T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/749 Esas
KARAR NO: 2024/1562 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/09/2021
DOSYA NUMARASI: 2018/336 Esas 2021/689 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 09.02.2015 tarihinde Yetkili Satış Acenteliği sözleşmesi akdedildiğini ve müvekkilinin davalının acentesi olarak 27.09.2018 tarihine kadar faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 27.09.2018 tarihinde fesih protokolü imzalandığını, protokolün 4.maddesine göre müvekkilin davalı şirketten 26.732,93 TL alacaklı olduğunu, protokolün 3.maddesinde kesin cari hesap mutabakatının yapıldığını, fakat davalı tarafın bu ödemeyi yapmadığını, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, fakat davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamını, haksız itiraz nedeniyle borçlunun %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin davacıya borcunun bulunmadığını, iddia edilen alacağın kaynağını ortaya koyan bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, likit olmayan borç üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminabnın talep edilmesinin hukuken geçerli olmadığını, takibin dayanağı olmadığından, takibe konu asıl alacak için işletilmiş faiz ve ferilerinin kabulünün mümkün olmadığını, anılan nedenlerle haksız davarım reddini, kötü niyetli olarak hareket eden davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, %10'dan az olmamak üzere idari para cezasına hükmedilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/09/2021 tarih 2018/336 Esas- 2021/689 Karar sayılı kararında; "....Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde davalı taraf adına toplam 26.732,93 TL tutarlı fatura düzenlendiği, yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin yapılan değişiklik ekli ihtarata rağmen davalı tarafın ticari defterlerini sunmamış olması nedeniyle davacının iddiasını ispat etmiş olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne ve alacağın faturaya dayalı likit alacak olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. .."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile takibin aynen devamına, -Asıl alacağın %20'si oranındaki 5.346,58 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş ise de karar haksız ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Davacı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle Yetkili Satış Acenteliği Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 27.09.2018 tarihinde feshedildiğini, feshedilen sözleşme fesih protokolüne göre davacının davalı müvekkilden 26.732,93-TL alacaklı olduğunu iddia etmekte, alacaklı olduğu iddiasını fesih protokolü başlıklı belgeye dayandırdığını, Alacaklı tarafça başlatılan davaya konu icra takibinin dayanağı da cari hesap mutabakatı olarak gösterildiğini, takip dayanağı belgenin müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı hususu sabit olmasına ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun Yargtay'ın emsal kararları uyarınca da desteklendiğini, İlk derece mahkemesince cari hesap mutabakatının müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı ve geçerli olmadığı yönündeki beyanlarına itibar edilmeden hüküm tesis edildiğini, Fesih protoklü altındaki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını, Müvekkil şirket yetkilisi tarafından sunulan fesih protoklünün incelemesinde şirketin tek yetkilisi olduğu, fesih protokolü başlıklı belge altındaki imzanın kesinlikle kendisine ait olmadığının beyan edildiğini, bu nedenle sunulan protokolün kabulünün mümkün olmadığını, Yargılama aşamasında bu protokolü imzaladığı davacı tarafça kabul ve iddia olunan ...'ın müvekkili şirkette çalışmadığını, müvekkil şirketin takip dayanağı olan cari hesap mutabakatından dolayı borçlu olmasının mümkün olmadığını, Davacı tarafça 22.07.2020 tarihli dilekçede imzanın müvekkili şirket yetkiline ait olmadığının kabul edildiğini, davacının dahi bu durumu beyan ettiğini, Ancak davacı taraf tarafların tacir olmasına rağmen ticaret hayatındaki teamüllere büsbütün aykırı olarak fesih protokolü başlıklı belge altındaki imzanın dava dışı ...'a ait olduğunu ve isticvabını talep ettiklerini, İlk derece mahkemesince bu yöndeki beyan ve itirazlara karar gerekçesinde yer verilmemesinin eksik inceleme dayalı hüküm kurulduğunu gösterdiğini, Davacı tarafın "imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olduğu, her türlü iş ve işleme imza koymasının mümkün olmadığı, fesih protokolünün acentalar departmanı yöneticisi tarafından imzalandığı " yönündeki beyanına karşılık kendisini yönetici olarak tanıtan kişinin sözleşme akdetme/feshetme/imzalama yetkisinin bulunup bulunmadığını teyit etmesi gerektiğini, müvekkili şirkette imzaya yetkili tek kişinin ... olup başka kimseye imza yetkisi verilmediğini, ...'