T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/799 Esas
KARAR NO:2024/1568 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/504 Esas - 2022/117 Karar
TARİHİ:17/02/2022
DAVA:Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı
KARAR TARİHİ:10/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket uzun yıllardır Ermenistan'da .... olarak faaliyet gösterdiğini ve ... marka araçlar sattığını, ... marka araçlarını ise Türkiye'nin Kocaeli İli, ... Limanı teslimli olarak ... olan ... temsilcisinden satın almakta ve araçların Türkiye'ye gelmesini takiben de davalı .... Şti. gibi Türk lojistik firmalarıyla çalışarak, araçları şirket merkezinin bulunduğu Erivan Ermenistan'a getirdiğini ve sonrasında Ermenistan' da satışını yapmakta olduğunu, şirketin müdürü olan ... aynı zamanda Ermenistan'da .... adlı .... bayisi olan bir başka şirketin de müdürü olduğunu bu şirket de uzun yıllardır Ermenistan'da ... Bayisi olarak faaliyet gösleren ve ... marka araçlar sattığını, davacı firma ... ve dava dışı ... firmaları müdürü ... satın aldığı araçları Ermenistan' a getirmek için dava konusu uyuşmazlık ortaya çıkana kadar davalı ... . Şti. Firması ile çalışmakta olduğunu, bu uyuşmazlık öncesinde taraflar arasında birçok taşıma işi yapılmış olup bu taşımalara ilişkin geçmiş tarihli taşıma sözleşmeleri, nakliye faturaları ile farklı tarihlerde düzenlenmiş çeşitli CMR belgelerini sunduğunu, tüm bu önceki tarihli taşımalar da davaya konu olaydaki taşıma ile zarara sebebiyet veren hareket ve ihmal fiili dışında, aynı yöntemle yapıldığını, taraflar arasında bu uyuşmazlık ortaya çıkana kadar hiçbir sorun da ortaya çıkmadığı gibi, gerek davacı şirket müdürü ... ile yöneticisi ., gerekse davalı şirket müdürleri ..... birbirlerinin ülkelerine giderek ziyaretlerde ve gezilerde bulunduklarını, ikili ilişkilerini ilerlettiklerini, ancak uyuşmazlık ortaya çıktığını, taraflar 15.09.2010 tarihinde müvekkile ait olan, çeşitli özelliklerde, yeni, 2010 model, faturasını sundukları, 8 adet ...Marka araçların, Türkiye'nin Kocaeli İli Derince İlçesinden Ermenistan'ın Yerevan (Erivan) İline teslimi konulu EK- 3'de sundukları bir sözleşme ile taşıma hizmeti faturası ve taşıma kapsamında kullanılacak olan CMR belgelerini düzenlemiş ve imzalamış olduklarını, taraflarca imzalanan sözleşmenin 1. maddesinde teslim yerinin açıkça .. (...) Gümrüğü olduğu belirtilmiş olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde davalının araçları teslimden itibaren 5 gün içerisinde ... Gümrüğü'ne teslim etmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin 6. maddesinde ise davalı firmanın araçların görebileceği her türlü zarardan sorumlu olduğunun belirlendiğini, araçları taşıyan kamyon şoförünün teslim yerinin Ermenistan olduğu gözüken ikinci CMR belgesini ibraz etmesi gerekirken, teslim yerinin Gürcistan olduğu gözüken ve sadece Türkiye sınırından çıkış yapmak için kullanılması gereken birinci CMR belgesini yanlışlıkla Gürcistan makamlarına ibraz ettiğini, bu nedenle Gürcistan makamları tarafından teslim edilecek müvekkil şirket adında bir firma Gürcistan'da bulunmadığından dolayı araçlara el koyularak kaçakçılığa ilişkin işlem yapıldığını, Gürcistan'daki bu süreçten hiçbir sonuç alınamadığını ve araçların kurtulamadığını, bu olayın tek sebebi ise, davalı firmanın basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi, bu işi yapabilecek kapasitede bir şoförle çalışmaması sonucunda kendi sorumluluğunda bulunan bir şoförün böylesine büyük bir hata yapması olduğunu, Gürcistan sınırları içerisinde ise Gürcistan Gümrüğüne, varış yeri Ermenistan gösterilen CMR'ı ibraz etmesi gerekirken, varış yeri Gürcistan olan ve sadece Türkiye'den çıkarken kullanılan CMR'ı tekrar ibraz ettiğini, bu olay neticesinde EK-2' de sundukları 102.671,00 USD'lık bir zararı ve mağduriyeti olduğunu, sigorta firması bu zararın sigorta kapsamına giren bir kaza sonucu olmadığını, hukuki bir işlemde yapılan hata sonucu gerçekleşmesini gerekçe göstererek hiçbir ödeme yapmadığını, bu sebeple davacının ödediği masraf bedeli olan 11.155,71 TL ile bu tutara, işbu dava tarihi olan 13.10.2020 tarihinden itibariyle işleyecek kanuni faizinin davalıdan alınarak, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir. Dava dilekçesinin davalı tarafa e tebligat yolu ile 24/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili uyap sisteminden süresinden sonra 05/02/2021 tarihinde gönderdiği 05/02/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dosyaya sunulan vekaletname usulüne uygun düzenlenmediğini, davanın tahkim sürecine gitttiğini ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1259 E., 2018/217 K. sayılı karar ile davacının aleyhine biterek kesinleştiğini, tahkim sürecinin de davacının aleyhine bittiğini ve kesinleştiğini, davacının artık, aynı uyuşmazlık konusu için, aynı taraflara, aynı taşımadan dolayı dava açamayacağını, söz konusu sürecin kesinleştiğini kendisi ikrar etmekte olduğunu, davacının talepleri daha arabuluculuk sürecine gelmeden de zamanaşımına uğradığını, Ekte sundukları....-Tahkim Heyeti 2011/2 sayılı kararında hakemler hakem ücreti ve idari masraf avansının tamamlattırılmasına ve tamamlandığı takdirde davanın 12.11.2014 tarihinde açılmasına karar verildiğini, davacının söz konusu tarihten yaklaşık 10 sene sonra bu davayı açtığını, CMR Konvansiyonu'nun belirlediği tüm zamanaşımını kesen ortadan kaldıran hallerin tamamı tükenmiş olduğunu CMR belgesine ilişkin bilgilerin verilmesinden, temin edilmesinden gönderen taraf yani davacının sorumlu olduğunu, bir taşıma olayında iki ayrı CMR belgesi düzenlenmesi ve varma yerlerinin ayrı ülkeler olması bir taşıma ilişkisi için normal bir durum olmadığını, davacının bu durum normal bir süreçmiş gibi söz ettiğini, dava dilekçesinde bazı çelişkili durumları ikrar etmekte olduğunu, örnek olarak emtianın ve aracın Gürcistan gümrüğünde kaldığını, CMR'deki kayıtların sorun çıkardığını belirttiğini, bütün olayı anlatıp kabul ettikten sonra, tüm taşıma mevzuatı ve konvansiyonların aksine olarak, çıkan her türlü sorundan ve kendine göre hesapladığı tazminat bedelinden davalı ... sorumlu tutmuş olduğunu, CMR Konvansiyonuna ilişkin bir hasar tespiti olmadığını, Yargıtay (11.HD., 24.04.2006, E. 2005/4776, K. 2006/4562) sayılı kararında da belirttiği gibi, " CMR Konvansiyonunun 30.maddesine uygun bir biçimde hasar tespiti yapılmadığından davalı taşıyıcı aleyhine sorumluluk davası açılamaz " kararı bulunduğunu, davalı tarafın yaptığı araştırmalar sonucu Ermenistan ve Gürcistan CMR Konvansiyonuna taraf olduğunu, ancak bir an için sözleşmeye taraf olmadıkları düşünülecek olsa bile, CMR mad. 1. Bu sözleşme sözleşmede belirtildiği gibi, yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacağını, hükmü gereği CMR Konvansiyonunu Türkiye Cumhuriyetinin imzalanması yeterli olacağını, davacının emtiaya ilişkin Gürcistan sınır kapısında sorun çıktığına bir kanıt ve mercii kararı sunmadığını, sunulsa dahi müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, açıklanan nedenlerle, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/02/2022 tarih ve 2020/504 Esas - 2022/117 Karar sayılı kararında; "....Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafça taşıma sözleşmesinden kaynaklı taşınan araçların gümrük tarafından el konulmasına ilişkin ziyaından dolayı uğranılan zarara yönelik taşıma işini gerçekleştiren davalı şirkete yönelik tazminat davası açılmış ise de, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyet raporu ile de tespit edildiği üzere; Ülkemizden doğrudan Ermenistan'a ticaret yapılamamasına karşın, üçüncü ülkelerden Türkiye'ye gelen ve varış yeri Ermenistan olan eşyanın ülkemiz üzerinden transiti ve taşınmasında yasal bir kısıtlama bulunmadığı, dava konusu taşınan araçların ülkemizden transit rejimi kapsamında Gürcistan'a sevk edildiği, Gürcistan için ayrı Ermenistan için ayrı CMR düzenlenmesinin ülkemiz gümrük uygulamalarıyla ilgisinin bulunmadığı, dava konusu araçların Ermenistan'a taşınması için iki ayrı CMR düzenlenmesini gerektiren yasal veye uygulamadan kaynaklı zorunluluk bulunmadığı, dava konusu araçlara taşıma sırasında Gürcistan Gümrük Makamlarınca el konulduğu ve müsadere edildiğini ispata yarar belgelerin bulunmadığı, araçların akıbetinin belli olmadığı, CMR belgesininin düzenlenmesinden taşıtan davacı şirketin sorumlu olduğu ve belgedeki teslim yeri, isim ve adres eksikliği, hatalı veya yetersiz oluşundan dolayı uğrayacağı zarar, hasar ve yaptığı ödemelerden davacı tarafın sorumlu bulunduğu, kayıp veya hasar durumlarında taşımacının sorumlu tutulamayacağı açık olduğundan davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamında taşınan araçların ziyaına ilişkin uğradığı zararın davalı tarafın kusur ve sorumluluğundan kaynaklandığına yönelik iddiasını ispata elverişle delillerle ispatlayamaması ve davalı tarafın zarardan sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların 15.09.2010 tarihinde müvekkile ait olan, çeşitli özelliklerde, yeni, 2010 model, faturasını dava dilekçeleri Ek-2'de sundukları 8 adet .... Marka araçların, Türkiye’nin Kocaeli İli Derince İlçesinden Ermenistan’ın ...(...) İline teslimi konulu dava dilekçeleri Ek-3'de sundukları bir sözleşme imzaladıklarını; devamında da yine dava dilekçeleri Ek-3'de sundukları taşıma hizmeti faturası ile taşıma kapsamında kullanılacak olan CMR belgelerinin düzenlendiğini, Türkiye ve Ermenistan ortak sınırının kapalı olduğunu; ancak buna rağmen söz konusu araçların, Gürcistan üzerinden varış yeri olan ... Gümrüğüne getirilmesi gerektiğini; bu nedenle dava dilekçeleri Ek-3'de sunduğumuz 2 adet CMR taşıma belgesinden birincisine Türkiye’den Gürcistan’a, ikincisine ise Gürcistan’dan Ermenistan’a taşımanın yapılabilmesi için gerek olduğunu; birinci CMR belgesinin üzerinde Türk Sınırı için, yani ... Gümrüğüne sunmak için, ikinci CMR belgesinin üzerinde ise Gürcü Sınırı için, yani ... Gümrüğüne sunmak için, ibarelerinin İngilizce olarak yazdığını,Tüm bu işlemlerden sonra taşımanın başlamasının önünde bir engel kalmadığını ve taşıma işlemi davalı firmaca, tıpkı daha önce taraflar arasındaki taşımalar gibi başlatıldığını ancak bu kez, diğer taşımalardan farklı olarak araçları taşıyan kamyonun CMR belgelerine uygun olarak Türkiye sınırından çıkıp Gürcistan’a giriş yapmasına rağmen, burada kamyonun şoförünün, teslim yerinin Ermenistan olduğu gözüken ikinci CMR belgesini ibraz etmesi gerekirken, teslim yerinin Gürcistan olduğu gözüken ve sadece Türkiye sınırından çıkış yapmak için kullanılması gereken birinci CMR belgesini yanlışlıkla Gürcistan makamlarına ibraz etmesiyle sorun başladığını; sonrasında araçların, Gürcistan’da faaliyet gösteren ...’ye teslim edilecek şekilde, Gürcistan yasalarına göre ilgili makamlarca değerlendirildiğini; devamında da bu isimde bir şirket Gürcistan’da faaliyet göstermediği için, Gürcistan yetkili makamları söz konusu araçlara el koyup, kaçakçılığa ilişkin işlemler yaptığını, Davalı firmanın bu araçları kurtarabilmek için Gürcistan'da ... ... hukuk bürosunun avukatlarından ...’nin hukuki yardımından yararlandığını; davalı firma müdürlerinden ..., meslektaşımız ... ile arasındaki dava dilekçelerinin Ek-4'de sundukları e-mail yazışmalarını müvekkilinin e-mail adresine gönderdiğini, sorunun sebebini ve çözebilmek için üzerine düşeni yaptığını belirttiğini ancak tüm bunlara rağmen Gürcistan'daki bu süreçten hiçbir sonuç alınamadığını, araçların kurtarılamadığını; bu olayın tek sebebinin ise, davalı firmanın basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi, bu işi yapabilecek kapasitede bir şoförle çalışmaması sonucunda kendi sorumluluğunda bulunan bir şoförün böylesine büyük bir hata yapması olduğunu, Bu olay neticesinde de müvekkilinin araçlarını teslim alamaması sebebiyle araçlar için .... Firmasına ödediği ve faturasını dava dilekçeleri Ek-2'de sundukları 102.671,00 USD'lık bir zararı söz konusu olduğunu, Bu zararın giderilmesi amacıyla müvekkili firmanın davalıya, dava dilekçeleri Ek-6'de sundukları ihtarnameyi göndererek zararının karşılanmasını talep ettiğini, ancak uyuşmazlığın çözümü noktasında bir ilerleme olmayınca, dava dilekçeleri Ek-3'de sundukları taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesindeki İstanbul Ticaret Odası Tahkim şartı sebebiyle, taraflarınca 05.05.2011 tarihinde İTO Tahkim Bürosuna Başvuru yapmak suretiyle, dava dilekçeleri Ek-7'de sundukları dilekçelerini teslim edilerek 2011/2 nolu dosya ile tahkim davası süreci başlatıldığını, Tahkim yargılamasında Hakem Heyetinin, bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyduğunu, bu kapsamda dosyayı üç bilirkişiden oluşan heyete gönderdiğini; her ne kadar kendilerinin dosyanın bilirkişi heyetine gitmesine ihtiyaç olmadığını, kendi alanlarında bilinen Prof. Dr...., Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... adlı hakemlerin bu konuları takdir edebilecek hukuk bilgi ve birikimine oldukça fazla bir şekilde sahip olduğunu düşünseler de dosya, aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşaviri bir uzmanın da isabetli olarak bulundurulduğu, üç kişilik bilirkişi heyetine intikal ettiğini; bilirkişi heyetinin, dava dilekçeleri Ek-8'da sundukları 24.10.2016 tarihli bilirkişi raporu ve içerisindeki gerekçeler ile sayfa 7’de ’’Sonuç’’ başlıklı bölümün son paragrafında şu sonuca vardığını: "Bu nedenle adı geçen olayda nakliyeci ve davalı olan .... Şti.'nin %100 oranında tam kusurlu olduğunu ve iş bu konuda davacı ... firması davasında haklı neden olduğu sonuç ve kanaati ile işbu raporumuzun takdir ve değerlendirmesi Sayın Tahkim Kurulu Başkanlığına ait olmak üzere arz ederiz." Bu bilirkişi raporunda, bu sonucun ortaya çıkmasında çeşitli gerekçelerin yer aldığını; bunlardan birinin sayfa 3’ de yer alan ’’İncelemelerimiz’’ başlıklı bölümün madde 2’sinde şu hususun tespit edildiğini görmekte olduklarını:"Bilindiği üzere Türkiye ve Ermenistan ortak sınırı kapalı olduğundan söz konusu araçların Gürcistan üzerinden varış yeri olan ... Gümrüğü' ne getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle 2 adet taşıma belgesi düzenlenmiştir. Birinci CMR belgesine Türkiye' den Gürcistan' a ikinci CMR belgesine ise Gürcistan' dan Ermenistan' a taşımanın yapılabilmesi için olduğu tespit edilmiştir."Bunun devamında bir diğer gerekçe olarak da madde 3’de de şu hususun belirtildiğini:"Dosya kapsamı incelemelerimiz ile araçları taşıyan kamyonun CMR belgelerine uygun olarak Türkiye sınırından çıkığı, Gürcistan’a giriş yaptığını, ancak burada kamyonun şoförünün teslim yerinin Ermenistan olduğu gözüken CMR belgesini ibraz etmesi gerekirken, teslim yerinin Gürcistan olduğu gözüken ve sadece Türkiye sınırından çıkış yapmak için kullanılması gereken CMR belgesini yanlışlıkla Gürcistan makamlarına ibraz ettiğini dolayısıyla araçların Gürcistan’da faaliyet gösteren ...’ye teslim edilecek şekilde Gürcistan yasalarına göre değerlendirildiğini, devamında da bu isimde bir şirket Gürcistan’da faaliyet göstermediği için Gürcistan yetkili makamlarının söz konusu araçlara el koyduğunu ve kaçakçılığa ilişkin işlemler yaptığı anlaşılmaktadır."Bununla beraber, bu bilirkişi raporunun sayfa 4’de yer alan ’’Değerlendirmelerimiz’’ başlıklı bölümünün ortasında şu ifadeye yer verildiğini:"CMR, notun kim tarafından düzenleneceğini net olarak tam olarak belirtilmemekte olup; uygulamada genellikle kara nakliyecisi tarafından düzenlenmektedir. Ancak bilgilerin çoğu ihracatçı ile ilgili olup, bu bilgilerin doğruluğundan söz konusu ihracatçı sorumludur."Devamında bu bilirkişi raporu sayfa 5’de ’’Nakliyecinin CMR kapsamındaki yükümlülükleri’’ başlıklı bölümde şu ifadeler kullanıldığını:"Nakliyeci, malları devraldığı tarih ile teslim ettiği tarih arasındaki sürede malların kaybı, zarar görmesi ya da gecikmesinden soruumludur. Ayrıca genel olarak hizmetlilerinin, acentelerinin ve taşeronlarının eylemlerinden de sorumludur.Mallarla alakalı olarak meydana gelen bir zarar, kayıp ya da gecikme nedeniyle nakliyeciden alacak talebinde bulunanlar, bu zarar, kayıp