T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/407
KARAR NO: 2024/1156
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2021
DOSYA NUMARASI: 2019/666 Esas - 2021/419 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki gereği cari hesap alacağına ilişkin, 17.11.2016 tarihinde Borç Tasfiyesi Protokolü imzalandığını, bu protokole uyulmaması sebebiyle İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe davalı şirket tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, borç tasfiye protokolünde borcun kabul edildiğini, bu protokole uyulmaması sebebiyle 49.965,07 TL tutarında cari hesap alacaklarının olduğunu, buna istinaden başlatılan 49.965,07 TL cari hesap alacağı, 11.703,46TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 61.668,53 TL tutarlı icra takibine karşı yapılan itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle haksız itirazın reddi ile icra takibinin devamına, itirazdan ötürü takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak ... Anonim Şirketi gösterilmiş olup dava açılış tarihinden sonra 17.12.2019 tarihli Genel Kurul Kararı ile davalı şirketin ünvanı değişerek gerekçeli karar başlığında belirtilen ... ünvanını almış olup, değişiklik Uyap sistemine ve karar başlığına dercedilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/06/2021 tarih ve 2019/666 Esas - 2021/419 Karar sayılı kararı ile; " Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce dava dilekçesi, İstanbul Anadolu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında cari hesap alacağına dair ticari ilişki mevcut olduğu, davacı tarafça alacağına ilişkin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu, 19/11/2020 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılında başladığı ve 2018 yılına kadar devam ettiği, davacı tarafın 31/12/2018 tarihi itibari ile davalı yandan cari hesap alacağı olarak 49.965,07 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında 17/11/2016 tarihinde düzenlenen Borç Tasfiye Protokolüne göre 17/11/2016 tarihi itibari ile davacı tarafın davalı taraftan 53.972,88 TL alacaklı olduğu, dava konusu alacak tutarının borç protokolü bakiyesi ile ilgili olmadığı, her iki tarafın cari hesap ekstrelerinin karşılaştırılması sonucu bakiye olan 49.965,07 TL tutarın her iki taraf cari hesap ve defter kayıtlarında mutabakat içinde olup birbirini doğruladığı, mevcut protokoldeki alacak bakiyesinin 17/11/2016 tarihli olduğu bu tarihten 31/12/2018 tarihine kadar ticari ilişki devam ettiğinden herhangi bir faiz hesabı yapılamadığı hususları rapor edilmiş olup, bilirkişi raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça 49.967,07 TL ana alacak ve 11.703,76 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 61.668,53 TL üzerinden takip yapılmış ise de, tespit edilen alacak miktarının 49.967,07 TL olduğu, davacının işlemiş faiz talep edebilmesinin borçlunun temerrüde düşürülmesi şartına bağlı olduğu, icra ve dava dosyasında ise borçlunun temerrüde düştüğüne dair herhangi bir noter ihtarı bulunmadığından davacı tarafın işlemiş faiz talep edemeyeceği, 3095 sayılı yasaya göre tarafların ticari şirket olduğu dikkate alınarak faaliyetin ticari iş sayılması ve ticari temerrüt faizi talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber, davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında asıl alacak 49.967,07 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacak 49.965,07 TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %21,50 oranında ticari temerrüt faizi uygulanmasına, 3-İİK 67/2. maddesi gereğince 49.965,07 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 9.993,01 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından itirazın iptali davasının kısmen kabul edilerek; itirazın iptaline, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasının asıl alacak 49.965,07-TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %21.50 oranında ticari temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacak üzerinden 9.993,01-TL icra inkar tazminatı verilmesine karar verildiğini, ancak icra takibinde talep ettikleri, 11.703,46-TL'lik işlemiş faize ilişkin kısmı reddetmiş olduğunu, İstinaf sebeplerine ilişkin olarak; Reddedilen kısımla ilgili olarak gerekçede, ''davacının işlemiş faiz isteyebilmesinin borçlunun temerrüte düşürülmesi şartına bağlı olduğu, ''icra ve dava dosyasında ise borçlunun temerrüte düşürüldüğüne dair herhangi bir noter ihtarı bulunmadığından davcı tarafın işlemiş faiz talep edemeyeceği,(...)'' şeklinde belirterek işlemiş faiz istenemeyeceğine hükmetmiş olduğunu, ancak bu hükmün hatalı olduğunu, zira gerekçeli kararda da yer bulan ve dosyaya sundukları 17.11.2016 tarihli borç tasfiye protokolünde borcun ödeneceği son vade olarak 01.12.2017 tarihinin belirlendiğini, TTK 10. Maddenin; " Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar. " hükmünü içerdiğini, buna göre ticari iş olduğu ve ticari borç olduğu tartışmasız alacaklarının faizinin vade bitimi olan 01.12.2017 tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, temerrüte ilişkin ihtarname olmadığından bahisle takip tarihinden itibaren başlatmanın hatalı olduğunu, ayrıca buna bağlı olarak yargılama giderlerine kabul ret oranın göre hükmedilmesi ve karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurma gereği doğduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak gerekçelerle; - İstinaf başvurularının kabulüne, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, - İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/666 E. - 2021/419 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın asıl alacak ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin kısmının kabulüne, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş, işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacının davalıdan olan cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili için taraflar arasında 17/11/2016 tarihli borç tasfiye protokolü akdedildiğini, davalının bu protokole aykırı davranarak bakiye cari hesap alacağını ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış ve dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıalar inkar edilmiş sayılmıştır.6098 sayılı TBK'nın 117/1 maddesine göre; Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 17/11/2016 tarihli borç tasfiye protokolüne göre borcun ödeneceği son vade tarihinin 01/12/2017 tarihi olduğunu, bu tarihin geçmesi ile borçlunun temerrüte düştüğünü ve davacının işlemiş faiz talebine hak kazandığını, Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine ve red edilen kısım için davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili her ne kadar taraflar arasında akdedilen 17/11/2016 tarihli borç tasfiye protokolüne göre borcun ödeneceği son vade tarihinin 01/12/2017 tarihi olduğunu, bu tarihin geçmesi ile borçlunun temerrüte düştüğünü iddia etmiş ise de; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibi dayanağı olarak cari hesap alacağı gösterilmiş ve 17/11/2016 tarihli borç tasfiye protokolüne dayanılmamıştır. Bunun yanında tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin borç tasfiye protokolü ve protokolde belirtilen son vade tarihinden itibaren 31/12/2018 tarihine kadar devam ettiği, davalı tarafından son vade tarihinden sonra yapılan bir kısım ödemelerin de davacı tarafından kabul edildiği ve böylelikle son vade tarihinin zımni olarak değiştirildiğinin davacı tarafından da kabul edildiği, icra takibine sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin iş bu dava konusu olan icra takip dayanağının cari hesap alacağı olduğu ve davacı tarafından söz konusu alacak için davalının icra takibinden önce temerrüte düşürülmediği anlaşıldığından Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine ve reddedilen kısım için davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 199,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 228,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.