ın müvekkili şirkette kısa bir dönem müşteri ilişkileri departmanında çalışmış olup kesinlikle ne kendisinin ne bir başka şirket çalışanının müvekkili şirket namına sözleşme akdetme/feshetme/imzalama yetkisi bulunmadığını, Davacı tarafın, dava dışı bu çalışanın yetkisi bulunduğuna dair bir iddiası varsa buna ilişkin belgeyi dosyaya sunması gerektiğini, ancak ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça yargılama süresince bu yönde dosyaya delil sunulmadığını, Davacının, davasını ispatlayamamasına rağmen verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, Davacı Cari hesap mutabakatından kaynaklandığını iddia ettiği takibe konu alacağın doğumunu ortaya koyan hiçbir delil dosyaya sunmadığını, davacının dayanak yaptığı Fesih protokolü başlıklı belge müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, bu hususun davacının dahi kabulünde olduğunu, Davacının icra takibinin, faturaya dayanmamakla birlikte, salt fatura düzenlenmiş olmasının, davada haklılığın kabulü için yeterli olmadığını, Davacı tarafın, alacağını cari hesap mutabakatına dayandırdığını, davacının defterlerinde dahi alacağın dayanağı olabilecek faturaya rastlanmadığını, bu faturaların içeriğindeki mal ve hizmetlerin neler olduğunu, faturaların müvekkiline tebliğ edilip edilmediği hususları incelenmeden karar verildiğini, davacı defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda alacağın varlığı yine cari hesap mutabakatına dayandırılmış olup usulüne uygun şekilde alacağın dayanağı faturaların defterlerde kaydı olup olmadığının incelenmediğini, Yerleşik Yargıtay kararları ile de kabul edildiği üzere, davacının, alacağına dayanak yaptığı faturaya konu hizmeti/malı verdiğini de ispat etmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararında yer alan faiz başlangıç tarihleri, faiz miktar ve oranının yerinde olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin kabulü yönünde verilen karar ın yerinde olmadığını, Davacının alacak iddiasının da yargılamayı gerektirmekte olup bilirkişi raporuyla tespit edilebilmiş olduğundan likit olmadığını ve davacının alacağının olup olmadığı, varsa ne miktarda alacağı olduğu, kesinlikle borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde belirlendiğini, itirazın iptaline konu yapılan takipte, kötüniyetli olan, haksız takibe itiraz eden müvekkil şirket değil, vermediği bir hizmete, teslim etmediği bir mala ilişkin fatura düzenleyerek, kendisine göre alacak yaratan ve haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili şirket hakkında takip yapan davacı olduğunu beyanla, öncelikle icranın durdurulmasına karar verilmesini, usul ve yasaya aykırı olarak verilen:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/336 E. 2021/689 K. Sayılı 28.09.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, istinaf harç ve giderlerinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 27.09.2018 tarihli kesin cari hesap mutabakatından kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ile davalı şirket arasında 09.02.2015 tarihinde Yetkili Satış Acentalığı sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin, davalı ... A.Ş.'nin acentası olarak 27.09.2018 tarihine kadar faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında 27.09.2018 tarihinde Fesih Protokolü akdedilerek 09.02.2015 tarihli Yetkili Satış Acentalığı Sözleşmesinin feshedildiğini, fesih protokolünün 4. maddesine göre müvekkilinin davalı şirketten olan alacak bakiyesinin 26.732,93 TL. Olduğunu, Fesih Protokolü'nün 3. maddesinde; 27.09.2018 tarihinde yapılan cari hesap mutabakatının acentanın kesin cari hesap mutabakatı olduğu, tarafların oluşan borç veya alacağı ilk talep anında nakden ve defaten ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ederler, hükmünü içerdiğini, davalı tarafa gönderilen noter ihtarına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinin uyap sisteminden gönderildiği, dilekçe ekinde fesip protokolü ve Bakırköy ... Noterliğinden gönderilen ihtarnamenin gönderildiği halde mahkemece, dava dilekçesi ekinde gönderilen delillerin uyap sisteminden çıkartılıp dosya arasına konulmadığı ve dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği halde davacının dava dilekçesi ekinde gönderdiği delillerinin davalı tarafa dava dilekçesi ile birlikte tebliğe gönderilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece 16/05/2019 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile; 09/02/2015 tarihli yetkili satış acentalığı sözleşmesi ve 27/09/2018 tarihli fesih protokolünün onaylı bir örneğini ve Bakırköy ... Noterliğinin 16/10/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin onaylı bir örneğinin davacı ...'den istenmesine karar verildiği, davacı vekili ara karar doğrultusunda 27/05/2019 teslim tarihli dilekçe ekinde ara kararda belirtilen delilleri sunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili uyap sisteminden 24/06/2020 tarihinde gönderdiği beyan dilekçesi ile; Davacı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle Yetkili Satış Acenteliği Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 27.09.2018 tarihinde feshedildiğini, feshedilen sözleşme fesih protokolüne göre davacının davalı müvekkilden 26.732,93-TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak anılan protokolün aslı halen dosyaya sunulmamış olup sunulur ise müvekkil şirket yetkilisi tarafından incelenmesi için isticvap