ya da gecikmenin taşımas esasnında gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür."Sonrasında ilgili bilirkişi raporu sayfa 6 ve 7’de ’’CMR kapsamında ödenecek tazminat’’ başlıklı bölümde şu hususlara yer verildiğini:"Tazminat, malların taşıma için kabul edildiği tarih ve yerdeki bedeli ile bağlantılı olarak hesaplanmakta olup, bedel veya eşyanın fiyatı ya da piyasa fiyatına dayandırılmaktadır. Bu tür bir fiyatın olmadığı durumlarda benzer malların normal bedeli temel alınır. CMR Konvansiyonu kapsamında nakliyecinin sorumluluk sınırı brüt kg. başına 8.33 SDR olarak belirlenmiştir. Ayrıca, taşıyıcı malların kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle mükellef tutulduğunda bu tazminat, malların taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanır. Bununla beraber tazminat eksik brüt ağırlığın beher kg. başına 8.33 SDR hsap birimini aşamaz, şeklinde olduğu anlaşılmaktadır." Aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin de bulunduğu ilgili bilirkişi heyetinin, hukuka uygun ve hakkaniyetli gerekçeler ve karar ile müvekkilini tam olarak haklı bulduğunu ancak sonrasında hakem kurulu tazminat tutarına uygulanacak olan faizi de belirlemek için ilgili bilirkişilere ek rapor için gönderdiğini; dava dilekçeleri Ek-8’de sundukları bilirkişi ek raporunda, para alacaklarına uygulanacak olan faizin yıllara göre değişen oranının ne kadar olacağının tespit edilmiş olup, bu oran ortalama %2,5 yıllık faize denk gelmekte olduğunu ancak Hakem Heyetinin faiz konusunda bu şekilde hareket ederek bilirkişi raporu almasının hatalı olduğunu çünkü CMR Konvansiyonu md. 27/1 şu açık hükmü ihtiva etmekte olduğunu:"Hak sahibi ödenecek tazminat için faiz isteyebilir. Yılda % 5 üzerinden hesap edilecek bu faiz, ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlar. Böyle bir istekte bulunulmamış ise, tahakkuk dava açıldığı tarihten itibaren yapılır."Bu ek raporla beraber tahkim yargılamasının sonuna gelindiğini ve Hakem Heyeti dava dilekçesi Ek-9’da sundukları 03.11.2016 tarihli gerekçeli kararını ve sonrasında tashihi kararını açıkladığını; gerekçeli kararında yukarıdaki maddelerde yer verdikleri, aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin de bulunduğu bilirkişi heyetinin gerekçelerine dayanılarak sayfa 3’ün ilk paragrafında yer alan şu hüküme ulaşıldığını: "Davacı tarafça talep olunan ve faturaları ibraz edilen 102.671,00 USD' nin davanın açıldığı tarih olan 05.05..20211 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, yabancı para alacaklarına uygulanacak faiz ile ilgili yasal mevzuat (3095 sayılı kanun) çerçevesinde hesaplanarak davalı tarafından ödenmesine karar verilmiştir."Sayfa 4’de ise hacama kalemlerine yer verilerek toplam yargılama gideri olan 11.155,71 TL’nin davalıya yükletilmesine de oybirliği ile karar verildiğini, Daha sonra da taraflarına gerekçeli kararın tahsisi ve tavzihi yoluna başvurulduğunu; bunun sonucunda da dava dilekçeleri Ek-9'da sundukları 28.11.2016 tarihli tahsis ve tavzihi karar ile gerekçeli kararda davalıya yükletilecek olan vekalet ücreti tashih edilerek doğru bir şekilde vekalet ücretine hükmedildiğini; ayrıca davalının müvekkile karşı açmış olduğu karşı dava hakkında da karar verilmesi istendiğini, buna yönelik olarak da davalının karşı dava açtığı ancak bunun başvuru harcını yatırmaması nedeniyle böyle bir davanın açılmamış sayıldığı ve esastan incelenmesine geçilemeyeceğinden dolayı karşı dava nedeniyle taraflarına bir vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiğini,Bundan başka, müvekkili firmanın müdürünün sahip olduğu, dava dilekçelerinde belirttikleri ... adlı firma da davalı firma ile tamamen aynı sorunu yaşadığını; çünkü ilgili tarihte davalı tarafından Ermenistan’a yapılan taşımaların hem davacı ... firmasının ...a hem de bu dava dışı ...firmasının ...marka ve tamamen aynı koşullarda taşınan araçları olduğunu; o davada da aynı şekilde ... Gümrüğüne şoförün yanlış CMR belgesini ibraz etmesi sonucu ... firmasın ait ... araçlara Gürcistan yetkili makamlarınca el konulup, kaçakçılığa ilişkin işlemler yapıldığnıı; sonrasında da. için de İTO Tahkim Bürosu 2011/3 nolu dosyası ile tahkim yargılaması başlatıldığını ve bunun sonucunda da dava dilekçeleri Ek-12’de sundukları gerekçeli hakem kararı ile herhangi bir bilirkişi raporuna da ihtiyaç duyulmayarak hukuk bilgisiyle çözülebilecek uyuşmazlık hakkında karar verilerek ... firması da davasını kazandığını; devamında da davalı firmanın İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/158 E. nolu dosyası ile hakem kararının iptali davasını başlattığını, bu esnada tarafların tekrar diyaloğa başladığını ve dava dilekçelerinin Ek-13’de sundukları hakem kararının iptali davasının gerekçeli kararında da yer aldığı üzere aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak çözdüklerini ve bu anlaşma kapsamında taahhüt edilen tutarın tamamını davalının ödemesiyle beraber uyuşmazlığın sona erdiğini; buna rağmen aynı durumun halihazırdaki davada gerçekleşmediğini, Sonuç itibariyle halihazır davalarına da, araçların bedeli için fatura tutarına işletilen, CMR Konvansiyonuna göre yıllık %5 olacağı yerde, yaklaşık yıllık %2,5 oranında faiz olarak verildiğini ve bu faiz kararı dışında verilen kararların doğru olduğu tahkim aşamasının sonlandırıldığını; bunun üzerine davalının, hakem kararının iptali davası yoluna giderek, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1259 E. nolu dosyası ile iptal davasını açtığını; bu davada ise dava dilekçeleri Ek-10’da sundukları 21.02.2018 tarihli gerekçeli kararda görüldüğü üzere hakem kararının iptal edildiğini; İstanbul Ticaret Odası tarafından yapılması gereken hakem seçimlerinin, tahkim anlaşması yapıldığı zamanda yürürlükte olan İTO Tahkim Kurallarına göre değil de hakem seçiminin yapılacağı tarihteki tahkim kurallarına göre yapıldığından kararın iptal edildiğini; bunun üzerine davacının kanun yoluna başvurmadığını ve kendilerinin de Yargıtay’ın bu gerekçelerle iptal ettiği kararları bildiklerinden dolayı kanun yoluna başvurmadıklarını,Gerekçeli kararın henüz taraflara tebliğ edilmeden önce müvekkili anlaşabilmek amacıyla arabuluculuk yoluna başvurduğunu, ancak burada da uzlaşma sağlanamayınca dava dilekçesi Ek-11’de fotokopisini ve dava dosyasına da aslını sundukları arabuluculuk tutanağından anlaşıldığı üzere 16.04.2019 tarihinde taraflar ilerleyen süreçte ihtiyari arabuluculuk faaliyeti yapılabileceği konusunda uzlaşarak arabuluculuk sürecini sonlandırdıklarını; devamında da iptal davasının 13.10.2020 tarihinde kesinleşmesiyle beraber aynı tarihte İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/504 E. nolu davalarını açmak zorunda kaldıklarını,Yerel mahkemede açtıkları davada öncelikle davalının, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığını; daha sonraki aşamada dilekçe sunduğunu, zamanaşımı gibi iddia ve taleplerde bulunduğunu; kendilerinin de 01.03.2021 tarihinde verdikleri, bu dilekçeye yönelik cevaplarını sunmak için süre uzatım talebi konulu dilekçelerinde HMK md. 141 gereği de davacının süresinde verilmeyen bu dilekçesiyle süresinde ileri sürülmemiş olan şu hususlara: tüm savunmalarına, ilk itirazlarına, zamanaşımı gibi tüm itiraz ile defilerine ve delillerine, hiçbir şekilde onay vermeyeceklerini, savunmanın değiştirilmesine ve genişletilmesine onaylarının olmadığını beyan ettiklerini; bununla beraber yerel mahkemenin uyuşmazlık hukuki olsa da bilirkişi raporuna ihtiyaç duyduğunu ve ilk olarak dosyayı 2 kişiden oluşan bilirkişi heyetine gönderdiğini; bu bilirkişilerden birinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ve diğerinin de Lojistik ve Taşıma uzmanı ... olarak belirlendiğini, Daha sonra bu bilirkişi heyetinin 29.04.2021 tarihli raporunu sunduğunu; bu raporun son sayfası 6’da şu ifadenin yer aldığını:"Ancak, söz konusu ihtilafın sözleşmesel yönde olduğu gözetildiğinde uzmanlık alanım dışında kaldığı, dolayısıyla tespit ve değerlendirme yapmamın uygun olmayacağı, dosyaya bu konuda uzman bir