi hayata geçmediği, davacı ...'ın test kalibrasyon tamburlarını davalıdan temin etmediğine göre başka firmalardan almasının 08/05/2012 tarihli sözleşmeye aykırıdır. Yine daval...in el terminali üretimi ve satışı yapığı veya eğitimini verdiği ve benzeri hiçbir belgeye rastlanılmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi ihlal ettiği yönünde bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davalının el terminali satışı yaptığına dair belgi belge bulunmamaktadır. Davacının iş ürününün varlığını ve bu iş ürününden davalının yetkisiz yararlandığını ispat etmesi gerekmektedir. Ancak bu halde TTK 55/1-c uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-DAVANIN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İleri sürdükleri vakıaların, belki de hayli teknik ve uzmanlık gerektiren konular olduğundan anlaşılamadan ve anlaşılması noktasında gerekli gayret sarf edilmeden "eksik inceleme" neticesinde hüküm tesis edildiğini, Huzurdaki uyuşmazlığın hukukçunun hukuk bilgisi ile çözülemeyeceğine ve teknik konuların açık, anlaşılır ve denetine elverişli bilirkişi raporlarıyla açıklanması gerektiğine şüphe bulunmadığını, dolayısıyla mahkemenin hukuka ve maddi gerçekliğe uygun bir karar verebilmesinin ön koşulunun olayın teknik boyutuna da vakıf olabilmesi olduğunu, bunun da ancak ve ancak tarafların iddia ve savunmalarını, dosyada yer alan delilleri ve dava konusu araçları etraflıca inceleyip dosyayı teknik yönlerden aydınlatacak bilirkişi raporları ile mümkün olabilecek olduğunu, Hükme esas alınabilecek nitelikte bilirkişi raporu alınması noktasında azami gayret sarf etmelerine rağmen itirazlarının reddedilmesinin, hele de objektif ve gereken nitelikleri karşılayacak rapor sunmayacağını açıkça belli eden heyet dışında yeni bir heyetten rapor alınması yönlü taleplerinin karşılanmamasının uyuşmazlık konusunun anlaşılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm tesisine sebep olduğunu, Kendileri tarafından sunulan deliller gerektiği şekilde incelenmediği gibi, toplanması gereken delillerin de toplanmaksızın hüküm tesis edilmiş olduğunu, Huzurda görülmekte olan davada dinletilen tanık beyanlarının hiçbir şekilde nazara alınmadığı, sundukları delillerin de gereği gibi incelenmediği hususlarının dosyaya sunulan raporlardan da anlaşılmakta olduğunu, mahkemenin de söz konusu raporlara dayanarak maddi gerçeklere ve hukuka aykırı şekilde hüküm tesis ettiğini, Tanık beyanlarının dahi davalı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ederek ve müvekkilin öncülüğü ve kontrolünde üretilen ürünlerin müvekkilin bilgi ve onayı dışında kullanıldığını; müvekkil ile gerçekleştirilen projeyi sabote etmek için bilinçli olarak hareket edildiğini ve ... projesinin somut olarak uygulanarak hayata geçirildiğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu hususlarda dosyaya başka deliller de sunulduğunu, Yine dosyaya sundukları faturalardan ... projesine ilişkin kesilen faturaların da projenin hayata geçirildiğinin bir diğer delili iken bu delillerin hiçbiri gereği gibi incelenmediğini, Ayrıca müvekkilin uğramış olduğu zarar miktarının tespiti açısından delil tespiti talepleri olmasına rağmen yerel mahkemenin bu konuda bir araştırma yapmadığın, bu hususta en azından istinaf aşamasında davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine, ... A.Ş. tarafından verilen bayiliklerin saptanması için ilgili şirkete müzekkere yazılarak bilgi istenilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, İtirazlarını hiçe sayan ve adeta davanın tarafıymış gibi bir üslup benimseyen bilirkişi heyetinin yetersiz, denetime elverişli olmayan, dosya ve maddi gerçeklikle uyumsuz raporlarının karara dayanak kılındığını, Ciddi şekilde itirazlarına uğrayan ilk bilirkişi raporunun ardından dosyanın 01.06.2021 tarihli duruşmasında verilen 1 numaralı ara karar ile "davacı vekilinin itirazlarını karşılar nitelikte bilirkişilerden ek rapor alınmasına" karar verildiğini ve dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiğini, bilirkişi heyetinin dosyayı 08.06.2021 tarihinde imzalı tutanak olarak sisteme kaydedilen tutanak ile teslim alıp 