T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/338 Esas
KARAR NO: 2024/1175 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/260 Esas - 2021/974 Karar
TARİHİ: 09/11/2021
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının, davalılardan ... ile 2005 yılının Aralık ayında akdedilen sözleşme gereği ... series ... kodlu bilgisayar yazılımlarını satın aldığını, bu seride oluşabilecek kod ve hataların sınırsız süre ile garanti altına alındığını, destek hizmetlerinin diğer davalı olan ... firmasından alındığını, davacının işlerin aksamaması için satın alınan mal ve hizmette güncellemeyi zorunlu olarak satın almak zorunda kaldığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının ödemek zorunda kaldığı 19.210,40 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davacıya iadesine, versiyon 12'den itibaren aynı seriye yapılacak olan tüm sürüm/versiyonlar mevzuat değişiklerinden kaynaklanan modüller, bütün bunların sorunsuz çalışmasını sağlayacak düzenlemelerin ve teknik desteğin ücretsiz olarak sağlanmasının gerektiğinin karara bağlanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının iadesini istediği toplam bedelin diğer davalı şirket tarafından düzenlenen faturalara ilişkin olduğunun anlaşıldığını, anılan faturaların davacıya tebliğ edildiğini ancak davacı tarafından yasal sekiz günlük süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacının, davalı şirkete iddia ettiği hususlarda herhangi ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının sözleşmenin iki maddesini yanlış değerlendirip yanlış sonuçlara ulaştığını, dava dilekçesinde bahsedilen 7. madde de sürüm yükseltilmesinden bahsedilmediğini, garanti mevzuat değişiklikleri ve kod/hesap hatalarına ilişkin olduğunu, davacıya, diğer davalı tarafından kesilen faturanın sürüm geçişlerine ait olduğunu, hiç bir firmanın eski müşterilerine yeni piyasaya sürdüğü yazılım ürünlerini ücretsiz sunmadığını ve sunmasının beklenemeyeceğini, davacının on yıl boyunca herhangi bir ekstra ücret ödemeden yazılımı kullandığını, versiyon yenilenmesi aşamasında aldığı indirim ile versiyon yükseltilmesini bedavaya getirmiş olduğu halde, yeni satın aldığı ürünlerin bedelinin iadesini talep ettiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2021/260 Esas - 2021/974 Karar sayılı kararında;"Dosya kapsamı itibari ile alınan 27/05/2016 teslim tarihli Mali müşavir ile Bilgisayar Mühendisi bilirkişi heyet raporunda, ... A.Ş'nin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediği, diğer davalılardan ... dava konusu güncellemeleri satın almak zorunda kaldığı, ... herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığı, davaya konu fatura tutarlarının davalı ... tarafından ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar reeskont faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.Huzurdaki davada davacı, davalı ... A.Ş. ile yaptığı Aralık 2005 tarihli sözleşme kapsamında ... Series... ve ... kodlu yazılımlan satın almıştır. Sözleşmenin 7. Maddesine göre; "Bilgisayar yazılımlarında oluşabilecek kod veya hesaplama hataları ile mevzuat değişiklikleri ile ilgili olarak sınırsız süre ile garanti altında olduğu" taahhüt edilmiştir. Sözleşmenin 8. Maddesinde; "Lisanslı Series 9000 kullanıcıları, aynı seri içindeki sürüm yükseltmelerine, kanuni mevzuatta yapılan değişiklikler ile ilgili eklere ücretsiz sahip olabilir" yer verilmiştir. Davalı ... A.Ş.'nin sözleşme hükümlerine uymamış olmasından yeni TTK ve Vergi mevzuatında meydana gelen yasal değişiklikler nedeniyle davacı işlerinin aksamaması için Series 9000 versiyonunun 14 ve 15 versiyonlarını ve 15 versiyonunun güncellemesini davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den satın almıştır. Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin kusur ve sorumluluğu yoktur. Davacı ...'nin, toplamı tutan 19.212,76 TL olan fatura bedellerini davalı ...'den isteyebilecektir. Davacı şirket ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında her hangi bir sözleşme yoktur. Davacı, Series 9000 versiyonunun 14 ve 15 versiyonlarını ve 15 versiyonunun güncellemesini içeren hususatı davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den satın almıştır. Bu konuda, teknik perspektifle konuya bakıldığında, her hangi bir kusur yoktur.Bu durumda davacı ...'nin, toplamı tutan 19.212,76 TL olan fatura bedellerini davalı ...'den talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilerek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia yoktur. Bu nedenle temerrüt takiple oluşmuştur. Zaten talepte bu yöndedir.Tüm bu nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "İş bu davanın kabulü ile 19.212,76 Tl nin 26.05.2015 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemenin gerekçeli kararında; "alınan bilirkişi raporuna göre davacının diğer davalıdan birkaç yazılım satın aldığı, aralarındaki sözleşmeye göre diğer davalının bazı taahhütler verdiği ancak bunlara aykırı davrandığı, işbu sebeple davacının bazı versiyon ve güncellemeleri müvekkil şirketten satın aldığı, müvekkil şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığı" belirtilmiş