bilirkişinin atanması hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olacaktır. Bu nedenle, bilirkişi raporunun hazırlanarak sunulmasında bir emek sarf etmediğim dikkate alındığında, bilirkişi ücreti talebimin bulunmadığını arz ederim."Buna karşı kendilerinin de 03.06.2021 tarihli dilekçeleri ile bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarını mahkemeye sunduklarını; bu dilekçelerinde dosyanın yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin de yer aldığı bilirkişi heyetine gönderilmesini talep ederek, kısaca şu hususları ifade ettiklerini: a- "Ancak bu raporun 2 bilirkişiden oluşan bir heyete değil, tek veya üç bilirkişiden oluşan bir heyete verilemesi gerektiğinin de altını da çiziyoruz. Nitekim dava dosyasında yer alan İTO Tahkim bürosu dosyası içerisindeki bilirkişi raporu da üç kişilik heyete verilmiştir. Bunun gerekçesi olarak da bilirkişi sayısının belirlenmesi başlıklı HMK. md. 267' nin yer verdiği şu düzenlemeyi tekrar ediyoruz:" "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür."b- "Bu noktada HMK'ya göre doğru olan tek veya gerekçesi gösterilerek üç kişililik bir bilirkişi heyeti oluşturularak rapor için dosyanın teslim edilmesidir. Ayrıca bilirkişinin uzmanlığının da Sayın Mahkemenin belirttiği gibi uluslararası CMR taşımacılığı ve buradaki sorumluluk konusunda olması gerektiği bir zorunluluktur. Dosyamız bu uzmanlık alanına sahip tek bir bilirkişiye teslim edilebileceği gibi bu uzmanlık alanına sahip 2 kişiyle beraber bir de yetkilendirilmiş gümrük müşaviri 1 bilirkişiden oluşan 3 kişilik heyete de teslim edilebilecektir."Bununla beraber, gerek dava dilekçeleri Ek-8’de yer verdikleri ve gerekse de bu dilekçelerinin Tahkim Yargılaması Aşamasındaki Esasa Yönelik Açıklamalarımız başlıklı bölümde değindikleri İTO Tahkim Bürosu 2011/2 dosyalarındaki bilirkişi heyeti içerisinde de yetkilendirilmiş gümrük müşaviri olan bir uzmanın ve yeminli mali müşavir olan bir uzmanın bulunduğunun altını çizmek istediklerini, Ancak yerel mahkemenin bu taleplerini dahi kabul etmeyerek dosyayı, bu konuda uzman bir bilirkişinin atanmasını isteyen yine aynı serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ile heyete yeni atanan lojistik ve taşıma uzmanı .... adlı bilirkişilere gönderdiğini; ancak ellerindeki mevcut tahkim dosyasının bilirkişi raporunun sunan bilirkişilerin liyakati ile bu bilirkişileri liyakatini kıyasladıklarında yerel mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin yetersiz kaldığının açık ve net şekilde gözükmekte olduğunu; yukarıda belirttiklerini, HMK md. 267’ ye göre bilirkişi heyetinin tek sayıdan oluşması gerekirken 2 olan çift sayıdan oluşturulduğunu ve dosyanın bir bilirkişi yerine, bilirkişi heyetine gönderilmesi gereğine yönelik açık bir gerekçeye de yer verilmediğini, Daha sonra bu 2 kişilik bilirkişi heyetinin 12.07.2021 tarihli raporunu verdiğini ve taraflarınca ilgili rapora 07.09.2021 tarihli itiraz dilekçeleriyle itirazlarının sunulduğunu; bu dilekçelerinde yukarıda md. 20’de belirttikleri hususları tekrarlayarak dosyanın içerisinde yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin de bulunan yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi gerektiğini ifade ederek, dava dilekçeleri Ek-8’de sundukları tahkim yargılamasındaki bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak detaylı ve esaslı bir itirazda bulunduklarını ancak yerel mahkemenin bu taleplerini 20.10.2021 tarihindeki duruşmada kısmen kabul ederek eski 2 kişilik bilirkişi heyetine, bir gümrük bilirkişisi ekleyerek dosyayı çoğunluğu aynı olan bilirkişi heyetine tekrar gönderdiğini,
Kendilerinin de bunun üzerine yerel mahkemenin bu şekilde vermiş olduğu bilirkişi tayinine ilişkin ara kararı, mevcut Yargıtay kararlarını da araştırarak incelediğini ve böylesi bir kararın, dilekçelerinin aşağıdaki "Adil Yargılanma Hakkı İhlaline Yönelik Açıklamalarımız" başlıklı bölümünde detaylı olarak ifade ettiklerini, adil yargılanma haklarının ihlaline sebep olacağını net bir şekilde gördüklerinden, bu ara karara yönelik itirazlarını 03.11.2021 tarihli bilirkişiye itiraz dilekçeleriyle beraber ilgili Yargıtay kararlarını da ekleyerek sunduklarını ancak yerel mahakemenin bu dilekçeleri hakkında karar vermeyip, ara kararındaki hükümü uygulayarak dosyaya, gümrükçü bir bilirkişi de ekleyerek, dosyayı eski bilirkişi heyetine tekrar gönderdiklerini,Daha sonra ilgili bilirkişi heyetinin 16.12.2021 tarihli raporunu sunduğunu; kendilerinin de bu rapora karşı dava dilekçeleri Ek-8’de sundukları tahkim yargılamasındaki bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak detaylı ve esaslı itirazlarını 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde sunduklarını; burada 03.11.2021 tarihli bilirkişiye itiraz ve 12.01.2022 tarihli bilirkişiye itiraz gerekçelerini tekrar ettiklerini; sonrasında yerel mahkeme itirazlarını dikkate almayarak yargılamayı sonlandırdığını, Böylece bu raporun yerel mahkemenin hükme esas aldığı rapor haline geldiğini; Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesinin de şu şekilde oluştuğunu:"Ülkemizden doğrudan Ermenistan'a ticaret yapılamamasına karşın, üçüncü ülkelerden Türkiye'ye gelen ve varış yeri Ermenistan olan eşyanın ülkemiz üzerinden transiti ve taşınmasında yasal bir kısıtlama bulunmadığını, ülkemizden transit rejimi kapsamında Gürcistan'a sevk edildiği, Ulusal ve Uluslararası belgelerinde varma yeri olarak kayıtlı olan Gürcistan'a karayoluyla götürüldüğü, Gürcistan için ayrı Ermenistan için ayrı CMR düzenlenmesinin ülkemiz gümrük uygulamalarıyla ilgisinin bulunmadığını, tazmini talep edilen bedelin tamamının ödendiği tevsik edilen ve Uluslararası geçerliliği olan bir belgesinin bulunmadığını, CMR'lerde eşyaların teslim yerinin olayda olduğu gibi "Gürcistan" değil, Erivan/Ermenistan olarak kayıtlı bulunduğunu, Gürcistan Gümrük Makamlarınca el konulduğu ve müsadere edildiğini tevsik edici belgelerin bulunmadığı, akıbetinin belli olmadığını, hatalı veya yetersiz oluşundan dolayı uğrayacağı zarar, hasar ve yaptığı ödemelerden kendisinin sorumlu bulunduğunu, kayıp veya hasar durumlarında taşımacının sorumlu tutulmayacağını, davalı tarafın hasar bedelini karşılama hususunda sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir."Dava dilekçelerinin Ek-8’de sundukları ve aralarında liyakatli yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ve yeminli mali müşavir bilirkişilerin de bulunduğu tahkim yargılamasındaki bilirkişi raporunun, yukarıda md. 8 ve 9’da belirttikleri, Türkiye Ermenistan arasındaki ortak sınırın kapalı olmasından dolayı söz konusu araçların Gürcistan üzerinden varış yeri olan Yerevan Gümrüğü'ne getirilmesi gerektiğini, bu nedenle 2 adet taşıma belgesi düzenlendiğini, birinci CMR belgesine Türkiye'den Gürcistan'a, ikinci CMR belgesine ise Gürcistan'dan Ermenistan'a taşımanın yapılabilmesi için olduğu tespit edilmiştir hükmünü kabul ettiğini; bir başka deyişle bu şekilde çift CMR belgesiyle taşımanın yapılabileceği, bunun mevzuata ve fiili duruma uygun olduğunun kabul edildiğini,Hükme esas alınan bilirkişi raporunu incelediklerinde, bu raporda sayfa 8’de "Değerlendirmeler" başlıklı bölümde Ermenistan ile doğrudan ticaret yapılmamasına karşın, çok taraflı bir anlaşma olan Avrupa Kafkasya Asya ulaşım koridoru sistemince üçüncü ülkelerin mallarının Ermenistan’a Türkiye üzerinden taşınmasının mümkün olduğunu ve bunun da tek CMR belgesiyle yapılabildiğini belirttiğini; bir başka deyişle yabancı menşeli mallar için çift CMR belgesine ihtiyaç olmadığını, Türk malları için hala 2 CMR belgesiyle taşımanın yapıldığını örtülü olarak teyit ettiğini; böylece, raporda belirtilen çok taraflı anlaşma sistemin davaya konu olay için uygulanabilir olduğu kabul edilse bile, diğer yöntem olan çift CMR belgesiyle Türkiyeden Ermenistan’a yabancı menşeli bir malın taşınmasının da teknik olarak mümkün olduğu sonucuna varılacağını; ilgili bilirkişi raporundaki bu verinin davaya konu olan olaya uygulanabilir dahi olsa yabancı menşeli bir