davetiyesi çıkarılması halinde müvekkili hazır edeceğini, Protokol hükümlerinin ancak karşılıklı imzaların mevcudiyeti ile geçerli olabileceğinin muhakkak olduğunu, "fesih protokolü " başlıklı belgenin müvekkili şirketin bilgisi dahilinde olan bir belge olmadığını, İmza aslını içerir belgenin dosyaya sunulması ve taraflarınca da incelenmesi halinde işbu belgeye dair detaylı cevap verme ve itiraz etme hakkımının saklı tutulduğu belirtilerek belge aslının dosyaya celbini talep etttiğini, bu nedenle dosyada mevcut protokolün davacı lehine değerlendirilmesinin mümkün olmadığını beyen etmiştir. Mahkemece 25/06/2020 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı uyarınca; Davalı şirket yetkilisine dava konusu fesih protokolüne ilişkin beyanlarını almak üzere isticvap davetiyesi çıkarılmasına, karar verildiği, davalı şirket yetkilisi 16/07/2020 tarihli duruşmada alınan beyanında;'' Ben 2018 yılında davalı şirketin yetkilisiydim, benden başka yetkili kimse yoktur, bana gösterilen 27.09.2018 tarihli fesih protokolünün altında yer alan imza kesinlikle bana ait değildir, kaşedeki bilgiler bizim şirketimize ait, ancak bizim şirketimizin böyle bir kaşeside yoktur , ticari ilişkimiz sona erdiği sırada her iki tarafında birbirine alacak ve borcu kalmamıştı, protokole ilişkin herhangi bir bilgim de yoktur, davanın reddini talep ediyorum,'' şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili uyap sisteminden gönderdiği 22/07/2020 tarihli dilekçe ile; 16.07.2020 tarihinde davalı şirket yetkilisinin isticvabına ve davalı tarafın imza itirazına ilişkin beyanda bulunup beyan dilekçesi ekinde mail yazışmalarının gönderildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları talimat mahkemesince inceletilip mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, talimat mahkemesince aldırılan raporda; Taraflar arasında düzenlenen 27/09/2018 tarihli fesih protokolüyle de teyit edilen alacağın davacı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinin 31.12.2018 tarih ve ... nolu yevmiye fişinde 120.05 hesap kodunda kayıt altma alındığı ve davacının alacak bakiyesinin 26.732,93 TL olduğu, belirtilmiştir. Davalı tarafın bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği ve mahkemece yukarıdaki gerekçeyle istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ... Seyahat ve Tic. Ltd. Şti. ile Davalı ... Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. Arasında 27/09/2018 tarihinde imzalanan FESİH PROTOKOLÜ başlıklı protokol incelendiğinde; Protokolün 2. Maddesinde ; ''Taraflar arasında 09.02.2015 tarihinde yapılan yetkili satış acentalığı sözleşmesinin tüm hükümleri, acentanın tüketicilere sattığı turların hizmetinin verileceği son tarihe kadar geçerliliğini aynen korumaya devam etmektedir.'' 3. Maddesinde;'' 27.09.2018 tarihinde yapılan cari hesap mutabakatı acentanın kesin cari hesap hesap mutabakatıdır. Taraflar oluşan borç veya alacağı ilk talep anında nakden ve defaten ödemeyi kabul , beyan ve taahhüt ederler. '' 4. Maddesinde;'' Acentanın 27.09.2018 tarihi itibari ile oluşan alacak bakiyesi 26,732,93 TL. bulunmaktadır.'' Hükümlerini içerdiği anlaşılmıştır. Davacı taraf takip talebindeki alacağını, 27.09.2018 tarihli fesih protokolünün 3. Maddesi ile hüküm altına alınan cari hesap mutabatına dayandırdığı, davalı taraf ise, dava konusu mutabakat altındaki kaşe ve imzanın davalıya ait olmadığı ve şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını belirtip imza itirazında bulunarak imza incelemesi yapılmasını talep ettiği halde mahkemece, dava konusu alacağın dayanağı fesih protokolündeki imzanın davalı tarafa ait olup olmadığı yönünde davalı tarafın imzaya yönelik itirazı konusunda davacı tarafın 22/07/2020 tarihli dilekçe ekinde gönderdiği maillerde incelenmek suretiyle olumlu/olumsuz bir karar verilmediği gibi gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmediği, ve davalı tarafın istinaf dilekçesinde de bu hususun istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür. HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. Dava,itirazın iptali davası olup takip hukukuna sıkı sıkıya bağlıdır, alacağın takip sebebine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı taraf alacağını, 27.09.2018 tarihli fesih protokolünün 3. Maddesi ile hüküm altına alınan cari hesap mutabatına dayandırdığı, davalı şirket yetkilisi isticvabında, fesih protokolünün altındaki kaşenin davalı şirkete ait olmadığını ve imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiğinden, bu durumda mahkemece; Davalı tarafın protokoldeki imzaya yönelik itirazı ile imza incelemesi yapılmasına ilişkin talebinin değerlendirilerek ve protokolün geçerli olup olmadığı hususunda davacı tarafın 22/07/2020 tarihli dilekçe ekinde gönderdiği maillerde incelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve gerekçe ile yukarıdaki şekilde hüküm kurulması yerinde olmayıp davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. HMK.nun (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih ve 2018/336 Esas - 2021/689 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.