14.06.2021 tarihinde raporunu teslim ettiğini, Her şeyden evvel, düzenlenen raporun mahkemenin 01.06.2021 tarihli ara kararına açık bir şekilde aykırı olduğunu, gerek kök raporda gerekse de ek raporda sorulan soruların, ileri sürülen ve tanık beyanları ile de delillendirilen vakıaların tamamen göz ardı edildiğini, Bu kadar kısa sürede ek raporun sunulmuş olmasının, rapora teknik ve hukuki yönden itirazlarının gereği gibi değerlendirilmediğini gösteren ilk işaret olduğunu, keza sunulan raporda belirtmiş oldukları teknik ve hukuki itirazların hiçbir şekilde irdelenmediğini, hatta raporun bir kısmının alıntılanıp, buraya kadar itiraz yoktur denilmek suretiyle mevcut itirazlarınında yok sayıldığını, Dosyada yer alan delillerin değerlendirilmemiş olduğu bilirkişilerin ... projesinin hayata geçmediği yönlü tespitte en belirgin halini almış olduğunu, projenin hayata geçtiği hususunun sunmuş oldukları faturalar ve tanık beyanları ile ispat edilmiş durumda olduğunu, Yine ileri sürülen iddiaların çarpıtıldığını ve adeta davalı tarafın yanında beyanda bulunulduğunu, kendileri tarafından birlikte tasarlanan test tamburunun üretimi konusunda anlaşma imzalandığının ileri sürüldüğünü, davalı tarafın farklı mahiyetteki ürünlerini üretip devam etmesinin önünde bir engel olmadığını, buna rağmen bilirkişilerin adeta Mahkeme nezdinde algı yaratma gayretine girerek sözleşmenin uygulamasına devam edildiği koşulda davalı şirketin varlığını devam ettiremeyeceği gibi akla mantığa sığmaz bir yorum yapabilmiş olduklarını, hatta bunun bir adım ötesine geçerek müvekkilin başka firmalardan test tamburu almış olacağının iddia edildiğini, ki davalının dahi böyle bir iddiasının söz konusu olmadığını, Kendileri tarafından davalı tarafın el terminali üretip sattığına ilişkin bir iddia dillendirilmediğini, el terminaline ikame edilebilecek bir arayüz üretildiğinin ifade edildiğini, zaten davanın konusunun da müvekkile özel ürettirilen test tamburunun başka firmalara satılmış olması olduğunu, Davalının daha önceden ürettiği test tamburu ile müvekkil için üretilen test tamburunun farklı niteliklerde olduğu hususunun kendileri tarafından tanık beyanları ile ispatlanmış olup bilirkişilerin test tamburlarının teknik kıyaslanması işine girmediklerini, halbuki yapılması gereken teknik incelemenin bu olduğunu, denetime elverişli şeklide dava konusu test tamburu ile önceden üretilen test tamburunun kıyaslanması ve varılan sonucun teknik açıklamasının yapılması gerektiğini, raporda teknik hiçbir açıklama yapılmadığını, "aynı pazara yönelik üretim yapılması"ndan hareketle sonuca varıldığını, Dava dilekçesi ekinde ve sonrasında da pek çok döküman sunduklarını ve elbette bunlara da hiçbir şekilde değinilmediğini,Yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek sair nedenlerle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.10.2021 tarih ve 2016/1374 E. 2021/717 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne, bu mümkün görülmez ise kararın bozularak yeniden yargılama yapılmak üzere yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen ve konusu 08/05/2012 tarihli ... kalibrasyon seti konusunda işbirliği olan sözleşmenin davalı tarafından ihlal edilerek haksız rekabette bulunulduğu ve davacının zarara uğradığı iddiası ile maddi ve manevi zararın tazmini ile haksız rekabetin men'i ne karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 08/05/2012 tarihli sözleşme ile ... kalibrasyon seti konusunda işbirliği yapılacağı hususunda anlaşıldığı, sözleşmeye göre bu sözleşmenin ... kalibratörü projesini kapsadığını, el terminalinin davacı, test tamburunun ise davalı şirket tarafından üretileceği, her iki tarafın da başka firmalarla arayış içerisine girmeyeceği, davalı şirketin davacı tarafından onaylanan ... 