malın, Türkiye menşei bir mal gibi çift CMR belgesiyle taşınmasına bir engel olmadığını; dolayısıyla burada taşımacının tercihine göre hareket edileceğini, Ayrıca, dava dilekçeleri Ek-12’de yer alan İTO Tahkim Bürosunın 2011/3 nolu dosyası, gerekçeli karar tutanağı sayfa 12 son paragraf'ta, hakem heyeti bu ilgili gerekçeye net bir cevap sunduğunu, "Her ne kadar davalı karşı davacı aksini beyan etse de, dosyadaki belgelerden ve ... Lojistik' e ait yazışmalardan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısının kapalı olması, Türkiye' den doğrudan doğruya Ermenistan' a ticaret yapma imkanı olmaması nedeniyle tarafların Türkiye' den, Ermenistan' a gerçekleştirdikleri sevkiyatı Gürcistan üzerinden gerçekleştirdikleri ve yine aralarında geliştirdikleri bir çözüm doğrultusunda Ermenistan' a taşıma yapılabilmesi amacıyla 2 adet taşıma sözleşmesinin akdolunduğu (CMR belgesinin düzenlendiği) anlaşılmaktadır. Nitekim 2010 yılı içerisinde gerçekleştirilen önceki taşımalara ait, Erivan / Ermenistan' a teslim edilmek üzere, araçların Derince / Kocaeli' nde teslim alındığını gösteren 13.01.2010, 02.04.2010 ve 30.04.2010 tarihli CMR belgeleri bu durumu teyit etmektedir."Böylece, tahkim yargılamasındaki içerisinde yetkilendirilmiş gümrük müşaviri bilirkişinin bulunduğu bilirkişi raporu ile Prof. Dr. ...olan hakemlerin verdikleri ve dosyaları delilleri arasında olan iki karara bakıp, yerel mahkemedeki gümrükçü bilirkişinin bulunduğu ve kıyasladıklarında liyakatsiz bilirkişilerce oluşturulan hükme esas alınan bilirkişi raporuna baktıklarında dilekçelerinin yukarıdaki maddelerinde belirttikleri çelişkilerin göze çarpmakta olduğunu; bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınmadan, yeni bilirkişi heyetine bu çelişkiler ile ilgili açıklama yapması vd. hususları cevaplaması istenmeden ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar vermek, aşağıda "Adil Yargılanma Hakkı İhlaline Yönelik Açıklamalarımız" başlıklı bölümde anlattıklarını AİHS md. 6 ve AY md. 36’ya aykırı olarak adil yargılanma haklarının ihlaline neden olduğunu,Liyakatsiz bilirkişilerden kastın, davaya konu olayla ilgili yeterli ve doğru görüş sunabilmek için bilirkişilerin yetersiz olması olduğunu; bu hususu tahkim yargılamasında görev almış bir yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin nasıl bu yeterliliğe ulaştığına bakarak anlayabileceklerini; Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri olabilmek için gümrük idaresinde gümrük başmüdürü, gümrük muhafaza başmüdürü, gümrük uzmanı, kontrolör, gümrük müfettişi, daire başkanı ve daha üst görevlerde en az on yıl çalışmış olup, Gümrük Müşaviri İzin Belgesi sahibi olmak gerektiğini; bir başka deyişle mesleki olarak gümrük müşaviri olmaktan çok daha zor bir satatü olduğunu; dolayısıyla böyle bir üyenin olduğu bilirkişi raporu kendisinden daha yetersiz gümrükçü bir bilirkişinin raporu ile yok sayılamayacağını; raporlar arasındaki çelişkilerin görmemezlikten gelinemeyeceğini; bu çelişkiler giderilmeden davanın sona erdirilemeyeceğini; Bundan başka gerekçeli kararda, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminini talep ettikleri müvekkili firmanın ... marka araçlarının bedelinin tamamının ödendiğini tevsik eden ve uluslararası geçerliliği olan bir belgenin bulunmadığını hukuka aykırı olarak ifade edildiğini; bu kapsamda "Belge" başlıklı HMK md. 199’da şu hükmün yer aldığını, "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir."Dolayısıyla dava dilekçeleri Ek-2’de sundukları, ... marka araçların faturaların, araçları satan firmadan, satın alınan araçlarla beraber alındığını ve noter onaylı apostilli Türkçe tercümeleri yapılarak orijinalleriyle beraber dava dosyalarında, öncesinde de kazandıkları İTO Tahkim Bürosu 2011/2 nolu tahkim yargılama dosyamızda yer alan, Türk Hukuku açısından müvekkilin bu araçlara sahip olduğunu ve yazılı bedeli ödediğini gösteren tartışmasız yazılı bir belge niteliğinde olduğunu, Yargıtay 13.HD. 10/06/2020 T. 2017/1014 E. 2020/4488 K. sayılı kararında aşağıdaki hüküm kurularak alacak tutarını tespit bakımından e-mail yazışmasının dahi HMK md. 199 kapsamında belge olarak değerlendirildiğini, "Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultsunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen 2.9.2009 tarihli mail yazışmasında; ...’ya açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf olarak 5.800,00 TL, 2.000,00 TL bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye 8.000,00 TL vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken 10.000,00 TL olan rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında 2.000,00 TL ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK'nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."Hal böyle olunca orijinal bir ticari faturanın, üstelik noter onaylı Türkçe tercümeli apostilli bir ticari belgenin hem HMK md. 199, hem de yukarıda belirttikleri gibi çok sayıda bulunan Yargıtay kararlarına göre e-mail, facebook, whatsapp yazışmaları bile artık belge niteliğinde iken, belge olmadığından bahisle değerlendirmeye alınmaması, davanın reddine gerekçe oluşturmasının gerçekten çok komik bir durum olmakla beraber hukuksuz ve hakkaniyetsiz bir karar olarak müvekkili firmanın ciddi mağduriyetine de neden olmakta olduğunu, Aynı zamanda TTK anlamında da belge olan bu faturanın, tüm bu açık kanun maddeleri ve Yargıtay kararlarına rağmen bir an için dikkate alınmadığında ne olabileceğini düşündüklerinde karşılarına TTK md. 880’de belirtilen şu hükmün çıkağını:"Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir."Dolayısıyla araçlara ilişkin dosya içerisindeki belgelerden araçların değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesine gerek dahi kalmadan üst maddede ifade ettikleri faturanın belge olmasından ötürü, orada yazan ve davada talep ettikleri tutar ile aynı olan turarın hükme esas alınması gerektiğini,Dava dilekçeleri Ek-12’de yer alan İTO Tahkim Bürosunun 2011/3 nolu dosyası, gerekçeli karar tutanağı, sayfa 16 paragraf 2' de şu hususa yer verildiğini:"Fatura bedeli hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından zararın tespiti bakımından fatura bedeli esas alınmıştır." Aynı şekilde dava dilekçeleri Ek-9’da yer alan İTO Tahkim Bürosu 2011/2 nolu dosyalarındaki gerekçeli kararda ve delilleri arasında bulunan bu dosya içerisindeki belgeler ile ilgili dosyadaki, özellikle davalı vekili Av. ...'ün sunduğu dilekçelerde ve tüm dosyada görüldüğü üzere taraflar arasında bu noktada bir ihtilaf bulunmamakta olduğunu; bu noktada dürüstlük kuralı ilkesini de göz önüne aldıklarında taraflar arasında bir ihtilaf çıkma olasılığının kalmadığını, Bunun dışında gerekçeli kararda, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminini talep ettikleri müvekkili firmanın taşıma konusu araçlarına Gürcistan Gümrük Makamlarınca el konulduğu ve müsadere edildiğini tevsik edici belgelerin bulunmadığı, akıbetinin belli olmadığı hususunun yer aldığını; dava dilekçeleri Ek-4’de davalı firma müdürü .. ile ...Avukat ...arasındaki 15.10.2010 ve 04.10.2010 tarihli orijinal e-mail yazışmaları ve bunların noter onaylı apostilli Türkçe tercümelerinde açıkça "...'ye ait ... ve ...'ye ait ...marka araçları taşıyan kamyonların 22.09.2010 tarihinde Gürcistan Makamlarınca durdurulduğunu, sürücünün 2 CMR'a sahip olduğunu, 1 tanesinin teslim yerinin Tiflis (Türkiye'den çıkışta kullanılan, çünkü Ermenistan'a taşımaya izin verilmemektedir), diğerinin de teslim yerinin Yerevan (ki bu CMR Gürcistan ve Ermenistan makamlarına sunularak kullanılan) olduğu, ancak ... Gümrüğünün bir şekilde ilk CMR belgesini, yani teslim yerinin Tiflis olduğu CMR belgesini gördüğünü, kendilerinin bunun bir hata olduğunu, Yerevan teslimli CMR belgesi tanzim ettiklerini ki bunun ikinci CMR olduğunu anlatmışlardır. Ancak .... Gümrüğünün kendilerine inanmadığını, bu araçların Tiflis'e teslim edilmeyeceğini ispatlamalarını istediğini ifade etmişlerdir". Davalı firma yetkilisinin de bu yazışmalarını müvekkile ileterek sorunu çözmeye uğraştığını gösterdiğini,
