T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/692 Esas
KARAR NO: 2024/1542 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/1218 Esas - 2022/63 Karar
TARİH: 31/01/2022
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartının kararlaştırıldığını, her iki tarafın tacir olduğunu, davalı tarafın T.T.K bağlamında tacir olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan 01.03.2017 tarihli sözleşmenin 21. Maddesinde; "Dostane ve karşılıklı görüşmeler ile çözümlenemeyen anlaşmazlıklar halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacaktır" hükmü doğrultusunda taraflar arasında yetki sözleşmesi olması sebebiyle H.M.K 17. maddesi uyarınca davanın açıldığı Mahkeme ve icra takibin başlatıldığı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu, davalının yetki konusundaki itirazlarının reddi gerektiğini, müvekkili şirketin nakliye işi iştigal ettiğini, davalı ile müvekkili arasında yük taşıma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı tarafın müvekkili şirketin müşterilerine ait ürünlerin taşımasını gerçekleştirdiğini, davalı tarafın sözleşmeyi süresinden önce fesih ettiğini, bu nedenle de sözleşme hükümleri gereğince cezai şartın yansıtıldığını, davalı tarafın fatura bedelini ödemek istemediğini, bu nedenle de cezai bedeli kadar olan müvekkili alacağı davalı alacaklarından takas / mahsup yolu ile mahsup edildiğini, davalı taraf sözleşmede açıkça belirlenmiş olmasına rağmen, cezai bedelini ödemek istemediğini, mahsup neticesinde de davalının müvekkili firmaya ödemesi gereken 10.494,67-TL bir bedel borcu kaldığını, davalıya karşı, icra takibi başlatmadan önce Beşiktaş ... Noterliği'nin 10.09.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı gönderildiğini, davalı tarafa da 12.09.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, iş bu ihtarname gönderilmesine rağmen, olumlu - olumsuz cevap alınamaması nedeni ile de davalı hakkında 21.09.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takibindeki takip konusu faiz ve fer’ileri ile birlikte yetki ve tüm borca karşı yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinin 10.494,67-TL tutarındaki asıl alacak üzerinden devamına, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalının takip konusu alacağın % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, faiz, masraflar ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 01.03.2017 tarihli yük taşıma sözleşmesinde tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüğünün belirlendiğini, davacının sözleşme gereği ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile müvekkili tarafından İzmir ... Naterliğinden 02.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenlerle fesih ettiğini, davacı şirketin müvekkiline gönderdiği 14.03.2018 tarih ve ... nolu faturaya müvekkili tarafından İzmir ... Noterliğinin 26.03.2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi nedeniyle itiraz edildiğini, fatura aslının iade edildiği ve davacı şirketten olan 9,500,00-TL alacağının ödenmesini talep ettiklerini, akabinde Müvekkiline davalı şirketten olan 9.500,00-TL alacağının tahsili için 20.04.2018 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında icra takibi yaptığını davalı şirket alacak iddiasına itiraz etmeden icra dosyasına ödemeyi yaptığını, bu durumun davacı şirketin sözleşmedeki ödeme yükümlülüğüne uymadığını ve kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, dava dilekçesinde sözleşmedeki 20.000,00-TL cezai şarttan müvekkili alacaklarının mahsubu ile bakiye 10.494,67-TL cezai şart talep edildiği şeklindeki beyanda müvekkilinin alacaklarının ödenmediği ve sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı davacı şirket tarafından ikrar edildiğini, müvekkili aleyhine açıları itirazın iptali davasının reddi ile yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/01/2022 tarih 2018/1218 Esas - 2022/63 Karar sayılı kararında;" Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacı tarafın davalıdan icra dosyası dolayısıyla alacaklı olup olmadığı, davalının itirazında haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı hususlarında toplanmıştır. Tüm Dosya Kapsamından; HMK’nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, davalının gerçek kişi ticari işletme unvanının olmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğu, beyannamelerini işletme hesabına göre düzenlediği, görev hususunun Mahkemece resen her aşamada değerlendirilebileceği, davanın niteliği itibari ile 6102 Sayılı Kanunun 4-5.md kapsamında kalmadığı bu haliyle 6100 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli Mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.'' hükmü gereğince davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. ..."gerekçesi ile, '' Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve Mahkememizin görevsizliğine, Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli nöbetçi istanbul asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında yük taşıma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı tarafın müvekkili şirketin müşterilerine ait ürünlerin taşımasını gerçekleştirdiğini, fakat davalının sözleşmeyi süresinden önce feshettiğini, davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeniyle sözleşme hükümleri gereğince davalıya cezai şart yansıtıldığını, fakat davalının söz konusu fatura bedelini ödemek istemediğini, bu nedenle davalının müvekkilinden cezai şart bedeli kadar alacağının cari hesaptan mahsup edildiğini, bu mahsuptan sonra dahi davalıdan 10.494,67-TL cari hesap alacakları kaldığını, borcun ödenmesi için gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalı aleyhine 21/09/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, fakat davalını takipte yetkiye, borca ve faize haksız olarak itiraz ettiğini, bu itiraz nedeniyle huzurdaki davanın açıldığını, Yerel mahkemenin