2010 test tamburunun üretim, kurulum ve servis hizmetlerini vereceği, yine davacının da test tamburu ve el terminalinin pazarlama, satış, eğitim ve teknik destek hizmetleri vereceği, davalı şirketin müvekkilin belirlediği şartlarla ve müvekkilin onayı ile satış sözleşmeleri yapabileceği, proje kapsamında her türlü belgelendirme işleminin davacı tarafından yapılacağı, davalı şirketin üretmiş olduğu test tamburunun davacı tarafından tek onaylı test tamburu olacağı, tarafların doğrudan ve dolaylı rekabet etmeyeceği hususunda anlaşıldığı, tüm arge çalışmalarının davacı tarafından yapıldığını, ancak davalının sözleşmeyi ihlal ederek üretim sürecinde projenin detaylarına hâkim olan davalının, davacının bilgi ve onayı olmaksızın dava dışı ... A.Ş. adlı şirketle işbirliği yaptığı, bu şirkete test tamburu satışı yaptığını ve dava dışı şirketin davacının hedeflediği pazara girmek suretiyle kar elde ettiğini ve bayilikler verdiğini, davacının da projenin başlangıcında bir kısım satışın gerçekleşmesinden sonra, davalının başkaca firmalarla sözleşmenin ihlali sonucunu yaratan işbirliğine girişmesi neticesinde anılan proje kapsamında satışın yapılamaz hale geldiğini, davalının haksız rekabette bulunmak suretiyle davayı zarara uğrattığını ve itibar kaybına neden olduğu, bu sebeple uğranılan maddi ve manevi zararın hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, iş bu yargılamada Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin görevli olduğunu, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davalı tarafından üretilen test tamburunun 2009 yılından beri davalı tarafından üretildiğini, bu ürünün arge çalışmalarının davalı tarafından yapıldığını, davacı arge çalışmalarının kendisi tarafından yapıldığına ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşme kapsamında her türlü belgelendirme işleminin davacı tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafından herhangi bir belgelendirme işlemi yapılmadığı, davacı tarafından onaylanmış ... diye bir tamburun onaylanmadığını, sözleşmeye konu setin davacının sözleşme koşullarını yerine getirmemesi sebebiyle ortaya çıkarılamadığını, davalı tarafından sözleşmeye konu bir set ortaya çıkarılmadığından satışının da yapılmadığını, davalı tarafından üretilen ve satışı yapılan tüm test tamburları otonom-kendi başına çalışan test tamburu olduğunu ve kendi LCD göstergesi ve tuşları üzerinden çalıştığını, çalışması için herhangi bir el terminaline ihtiyacı olmadığını, bu test tamburuna ait yazılımların argesinin de davalı şirket tarafından yapıldığını, davalı şirket tarafından el terminali üretimi yapılmadığını ve yaptırılmadığını, aksine davacının sözleşmeyi ihlal ederek test tamburu arayışına girdiğini, dava konusu sözleşmeye konu ürün üretilmediğinden satışının mümkün olmadığını, davacı tarafından satılan bir kaç ürünün de davalı tarafından davacıya satılan ve 2009 yılından beri üreterek sattığı“Mobydic marka 5316 ve 6555 modüllerini (göstergesi)" kapsayan test tamburu olduğunu, bu tamburların davalı şirket tarafından 2009 yılında Mobydic 5613 ve Mobydic 5316 diye adlandırılan ... modüllü ağır vasıta fren test ve ... test tamburu olduğunu, davalı tarafından dava dışı şirkete satılan ürünlerin de bu ürünler olduğunu, projenin hayata geçirilmediği ve söz konusu ürünün üretilmediğini, davalı tarafından sözleşmenin ihlal edilerek haksız rekabette bulunulmadığını, bu sebeplerle haksız rekabet şartları ve maddi ve manevi tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında akdedilen 08/05/2012 tarihli sözleşme ile ... kalibrasyon seti konusunda işbirliği yapılacağı, sözleşmeye göre bu sözleşmenin ... kalibratörü projesini kapsadığı, el terminalinin davacı, test tamburunun ise davalı şirket tarafından üretileceğine ilişkin anlaşıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında istinafa da gelen temel uyuşmazlık; sözleşmeye konu ürünün üretimine ilişkin projesinin hayata geçirilip geçirilmediği, ürünün üretilip üretilmediği, üretilmiş olması halinde davalının sözleşmeye aykırı davranarak ve davacı devre dışı bırakılmak suretiyle söz konusu ürüne ilişkin dava dışı şirketler ile iş birliği yapıp yapmadığı, bu ürünü satıp satmadığı, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşması halinde davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı hususlarındadır. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin kök ve ek raporunda dava konusu projenin hayata geçirilmediği, projeye konu ürünün üretilmediği, davalının el tamburu üretimi ve satışı yapmadığını, davacının sözleşme konusu ürünlerin argesini yaptığına, davacının takonet adı altında el terminali ve ilaveten kalibrasyon test tamburu satışı ve eğitimi yaptığı ve sözleşmeyi ihlal ettiğinin tespit edilmiş ve Mahkemece raporlar hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, toplanması gereken deliller toplanmadan, davalı tarafından üretilen ürünler üzerinde fiziken inceleme ve karşılaştırma yapılmadan, davalı ve dava dışı şirketin defter ve kayıtları incelenmeden, tanık beyanları irdelenmeden, dava konusu uyuşmazlığın teknik bir konu olmasına rağmen alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamında bulunan ve sunulan delilleri, iddia ve savunmaları, davalı tarafından daha önce üretilen ürünler ile sonraki üretilen ürünleri incelemeden, uyuşmazlığın teknik bir konu olmasına rağmen teknik boyutunu ortaya koymadan, taraflarınca davalı tarafın el terminali üretip sattığına ilişkin bir iddia dillendirilmemesine, el terminaline ikame edilebilecek bir arayüz üretildiği ifade edilmesine, davanın konusu da müvekkile özel ürettirilen test tamburunun başka firmalara satılmış olması olduğunun dile getirilmesine rağmen bu hususlarda irdeleme yapılmadan düzenlenen yetersiz, dosya ve maddi gerçeklikle uyumsuz, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan kök raporun ve teknik itirazları karşılamayan ek raporun hükme esas alınmasının, Mahkemece teknik olarak tekrar yapılan itirazlara ilişkin rapor almaması ve inceleme yaptırılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Gerçekten de bilirkişi kök ve ek raporu incelendiğinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme ve proje ile ortaya konulmak istenen ürünün ne olduğu, teknik özelliklerinin ne olduğu, ürünler fiziken ve tarafların ve dava dışı şirketin defter ve kayıtları incelenmek suretiyle davalı tarafından sözleşmeden önce üretilip satılan ürünler ile sözleşmeden sonra üretilip satılan ürünlerin teknik özelliklerinin ne olduğu, kodlarının ne olduğu, bunların birbirinden farklı ürünler olup olmadığı, sözleşmeden sonra satılan ürünler ile sözleşme konusu ürünlerin teknik özelliklerinin aynı olup olmadığı, davalının dava dışı şirkete ... 2010 projesinde kullanılan test tamburu ile aynı özellikte test tamburları satıp satmadığı, satılan test tamburunun davalı tarafından sözleşmeden önce üretilip üretilmediği, test tamburunun el terminaline ihtiyacı olmadan çalışmasının mümkün olup olmadığı, el terminali olmadan otonom olarak ölçün yapıp yapamadığı, sözleşmeden sonra davacı tarafından satılan ürünlerin sözleşme kapsamında üretilmesi öngörülen teknik özellikte ürünler mi, davalı tarafından daha önce üretilip satılan ürünler mi olduğu, davalı tarafından dava dışı şirkete satılan ürünlerin sözleşme kapsamında üretilmesi öngörülen teknik özellikte ürünler mi, davalı tarafından daha önce üretilip satılan ürünler mi olduğu hususlarının ortaya konulmadığı ve bu karşılaştırmalar ve incelemeler yapılmadan projenin hayata geçmediğinin ve davalının el terminali işine girmediğinin tespit edildiği, taraflar tarafından arge çalışmasına, satışa, iddia ve savunmaya ilişkin sunulan belgelerin ve delillerin irdelenmediği, tarafların iddia ve savunmaların, sözleşme koşullarının taraflarca yerine getirilip getirilmediğinin bilirkişi kök ve ek raporunda teknik olarak incelenmediği, raporun teknik olarak yetersiz, hükme ve denetime elverişli olmadığı, bu sebeple Dairemizce de denetlenemediği, buna rağmen Mahkemece raporların hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, ayrıca Mahkemece kararda dinlenen tanık beyanlarının irdelenmediği, itibar edilme ve edilmeme sebeplerinin açıklanmadığı, davacının tüm delillerinin toplanması, ürünlerin fiziken incelenmesi, defter ve belgelerin incelenmesi talepleri hakkında ve davalının zamanaşımı defi hakkında değerlendirme yapılmadığı, olumlu ve olumsuz bir karar verilmediği ve eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplandıktan ve değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 20/10/2021 tarih ve 2016/1374 Esas - 2021/717 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.