Müvekkili taşımaya konu bu araçları taşıma öncesi ....adlı sigorta firmasına sigorta ettirdiğini ve tazminatını almak için bu firmaya başvurduğunda da dava dilekçeleri Ek-5'de sundukları sigorta firmasının tazminat başvurusuna cevap yazısı orijinali ve noter onaylı apostilli Türkçe tercümesinde son cümlede şu ifadenin yer aldığını:"...arabaların giriş vesikalarının yanlış sunulması Gürcistan müdürleri tarafından müsadere edilmişler, bundan dolayı sayı ... sözleşmesiyle öngörülmüş sigorta kaza olarak seyredilmemiştir."Böylece, ilgili araçların Gürcistan makamlarınca müsaderesinin sabit hale geldiğini ve müvekkili firmanın da sigorta firmasından tazminatını alamadığından mecburen davalıya işbu davayı açmak zorunda kaldığını; aynı şekilde dava dilekçeleri ekindeki bu belgelerinin tevsik edici belge niteliğinde olduğunu; dilekçelerinin yukarıdaki md. 32 ve 33’de belirttikleri gerekçelerini burada da tekrar ettiklerini, Bundan başka, gerekçeli kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki CMR'lerde eşyaların teslim yerinin olayda olduğu gibi "Gürcistan" değil, Erivan/Ermenistan olarak kayıtlı bulunduğunun ifade edildiğini; dava dilekçeleri Ek-1’de farklı tarihlerde düzenlenmiş dava konusu olay dışındaki CMR belgelerinin örnek olarak sunulduğunu; ancak, bu önceki taşımaların da aynı şekilde çift CMR tanzim edilerek yapıldığını; gerek dava konusu taşımadaki ve gerekse de önceki tarihli taşımalardaki CMR belgelerinden birine baktıklarında araçların teslim alındığı yerin Derince / Kocaeli ve teslim edildiği yerin de Erivan / Ermenistan olarak yazıldığının gözükmekte olduğunu; bunlara ek olarak, diğer CMR belgelerinde de, gerek dava konusu taşımada ve gerekse dava dışı taşımalarda araçların teslim alındığı yerin Derince / Kocaeli ve teslim edileceği yerin de Tiflis / Gürcistan olduğu gösteren CMR belgelerinin de mevcut olduğunu ancak, Kocaeli - Tiflis arası önceki taşımalara yönelik örnek CMR belgelerini sunmalarına, dava dilekçeleri Ek-12’de yer alan, İTO Tahkim Bürosu 2011/2 nolu dosyasının gerekçeli kararındaki şu hüküm nedeniyle gerek kalmadığından sunmadıklarını:"Nitekim 2010 yılı içerisinde gerçekleştirilen önceki taşımalara ait, Erivan / Ermenistan' a teslim edilmek üzere, araçların Derince / Kocaeli' nde teslim alındığını gösteren 13.01.2010, 02.04.2010 ve 30.04.2010 tarihli CMR belgeleri bu durumu teyit etmektedir."Aynı şekilde örnek olması amacıyla sunmuş oldukları bu CMR belgeleri, yerel mahkeme öncesindeki İTO Tahkim Bürosu 2011/3 nolu davalarındaki bilirkişi raporu ve gerekçeli kararında da iddialarını ispatlar nitelikte değerlendirildiğini; bundan dolayı da diğer CMR belgelerini sunmadıklarını; buna rağmen örneğe ihtiyaç duyulması halinde ilgili CMR belgelerini, müvekkili firmadan tedarik edip sunucaklarını da ifade etmek istediklerini,Bundan başka, gerekçeli kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki davalının davacıdan 4.308 USD alacaklı olduğunun tespit edildiği hususunun belirtildiğini ancak davalının müvekkilini zarara uğrattığı tutarın 100 bin USD' nin üzerinde olduğundan, dava dilekçeleri Ek- 12' de sundukları İTO Tahkim Bürosu 2011/3 nolu dosyasındaki gerekçeli karar sayfa18 paragrafta sondan 2' de şu hükmün yer aldığını: "Taşıma borcunu gereği gibi ifa edemeyen davalı karşı davacının, karşı davası ile talep ettiği alacak kalemlerinden dolayı davacı karşı davalının kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından karşı davanın reddi hususunda heyetimiz görüş birliği içerisindedir."Aynı şekilde yukarıda madde 15'de belirttikleri gibi davaya konu uyuşmazlığı yargılayan, delilleri arasında buunan İTO Tahkim Bürosu 2011/2 nolu dosyamızaki tahsis ve tavzihi karar ile davalının müvekkile karşı açmış olduğu karşı dava hakkında da karar verilerek, buna yönelik olarak da davalının karşı dava açtığı ancak bunun başvuru harcını yatırmaması nedeniyle böyle bir davanın açılmamış sayıldığı ve esastan incelenmesine geçilemeyeceğinden dolayı karşı dava nedeniyle taraflarına bir vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiğini, Ayırca davalının, müvekkili ... firmasına hiçbir ödeme yapmadığı halde yukarıda md. 16’da belirttiği üzere müvekkili şirketin müdürünün sahip olduğu diğer bir firma olan... adlı firmaya İTO Tahkim Bürosu ... nolu dosyasındaki karar üzerinden, iptal davası aşamasındaki yargılama sürerken anlaşma sağlayıp, taahhüt ettiği tutarı ödediğini ve o uyuşmazlığı sona erdirdiğini, Sonuç itibariyle, yerel mahkemeye sunulan bilirkişi raporları; Av. Dr. ...., Av. Dr. ..., Av. ..... adlı hakemlerin karar verdiği 2011/3 İTO Tahkim Bürosu Dosyasındaki; Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... adlı hakemlerin karar verdiği 2011/2 İTO Tahkim Bürosu dosyasındaki yapılmış tespitler ile verilmiş kararlarla, 24.10.2016 tarihli ve aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşaviri bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda sunulan gerekçelerle çelişkiler içermekte olduğunu; mahkemeye sunulan raporlara göre davalının kusuru yok iken, müvekkilinin hatalı olduğu iddia edilmiş iken, İTO Tahkim yargılamasında verilen 2 gerekçeli karar ve bir bilirkişi raporunda davalının %100 oranında tam kusurlu olduğunun tespitinin söz konusu olduğunu; üstelik yerel mahkemenin kabul ettiği, davalının kayıtlarında yer alan nakliye ücretini de hakem mahkemesinin reddettiğini,"Uzman Görüşü" başlıklı HMK md. 293’e baktıklarında şu hükmü gördüklerini"Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez."Dava dosyaları içerisinde delilleri arasında yer alan, taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlık hakkında, İstanbul Ticaret Odası Tahkim Bürosu ... nolu dosyasında bulunan 24.10.2016 tarihli aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşaviri de bulunan 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunun mevcut olduğunu; bununla beraber İstanbul Ticaret Odası 2011/2 nolu dosyasının 03.11.2016 tarihli 3 Prof. Dr. hakemden oluşan kararı ve 28.11.2016 tarihli tashihi kararı ile İstanbul Ticaret Odası ... nolu dosyasındaki 14.02.2013 tarihli 3 Av. Dr. hakemden oluşan kararının yer almakta olduğunu; bu delillerin tamamının dosyada kendileri için yazılı delil olmakla beraber aynı zamanda uzman görüşü niteliğindeki delillerinin olduğunu, Bu kapsamda Yargıtay'ın uzman görüşü ile ilgili üç adet kararını aşağıda sunuyoruz: Oy birliğiyle verilen Yargıtay 15. HD. 2019/748 E. 2019/3857 K. 09.10.2019 T. sayılı kararına göre;"...Alınan raporların çelişkili olduğu belirtilmesine rağmen çelişki giderilmediği gibi 18.12.2009 tarihli raporda görev alan bilirkişi ...'nın bozma sonrası düzenlenen 25.07.2018 tarihli raporda da görev almış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Nitekim alınan rapor çelişkinin giderilmesi bir yana aynı raporun tekrarı niteliğindedir. Öte yandan alınan bilirkişi raporuna davalı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesi gereğince alınan uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içeren kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü kararda gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..."Oy birliğiyle verilen diğer bir karar olan Yargıtay 15. HD. 2019/3215 E. 2020/1040 K. 12.03.2020 T. sayılı kararına göre;"...Alınan bilirkişi raporlarına davacı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesi gereğince alınan 06.05.2016 tarihli uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve ... İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporları ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporları ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporları ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan raporlara dayanılarak uzman görüşü kararda gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..."Oy birliğiyle verilen bir diğer karar olan Yargıtay 15. HD. 2015/5127 E. 2016/4635 K. 10.11.2016 T. sayılı kararına göre; "...Alınan bilirkişi raporuna davalı vekili esaslı itirazlarda bulunmuş