görevsizlik yönünde vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu, her ne kadar yerel mahkeme tarafından; davalı/borçlunun esnaf ve sanatkarlar odasına kayıtlı olması nedeniyle tacir olarak sayılayamayacağından kasıtla görevsizlik kararı verilmiş ise de, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı/borçlu her ne kadar işletme esasına göre defter tutmuş olsa da, taraflar arasında TTK kapsamında yük taşıma sözleşmesi olması, iki tarafında söz konusu sözleşmeye tacir olarak imza atması ve yükümlüklerin buna göre belirlenmesi nedeniyle davalı/borçlunun tacir olarak nitelendirilmesi gerektiğini, TTK madde 12/3 uyarınca bir ticari işletme açmış gibi ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var olmayan diğer bir şirket adına işlemlerde bulunan kimse iyiniyetli 3. kişilere karşı tacir gibi sorumlu olduklarını, tacirlere yüklenen yükümlülüklere tabi olduklarını, bu kişinin iflası istenebilir olduğunu, ticari örf ve adetin bu kişiler için de uygulanacağını, Müvekkilİ şirketin taşımacılık işi ile iştigal etmekte olduğunu, müvekkili şirket hem yurt içi hem yurt dışı nakliye işi yapmakta olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında yük taşıma sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı, müvekkili şirketin müşterilerine ait ürünlerin taşımasını gerçekleştirdiğini, bu husus bakımından davalının tacir niteliğini haiz olmamasının söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davalı/borçlu esnaf dahi olsa, bunun davanın asliye ticaret mahkemesinde görülesine engel bir durum olmadığını, ayrıca müvekkili şirket ve davalı arasında akdedilen iş ticari niteliği haiz olması sebebi ve izah ettikleri tüm sebepler doğrultusunda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından da yargılamaya devam edilmiş olduğunu ve dosyanın karar aşamasına kadar geldiğini, davanın yargılaması yapılıp karar aşamasına gelene kadar görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması, bu aşamadan sonra usul ve yasaya aykırı olacak şekilde görevsizlik kararı verilmesinin usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmadığını, İleri sürerek; yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve mahkemece re’sen gözetilecek nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna ve yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki belirli süreli yük taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle düzenlendiği iddia olunan ve davalı tarafça kabul edilmeyen cezai şart faturasından, davalı alacakları mahsup edildikten sonra kalan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, uyuşmazlıkta asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; taraflar arasındaki 01/03/2017 başlangıç 29/02/2019 tarihli yük taşıma sözleşmesi ile davalının, kendisine ait araçlar ile davacının müşterilerine ait ürünlerin taşınması işini üstlendiğini, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesaba dayalı yürüdüğünü, sözleşmenin süresinden önce haksız feshedilmesi nedeniyle yine sözleşmenin 22 maddesi uyarınca davalıya 14/03/2018 tarihli 20.000,00-TL bedelli ceza faturasının kesildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine, davalının davacıdan olan alacaklarının ceza tutarı kadarının cari hesaptan mahsup edildiğini, buna rağmen davalının bakiye 10.494,67-TL açık hesap borcu kaldığını, ihtarnameye rağmen ödenmeyen borcun tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan; taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının yük taşıma sözleşmesinden doğan davalı alacaklarını süresinde ödememesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, hatta davacı aleyhine başlatılan icra takibine davacının itiraz etmeyerek takip tutarını ödediğini, bu nedenle kesilen ceza faturasının haksız olduğunu, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak, davalı ve davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılıp rapor alınmış, akabinde davalı yönünden tacir olup olmadığı araştırmasına girişilmiş ve davalının esnaf olduğu, davanın ticari dava olmadığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı Kanunun 4/1 fıkrası uyarınca her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ticari davalar oldukları gibi, aynı Kanunun 4/1-a bendi uyarınca TTK'da düzenlenen davalar taraflarının tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari dava sayılırlar. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taşıma sözleşmesinden doğan bakiye açık hesap alacağının varlığı ve miktarına ilişkin olduğuna ve taşımaya ilişkin hükümler TTK'da düzenlendiğine göre bu dava tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava mahiyetindedir. Kabule göre de; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olduğu, davacının tacir olduğunda kuşku bulunmadığı, davalı gerçek kişinin istinabe yolu ile incelenen uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defterlerinin bilanço esasına göre tutulan ticari defterler olduğu, nitekim davalının bağlı bulunduğu Yamanlar Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta; karayolu ile şehir içi yük taşımacılığı faaliyetinde bulunan davalının 2017, 2018, 2019 yılında bilanço usulüne göre, 2020 yılında ise işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği, buna göre davalının uyuşmazlığa ilişkin dönemde tacir olduğu, mahkemenin davalının esnaf olduğuna yönelik tespitinde de isabet bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan tüm bu saptamalar karşısında, eldeki davanın mutlak ticari dava mahiyetinde olduğu ve uyuşmazlığı çözme görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğu nazara alınarak işin esasına girilip bir hüküm verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ve yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 31/01/2022 tarih ve 2018/1218 Esas - 2022/63 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.