olmasına rağmen müvekkili şirket aleyhine de hüküm kurulduğunu, Yerel mahkemenin ilk istinaf sürecinden önceki 2018/1075 nolu kararında; "davalı ... hakkında açtığı davanın ise, sözleşme ile davalı arasında bağlantı kurulamadığından sıfat yokluğu nedeni ile esastan reddine" karar verdiğini, istinaf incelemesinde verilen kararda ise bu hususa ilişkin herhangi bir olumsuz ifade bulunmamakta olup davacının istinaf talebinin farklı sebeplerden ötürü kabul edildiğini, Yerel mahkemece alınan 23/08/2021 tarihli raporda bilirkişinin; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olamayacağını, davacının müvekkili şirketten herhangi bir bedel talep edemeyeceğini tespit ettiğini; Gerekçeli kararda detayları belirtilen söz konusu bilirkişi raporu ile istinaf öncesi alınan bilirkişi raporu aynı doğrultuda olup davacı tarafından talep edilen ilk istinaf süreci öncesindeki hüküm incelendiğinde görüleceği üzere davanın, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle esastan reddedildiğini, istinaf mahkemesinin husumet konusunda ilk verilen hükme aykırı bir karar vermediğini, bütün bu tespitler ortada iken, 2021/974 nolu karardaki gerekçeye bakıldığında müvekkili şirket aleyhine de hüküm kurulmuş olmasına rağmen müvekkili şirketle hangi yönden husumet bağı oluşturulduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, bilirkişi raporu ve bizzat gerekçeli kararda müvekkili şirketin kusur ve sorumluluğunun olmadığı tespit edilmesine rağmen hangi sebeple müvekkilinin davacı ile diğer davalı arasındaki sözleşmeye istinaden sorumlu tutulduğunun anlaşılamadığını, müvekkili şirketin davacı şirket ile dava konusu hakkında sözleşmesel bir ilgisinin bulunmadığını, davacı ile diğer davalı arasındaki sözleşmeye aykırılıktan ötürü müvekkili şirketin kesinlikle sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirket ile işbu dava arasında husumet yönünden hangi sebeplerle bağ kurulduğunun gerekçelendirilmemesi sebepleriyle Mahkemece verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, müvekkili şirket hakkında husumet yokluğundan ötürü davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.11.2021 tarihli kararında özetle; "Davalı ... A.Ş.’nin sözleşme hükümlerine uymaması sebebi ile yeni TTK ve Vergi mevzuatında meydana gelen yasal değişiklikler nedeni ile Davacı’nın işlerinin aksamaması için ... versiyonunun 14 ve 15 versiyonlarını ve 15 versiyonunun güncellemesini Davalı ...’den satın aldığı, Davalı ...nin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, Davacı Şirket’in toplamı 19.212.,76-TL olan fatura bedellerinin Davalı ... A.Ş.’den isteyebileceği, Davanın kabulü ile 19.212,76-TL’nin 26.05.2015 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline" karar verildiğini, karara karşı sunulan beyan ve itirazlar dikkate alınmadan hatalı bir karar verildiğini, Dairemiz tarafından yapılacak istinaf incelemesinde tespit edileceği üzere huzurdaki davanın davacı şirket ile davalı ... Ltd. Şti. arasındaki alım satım ilişkisine istinaden davalı şirket tarafından kesilen faturalar doğrultusunda ödenen bedellerin iadesine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirket ile davalı şirket arasındaki alım satım ilişkisinin tarafı olmaması sebebi ile huzurdaki davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini; Davacı şirket işbu dava ile, davalı şirket ile arasındaki ticari ilişki dolayısıyla kesilen faturalara istinaden ödemek zorunda kaldığı bedellerin müvekkili şirketten tahsilini talep etmekte olup davacı şirketin işbu talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketten tahsili talep edilen faturaların davacı şirkete tebliğ edildiğini, davacı şirketin işbu faturalara herhangi bir itirazda bulunmaksızın davalı şirkete ödediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca fatura alan kişinin faturayı aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmaması halinde, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiğini, davacı şirketin de ikrarında olduğu üzere ilgili faturalar süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmaksızın ödenmiş olup davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak bahse konu ürünü aldıktan ve fatura tutarlarını ödedikten, yıllarca kullandıktan sonra huzurdaki davayı ikame ettiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarihli kararında müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşmesel ilişkiyi hatalı değerlendirdiğini, dosya kapsamında alınan 12.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler uyarınca;
Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında akdedilen yazılım satış sözleşmesinde sadece 2006 senedinde çıkarılan bütün versiyon yenilemelerinin ücretsiz olarak karşılanacağı taahhüt edilmiş olup huzurdaki davaya konu iadesi istenen faturaların 2012, 2013 ve 2015 yıllarına ait olduğunun, sürüm ve versiyon kavramlarının birbirlerinden farklı olduğu ve sözleşme içerisinde farklı anlamlarda kullanıldıklarının, sözleşmenin 8. maddesinin 6. bendinde yeni versiyon ve sürümlerin çıkabileceğinden bahsedildiğinin ancak versiyon yenilemelerinde sınırsız garanti taahhüdü verilmediğinin, sözleşmenin dava dilekçesine konu edilen 7. maddesinde sürüm ve versiyon yükseltilmesinden bahsedilmediğinin, taahhüt edilen garantinin mevzuat değişiklikleri ve kod/hesap hatalarına ilişkin olduğunun, yazılım sektöründe versiyon değişikliklerinde sınırsız garanti vermek gibi bir uygulamaya rastlanılmadığının, güncelle ve teknik desteğin de makul süre kadar ömrü olduğunun, bu ömrün genellikle 10 yılı bulduğunun, hiçbir ürüne yaşam boyu yedek parça ve yazılım güncellemesi kapsamında sınırsız destek verilmediğinin belirtildiğini; Dosya kapsamında alınan 12.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacı şirketin taraflar arasındaki akdedilen sözleşme hükümlerini farklı yorumlayarak müvekkili şirketi haksız ve hukuka aykırı olarak ödemiş olduğu tutarlardan sorumlu tutmaya çalıştığını, dosyada mevcut taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme incelendiğinde hem versiyon hem de sürüm kelimelerinin dosya içerisinde farklı anlamlarda kullanılmakta olduğunun tespit edileceğini, birçok sektörde olduğu gibi yazılım sektöründe de hayatın olağan akışında hiçbir firmanın müşterine yeni piyasaya sürdüğü ürünleri ücretsiz olarak sunmadığını, müvekkili şirketten süresiz bir taahhüt beklemenin piyasaya sunduğu ürünleri davacıya ücretsiz olarak sunmasını beklemenin hayatın olağan akışı ve ticari örf adet ile bağdaşmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin davaya konu bedel iadesi talebinden sorumlu olmadığının kabulü gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, tehiri icra talebinin kabulünü, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın davacı şirketin tüm talepleri ile birlikte reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Series 9000 Yönetim Bilgi Sistemleri Yazılım Sözleşmesi'ne aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile yazılım sisteminde gerçekleşecek versiyon/mevzuat yenileme vs işlemleri ile teknik desteğin sözleşme uyarınca ücretsiz olarak sağlanacağının tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalılardan ... A.Ş. ile bilgisayar yazılımlarının satışı konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesinde garanti koşullarının açıklandığını, buna göre programlarda oluşabilecek hesaplama veya kod hataları ile mevzuat değişiklikleri için sınırsız süre ile garanti verildiğini, sözleşmede aynı seri içerisindeki sürüm yükseltmelerinden ücretsiz olarak faydalanabileceğinin belirtildiğini, mevzuatta meydana gelen değişiklikler nedeniyle ve anılan davalı tarafından sağlanmadığı için series 9000 versiyon 14 ve versiyon 15 için güncelleme satın almak durumunda kaldığını, diğer davalı şirketin satın alınan yazılımın faturalandırma ve kurulum işlemlerini yaptığını beyan ederek satın alınan güncellemeler için ödenen bedelin faizi ile davalılardan tahsiline ve yazılım sisteminde gerçekleşecek versiyon/mevzuat yenileme vs işlemleri ile teknik desteğin sözleşme uyarınca ücretsiz olarak sağlanacağının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı ...A.Ş., sözleşmenin tarafı olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, iadesi talep edilen bedelin diğer davalı tarafından düzenlenen faturalara ilişkin olduğunu, davacının almış olduğu yazılımı yıllarca sorunsuz olarak kullandığını, herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, yeni aldığı ürünün ise bir sürüm güncellemesi değil başlı başına yeni bir sürüm olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut olayda Mahkemece verilen ve istinaf incelemesine konu kararın gerekçesinde; "..Davacı şirket ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında her hangi bir sözleşme yoktur. Davacı, Series 9000 versiyonunun 14 ve 15 versiyonlarını ve 15 versiyonunun güncellemesini içeren hususatı davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den satın almıştır. Bu konuda, teknik perspektifle konuya bakıldığında, her hangi bir kusur yoktur. Bu durumda davacı ...'nin, toplamı tutan 19.212,76 TL olan fatura bedellerini davalı ...'den talep edebileceği kanaatine varılmıştır." şeklinde bir açıklama yapılmasına rağmen hüküm fıkrasında davacı tarafından talep edilen 19.212.76 TL'nin her iki davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bunun yanı sıra yukarıda açıklandığı üzere davada yalnızca tazmin talebi değil tespit talebi de bulunmaktadır. Mahkemece davacının yazılım sisteminde gerçekleşecek versiyon/mevzuat yenileme vs işlemleri ile teknik desteğin sözleşme uyarınca ücretsiz olarak sağlanacağının tespiti talebi hakkında gerekçesi açıklanmak suretiyle olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olup verilen karar usul, yasa ve kamu düzenine aykırıdır. Sonucu itibariyle davalı ... Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma gerekçesine göre davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 Tarih, 2021/260 Esas- 2021/974 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davalı ...'nin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran taraflara iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.