ve bu itirazlarına 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesi gereğince alınan uzman görüşünü dayanak olarak eklemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü karada gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.."Bunlar gibi çok sayıda karara imza atan Yargıtay'ın bu kararlarında yer alan ve davaları ile birebir ilgili olan hükmünün, yukarıda madde 45' de belirttikleri gibi ilk raporda görev alan 2 bilirkişinin yeniden yapılacak ikinci raporda da, bunlar yanına yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ilave edilmiş olsaydı bile, görev almalarının usul ve yasaya aykırı olması olduğunu; Yargıtay'ın bu şekilde alınan raporun çelişkinin giderilmesi bir yana aynı raporun tekrarı niteliğinde olduğunu belirtmekte olduğunu; 3 kişilik bir heyette yeni eklenen 1 kişi bile olsa diğer 2' si kararlarında ısrar ederse, 2-1 şeklinde önceki rapordaki kararın aynısının çıkmasının çok olası bir durum olduğunu; yeni bir bilirkişi heyeti itirazlarının gerekçelerinin tam olarak bu Yargıtay kararlarındaki gerekçeler olduğunu, Ayrıca madde 42' de belirttikleri 2 adet tahkim kararı ve 1 adet bilirkişi raporunun müvekkilin ilgili uzmanlara müracaatıyla alınmadığını, tamamı İstanbul Ticaret Odası Tahkim bürosu tarafından bağımsız ve tarafsız olarak seçildiğini; bu açıdan da bakıldığında dosyaları içerisindeki bu delillerinin HMK md. 293' ün aradığı uzman görüşünden bile daha güvenilir, bunları gerekçe göstererek yaptıkları itirazlarının da daha esaslı olduğunu; bununla beraber gerek belirttikleri akademik unvanlı iki hakem kararında ve aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşaviri bulunan tahkim bilirkişi raporunda tespit edilen ve karar verilen hususlarla ilgili çelişki içeren aralarında sadece gümrükçü bir bilirkişinin bulunduğu rapor hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde hükme esas alınarak müvekkilinin Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkının net bir şekilde ihlal edildiğini,İşbu nedenlerle müvekkilinin yaşadığı bu açık ve net mağduriyeti ifade edebilmek amacıyla ayrıntılı olarak yazmak zorunda kaldıkları istinafa başvuru dilekçelerinde ortaya koydukları nedenler ile dava dilekçelerini, bilirkişiye itiraz ve 3 adet bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerini, dosyaları içerisindeki delillerini tekrar derek mahkemeye başvurduklarını, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerden dolayı, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/504 E. ve 2022/117 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak; icranın durdurulmasına, yerel mahkemeye sunulan bilirkişi raporu ile tahkim bürosuna sunulan bilirkişi raporları arasındaki tüm çelişkilerin giderilmesi amacıyla ilk önce dosyanın aralarında yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ve CMR taşıması konusunda uzman olan bilirkişilerin de bulunduğu tamamı yeni 3 kişilik bilirkişi heyetine gönderilerek yargılamanın duruşmalı yapılmasına, sonrasında da müvekkilin açmış olduğu davannın kabulüne karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine, iki tahkim davasında olduğu gibi, karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; taraflarına tahakkuk eden vekalet ücretinin hatalı ve eksik olarak hesaplandığını; işbu sebeple vekalet ücretinin harca esas miktar üzerinden değil, karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmek suretiyle hesaplanması gerektiğini,Mahkemece 102.671,00 USD ve 11.155,71 TL olarak açılan davanın reddine karar verildiğini ancak mahkemenin, reddedilen 102.671,00 USD yabancı para alacağı açısından karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, harca esas değer üzerinden vekalet ücreti tahakkuk ettirildiğini; taraflarına tahakkuk eden vekalet ücretinin, harca esas değer üzerinden değil, aşağıdaki Yargıtay kararları doğrultusunda, karar tarihindeki güncel değeri esas alınarak 102.671,00 USD üzerinden hesaplanması gerektiğini,T.C.YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/6569 K. 2019/16794 T. 26.09.2019: Özeti:Tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle ... Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:…2-Hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle ... Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK. nun geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Asıl dava yönünden davacı lehine vekalet ücretine ilişkin hükmün 7. bendinde yer alan ” 3.702,25 ” rakamının çıkarılarak yerine ” 7.332,29 ” rakamının yazılmasına, birleşen dosya yönünden hükmün 10. bendinde yer alan ” 2.725 ” rakamının çıkarılarak yerine ” 7.991,41 ” rakamının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/ 8 K. sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 26/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi."
T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2020/8750 K. 2021/429 T. 25.01.2021:Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olmakla, reddedilen 608.629,28 USD yabancı para alacağının karar tarihi olan 22/6/2017 tarihi itibarıyla ... Bankası Efektif Satış Kuru (1 USD = 3,5296 TL) üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedildiği bu defa yapılan incelemeden anlaşılmakla, davalı yanın karar düzeltme isteminin bu yönleriyle kabulü ile dairemizin onama kararı kaldırılarak, yerel mahkeme kararının belirtilen nedenlerle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir."Sonuç olarak; yabancı para alacağında vekalet ücreti hesaplanırken, karar tarihindeki TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden yabancı paranın TL karşılığının bulunması gerektiğini ve bu miktar üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini; dolayısı ile bu hususun istinaf mahkemesince göz önünde bulundurulması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izah olunan sebeplerle, istinaf başvurularının kabulü ile tahakkuk eden vekalet ücretinin reddedilen yabancı para alacağının karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmek suretiyle hesaplanarak kendilerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesinden kaynaklı zararın tazmini ile tahkim yargılaması sırasında yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece,davanın reddine,' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut olayda, davacı şirketin Ermenistan'da ...Bayisi olarak faaliyet gösterdiği ve ... marka araçları sattığı, davacının ithal ettiği dava konusu ... marka 8 adet aracın ... nolu ... tahtında Meksika'dan Gürcistan üzerinden transit edilmek üzere Meksika'nın... limanında yüklenerek Kocaeli /... Limanına deniz yoluyla sevk edildiği, Dubai'de mukim “..." tarafından tanzimli gözüken 21/10/2010 tarihli yazıda, davaya konu 8 adet aracın sahibinin “...” şirketi olduğunun belirtildiği, davacı ... şirketi ile davalı ... LTD ŞTİ arasında 15.09.2010 tarihli ve davacı ... şirketine ait çeşitli özelliklerde ve yeni olan 2010 model 8 adet faturalı ... marka araçların Derince/Kocaeli/TÜRKİYE'den ERMENİSTAN'ın ERİVAN iline teslimi konusunda sözleşme imzalanmış ve sözleşmenin 1.maddesine göre; 8 adet ....marka aracın ... Gümrüğüne 5 gün içinde teslimi için 4.470.-USD bedelle anlaşıldığı, sözleşmenin 1.maddesinde yer tesliminin ... Gümrüğü olduğu belirlenmiş ve yine sözleşmenin 4.maddesinde davalı ... ... ŞTİ'nin nakliyesini üstlendiği araçları teslim aldığı günden itibaran 5 gün içerisinde ... Gümrüğüne testim etmeyi taahhüt etmiş olduğu ve ayrıca sözleşmenin 6.maddesinde ise nakliyeci ... ŞTİ' nin meydana gelebilecek her türlü zararından sorumlu olduğunun düzenlendiği, Türkiye-Ermenistan sınırının kapalı olması ve Türkiye'den Ermenistan'a ihracat İzni verilmediğinden davacı tarafça tarafların iki taşıma sözleşmesi ile bu durumu aştıklarını, bunlardan birincisinde Türkiye-Gürcistan arasında bir taşıma kararlaştırılmışken, ikincisinde ise Türkiye-Ermenistan arası bir taşıma kararlaştırıldığını belirttiği, davalı ... ...Şti tarafından davacı “..." firması adına tanzimli gözüken 15/09/2010 tarihli Proforma faturalarda; davaya konu 8 adet ... marka aracın Derince-Erivan arası taşımacılığına ilişkin olarak, Navlun bedeli anlamına gelen “freigt price" açıklamasıyla Derince-Sadakhlo arası taşıma bedelinin 4.270-USD, Sadakhlo-Erivan arası taşıma bedelinin 200.-USD olmak üzere Toplam; 4.470-USD, depolama bedeli anlamına gelen “warehouse” açıklamasıyla 48.-USD ve “...” açıklama notuyla 150-USD vergiler hariç tutarların ver aldığı, davacı tarafça ibraz edilen 15/09/2010 tarihli CMR'de göndericinin Dubai'de mukim “...", alıcının Ermenistan'da mukim “....", teslim yerinin “Yerivan/Ermenistan”, teslim alındığı yerin “Derince-Kocaeli/Türkiye", araçlara ilişkin düzenlenen 15/09/2010 tarihli CMR'de ise, göndericinin Dubai'de mukim “...", alıcının is/Gürcistan'da mukim “...", teslim yerinin “Tiflis/Gürcistan", teslim alındığı yerin “Derince- Kocaeli/Türkiye" sürücü isminin “....” olarak kayıtlı bulunduğu, anlaşılmıştır.Davacı tarafça, Türkiye-Ermenistan sınırının kapalı olması ve Türkiye'den Ermenistan'a ihracat İzni verilmediğinden tarafların iki taşıma sözleşmesi ile bu durumu aştıklarını, 2 adet CMR taşıma belgesinden birincisi olan Gürcistan teslimli CMR Türkiye'den Gürcistan'a, ikincisi ise Ermenistan teslimli CMR Gürcistan'dan Ermenistan'a taşımanın yapılabilmesi için düzenlendiğini, tüm bu işlemlerden sonra taşıma işlemi davalı firmaca tıpkı daha önce olduğu gibi başlatıldığını ancak ne yazık ki bu kez diğer taşımalardan farklı olarak araçları taşıyan kamyonun CMR belgelerine uygun olarak Türkiye sınırından çıkıp Gürcistan'a giriş yapmasına rağmen, burada kamyonun şoförünün teslim yerinin Ermenistan olduğu gözüken ikinci CMR belgesini ibraz etmesi gerekirken, teslim yerinin Gürcistan olduğu gözüken ve sadece Türkiye sınırından çıkış yapmak için kullanılması gereken birinci CMR belgesini yanlışlıkla Gürcistan makamlarına ibraz ettiğini, dolayısıyla araçlar Gürcistan'da faaliyet gösteren ...'ye teslim edilecek şekilde, Gürcistan yasalarına göre ilgili makamlarca değerlendirilip devamında da bu isimde bir şirket Gürcistan'da faaliyet göstermediği için, Gürcistan yetkili makamlarının söz konusu araçlara el koyup, kaçakçılığa ilişkin işlemler yaptığını, nitekini davalı firmanın bu araçları kurtarabilmek için Gürcistan'da ... hukuk bürosunun avukatlarından ...'nin hukuki yardımından yararlandığını, davalı firma müdürlerinden ...'in, meslektaşı ... ile arasındaki EK-4'de sunduğu e-mail yazışmalarını müvekkilinin mail adresine gönderdiğini sorunun sebebini ve çözebilmek için üzerine düşeni yaptığını belirttiğini ancak tüm bunlara rağmen ne yazık ki Gürcistan'daki bu süreçten hiçbir sonuç alınamayıp araçların kurtarılamadığını ileri sürmüştür. Davacı tarafça iş bu istinafa konu davadan önce, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesindeki İstanbul Ticaret Odası Tahkim şartı sebebiyle, 05.05.2011 tarihinde İTO Tahkim Bürosuna başvurarak 2011/2 nolu dosya ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davacı lehine karar verildiği, iş bu davanın davalısı .... Şti. Tarafından hakem kararının iptali talebiyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1259 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; 2018/217 Karar sayılı 21/02/2018 tarihli kararı ile; davacı ... Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan hakem kararının iptali davasının kabulü ile, İstanbul Ticaret Odası Tahkim Merkezinin ... Sayılı dosyası üzerinden verilen 03/11/2016 tarihli Hakem Heyeti Kararının ve bu kararın tavzihine yönelik 28/11/2016 tarihli tavzih ve tashihine ilişkin hakem kararının Milletler Arası Tahkim Kanun'unun 15. maddesi uyarınca iptaline oy çokluğuyla karar verildiği ve kararın 09/10/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yarılama sonucunda Taşıma ve Lojistik uzmanı ... ile Mali Müşavir ...'dan alınan 29/04/2021 tarihli raporun sektörel yönde yapılan inceleme bölümünde; Söz konusu ihtilafın sözleşmesel yönde olduğu gözetildiğinde uzmanlık alanı dışında kaldığı, dolayısıyla tespit ve değerlendirme yapmasının uygun olmayacağı, dosyaya bu konuda uzman bir bilirkişinin atanması hususunda taktirin mahkemede olduğu belirtilmiştir.Mahkemece mali müşavir bilirkişi ...'un yanına Lojistik,Taşıma ve Sigorta Hukuku uzmanı ... atanmak suretiyle alınan 12/07/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda;''...Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı, taşımaya konu araçların teslim edilmemesinden dolayı, malın Gürcistan gümrük idaresi denetiminde boşaltılarak bırakılmasının taşıma engeli sebebiyle olduğu, boşaltmada davalının kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığı, davacının maliki olduğu sekiz (8) adet taşıtın davacı adına ve hesabına Gürcistan gümrük idaresi denetimine bırakıldığı, varsa zararı için bu gümrük idaresine karşı hukuki süreç yürütebileceği, davacının toplam sekiz (8) adet taşıtının CMR m.17/1 kapsamında tam zayiinin ispatı halinde ve bu zayün davalı sorumluluğunda olduğu değerlendirmesi yapılacak olursa, davacı taleplerinin CMR m.23 hükümlerine uygun miktarlara işaret ettiği, bu ihtimalde ayrıca tahkim masraflarının da talep edilebileceği, öte yandan zarar sabit olsa bile sebebi CMR taşıma senetlerinden kaynaklı olması halinde bu sorumluluğun davalıya yöneltilemeyeceği,'' belirtilmiştir.Bu rapora itiraz edilmesi üzerine mahkemece heyete gümrük ve dış ticaret uzmanı ...'da atanmak suretiyle bilirkişi heyetinden alınan 16/12/2021 tarihli raporda;''...Taşımaya konu araçların teslim edilmemesinden dolayı davalı tarafın hasar bedelini karşılama hususunda sorumluluğunun bulunmadığı,'' belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; HMK md. 293 ve 03.11.2021 tarihli bilirkişiye itiraz dilekçelerinde sunduğu Yargıtay kararları gereği bilirkişi raporuna esaslı itirazlarını sunduğunu, ve 2011/2 ve 2011/3 Tahkim Bürosu gerekçeli kararları ile 24.10.2016 tarihli ... nolu Tahkim Bürosu dosyasındaki bilirkişi raporunda yer verilen gerekçeler ile Mahkemeye sunulan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için içerisinde yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ve uluslararası CMR taşıma uzmanı da olan yeni 3 bilirkişiden oluşan bir heyete dosyanın tevdiine karar verilerek yeni rapor alınmasını talep etmiştir.Mahkemece 17/02/2022 tarihli duruşmanın ara kararı ile; Düzenlenen bilirkişi heyet raporu dosya kapsamına uygun ve denetime el verişli bulunduğundan davacı tarafın rapora ilişkin itirazlarının ve yeni rapor alınması talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, davacı tarafın bilirkişi ek raporuna yönelik verdiği beyan dilekçesindeki tahkim yargılaması sırasında alınan heyet raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporunun çeliştiğine ilişkin itirazlarının ve dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı taraftan ...tarafından ... bürosunun Tiflis ofisine gönderilen mail içeriği, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesi ve CMR hükümleri uyarınca davalı taşıyıcının sorumluluğunun tartışılıp değerlendirilmediği gibi hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında Gürcistan Gümrüğü tarafından el konulduğu iddia olunan araçlara hangi gerekçe ile el konulduğu ve el konulan araçların ne yapıldığına ilişkin Gürcistan makamlarına müzekkere yazılıp gelen cevabi yazı doğrultusunda tahkim yargılaması sırasında alınan heyet raporu ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkilerde giderilerek yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesi hükümleri ile CMR 17 madde hükmü uyarınca ispat yükünün davalı taşıyıcıda olduğu da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi değerlendirilmemiştir.HMK.nun (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin değerlendirilmesine yer olmadığına yönelik karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ve 2020/504 Esas - 2022/117 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin istinaf sebebinin değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı ve davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.